Direniş derinleştikçe...

Bülent Esinoğlu

Sanıyorlardı ki bu iş birkaç gün sürer sonra da herkes evine çekilir. Bu böyle sanan sadece iktidar sahipleri ve Erdoğan değildi. Meclis'teki muhalefet de böyle düşünüyordu.

Sanıyorlardı ki, bu iş birkaç gün sürer, sonra da herkes evine çekilir.
Bunu böyle sanan sadece iktidar sahipleri ve Erdoğan değildi.
Meclisteki muhalefet de böyle düşünüyordu.
Onun için muhalefet, başlangıçta hareketin içinde görünmeyi önemli saydı.
Lakin durum hiç onların düşündüğü gibi değildi.
Direniş sürdükçe ve derinleştikçe, aşağıda analizini yapmaya çalıştığım durumlar ortaya çıktı.
Buna direnişin erken sonuçları da diyebiliriz.
-Gerçekten halka inanmayıp da, halk hareketinin önüne geçmeye çalışanlar.
-Halkın direnişi kendilerini aşınca, hareketi kırmak için gerçek yüzlerini gösterenler.
-Halk hareketini öteden beri besleyen, büyüten, aydınlatanlar da, halkta ki bu “bilinç patlaması” karşısında yeterince örgütlenme becerisi olmayanlar.
-Halk hareketini Soros Hareketi olarak değerlendirenler. (Yiğit Bulut ve bunun gibiler.)
-Amerikan faşizminin kendisi.
Tabiatı gereğince, böyle bir bilinç patlamasına maruz kalan halk, ilk hareketlenişinde, “iktidar hedefi ile yola çıkmaz.”
Kervan biraz da, yolda düzülür.
Onun ilk hedefi; kendisini aşağılayan, malını yağmalayan işkence yapanına yönelir.
Başlangıçta dağınık gibi görünen, iktidar muhalifi halk, kendi gerçek önderini bulacaktır.
Bu sekiz günlük halk muhalefetinin köklerinin Silivri’de, Hastal’da olduğunu unutmayalım.
Zaten mevcut iktidar baştan onları kendi iktidarı için tehdit görüp, Silivri’ye göndermişti.
Hareket karşısında ne yapacağını bilenler ve bilmeyenlerden yola çıkalım.
Öncelikle Kılıçdaroğlu’ndan başlayalım.
Kılıçdaroğlu halka inansaydı, halkın yanındaki kitlelere önderlik eder, kendi iktidarının yolunu açardı.
Halka inanmayıp, Batılıların kurduğu mafya tarikat düzenine inandığı için; düzenin destekçisi olmak üzere, Abdullah Gül’e koşmuştur.
Zaten düzenin sermayesi de, Erdoğan’dan ürkmeye başlamıştı. Onların da, düzenin böylece devam etmesi adına, çözüm olarak gördükleri, Gül’dü.
Peki, Kılıçdaroğlu Gül’e doğru koşarken, tabanı nereye koştu?
Meydanlara…
Bahçeli’yi anlatmaya gerek yok.
Amerikancı düzenler kurulurken de, Amerika’nın yanında yer aldı. Amerikancı düzenler tehlikeye düştüğünde de, Amerikancı ve şeriatçıdüzenlerin yanında yer aldı.
Hiçbir zaman milliyetçi olmadı. Milliyetçiliği; sol ve Kürt karşılığı olarak, şeriatçı oldu.
Bahçelinin kaderine bakın ki; onun tabanı da meydanlarda.
Kurt işareti yapıp, Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye tempo tutuyorlar.
Sekiz gündür yaşadığımız direnişin gerçek önderi Mustafa Kemal’dir.
Halk Mustafa Kemal’in kurduğu düzenin yıkılıp, yabancıortaklı tekellerin eline geçmesinden hoşnut değildir.
Onun için yeniden Mustafa Kemal demektedir.
Direniş derinleştikçe, sahte muhalifler açığa çıkacak, hareket; temizlene, temizlene kendi önderini bulacaktır.