İslamcılık öldü mü?

Dr. Hasan Vasfi Altay

İslamcılık Osmanlı’da Abdülhamit döneminde ortaya çıktı. Temel amaç dağılan Osmanlı’yı hilafet çatısı altında toplamaktı. Abdülhamit genellikle Araplara yakınlık göstermiştir.Öte yanda, terminolojik olarak İslamcılık kavramını Türkiye’de ilk kez Ziya Gökalp’in kullandığı ifade edilir.Mehmet Akif Ersoy ve Eşref Edip de İslamcı kişiliklerdir. İslamcı yazar Ali Bulaç 19. yüzyılın ikinci yarısından önce İslamcılığın olmadığını söylüyor. “Olmaması doğaldı, çünkü zaten Osmanlı devleti, kurucu ideolojisi ve iyi-kötü meşruiyet çerçevesi İslam olan bir devletti; zaaflarına rağmen Osmanlı Daru’l İslam’dı” diye ekliyor. Dünya üzerinde İslamcılığın ortaya çıkışı 18-19. yüzyıllarda Hıristiyan dünyasının İslam ülkelerine karşı saldırganlığının artması ve ekonomik baskı dönemlerine rastlamaktadır. İlk dönemde Cemaleddin Afgani (Afganistan), Reşit Rıza (Suriye), Muhammed Abduh (Mısır) gibi isimler İslamcı bir ekol yaratmışlardır.20. yüzyılda Seyyid Kutub (Mısır) ve Ali Şeriati (İran) bu siyaseti sahiplenen kesimin öncüleri oldu. Bu insanların temel argümanı İslam’ın Kuran’a göre yaşama geçirilmesidir.Peki, günümüz Türkiye’sinde iktidardaki İslamcılığın böyle bir şiarı var mı? Yok.Ancak, Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay İslamcılığın aktif olarak yaşatıldığını iddia ediyor. Muhalefette olduğu kadar iktidarda da İslamcılığın süreceğini, 19. yüzyıl İslamcılığının da aslında bir iktidar ideolojisi olduğunu söylüyor. Zaman Gazetesi yazarı Mümtazer Türköne ise buna karşı çıkıyor: “İslâmcılık muhalefette iken dört başı mamur bir eylem çağrısı ve iktidar programı idi. İktidar olduğunda eyleme gerek kalmaz, programlar görevini tamamlamıştır”. Türköne sözlerine dayanak olarak başbakanın Mısır konuşmasını örnek veriyor.İhvan’a “Din ile devlet işlerini karıştırmayın” demesini.İslamcılığı yaşatmaya kalkmayı ölüyü diriltmeye benzetiyor.Yasin Aktay ise Türköne’yi öldü sandığı İslamcılığa otopsi yapmakla suçluyor.Yandaş medyanın iki gülünden hangisi haklı peki?Bir başka muhterem,Zaman Gazetesi yazarı İhsan Dağı da şöyle sormuş:“İktidarda olup da 'İslamcılık' yapmak mümkün mü? Enerjisini, toplumsal desteğini ve fikri cevvaliyetini önemli ölçüde muhalefette olmanın dinamiklerine borçlu olan İslamcılık iktidar olunca da sürdürülebilir bir kimlik ve program mıdır?” Sorduğu sorunun yanıtını yine kendisi veriyor:“İktidarda İslamcılık yapmak kolay değil, ama ‘iktidar İslamcılığı’ mümkün. Ancak buradaki ana ‘özne’nin İslamcılık değil ‘iktidar’ olduğunu hatırdan çıkarmamalı. Ayrıca bütün bu işlerin de ‘seküler’ bir zeminde cereyan ettiğini...”. Bu üç yandaşın teğet geçtiği husus şu:İslamcılar için temel mesele İslamcılığın yaşaması veya yaşatılması değil, kavram ve kurallarıyla İslam’ın yaşaması olmalıydı. Gerek Türkiye’de, gerekse Ortadoğu’da İslam düzeneğinin çekirdeği çıkarılmıştır. Belki eşyanın tabiatı böyle. İslam ülkelerindeki dejenerasyon İslamcı aydınlarda bir kaygı uyandırmıyor.Ahlaksızlık, hırsızlık, rüşvet, irtikap, faiz, borsa, tefecilik önü alınamaz biçimde artıyor. Hemen her İslam ülkesinde bir Yahudi bezirgan saltanatı sürüyor.Buna karşı bir felsefe üretilmeyip yalnızca İslamcılık tıraşlanıp parlatılmaktadır.Son dönemde ABD BOP projesi temelinde Ortadoğu’da kurduğu ittifaklarla Samuel Huntington’un “Medeniyetler çatışması” tezine takla attırmaktadır. Lakin, özde Huntington’un haklılığı tartışılamaz. Büyük Ortadoğu Projesi sanal ve geçici bir konsensüsü ifade etmektedir. Sermayenin sarmalında medeniyetler çatışmakta olup, İslam dünyasının kaybetmesi kaçınılmazdır. Hıristiyan-Yahudi ittifakının karşısında tutunamayıp, aynı zamanda birbirleriyle de çatışan Ortadoğu Müslümanlığı kendi kendisini törpülemektedir. İslam dünyası batının yüz yıl gerisindedir. Yakın tarihte, Türkiye İslamcılığıönce İttihat ve Terakki’ye, arkasındanCumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kurucu felsefesine karşı kilitlenmiştir. Aydınlanma süreci tepeden inme olunca karşıtlarını da beslemiş ve keskinleştirmiştir. Öte yanda bu ülkede İslamcılığı 100 yıldır besleyen kaynak emperyalizmdir. Benzer bir süreç 19. yüzyılda Çarlık Rusya’sında yaşanmıştı. Rus çarı, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin birliğini engellemek ve Türk kültürünü ezmek için radikal İslam’ı kullanmıştır. Bizzat Çariçe Tataristan’da, Kırgızistan’da Kuran okulları açtırmıştır. Kurtuluş savaşından itibaren kurucu Cumhuriyet bağımsızlıktan yana olurken, ilk İslamcı gruplar İngilizlere yakın durmuştur. Günümüzde AKP İslamcı bir partidir. Aynı zamanda ABD’nin sağlam bir müttefikidir. Muhalefette de, iktidarda da İslamcılığı bırakamaz. Çünkü halkla kurduğu iletişimin dili yalnızca İslamcılıktır.Başbakana, tartışmadan, kendisini kritik etmeden halktan oy devşiren kimliği Müslümanlık.Ancak devlet pratiğinde Medine İslam’ı hiçbir zaman yer bulamayacaktır. Paranın yeşili İslam’ın yeşiline galebe çalmaktadır. Dolayısıyla İslamcılık Türkiye şartlarında Amerikan evanjelizmi gibi yalnızca siyaset motorunun bir dişlisi olmaya mahkumdur. Kapitalizme ilişen Müslümanlık bu ülkeye şeriatı getiremez.İhsan Dağı bile İslamcıların yönetim anlayışındaki sekülariteye vurgu yapıyor. Bu ülke sola olduğu gibi şeriata da bir hayli uzaktır. Karl Popper, Hayek, Friedman gibilerin zehri akmıştır bu topraklara. Hülasa, Ortadoğu İslamcılığı geçmişte olduğu gibi batı emperyalizminin enstrümanı olmaya devam edecek. Ne zamana kadar? Uyduruk Arap baharı yerine, dünya halklarının gerçek devrim ve demokrasi ateşi yanana kadar. Üçüncü dünyada, vahşi kapitalizmin yerini ortak üretip ortak üleşen, emeğe dayanan bir sistem alana kadar. Aydınların gerçek mücadelesi, var oluşlarının temel gerekçesi de budur.

HAMİŞ: Koçum dedik, tosunum dedik, her türlü iltifatı ettik. Ama muhterem ağzından bal damlatmaya devam ediyor. Sabuklamaları diz boyu. İsmail’in anası bellenmişmiş de, evli kadınlara iftira atılmış. Filan fıstık. Sokak kültürüne vakıf olmadığım için neden ve kimden söz ettiğini bilemiyor, adamın derdini de anlayamıyorum. Gazetesini beğenmedim diye kaynıyor bu kez. Star Gazetesi beğenilecek bir nesne mi dostlar? Bir de bana namus dersi vermeye kalkmış. Bir iktidar yağdanlığı bir devrimciye namus dersi veremez. Anladık, Kemalistlere düşmansın, peki sosyalistlerle derdin ne? Yoksa, hala 6. filoyu korumak mı istiyorsun? (İslamcılar genellikle 6. filoyu korurlar). Sen bu Hasan’ın yakasını bırak da kuzucuk, Akit’teki Hasan’a ilişiver. Senin ruh ikizin. Senin yazılarınla onunkiler arasında pek fark yok. Hem de akil birisi. Kaliteyi tutturamadın eleman. Ayrı bir terbiye edinmek için ziyadesiyle kartlaşmışsın. Ben de seni çizdim artık. Senden mizah nesnesi bile olmaz. Yürü git şimdi. Tansiyon yapma.