Karşılıklı operasyonlar ve Ordu!

Bülent Esinoğlu

 Operasyon sözcüğü toplumsal yaşamımızın bir parçası olduğundan bu yana, her olayı savaş mantığı içinde, anlamak ve yorumlamak kaçınılmaz oluyor.

Bizlerin yıllardır yazdığı, söylediği, artık herkesin bilineni haline gelen, gladyoyu bir kez daha ifade edelim.

NATO’ya bağlı ülkelerde, NATO’nun hükümetleri ve devleti denetlemek, yönlendirmek üzere yerleştirdiği, gizli operasyonel organizasyondur.

Yerli uzantıları vardır. Akıl ve strateji Amerika’dan gelir.

Gelen bu stratejiye uygun olarak, yerli işbirlikçiler uygulamaları yürütürler.

Her kritik noktada, gladyonun elemanı vardır.

Siyasi partiler içinde ideologları, önemli sivil toplum kuruluşları içinde, birinci veya ikinci adamları, ya da ideologları gladyonun elemanıdır.

Çok sayıda köşe yazarları vasıtasıyla, diğer köşe yazarlarını yönlendiren yazarları vardır.

Bilfiil silahlı operasyon yapan, suikast tertipleyen elemanları, siyasete şiddet yolu ile yön verenlerdir.

Gladyo, sadece Cemaatin içinde yoğun bir şekilde örgütlü olmasının ötesinde, MİT, ordu ve hükümet kanadında da örgütlüdür.

İhsan Sabri Çağlayangil’in “CIA altımı oyuyor” sözünü burada hatırlamalıyız.

Bunları nereden biliyorsunuz derseniz, NATO ülkelerinde, bilhassa İtalya’da, Gladyonun tasfiye sürecindeki olanları okursanız, işin vahametine çabucak vakıf olursunuz.

17 Aralık’ta başlayan operasyon göstermiştir ki, gladyo ikiye bölünmüştür.

Operasyonel kısmının Cemaatin elinde kalmış olduğu anlaşılmaktadır.

AKP iktidarı öncesinde, ordunun içinde olan gladyonun önemli bir kısmı, orduya operasyon yapılacağı için, emniyetin içine taşınmıştı.

Eşbaşkalık bunu gerektirdiğinden, AKP kendi eliyle, gladyoyu cemaatin içine getirmişti.

“Ne istediler de vermedik” ifadesi bunun karşılığıdır.

 

Şimdi emniyetin içinde, yeni tayinler ile temizlemeye çalıştığı kişiler bunlardır.

Böyle baktığımızda, yerli gladyonun yönetimi Cemaatin elindedir.

Daha önce, cemaat ve hükümet bir olmuş, darbe demokrasi tellallığı altında, ordu içindeki Kemalist subayları Silivri’ye taşınmıştı.

Tabi ABD’nin asıl amacı, sermaye ihracının ve ulusal pazarların tekeller eliyle kontrol edilmesiydi. Buna engel olan parti, aydın ve subayları enterne etmekti.

Evet, operasyonlar yapıldı. Özelleştirmeler ile ulusal pazarlar yağmalandı.

Ancak toplumsal ahenk bozuldu. İşsizlik artı. Kavga çoğaldı.

Halk devrimlerinin işaretleri belirdi.

Hem halkın gazını almak, hem de kendi kazanımlarını sürdürmek adına, ABD yeni bir operasyona girişti

Bu kez orduyu kullanamadığından, sadece cemaatin elindeki gladyo ile bu işi yapmaya çalışıyor.

Ne cemaat operasyonu durdurabilir, ne de cemaat ve onun arkasındaki Amerika…

Birisi, birisine üstün gelmek zorundadır. Artık bu iki taraf, düşmanları ile işbirliği yaparlar. Ama aralarında uzlaşamazlar.

Taraflar kelle düşürmeden, bu savaş durmaz.

Bu gün yeni bir gelişme daha oldu.

Erdoğan, düşmanlarının sayısını azaltmak adına, bir işe girişti. TSK Erdoğan aynı cephede yer aldı.

TSK’nın komutanları, Türk halkı önünde, Amerikan operasyonuna karşı kendisini koruyamayan bir duruma düşmüştü. Bin subayı esir alınmıştı.

Buradan şunu söyleyebiliriz. Silivri’nin boşaltılması yakındır.

Olur mu, olmaz mı önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Çünkü bunların birbirlerini suçlamaları öyle bir aşamaya gelecek ki, iki tarafın da, suçluluğu halkın nezdinde netleşecektir.

Her ikisinin de, bir zamanlar, birlikte Amerika için çalıştıkları ortaya çıkacaktır.

 Muhalefet alternatif olmadığından, o da gladyodan medet umduğundan, seçimlerdeki belirsizlik daha da artacaktır.

Mahalli secimler bu savaşın gölgesinde yapılacaktır.

30.12.2013, bulentesinoglu@gmail.com