İSTİFA ETTİM ÇÜNKÜ...


Vicdan ne önemli şey! Ne haysiyetli... Vicdan sahibi olmak artık kanatlarla uçmak gibi. İnsanlığa ütopik.
 
Yavşak medya...Ne haklı direniş, direnişim. İstifa ettim, ettik iki kadın... İnanması zor geldi insanlara ama hiçbir dayanağımız yoktu gerçekten. İkimizin cebindeki para bırak dönüp dolaşıp sana dönmeyi, kendini çeviremiyordu.
 
Direniş... Çok değerli çok. Sonu sosyalizm diye kızıl bayrakları çıkarmamıştık halbuki. Sadece insandı aslımız. Hakkını isteyen bir millete sırt çevirmekti sayfalarımızı çizmek. Gazetecilik ne sakıncalı meslek oysaki. Ya kendini düşüneceksin ya halkını... O zaman basit adımlı mantıkla ilerleyelim. Kendini düşünürsen ne mi oluyor? Bir halt olmuyor. Biz televizyon fenomeni olan babasının vefat etmesi üzerine programcı olanları izliyoruz ya da şaşalı spikerlerin arkasındaki dayıları. Yoksa bizden iyi olduklarına değil, onca okulludan...
Biz yıllardır mankenleri spiker, haberci yapan zihniyetli medyadan izliyoruz ülkemizi. Yani sen iktidarı yalasan da üç kuruş paraya çalışan piramit işçisi olmaktan çıkamıyorsun. "Vileda gazeteciliği" yapmak yazık eder evladına, annene, halkına. Halka ihanettir. Dağa çıkanı suçlayanlar, kalemiyle katliam yapıyorlar... Yıllardır...
 
Çok az paralardan bahsediyorum, çok az. Orta halli bir işadamının bir gecede meze parası kadar. Evet böylesine çalışıyor medyadaki insanlar. O nedenle gururu tercih etmek zor değil. Polise ne derler: Limon sat, gururunla yaşa... Halkı görmemek, yok saymak, halk hareketini hiçe koymak vicdanda yer bulmaz... Susman için yapılanlar da cabası. Samimiyetsizlikler arası sahte samimiyet söyleşileri. Dürüstlük öylesi can sıkıcı öyleleri için. Cambaz ipinde ateşli etek giyen soytarılar misali. Elçi değilim, böyle öğrenmedim, hayır...hayır...
 
Diğer yol mu? Diğer yolu ben tercih ettim sanırım. Üç maymunu oynamak da cinayet zanlısı olmaktır. Elime, kalemime kan bulaşacaksa etmişim böyle mesleğin içine. Biz böyle okumadık ki... Bize önce vicdan dedi büyüklerimiz. Önce insanlık. Yani biz o zaman, olmadığımız halde, çok daha iyi bir Müslüman, çok daha iyi bir milliyetçiydik, milliyetçiyiz. Oysa çok milliyetçi olduğunu savunanlar ya göstermedi ekranlarından olup biteni ya da faşistlerin gözünden verdi, halkına paydos diyerek...
 
Medya çalışanlarına kızmayan diyen fikre ne desem nereden tutsam bilmiyorum. "Sendikamız yok" lafı pelesenk olmuş, korkaklığa bahane... Yoksa yok arkadaş, emek senin emeğin; gurur senin gururun, diploma senin diploman, kazandığın zaten emeğine değmez. E deli misin be dostum? Sendika aranacağına, yoldaşına güven az. Sırt olmayı da bil, omuz olmayı da. Şikayet etmektense, kendini "emir kuluyum" diye eziklemektense gözünü karart biraz. On kişinin sesi üç kişiden çok çıkar. Sandığından çok daha değerli medya çalışanları... Ruhun kötüyse, yalamaya meyilliyse o ayrı... Sizi muhattap bile almıyoruz. Limon sat yani, yaşayacaksın diye...
 
Velhasıl, ne zengin koca planlarımız var ne de prezentabl maaş hedefimiz; ne dayımız ne de sermayemiz. Biz böyle öğrendik, cahil kalana sosyolojik olarak hakkımız helal değil... Faşizme boyun eğmeyecek kalemlerimiz...
 
Not: Yazamadığım ve direniş süreci boyunca "Neredesin ey Ecekız, ne diye yazmıyorsun" diye ülkenin dört bir ucundan mail atan, mesajla ulaşan, arayan soranlar, gururlandırdığınız gibi ekmek soğanla yaşam mücadeleme can kattınız. Çok hoşsunuz, tatlısınız ne yalan söliim