DR. Timur Yılmaz

DR. Timur Yılmaz

Köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ergen Beyni

A+A-

Ergen Beyni!

Ergenlik kendine has düşünce ve davranış şekli olan bir dönem. Hem ebeveynler hem de ergenin kendisi için zor yıllardır bunlar. Bol bol kavga, çekişme, tartışma içeren bu dönem birçok kitaba ,filme konu olmuştur. İnsanların ergenlik döneminde abzürd davranmaları o kadar alışagelmiş bir durumdur ki suç işledikleri takdirde cezai indirim bile alırlar, 

Peki evrensel sayılabilecek bu dönem sinir bilimi tarafından ne kadar aydınlatıldı? Her türlü davranış,düşünce,duygu mercek altına alındığına göre , bu üçünün de darma duman olduğu bu özel dönem, sebep-sonuç ilişkisine oturtabilir mi? Ergenliğin evrimsel-sosyolojık temellerine birde biyolojik bilgileri eklenirse neler değişir? Gelecek nesillerin ergenlikleri yeni bilgiler ışığında nasıl atlatılabilir? Gelin hep beraber bu soruların cevabını bulmaya çalışalım.

Önce neden ergenlik diye bir dönemimiz var ondan bahsedeyim size. İnsan tüm memeliler arasından doğduğu gün ve yaşlılığı arasında beyin yapısı en çok değişen canlıdır. Bunun en temel sebebi; ayakta durabilmek ve ellerimizi kullanabilmek için leğen kemiklerimizin birbirine yaklaşması buna bağlı olarak da çok dar olan doğum kanalından bebeklerin doğabilmesi için insan yavrusunun diğer memeli yavrulara göre erken doğmasıdır.

Yani insan evladı doğduğunda olgunlaşmamış bir sinir sistemi ile doğar. Gözler tam görmez, dengeyi sağlayamaz, yürüyemez, dişleri ise çıkmamıştır gibi. Bütün yavrular arasında bizim yavrumuz ebeveynine en bağımlı olandır. Bunun temelinde her şeyde olduğu gibi beynimiz vardır. Diğer canlılarda yavrular tama yakın olgunlaşmış bir beyin ile doğarlar ve bundandır ki o canlıların beyin ile ilgili bütün işlevleri “iç güdü” dediğimiz önceden programlanmış kalıplara uygun olarak çalışır. İnsan evladında ise kişinin “kim” olacağının yanıtı,   daha gelişmemiş olan bu beyin yapısının yıllar içerisinde çevre ile etkileşimine göre nasıl değişeceğine bağlıdır….    

Bir bebek ve erişkinin beyindeki toplam sinir hücresi sayısı  neredeyse aynıdır. Esas fark hücrelerin birbirleri ile kurduğu bağlantıların sayısı,yapısı,kombinizasyonu yani konnektom dadır. Her insanın hayatında en çok beyin bağlantısına sahip olduğu yaş ortalama 2 yaş civarıdır. İki yaşından sonra beyindeki değişiklikler yeni köprüler kurmaktan ziyade, .çevre etkileşimleri (epigenetik) ve kalıtsal (genetik) faktörler ışığında budama dediğimiz bir yöntemle fazla olan köprülerin azaltılması ile gerçekleşmektedir. Yani beyin dokusu asla sabit durmamaktadır. Sürekli olarak bazen artan bazende azalan köprücükler ile deneyimlerimiz, konektomumuzu birşekilden birşekle doğru değiştirmektedir. Her beyin eşssiz olduğu gibi her beyinin her yaştaki konektomuda eşsizdir.

Ergenliğe geldiğimiz zaman bu sürekli olarak değişen konnektomumuz çok özel bir durum sergiler. İstek , arzu , ödül ve haz gibi durumların yönetiminden sorumlu olan bölgeler en yüksek düzeyine ulaşır. Bundandır ki ergenlik dönemi cinsel yönelim, madde bağımlılığı, alışkanlıkların düzenlenmesi, kişilik yapısının genel oryantasyonu gibi konuların sağlıklı ve veya sağlıksız örgütlenmesinde son derece önemlidir. Öte yandan karar verme, mukayese yapma, etrafta olup biteni tartma gibi beyin bölgeleri ise daha henüz çok gelişmemiştir  ve gelişimini 25 yaş civarında bitirecektir. Özetlemek gerekirse ergen beyni bir çocuğun aklına ama bir erişkinin isteklerine sahiptir. 

