1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. NAZLI ILICAK CEZAEVİNDEN YAZDI;KANDIRILDIM
NAZLI ILICAK CEZAEVİNDEN YAZDI;KANDIRILDIM

NAZLI ILICAK CEZAEVİNDEN YAZDI;KANDIRILDIM

Bir yandan ekonomik kriz, bir yandan ülkenin 4 bir yanında dökülen kanlar, yolsuzluk, hırsızlık,cinayet diz boyu, öte yandan olup biten her şeyin sorumluları kandırılmış halde. İşte bir kandırılma hikayesi daha.

A+A-

Posta gazetesi yazarı Nedim Şener, Cemaat soruşturması kapsamında tutuklanan Nazlı Ilıcak’ın cezaevinden kendisine gönderdiği mesajı köşesinde yayımladı. 

İŞTE "YANILDIM" YAZISI 

15 Temmuz kanlı darbe girişimi FETÖ konusunda Nazlı Ilıcak’ın gözünü açtı. FETÖ soruşturmaları kapsamında Bakırköy Kadın Tutukevi’nde kalıyor.

Gözaltına alındığında yıllarca savunduğu hatta “Her Taşın Altında Cemaat mi Var?”diye kitap yazdığı FETÖ için “Yanıldığımı, bu yapılanmanın bir örgüt olduğunu 15 Temmuz sonrasında gördüm. Daha önce bilseydim, ne orada yazardım ne de orada bulunurdum...” dedi.

Hatta bir adım daha ileri giderek “Fakat anladım ki 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonu gibi gözükse de darbe faaliyetinin ilk adımları olduğunu 15 Temmuz göstermiştir” dedi. Hrant Dink cinayetinde sorumlu olan FETÖ’cü istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'i koruduğu için kendisiyle çok sık karşı karşıya geldik.

Cinayetten sorumlu polisleri korumasının yanlış hatta suç ortaklığı olduğunu söyledim, yazdım. İnadından hiç vazgeçmedi. Eleştirdiğim bir konu da gazetecilerin yargılandığı OdaTV iddianamesinde “Şikayetçi” sıfatını taşımasıydı.

Nazlı Ilıcak bunun da 14 Şubat 2011 ve 3 Mart 2011’de OdaTV operasyonlarını yürüten kaçak FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz’ün kendisine kurduğu bir kumpas olduğunu açıkladı.

Kızı, Aslı Ilıcak aracılığıyla cezaevinden gönderdiği not şöyle; “Savcı Zekeriya Öz, Odatv iddianamesini hazırlarken, Soner Yalçın’da ele geçen belgeler arasında benim de ismimin yer aldığı not defteri dolayısıyla ifademe başvurmuştu. Bu notta benim gazeteci G.C. ile yakın bir münasebetim olduğu ileri sürülüyordu.

Ben böyle bir şeyin mümkün olmadığını, çok yakın arkadaşım G.C.'nin meslektaşım, eşi C.’nin de arkadaşım olduğunu ifade ettim. Bunun üzerine Zekeriya Öz, ‘Şikayetçi misiniz?’ diye sordu. Ben de notta yazan gibi bir durumun olmadığını, bunun açıklığa kavuşması için şikayetçi olacağımı söyledim.

OdaTV iddianamesi 29 Ağustos 2011’de kamuoyu ile paylaşılınca, ‘Şikayetçi’ olarak tek benim ismimin yazıldığını ve iddianamenin böyle hazırlandığını gördüm. Hemen avukatlarım aracılığıyla (O zamanlar Sabah’ta çalışıyordum.

Oradaki avukatlar bakıyordu davalarıma) şikayetimden vazgeçtiğimi bildirdim. Uzun uğraşlar sonucunda bu ancak 23 Ocak 2012’de gerçekleşebildi.

Savcı Zekeriya Öz’ün OdaTV soruşturması için bana kumpas kurduğunu şimdi anlıyorum. Küçücük bir nottan yola çıkarak ağzımdan ‘Şikayetçiyim’ lafını yakalayarak davayı üzerime yıkmıştır.” Nazlı Ilıcak’ın, hayatın acı ve kanlı bir şekilde tekzip ettiği “Her Taşın Altında Cemaat mi Var?" kitabıyla ilgili bir özeleştiri yapması da yerinde olur.

Bundan sonra itirafçıların yararlandığı “etkin pişmanlık” imkanlarından yararlandırılarak tahliyesi en doğrusu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler