Yargı hiçbir zaman bağımsız ve tarafsız değildir ve olamaz!

Selah Özakın

Yargı hiçbir zaman bağımsız ve tarafsız değildir ve olamaz!

Ön not:

3 Şubat’ta, Ali İsmail Korkmaz davasını 5 Şubatta da Mehmet Ayvalıtaş davasını izledim. Ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.

 

Kendimi bildiğim ilk günlerden, yani 1950lerden bu yana Menderesleri, Demirelleri, İnönüleri, Ecevitleri, Özalları, Çillerleri, Erdal İnönüleri, Mesut Yılmazları, Erbakanları, son olarak da Tayyipleri ve üç askeri darbeyi yaşadı coğrafyamız.

Şimdi sayısını anımsayamayacağım kadar çok gözaltı, tutuklama ve yargılanma yaşadım.

Ne yargıdan ne de güvenlik güçlerinden bağımsız ve tarafsızlık beklemedim.

Nasıl bağımsız ve tarafsız olsunlar ki?

Adına “DEMOKRASİ” denilen ulussuz sermaye diktatörlüğünün hükümetleri, parlamentoları, yürütmeleri, yasamaları ve yargılarından oluşan iktidarlarının koyduğu kurallar, işçilerin, emekçilerin ve tavrını emekten yana koyanların değil, elbette temsil ettiği sınıfın çıkarlarını gözetecekler.

Ulussuz sermayenin egemenliğine son vermek için çabalayanlara karşı tarafsız olabilirler mi hiç?

GEZİ AYAKLANMASI’ından bu yana, gerek güvenlik güçlerinin, gerekse yargının halka karşı tutumu ve insanların giderek, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız ve tarafsız olmadığını yaşayarak görmekteler.

Ve halk, ulussuz sermayenin “DEMOKRASİ”sinin nemenem yalancı ve yutturmaca bir demokrasi olduğunu, gerçek demokrasinin halk demokrasisi olduğunu ve gerçek adaletin bu mahkemelerde değil, bizzat kendinin yani halkın iktidarıyla gerçekleşeceği bilincine, acı deneyimlerle ermekte.

Ve ulussuz sermayenin baskı ve şiddetini giderek artırması, halkın, yılgınlığa kapılmasına ve teslim olmasına değil, tam tersi, demokrasi ve özgürlük isteyenlerin birleşmesine ve giderek direncini çoğaltmasına yarıyor.

Bu halk, en basit bir hak arama durumunda bile, hak yiyenin sınıfsal konumuna göre kararlar alındığını gördükçe, artık egemenlere karşı sınıfsal bilincin şart olduğunu, Türk, Kürt, Laz, Ermeni, Alevi, Sünni ayrımı gözetmeksizin emekçilerin birleşmesi gerektiğini, her gün biraz daha kavrıyor.

Yani kısacası halk, gerçekleri yaşayarak görenler olarak, birleşmekten başka yolu olmadığını görüyor.

Sizin anlayacağınız, ulussuz sermayenin iktidarı sertleşerek ve ezenlerden yana açıktan tavrını koyarak kendi sonunu hazırlıyor.

Selah

15:15

05 02 2014

SON NOT: Şu altında, “GÜCÜ ÖZGÜRLÜĞÜNDE” yazan HABER TÜRK’ün, Tayyip’ten aldığı komuta uyan yönetmeni MEHMET FATİH SARAÇ’la Başbakan arasındaki telefon kayıtlarının ortaya çıkması da, medyanın da ne kadar bağımsız olduğunu ortaya çıkarması açısından önemli bir belgedir.