1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. Taksim'de son sözü halk söyledi: 'beton değil ağaç!'
Taksim'de son sözü halk söyledi: 'beton değil ağaç!'

Taksim'de son sözü halk söyledi: 'beton değil ağaç!'

Taksim'de son sözü halk söyledi: 'beton değil ağaç!'

A+A-

Taksim'de son sözü halk söyledi: 'beton değil ağaç!'

Yusuf Yavuz

Koruma Kurulu'nun red kararı verdiği Taksim Gezi Parkı'nın yerine yapılması planlanan Topçu Kışlası projesi,  Başbakan Erdoğan'ın "Topçu Kışlası'nı yapacağız. Kurul reddetmiş. Biz de reddi reddedeceğiz" açıklamasının ardından onaylanarak proje için düğmeye basıldı. Ancak Taksim Dayanışması gönüllüleri projeye karşı sesini yükseltiyor. Bugün sanatçıların da destek verdiği basın açıklamasında, "Son Söz' halkındır ve halkın söylediği olacaktır: Beton değil, ağaç!" denildi.

Kurul'un projeye onay veren nihai kararını yargıya taşımaya hazırlanan meslek odaları projeye karşı hukuk mücadelesi başlatma kararı aldı. Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği adına bugün yapılan konuyla ilgili basın açıklamasına ise sanatçılar da destek verdi.
Pelin Batu, Arzu Gamze Kılıç ve Muhammet Uzuner'in katıldığı Galatea Sanat Galerisi'nde yapılan basın açıklamasına, Taksim Dayanışması gönüllüleri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.

ÖNCE KARAR ALINDI SONRA PROJE GELİŞTİRİLDİ
Oyuncu Muhammet Uzuner ve oyuncu-yazar Pelin Batu'nun birlikte yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin toplumsal belleğinde derin izleri olan Taksim Meydanı'nın, her kesimden, her yaştan insanın ortak değeri olduğuna işaret edilerek, "Taksim Gezi Parkı ve çevresinin düzenlenmesi, tepeden inme bir kararla şekillendirilmek isteniyor. Uygulanan yöntemde bir problem olduğu açık: Önce karar alınıyor, sonra proje geliştiriliyor. Siyasal otoritenin kararına göre fikir ve proje üretiliyor. Kamusal yaşam alanına böylesi bir müdahale ancak otoriter rejimlerde görülebilir. Çok açıktır ki, Topçu Kışlası ve Taksim Yayalaştırma Projesi ile Taksim, 'meydan' olma özelliğini kaybedecek. Yani Taksim Meydanı ve Gezi Parkının kamunun ortak buluşma, demokratik toplanma yeri olmasının önüne geçilecek; alış veriş merkezi süsü verilerek rantın ve soylulaştırma projelerinin oyun alanı haline dönüştürülecek" denildi.

KAMUNUN MUHALEFETİNE RAĞMEN TEPEDEN İNMECİ YÖNTEM
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı gibi tarihsel belleğimizde önemli izleri olan bir kamusal alanın, 'kamunun açık muhalefetine rağmen' tepeden inmeci ve şeffaf olmayan yöntemlerle yok edilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi:

BAŞBAKAN 'REDDİ REDDEDİYORUM' DEDİ, DÜĞMEYE BASILDI
"Çok açıktır ki: dönüşüm, değişim masallarıyla, bu coğrafyanın kadim kaderi tekrar etmekte, baskıcı, tahakküm rejimlerinden biri daha tekerrür etmektedir. Bir yılı aşkın süredir projenin sakıncalarını anlatmaya çalışan tüm sivil toplum yapılanmaları ve emek örgütleri yok sayılarak. Halkın 'Bu projeyi istemiyoruz' diyerek attığı 80 binin üzerindeki imzalar görmezden gelinerek. Aylarca çalışan 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararları ve uzmanların görüşleri, önerileri, talepleri, hepsi safdışı bırakılarak. İktidarın Başbakanı 'reddi reddediyorum' dedi diye, ona bağlı çalışan ve sadece bürokratlardan oluşan 'koruma' hem de 'Yüksek Koruma' Kurulunda alınan bir karar, nasıl meşru olabilir? Nasıl kabul edilebilir?

'BİLİM, HUKUK VE HALKA KARŞI BU İNAT NEDEN?'
Türkiye'nin dört bir yanını kuşatmış, HES, Termik, Nükleer ve benzeri binlerce doğa, kültür ve yaşam katili proje mahkemelerden ve kurullardan dönerken, bunun önüne geçebilmek için siyasi kurnazlıkla ve hukukun arkasına dolaşmak maksadıyla kurgulanmış Yüksek Koruma Kurulu'nun bu kararını da biz reddediyoruz! Mahkeme süreci devam ederken ve henüz bilirkişi raporu açıklanmamışken, yangından mal kaçırırcasına başlatılan; yani bilim, hukuk ve halk bu projeye karşı tek vücut olmuş iken, bu inat niye?

'SON SÖZ HALKINDIR: BETON DEĞİL AĞAÇ!'
Bir de onun da altında yatan, kim bilir kaç binlerce yıllık, kim bilir hangi tarihe şahitlik etmiş kalıntıları düşünün! Sözde, halkın 'üstün menfaatleri' için yapılıyor bu akıl, vicdan dışı katliam! O halk biz isek ki Biz, halkız. Biz, o 'üstün menfaatlerin' gayet farkındayız! Bizler, Taksim'in meydan, Gezi Parkının doğal alan olarak kalmasını istiyoruz. Halk olarak menfaatimizin bu doğrultuda olduğunu söylüyoruz.  Ortak kullandığımız yaşam alanlarımızı karar vericilerin vandalca saldırılarından korumak, onların yok edici projelerine kurban etmeden güzelleştirmek için.'Son Söz' halkındır ve halkın söylediği olacaktır: Beton değil, ağaç.

TAKSİM İÇİN HESKES AYAĞA KALKSIN
Ne idüğü belirsiz projeler değil, park istiyoruz, meydan istiyoruz! Bu sebeple, parkımızı, hatıralarımızdaki park olarak korumak adına onu yaşatarak güzelleştirmek inisiyatifini üstümüze alıyoruz! Taksim'i Taksim yapan ne varsa, Taksim'de yaşayan ve Taksim'i yaşatan insanların bir araya gelmesiyle vücut bulan Derneğimiz, Taksim Gezi Parkı'nı sanatın, kültürün, bilim ve sosyal hayatın merkezi yapmak için kuruldu; yani iktidarların yapamadığını yapmak, Taksim'e yakışanı Taksim'e kazandırmak için ayağa kalkmıştık, şimdi herkesi ayağa kalkmaya çağırıyoruz!"

13 NİSAN'DA FESTİVAL YAPILACAK
Öte yandan 13 Nisan 2013 tarihinde Taksim Gezi Parkı Festivali'nin organize edileceği duyurulan açıklamada, çok sayıda sanatçı ve aydının da destek vereceği festivalin sürekli devam edecek eylemlerin bir parçası olduğu vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi: "O gün, orada birlikte ayağa kalkacak, birlikte şarkılar söyleyip eğlenecek on yüz binler, biz halkın kararlılığı ve inancının işareti olarak görülmelidir. Baharla birlikte Taksim Gezi Parkının nasıl yeniden doğacağını, filizlenip dal, budak salacağını, çiçeklenip şenleneceğini tüm dünya hayranlık ve şaşkınlıkla takip edecek. Biz kalktık, dünyayı da ayağa kaldıracağız! Parkımız için. Meyadınımız için. Eşit Taksim İçin. Kamu aleme ilan olunur!"
 
 
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.