Gazeteci Yazar Örsan Öymen, Vefatının 36’ncı Yılında Mezarı Başında Anıldı

Gazeteci Yazar Örsan Öymen, Vefatının 36’ncı Yılında Mezarı Başında Anıldı

Gazeteci, yazar, eski ANKA Haber AjansıçalışanıÖrsan Öymen, vefatının 36’ncı yılında İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’nda anıldı. Örsan Öymen’in kardeşi ve eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, “Epey sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ dostları, arkadaşları gelebilenler geldiler. Hatıraları hepimizde hâlâ yaşıyor. Gazetelerde de yazdıkları duruyor, ne kadar iyi bir yazar, iyi bir gazeteci olduğunun şahidi gibi” dedi.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: ADEM KARABAYIR

Gazeteci, yazar, eski ANKA Haber AjansıçalışanıÖrsan Öymen, vefatının 36’ncı yılında İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’nda anıldı. Örsan Öymen’in kardeşi ve eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, “Epey sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ dostları, arkadaşları gelebilenler geldiler. Hatıraları hepimizde hâlâ yaşıyor. Gazetelerde de yazdıkları duruyor, ne kadar iyi bir yazar, iyi bir gazeteci olduğunun şahidi gibi” dedi.

Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçirdiği kalp krizi sonucu 22 Temmuz 1987’de hayatını kaybeden gazeteci, yazar, eski ANKA Haber Ajansı ve Milliyet gazetesi çalışanıÖrsan Öymen, bugün mezarı başında anıldı. İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunan aile mezarlığındaki anmaya Öymen’in kardeşi ve eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Öymen’in çocuklarıÖrsan Kunter Öymen ile Yasemin Öymen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir, eski CHP Beşiktaşİlçe Başkanı Gözde Fil ve Öymen’in sevenleri katıldı.

“GİSELA ÖYMEN’LE ÖLÜMDEN SONRA DA BERABERLER”

Mezar başında okunan duanın ardından konuşan Altan Öymen, Örsan Öymen’in geçen yıl hayatını kaybeden eşi Gisela Öymen ile ilgili “Bu sene ilk defa ikisi beraber yatıyor” dedi. Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok iyi bir çifttiler. Hayatlarıöyle geçti. Şimdi ölümden sonra da beraberler. İnşallah hep orada onlar da bu dünyanın sükûn içinde olduğu, Türkiye’nin iyi olduğu bir dönemde devam ederler istirahatlerine. İki çocuğuna da buradan yeniden başsağlığı dilerim. Örsan Öymen ve benim meslektaşım Yasemin Öymen. İkisi de bizim gazetecilik mesleğine yakın kimselerdi. Örsan da fiilen uzun süre gazetecilik yaptı, sonra akademik kariyeri seçti. Orada devam ediyor. Öteki ise aile mesleğini devam ettiriyor. Herkese çok teşekkür ederim. Bu sıcak günde buraya geldiler.”

ÖRSAN KUNTER ÖYMEN: TÜRKİYE’NİN EN ÖNDE GELEN GAZETECİLERİNDEN BİRİSİYDİ

Örsan Kunter Öymen de babasının yaşamını anlattı. Öymen, şunları söyledi:

“Babamı 22 Temmuz’da kaybettik. Annemi de 20 Temmuz’da kaybettik. Arada iki gün hatta babamın ölüm yıl dönümünde annemi geçen yıl defnettik. Örsan Öymen, Türkiye’nin en önde gelen gazetecilerinden, yazarlarından birisiydi. Gençlik yıllarında Öncü ve Ulus gibi gazetelerde muhabirlik, gazetecilik yaptı. Daha sonra Almanya’ya gitti, taşındı. Orada zaten annemle tanıştı. Almanya’da, Berlin’de SFB ve WDR Radyo ve Televizyon Kurumu’nda 60’lı yıllarda yıllarca çalıştı. Daha sonra TRT’nin kuruluşunda çok önemli bir rol aldı. TRT’nin kuruluşu aşamasında Türkiye’ye davet edildi ve TRT’nin kurulmasında önemli katkıları oldu. Orada önemli programlar yaptı. Daha sonra Günaydın gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Günaydın gazetesinden sonra ANKA Ajansı’nda da tabii muhabirlik yaptı. Sayın Altan Öymen’in kurucusu olduğu ANKA Ajansı’nda ve son olarak da Milliyet gazetesinde ‘Politika Kazanı’ adlı köşeyi yazdı yıllarca. O da yıldızının parladığı yıllardı ve Türkiye’nin en çok okunan köşe yazarlarından birisi oldu 1970’lerde ve 1980’lerde.

