1. YAZARLAR

  2. Esef Merdoğlu

  3. UZMAN ÇAVUŞ VURSAYDI ! "SAKAL BIYIK TÜKÜRÜK"
Esef Merdoğlu

Esef Merdoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

UZMAN ÇAVUŞ VURSAYDI ! "SAKAL BIYIK TÜKÜRÜK"

A+A-

 

2014 yılında, teröristler tarafından kaçırılan ve serbest bırakılan askerlerimiz vardı. Terör örgütü serbest bıraktıktan sonra; uzman erbaş olanları ki nasıl olsa işten atmak kolaydı ya...  disiplinsizlik, düşük sicil, kendisinden istifade edilememe ya da çok ceza aldıkları gerekçeleri gibi nedenlerle işten atılı vermişlerdi. Onlar, kaçırılırken, bellerinde şahsi tabancaları olmalarına rağmen, çekip sıkmadılar. Sıkamadılar. Çünkü kendilerini kaçıranlar ölürlerse masum köylü ya da masum kaçakçı sayılırlar. Provokasyona uymamak için kaçırılmalarına da razı geldiler. kaçırılan askerin durumu: sakal-bıyık ve tükürük. 

 

Diyarbakır'da birlik içerisine girerek bayrağımızı indirme cür'etinde bulunan şahıs olayında, demişlerdi ya: "asker neden çekip vurmadı, görevini yapmadı". Pekiyi vursaydı ne diyeceklerdi. Askerin durumu orada da sakal-bıyık-tükürük... 

 

Diyadin'de de... durum böyleydi. 

 

Uzman Çavuş U.S.'de kaçırıldı ve serbest bırakıldı. Sonra "neden oradaydın, neden yolculuk yapıyordun" diye soruşturma açıldı. "kovuşturmaya yer yok" dedi savcı.

 

Birliği, işten attı. Spor yapamıyor, eğitimde zayıf, disiplinsiz vb. bir yığın da başkaca  uydurma gerekçeyle...

 

Uzman Çavuş U.S. Mahkemeye verdi. Hakim ve dört üyenin adaletine teslim etti konuyu. Beş kişiden oluşan mahkeme heyetinin üçünün oyu ile, oy çokluğu ile kazandı, şimdi görevine geri dönecek. 

 

Ancak, mahkeme kararı çok ilginç.

 

Bu aşamada, küçücük bir parantez açarak; sizlere en kısa şekilde ve herkesin anlayabileceği şekilde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi yapısı konusunda bilgi vermek isterim. 

 

Mahkeme beş kişilik bir heyet tarafından karar verir. Bu beş kişinin, birisi mahkeme başkanı.  Diğer dört kişilik heyetin ikisi hukuk eğitimi almış subaylardan oluşuyor. Heyetteki düşer iki subayın ise hukuk eğitimi yok. Atanarak geliyorlar, atanarak gidiyorlar. Sonraki atamaları için de, terfileri için de sicil bekliyorlar. Sicili veren taraf ise, davalarda taraf olan kuvvet komutanlıkları ya da genelkurmay. Hoş diğer hukukçu üyelerin de sicilleri yine mahkemeye taraf olan genelkurmay tarafından veriliyor. Yani demem o ki; kişi olarak nasıl insanlardır bilme ama, burada yargı bağımsızlığı zedelenmiş durumdadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakim ve savcılarının, atamalarını, terfilerini düzenleyen kendilerine ait bir örgütleri yoktur. Bütün davalarda taraf olan, TSK tarafından atama ve terfileri düzenlenir.

 

Şimdi, bir önceki tek satırlık paragrafa dönebiliriz:

Kaçırılıp serbest bırakılan Uzman Çavuş U.S.’nin görevine dönmek için kazandığı dava oy çokluğu ile kazanıldı. Hatta mahkeme kararında, “Mesleğinde başarılı iken, sicilleri yüksek iken son birkaç ayda verilen cezalar ve sicillerin hepsi, kaçırılma olayından sonra yaşanmıştır. Bu cezalar ve sicilinin düşürülmesi objektif değildir” ibareleri açıkça işlemiştir. Ve oylama yapıldı. Üç üye U.S.’nin lehinde, iki üye ise, U.S.’nin aleyhinde.

 

İşte aleyhte oy veren, yani “görevinden atılması iyi olmuş, geri dönmesin” diyen iki üye ise, TSK’nin atadığı ve hiçbir hukuk eğitimi olmayan ama oy hakkı olan iki üyedir.

 

Bir dipnot:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Türkiye 18 Mayıs 1954’te sözleşmeyi onaylamıştır)

“MADDE 138. – Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez…

“MADDE 139. – Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.”

“MADDE 140. – Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve savcılar eliyle yürütülür. Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler… Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

 

Bir dipnot daha: (Askeri Hakimlik ile ilgili DGM’lerin kapatılmasından önceki, AB’nin ülkemiz hakkındaki raporu. Bu rapordan sonra DGM’ler kapatıldı)

Türkiye bakımından AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde asker üye bulunmasını –yasalarda askeri hakim bakımından bağımsızlık ve tarafsızlık teminatı öngörülmüş olsa bile- bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine aykırı bulmuştur. 

