Körler Dilleri İle Görebilir mi?

DR. Timur Yılmaz

Doğuştan  kör olan insanlar bir gün yardımcı cihazlar sayesinde bizler gibi görebilecek mi? Ya da biraz daha abartsak ;dillerinde bir çip olsa ,o sayede görseler mesela. Bilim kurgu filmlerine romanlarına konu olur bu. 

Peki bunu çoktan yaptıklarını ve bir sürü hastada denendiğini söylesem . Kör insanların dillerinde ki bir çip sayesinde, bulundukları oda da ki eşyaların miktarını ve yerlerini bilebildiklerini . Bunu kendileri tam olarak tarif edemeselerde “görüyorum” diye adlandırdıklarını biliyor muydunuz?. 

Sinir bilimi sayesinde bundan 100 yıl 1000 yıl önce “büyü” “mucize” diye adlandırılabilecek olaylar cep telefonu seviyesinin altında bir teknoloji ile yapılıyor. “ Körün gözlerini açtı “baya baya mucize biliyorsunuz. Şimdi sizlere bu teknolojiyi anlatmama izin verin. 

Önce normal görme işlemini anlatarak başlayalım. Önünüzde duran bir elmayı görmekten örnek verelim. Güneş kaynaklı ışık demeti karşınızda duran elmaya çarpıp oradan gözünüze gelir. Gözünüzün retina tabakasındaki ışığı algılayan fotoreseptörler bu ışık enerjisini elektro manyetik enerjiye çevirirler. Bu durumda gözünüzde milyonlarca hücrenin elektrik aktivitesinin oluşup oluşmamasına göre tıpkı bir bilgisayar dosyasının yazılımı gibi 0 -1 lerden bir kod oluşturulur. Elma için bu mesela 0010011 olsun. Şimdi göz siniriniz bu bilgiyi beyninizin görme alanına gönderir ordan da bu bilgi beynin kelime, hafıza, tad, anı ,farkındalık, açlık, uzaysal-mekansal alan gibi bir sürü bölgesine elektromanyetik hızla iletilir. Yani 0010011 kodu beyninizin bütün bu alanlarında belirince (her birinde farklı bir kod olarak) bilinç-zihin kompleksiniz “elmayı görür”.

Kör olan insanların gözlerinde , görme sinirilerinde bazende görme alanlarında sorunlar vardır. Bundan dolayı aslında beynin görme olgusu ile görevlendirilmiş yonlarca alanı sağlam olmasına rağmen elmayı göremezler. Yani muhteşem bir televizyonunuz var ancak sadece kablo tv var evinizde ve televizyonun kablo tv girişi yok. Ekran simsiyah

Ne kadar korkunç dimi. Siz birkaç saniye buna katlanmanın ne kadar zor olduğunu hayal ederken dünyada milyonlarca kör bununla yaşamak zorunda. Ve biliminsanları dışında mucize veren de yok. 

Peki televizyonun kablo tv girişi olmadığı için ekran siyahsa bu kader midir? Televizyonun usb, hdmi çıkışları varsa o zaman elmayı görebilir miyiz?… 

Şimdi gözleri olmadığı için yada doğru çalışmadığı için kör olan deneklerde kullandıkları teknolojiye gelelim. Bu insanlar için ortasında  kamera bulunan bir gözlük geliştirmişler.(Brain port) . Bu kamera tıpkı cep telefonlarımız da ki gibi önünüzdeki alanı sürekli çekmektedir. Yani gözlerin yapamadığı etraftan gelen ışığın algılanması görevini bu kamera üstleniyor. Bu aşamada yapılması gerekilen şey kameranın algıladığı bu görüntünün beynin algılayabildiği sinirsel iletim diline çevrilmesi ve görme alanına iletilmesi

Bunu kameradan çıkan kabloları beyine takarak yapmak bugün daha mümkün değil. Sebebi basit ve anlaşılır. Çünkü kameranın görüntüyü dönüştürdüğü yazılım , görme alanının anladığı dilden değil. Hatırlarsanız bu görüntü gözlerde ki retina tabakası sayesinde bir koda dönüştürülüyordu ve sinirler aracılığı ile beyinde ışık hızında bir yolculuga çıkıyordu.  . Peki acaba beyine zaten takılı olan başka bir duyu sistemi kullanılarak beyinin görme yetisini kullanması sağlanabilir mi? 

Aynen de bunu yapmışlar. Gözlükte ki kamera önünde duran objelerin yakınlığı, keskinliği, yogunluğu gibi basit temel özellikleri yorumlayan bir yazılım ile donatılmış . Ve bu bilgi aynı hastaların diline yerleştirilen bir çip ile dil organında bulunan duyu sinirlerinin uyarabilecek hale getirilmiş . Yani kameraya gelen ışık bu aygıt sayesinde ; dil organının aslında bambaşka bir işlev için donatılmış olan duyusal sinirlerin de,  başka bir anlamda ifade eden bir koda dönüştürülmüş. 1101011 gibi mesela.  İşte burada ilginç olaylar başlıyor

Denekler bir hafta gibi kısa bir süre sonra bile (ki bunlar hayatlarında hiç birşey görmemiş insanlar) zihinlerinde daha önce  görmedikleri şeyleri görmeye başlayabildiklerini bildirmişler. Doğuştan kör  insanların renk ,şekil ,doğru gibi şeylerin nasıl gözüktüğünü anlatmaları çok zor olacağından bu denekler içleri eşyalar dolu odalara koyulup çıkışı bulmaları istenmiş . Değnekleri yada yol gösterici köpekleri olmadan başarılı bir şekilde eşyalara çarpmadan çıkışı bulabilmişler.

Peki bu nasıl olabilir. Nasıl olurda alına koyulmuş bir kamera , eşyaların yakınlığı -uzaklığı gibi bilgileri dile yerleştirilen bir çip aracılığıyla beyinin bambaşka bölgelerine hemde bambaşka kodlar ilettiği halde;  beyin bunu görme olarak işleyebiliyor. Burada beynimizin plastisite denilen özelliği devreye giriyor. Yanı uyum sağlama, yeniden öğrenme, kaybolan köprülerin yeniden inşası, iç iletişim gücü diyebileceğimiz muhteşem özelliği. Bu denekler üzerinden anlatmama izin verin 

Deneklerin beyninde ki görme alanları ve bununla ilgili iletişim halinde olan bütün alanları sağlam. Sadece bu alanlara esas veri girişi mümkün değil. Sinir bilimi sayesinde geliştirilen cihaz aslında son derece basit - etkili bir işe yarıyor. Etrafdan gelen ışık verilerini göz ve göz siniri ile bu alanlara ulaştırmaktansa , dil ve onun kendine has duyu sistemine bu veriyi sunuyor. Bu deneklerin  dil-tad duyuları ve bunun ile ilgili beyin alanları sağlam. Beyin sonuçta etraftan gelen verilerin nasıl sunulduğu ile ilgilenmez. Her canlıya ait beyinler birbirinden farklı uyaranları algılayabilecek şekilde evrimleşmişlerdir . Bazı canlılar ısı ile görme , bazıları ise ses dalgalarının yansıması şeklinde görmeyi becerebilmişlerdir.  Beyin bilgi aldığı sürece nasıl aldığı ile ilgilenmez . Veriyi alır işler ve bilinç-zihin kompleksimize sunar. 

Bu teknolojiye “Sensory Substition” deniyor. Yani duyu-değişimi. Beyin bölgelerinin sağlam olması şartı ile veriyi toplayacak organın çalışmamasından dolayı doğan engellerin saglam diğer duyu organlarına bu verinin iletilmesi sayesinde yapılıyor. Yani beyin zamanla, dil organı ile kendisine iletilen bambaşka kodları görme alanları ve onun ilintilerine yönlendiriyor. 

Bunu sadece görme ve dil ikilisinde yapmadılar. Benzer teknoloji sağır insanların giydikleri titreşimli bir yelek içinde kullanıldı. Yani bu sefer de normalde işitme sinirinin yapması gerektiği veri sunumunu , gövdedeki titreşimleri algılayan duyusal sinirlere yaptırdılar. VEST teknolojisi deniyor buna. Bu gömleği giyen doğustan sağır insanlar 5 gün içerisinde konuşulan kelimeleri duyabilmeye başladılar ve yine testler ile bu kanıtlandı. 

Yazımın sonuna biraz  Fütürizm katmama izin verin. Eğer duyular sayesinde esas tasarlandıkları veri sunumunun yanında başka verileri de beynimize sunabilirsek ve beyin verilerin  esas yaratılışlarından farklı olmasına rağmen bu veriyi işleyebiliyor ve anlayabiliyorsa ; neden şu an sahip olduğumuz duyular ve onların verileri ile yetinelim

Taktığımız bir gözlük, bir yelek, bir çip sayesinde sürekli olarak borsada ki trendlerin   , sosyal medya hesaplarımızın , haberlerin, bulunduğunuz bölgenin google harita görüntüsünün , etrafımızdaki insanların bize olan mesafesi, duyguları, düşüncelerinin ; beynimize , bilinç yada bilinç dışımıza sürekli olarak iletildiğini düşünün. Ve beynimizin günler yada haftalar içerisinde bunu sıradan normal bir duyu gibi algılayıp işlediğini.

Neden sadece bize sunulan ve milyonlarca yıllık evrim sürecinde kalıtılan insansı özelliklerimize yetinelim ki… Sizce insan yetinir mi ?

Yeni bir insan türünün belkide biraz NİETZCHE varide olsa “Üst İnsanın” ya da bu aralar daha popüler olan adı ile “HOMODEUS” ‘un doğmasına şahitlik ediyoruz.

Bu bir utopia mı olacak?  distopia mı?… merakla bekliyorum…

Nöroloji Uzmanı/Sinirbilimci  Uzm.Dr.Timur YILMAZ

https://twitter.com/drtimuryilmaz

https://www.facebook.com/doktortimuryilmaz/