En başta anlatığım gibi insanoğlunun beyin yolculuğu en çok şekil değiştiren beyin yolculuğudur. Ergenlik dönemi kişiden kişiye fark gösterse de neredeyse evrensel olarak her bireyin hayatında yaşadığı en ızdıraplı dönemlerden biridir. Bunun temelinde biyolojik yapımız ve az önce bahsetiğim bazı bölgelerin çok bazılarının ise az gelişmiş olmasıdır. Yani aslında son derece doğaldır. 

Bir ergeni davranışlarından dolayı eleştirmek , azarlamak aslında biyolojik bir temel ile kavga etmekten farksızdır. Kısa boylu birisine öğle olduğu için kızmak yada doğştan kör olan birisi ile dalga geçmekte en az bu davranış kadar saçma ve çirkindir.

Peki bu biolojik bilgiler ışığında sinirbilimi hem ergen hemde ebeveynler için nasıl önerilerde bulunabilir. Burada iki önemli kelime size çok yardımcı olacaktır. Farkındalık ve iletişim. Çok klişe olduğunun farkındayım ancak anlatmama izin verin. 

Farkındalık  son yıllarda çok moda bir kelime haline geldi ancak sinirbilimi açısından çok özel bir konumdadır. Orbitofrontal ve frontal korteksimizin temelinde yüklendiği bir alandır ve size az önce anlatığım dengesiz olarak çalışan bölgelerin uyumlu hale getirilmesinde son derece önemlidir. Yani  İstek , arzu , ödül ve haz bölgeleri üzerinde inhibitör (engelleyici) bir etkisi olduğu gibi  karar verme, mukayese yapma, etrafta olup biteni tartma konularında daexitasyon (artırma) görevi vardır. Yani bütün bu kaosun temeline etki eden bir silahtır.

İletişim ise öte yandan bu kaotic ortamı atlatamadığınız takdirde bu hem bireyin kendi içinde hemde ebeveynler ile yaşadığı çatışmanın daha az zarar ile atlatılmasında çok önemlidir. Yalnız burada iletişim ile kastedilen şey ebeveynlerin sürekli sorular ile ergeni sorguyaçekmeleri yada tam tersine ben ona karışmıyorum hiç şeklindeki davranış şekli değildir. Bunlar taruzkar veya ihmalkar ebeveyn davranışlarına en iyi örneklerdir. İletişim ile kast edilen iki denk bireyin birbirlerine kendileri veya çevreleri hakkındaki düşüncelerini , sırlarını, duygularını , fantazilerini iki denk birey olarak karşılıklı bir alışveriş ile ortak pay ve fayda üzerine anlatmalarıdır. Yani ebeveyn ergenin cinsel yönelimi hakkında konuşmak istiyorsa burada masaya yatırılan lk başta kendisi olmalıdır.

Biraz futurizm yapılacak olursa çok yakında birçok utopik veya distopik teknolojiyi her iki taratın eline geçecek gibi. Ebeveynler düşünce okuyabilen kasklara;  ergenler ise bunu hakleyen programlara sahip olacak. Farkındalık serumları bioteknoloji dükkanlarında satılacak; ergenler ise bunun antidotlarını techno-torbacılardan alabilecekler gibi gözüküyor. Yani temelinde var olması için bu kadar sebep varken,  teknoloji bu uçurumu ancak dahada arttıracaktır.

Son olarak ebeveynlerin bir dönem kendilerininde ergen olduklarını hatırlamalarını istiyorum. Ergenlerin ise beyinlerinde olup bitenlerden dolayı böyle davrandıklarını  akıllarında tutmalarını. (ebeveynleri yüzünden değil yani)  Bunun çok etkili bir karşılıklı anlaşma olacağını düşünerek yazımı bitirmek istiyorum.

 

Gelin Canlar Bir olalım….. Bu dünya kimselere kalmaz……

Uzm.Dr.Timur YILMAZ

Önceki ve Sonraki Yazılar