Milletvekillerine ayrıcalıklı statü

Kuşkusuz imzaların geri çekilmesi, önerinin yasalaşmasını etkilemez. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 2004 yılında verdiği bir kararında da belirtildiği gibi, "bireysel imzaların geri çekilmesi kolektif iradenin oluşmasını engellemez." Yani imzalar geri çekilse bile, TBMM Başkanlığına verilen yasa önerisi geçerlidir.

Milletvekillerine ayrıcalıklı statü sağlayacak yasa önerisi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilmiştir. Öneriye tüm partiler birlikte imza atmışken daha sonra CHP, MHP ve BDP’li üyeler imzalarını çektiklerini açıklamışlardır.
 
İmzaların geri çekilmesinin iki önemli nedeni; kamuoyunun tepkisi ve Başbakan’ın “haberim yoktu” açıklamasıyla önerinin siyasal sorumluluğunu muhalefetin üstüne yıkma girişimi olmuştur.

Kamuoyunun tepkisi başlangıçta da bilinmesi gereken bir olgudur. Çünkü aşağıda açıklanacağı gibi geçmişte örneği çokça yaşanmıştır. Bu nedenle böyle bir yasa önerisine imza konulması hukuk devleti ilkesine ve siyasal etiğe uygun olmamıştır.

İkincisi ise haklı ve yerindedir. Çünkü AKP Grup Başkanvekillerinin imza koyduğu, hele hele kamuoyunun tepkisini çekeceği baştan belli olan bir öneriden Başbakan’ın bilgisinin olmaması düşünülemez. Üstelik lider sultasının katıksız uygulandığı bir siyasal partide, Genel Başkan’dan habersiz böylesine önemli bir yasa önerisinde bulunacağına “sağır sultan” bile inanmaz.

Bu nedenle imzaların geri çekilmesi yerinde olmuştur ve haklı gerekçeye dayanmaktadır.

Kuşkusuz imzaların geri çekilmesi, önerinin yasalaşmasını etkilemez. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2004 yılında verdiği bir kararında da belirtildiği gibi, “bireysel imzaların geri çekilmesi kolektif iradenin oluşmasını engellemez.” Yani imzalar geri çekilse bile, TBMM Başkanlığına verilen yasa önerisi geçerlidir. Nitekim imzaların geri çekilmesine karşın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu yasa önerisini kabul ederek Genel Kurula göndermiştir.

Üstelik, imzaların çekilmesiyle yasa önerisinin hukuken sakatlandığı düşünülse bile, AYM’nin yasaları biçimsel yönden denetleme yetkisi Genel Kurul’daki “son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığının” saptanmasıyla sınırlı olduğundan, ne yazık ki, yasa önerisinin biçimsel yönden sakatlanmasının bir önemi bulunmamaktadır.  

Ancak olayın siyasi etik yönü çok önemlidir. TBMM üyelerinin kendilerine ayrıcalıklı statü kazandırma girişimi ilk kez olmamaktadır. Milletvekilleri ödenek, yolluk, sosyal hakları ile emeklilik aylık ve tazminatlarını artırma girişimleri 1966’da başlamış, 1986 yılından itibaren yoğunluk kazanmıştır.[1] Çıkarılan çok sayıda yasayla sorun çözülmeye çalışılmış, bu yasaların tümü AYM’nce iptal edilmiştir.[2]

Üstelik milletvekillerine ayrıcalık tanıyan önceki yasal düzenlemeler “eşitlik” ve “hukuk devleti” ilkelerine aykırı bulunup iptal edilmiştir. Son dört yasa (3671, 3855, 4049, 4234) ise, Yasama Organı’nın AYM iptal kararlarını dikkate almaması, aynı konuda yeniden yasa çıkarması nedeniyle iptal edilmiştir. AYM’ne göre, daha önce iptal edilen kurallarla “aynı” ya da “benzer nitelikte” düzenleme içeren yasalar, Anayasa’nın “AYM kararlarının bağlayıcılığına” ilişkin 153. maddesinin son fıkrasına aykırı olur ve salt bu nedenle iptal edilmeleri gerekir.

AYM, 153. maddeye göre iptal için kurallar arasında “özdeşlik”, yani “amaç, anlam ve kapsam yönlerinden benzerlik” aramaktadır. Yani Anayasa Mahkemesi, Yasama Organı’na, “benim Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiğim kuralları, aynı ya da benzer nitelikte yeniden kabul edemezsin” demekte ve hukukun üstünlüğü adına önemli bir ders vermektedir.