 

ŞİMDİ:

U.S. mahkeme kararındaki, aleyhte oy verenler de, lehte oy verenler de… Maaş ödemeleri, ödül ve terfileri, cezalandırılmaları, atanmaları… TSK tarafından yapılmaktadır. TSK aynı zamanda bu davanın müdahilidir, tarafıdır. Olmasa dahi, bu mahkemedeki hukukçu olmayan üyelerin orada ne işi vardır. Hukukçu olan üyelerin dahi terfi ve özlük işlemleri Genelkurmay ve MSB tarafından yapılmaktadır. Avrupa İnsan Hakalrı Sözleşmesinin birkaç maddesini yukarıda yazdım. Tekrar okuyunuz. 1602 sayılı AYİM’leri kanununa göre oradalar ise, bu kanun anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı değil midir?

Haa bir de; bunu ben görebiliyorsam, bu devleti yönetenler nasıl göremiyorlar… Ya da görüyorlar da görmezden mi geliyorlar…

 

Aslında yazımı burada tamamlayacaktım. Bir cenaze haberi gelmeseydi… Yazımla çok alakalı ve vicdan sahibi herkesin ve özellikle, AYİM heyetinin ağlamaları gereken bir durum ve cenaze haberi geldi. Umarım, son nefesinde helallik vermiştir, bu mahkemeye ve bu mahkemenin yapısı ile ilgili kanunu yazanlara. Zira bütün tarafsızlığımla hem ağlıyor hem yazıyorum…

 

Lösemi hastalığı ile mücadele eden, Havacı Uzman Çavuş Hüseyin PALALI öldü. Önce hastalığına sonra sisteme yenildi… Her TV yayınında sarf ettiğimiz bir cümle vardı:  “adam kanser olmuş. 90 günden fazla istirahat alırsam atılır mıyım” diye düşünüyor. “Ölür müyüm, kalır mıyım” diye aklına gelmiyor bile… Diyorduk. İşte o örneğini verdiğimiz kardeşimiz, Hüseyin PALALI idi. Ve MSB kanunu düzeltmeye çalışmıştı. Uzman Erbaş Kanunu 10. maddeye ek yaptı. Şöyleydi o ek: “Kanser olursa, ve doktor tedavisi uzun sürecek diye raporda belirtirse ilişiği kesilmez” Palalı Uzmana yetişmedi o kanun.  İlişiği kesildi… Aylarca yokluk çekti, ilik nakli oldu. Malulen emekli oldu…

11178620_10153224413083320_993366986_n.jpg

OYAK dedi ki, maluliyet yardımı yapmayız… AYİM’e dava açtı Palalı.  GATA Asker hastanesi rapor verdi: “çalışamayacak kadar hasta değilsin, çalışabilirsin…” AYİM heyeti davayı reddetti. OYAK da, mahkeme kararı ile yardım etmedi. Dava açmasını gerektirmeden yardım edebilecekken, Hüseyin PALALI’nın maluliyet yardımı olan 54bin TL’yi tasarruf etti…

 

Palalı uzmanın yürüyen bir davası daha vardı. TSK Dayanışma Vakfı maluliyet yardımı yapmamıştı. O da mahkemeye verdi. Tam da ölmeden 15 gün önce, AYİM merhumu hastaneye sevk etti. Yardım yapmayı gerektirecek kadar hasta mıdır? Diye sorulsun hastaneye dedi…

 

GATA acaba hala, “SAĞLAM” kararı verir mi?

 

Darmadağını bir yazı yazdım bu sefer… Ne yapalım, konular darmadağınık… Ve ağlayarak yazdım, dönüp imlaya bakmadım. Kurguya bakmadım.  Herkesin anlayacağı bir dilde yazmaya özen gösterdim… uzun oldu ama özeti bu kadar… Daha Hüseyin Palalı’nın iki evladını, tıbbi maskeyle hastane yatağında kutladığı doğum gününü… U.S.’nin işten atıldığı esnada nişan töreni yaptığını, bütün hayatının alt üst olduğunu yazmadım… Umarım sıkılmamışsınızdır…  Zira ben bu yaşadıklarımdan SIKILDIM…

11128731_10153224413118320_1357130077_n.jpg

NOT: Bahsettiğim konularla ilgili mahkeme kararlarını da paylaşıyorum sizlerle…  Ola ki, imza sahipleri de görür. Ola ki; Mahşerdeki hesap gününde, PALALI ile ilgili verecekleri savunmaları hazırlarlar… Zira bakın, PALALI UZMAN sosyal medyada ne paylaşmış. 

11173712_10153224413033320_873752468_n.jpg

11164100_10153224413038320_1764354525_n.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
16 Yorum