Halk bu mektubun neresinde?

Bülent Esinoğlu

 Cemaatin başındaki Molla, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına bir mektup yazmış. İlle bizi barıştırın diye…

Kimle kim barışacak?

Türkiye Başbakanı Erdoğan ve Cemaat…

Peki, barışmaları ne demek?  Devlet içinde, ikinci bir devletle birlikte devam edelim demek…

Aslında böyle bir mektubun Devletin en tepesindeki birisine yazılmış olması bile bir cüretin,devlet içinde alınmış bir mesafenin göstergesidir.

Cemaat ve iktidarı elinde bulunduranların aralarındaki çatışmanın nedenini anlamaya çalıştığınızda, ortaya şunlar çıkıyor.

Cemaatin, ne Cumhurbaşkanı ne de, Erdoğan’la ideolojik bir ayrılık içinde olmadığı biliniyor.

Hepsi aynı kökten geliyor. Ve aynı düşmana karşı mevzilenmiş durumdalar.

Bu çatışma; bir tarafta halk, öte tarafında da başkaları var diye olmuyor.

Bu çatışmanın hiçbir yerinde halk yok ki…

Kim kiminle, ne için çatışıyor ya da ne için barışıyorlar?

Kimin malını kimle paylaşıyorsunuz da, aranızda barış antlaşması imzalansın istiyorsunuz?

Bu mektup, iktidarı elinde bulunduranlarla, iktidarın gayri resmi ortakları arasındaki bölüşüm kavgasının faş edilmesidir.

Kavgaları yok sayalım da, yolumuza devam edelim mektubudur.

Öyle kolay değil. Halk kimlerin kimlerle hangi çerçevede ortaklıklar kurduğunu anladı.

Cin şişeden çıktı.

Artık isteseniz de barışamazsınız. Çünkü halkın daralttığı ateş çemberi etrafınızı sardı.

Yanlış anlaşılmasın diye bir kez daha söylemekte yarar var.

Bir zamanlar kanunsuzlukları birlikte yapanların hiç birisinin yanında olamayız.

Öcalan’a af çıkarmak için Ergenekon Tertibindeki yurtseverleri çıkarıp, buradan elde ettiğiniz zeminle, yolunuza devam edeceğinizi düşünmeyin.

Türk ordusuna kumpası sadece Cemaat kurmadı. Siyasi iktidar işin içinde olmasaydı, Cemaat tek başına orduya karşı bu tertibi kurabilir miydi?

Bir şeyi daha hatırlamakta fayda var.

Kumpas kurulurken birlikte olanlar, sadece Cemaat ve siyasi iktidar değildi. TSK’nın içinden de, bu kumpasa destek ve yardımcı olanlar vardı.

Kimi kasaptaki ete soğan doğruyordu, kimi de, yargı çözer diye bunlara yardım ediyordu.

Şimdi halk kime inanacak? Siyasi iktidara mı, TSK’ya mı, cemaate mi?

Çözüm; Türk halkına kumpas kuranların, ulusal devletle savaşanların hepsinden kurtulmaktır.

Ama her şeyden önce Amerika’dan kurulmaktır.

Amerikancı laik ile Amerikancı Cemaatçi arasında da bir fark yoktur.

6.1.2014, bulentesinoglu@gmail.com