Mahkemeden sonra

Bülent Esinoğlu

Uzun ince bir yoldayız.
Ya karanlığın da, karanlığı, zifiri karanlığın içine gireceğiz, ya da birleşe birleşe aydınlığa doğru yol alacağız.
Bu gün 5 Ağustos 2013, yani Mustafa Kemal Paşaya, 5 Ağustos 1921 yılında, Başkomutanlığın verildiği gün.
O gün de, ülkenin üzerinde “bölünme” kara bulutları, ülkeyi kâbus gibi sarmıştı.
Ülkeyi yönetenler, o gün de bugünkü gibi, emperyalistlerle işbirliği içindeydiler.
O gün de Nemrut Mustafa Mahkemeleri vardı. Bu günde…
O günkü gibi, “milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
O gün Sevr’i dayatıyorlardı, bu gün Açılım adı altında bölünmeyi dayatıyorlar.
O gün Mustafa Kemal Paşanın kellesini istiyorlardı.
 Bu gün onun yetiştirdiği ordu komutanları ve aydınlarının kellesini istiyorlar.
Silivri Mahkemelerinde “Düşman Hukuku” geçerlidir.
Hukuk, adalet ve insanlık beklemek beyhudedir.

Düşmandan vicdan beklenmez
Burada Ülkücülere, MHP’lilere bir çağrım var.
Haksızlıklara ve bölünmeye karşı çarpışanlar için, “hele çarpışsınlar sonra bir bakarız” basiretsizliği ile mücadeleyi seyrederlerse, yarın sıra onlardadır.
Bu gün Doğu Perinçekler, Başbuğları götürürler, yarın sizi.
Şimdilik, önde çarpışanları götürüyorlar.
Ya sonra…
CHP tam olmasa da, konuyu anladı ve mücadelenin orasından burasından girdi.
Bu mücadelenin galibi şu parti veya öteki parti olmayacaktır.
Kazanan Türk halkı olacaktır.
Silivri Mahkemesinde, ABD ve PKK’ya verdikleri sözü yerine getirdiler. PKK ile savaşanları mahkûm ettiler.
İç yıkıcılar ve onların dış destekçileri meydanlardan yıkılacaktır.
Öyle büyük stratejist falan olmaya gerek yoktur.
Meydanları çoğaltalım yeter.
Sözün bittiği yerdeyiz.