Kuşkusuz yalnızca Anayasa Mahkemesi kararını etkisiz kılmak için çıkarılan ilk yasa olan 3671’in bu nedenle iptal edilmesinden sonra TBMM üyelerinin 3855, 4049 ve 4234 sayılı yasaları kabul ederek Anayasa’ya aykırı tavırlarını sürdürmeleri, hukuk devleti ve siyasal etik yönünden çok düşündürücüdür.

Sorunu yasayla çözemeyeceklerini anlayan milletvekilleri, çareyi, Anayasa’nın TBMM üyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemlerine ilişkin 86. maddesini değiştirmekte bulmuşlardır. 3 Ekim 2001 gününde kabul edilen 4709 sayılı yasayla, milletvekillerine ayrıcalıklı statü tanıyan kurallar bu kez Anayasa’ya konulmuştur.

10. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer, Anayasa’da değişiklikler yapan 4709 sayılı yasanın diğer maddelerini, yürürlüğe girmek üzere yayıma gönderirken; milletvekillerinin ödenek, yolluk ve emeklilik işlemlerinde değişiklik yapan maddeyi halkoyuna sunmaya karar vermiştir. TBMM üyelerinin özlük haklarını ilgilendiren düzenlemenin halkoyuna sunulma gerekçesi, “üyelere yönelik her türlü olumsuz eleştiriyi önlemek” olmuştur.
İlgili madde, Anayasa’nın buyruğu doğrultusunda, halkoyuna sunulmak üzere Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Ne var ki, kendileri için ayrıcalıklı düzenleme yapan milletvekilleri, bu maddenin halktan onay almayacağını bildikleri için, maddede yeniden değişiklik yapıp, eski kuralı getirerek konunun halkın hakemliğine götürülmesini önlemişlerdir.

Milletvekillerinin kendileri için ayrıcalıklı yasal düzenleme yapma çabası özlük haklarıyla sınırlı değildir. 16 Temmuz 2004 gününde kabul edilen 5229 sayılı yasaya, “Bakanlar Kurulu veya Yasama Organı üyeliğinde geçen süreler akademik unvanın kazanılması için gerekli sürelerinde değerlendirilir” kuralını koymuşlardır.

Bunun amacı, örneğin doçent akademik unvanına sahip olan milletvekillerine, yasama organındaki sürelere dayanılarak profesör akademik unvanının verilmesinin sağlanmasıdır.

10. Cumhurbaşkanımız bu yasayı da bir kez daha görüşülmesi için TBMM’ne geri göndermiş; TBMM üyeleri bu ayrıcalıklı düzenlemede direnemedikleri için, öneri yasalaşamamıştır.
Siyasilerin kendi çıkarları doğrultusunda yaptıkları düzenlemeleri bitirmeden,
-                            AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı önce milletvekili, sonra Başbakan yapan Anayasa ve yasa değişikliklerini,
-                            Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erdoğan’ın cezasını evinde çekmesi için çıkarılan 75 yaş yasasını,
-                            Bakan ve milletvekillerinin haklarındaki fezlekelerin ortadan kaldırılması için çıkarılan vergi barışı ya da affı yasalarını,
Anımsatmanın görev olduğunu vurgulamak gerekir.
Bir konuyu daha anımsatmakta yarar görülmektedir. 1961 Anayasası’nın 82. maddesinde, TBMM üyelerinin aylık ve ödeneklerine yapılan zam ve eklemelerin, sonraki dönem milletvekillerine uygulanacağı kurala bağlanmıştı. Böylece milletvekilleri “kendilerine ayrıcalıklı düzenleme yapıyorlar” eleştirilmesinden kurtarılmışlardı.
Ne var ki, siyasi etik yönünden son derece önemli olan bu düzenleme 1971 yılı Anayasa değişikliğiyle (1421 sayılı yasa) maddeden çıkarılmıştır. 1982 Anayasası da ne yazık ki, bu duyarlı düzenlemeden yoksun bırakılmıştır. Bu nedenledir ki milletvekilleri doğrudan kendi özlük haklarını artırıcı yönde düzenleme yapabilmektedirler.



[1] 1966, 1971, 1979, 1986, 1988, 1990, 1992, 1994, 1995 ve 1997 yıllarında çıkarılan, sırasıyla 751, 1425, 2254,   3284, 3430, 3671, 3855, 4049, 4104 ve 4234 sayılı yasalar
[2] 1966/44, 1972/11, 1980/45, 1986/28, 1988/11, 1993/5, 1994/83, 1996/39, 1998/17, 1999/19 sayılı kararlar