“SON DERECE CESUR YAZILAR YAZARDI”

Özetlemem gerekirse yazılarında dikkat çeken en önemli özellikleri nedir diye soracak olursak, birincisi çok az ve öz bir biçimde hedefi 12’den vuran, son derece cesur yazılar yazardı. Örsan Öymen hiçbir zaman siyasi ya da ticari güç odaklarının doğrultusunda hareket etmedi. Her zaman gazeteciliği kamu hizmeti veren ve bağımsız olmayı gerektiren bir iş olarak gördü. En önemli özelliklerinden birisi buydu. Ayrıca mizahi yönü çok kuvvetliydi. Yazılarında mizah üslubuna da çok sık başvuran birisiydi. Onun için de belki en sert biçimde eleştirdiği siyasetçiler ona çok da fazla kızamazlardı. Örneğin Süleyman Demirel gibi, Necmettin Erbakan gibi, Alparslan Türkeş gibi siyasetçileri çok sert bir biçimde eleştirdi ama yani ben hiçbir zaman onların böyle aralarında kişisel bir husumet olduğunu hatırlamıyorum. Araları her zaman iyi olmuştu çünkü o zamanlar siyasiler de daha hoşgörülüydü. Yani karşıt görüşte olan siyasetçiler de kendilerine yöneltilen eleştirilere hoşgörüyle bakabiliyorlardı. Onun da tabii etkisi vardır mutlaka diye düşünüyorum.

“ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK YÖNÜ ÇOK ÖNEMLİYDİ”

Sonra babamın iki kitabı vardı. ‘Politika. Kazanı’ adlı köşesinde derlediği yazılardan oluşan ilk kitabı 1970’lerin sonunda yayınlanan ve son olarak ölmeden bir yıl önce yayınlanan ‘Bir İhtilal Daha Var’ kitabı. O da Türkiye’deki Osmanlı’nın son dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki darbeler tarihini inceleyen, analiz eden bir kitaptı. Orada, ‘Türkiye, bu darbecilik alışkanlığından kurtulmadan demokratik bir düzene kavuşamaz’ tezini savunuyordu, özetle. Aslında öngörüsü de doğru çıktı. İşte ‘Bir İhtilal Daha Var’dı başlık. 12 Eylül’ü henüz kapsamıyordu. Onunla ilgili bir çalışma planlıyordu ama onu tamamlayamadan ne yazık ki aramızdan ayrıldı. Öngörüsünde de tabii ne kadar haklıçıktığı ortaya çıktı. Ne yazık ki bu darbecilik alışkanlığı, kendisinin ölümünden sonra da Türkiye’de devam etti. Onun dışında araştırmacı gazetecilik yönü çok önemliydi. Yani gazeteciliği sadece basın toplantısını izlemek ya da siyasetçilerin demeçlerini izlemekten ibaret olarak görmeyen ve Antik Yunan filozofu Platon deyişiyle ‘Görünüşlerin arkasına uzanmaya çalışan’, gerçekleri ortaya çıkartmaya çalışan bir yaklaşımı vardı ve özellikle Papa suikastı ve Abdi İpekçi suikastı ile ilgili olarak Uğur Mumcu’yla birlikte yaptığı araştırmalar, araştırmacı gazetecilik örnekleri dünya çapında bir etki yarattı.

“ANNEMİN DE BABAMA ÇOK BÜYÜK KATKISI OLMUŞTUR”

Yani Amerika’da televizyonlarda onun araştırmalarına yer verildi. Bir örnek vermem gerekirse Noam Chomsky, ünlü filozof dil bilimcinin ‘Rıza Üretmek ya da Onay Üretmek” diye bir kitabı vardı. Türkçeye de çevrildi. Amerikan hükümetinin, Amerikan medyasını nasıl manipüle ettiğine dair örneklemelerle anlatıldığı bir kitaptır o. Chomsky’nin bu kitabının bir bölümünde Papa suikastı konusunda Amerikan basınının nasıl işlendiği anlatılır. Orada babama 3-4 yerde referans verilmiştir hem Uğur Mumcu’ya hem babama. Ben de bunu tesadüfen New York Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparken bir kitapçıya girmiştim. Babamın öldüğü yıl, 87 ya da 88; orada tesadüfen görmüştüm. O yıl yayınlanmıştı kitap. Babam ne yazık ki tabii onu göremedi. Ben tekrardan hem babamı hem annemi sevgi, saygı ve özlemle anıyorum. Annemin de babama çok büyük katkısı olmuştur. Babam her zaman annemin varlığını arkasında hissederek bu çalışmaları yapmıştır. Annemin desteği olmasaydı herhalde çok zor olurdu. Bir İhtilal Daha Var kitabını yazarken babam, annemin hep yanında oturmasını yani oturması, onun oradaki varlığı bile ona güç veriyordu.”

ALTAN ÖYMEN: OĞLU HAYATINI ANLATTI, ESKİ GÜNLERE GÖTÜRDÜ BİZİ

Örsan Öymen’in ardından yeniden konuşan Altan Öymen, “Bugün rahmetli Örsan Öymen’le eşi, sevgili Gisela Öymen’i burada saygıyla, sevgiyle, hasretle, özlemle andık. Epey sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ dostları, arkadaşları gelebilenler geldiler. Hatıraları hepimizde hâlâ yaşıyor. Gazetelerde de yazdıkları duruyor, ne kadar iyi bir yazar, iyi bir gazeteci olduğunun şahidi gibi. Oğlu da hayatını anlattı, eski günlere götürdü bizi” dedi.

Kaynak: ANKA Haber Ajansı