1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. Erdoğan'dan Anayasal tehdit!
Erdoğan'dan Anayasal tehdit!

Erdoğan'dan Anayasal tehdit!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına resti çekti. Erdoğan Anayasa Komisyonu'nun başarısız olması durumunda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kendi anayasa teklifini Meclis'e sunacağını söyledi. Erdoğan açıklamasında İmralı ile görüştükle

A+A-
 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT 1 ve TRT Haber'de ortak yayınlanan 'Enine Boyuna Özel' programında gazeteciler Taha Özhan, Mustafa Karaalioğlu, İsmet Berkan ve Hatem Ete'nin sorularını yanıtladı. 


Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun çalışmalarıyla ilgili konuşan Erdoğan, diğer partilere makul bir süre verilmesi noktasında Meclis Başkanı ile konuştuğunu ifade etti. 


Makul bir sürede çalışmaların bitmemesi durumunda sürecin sulandırılacağını savunan Erdoğan şöyle konuştu: "Bu akşam Meclis Başkanıma özellikle istihram ettim, burada bir makul süre verelim ve bunun takdirini siz yapın ve makul sürede bu iş bitirilmeli. Bitti bitti, bitmediği takdirde, artık biz ne meclisin gündemini bu şekilde işgal ederiz, ne de bu komisyon sulandırılmış bir şekilde devam etmemeli. Onun için kendileri bir makul süre takdir edecekler ve makul süre ne kadar olur bunu bilemiyorum temenni ederim ki başkanımızın verdiği bu makul süre içerisinde arkadaşlar yoğun bir çalışma içerisine girmek suretiyle bu işi bitirirler."


"TEKLİFİMİZİ MECLİS'E SUNARIZ"


Bir uzlaşma çıkmaması durumunda iktidar partisinin kendi anayasa çalışmasını meclise sunacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, halkın meclisten bir anayasa beklediğini vurgulayarak şunları söyledi: 


 
Erdoğan, Başbakanlık ofisinde bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili olarak, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu görevlendirdiklerini belirterek şöyle konuştu: "Bizim mekanlarımız sürekli olarak belli bir aralıkla bu tür aramalar hep yapılır. Bu Başbakanlık ofisinde, resmi konutta, şu an oturduğum evimde de yapılır. Bugüne kadar bizim rastladığımız bir şey değildi. O zaman da yine bu tür bir arama sırasında bunlar bulunuyor. Tabi bulunduktan sonra biz bunun yaygarasını yapmadık. Dedik ki, ‘zaten burada savcılık burada yapılması gereken neyse, bunu yapar.’ Süreç o şekilde akıp gidiyordu. ‘Bunu bir şekilde gündeme taşımamızın bir anlamı yok’ dedik. Bu aslında yine medya grupları tarafından da biliniyordu. Son dönemde artık bu soru bize sorulunca, biz bunu bu şekilde cevaplamak durumunda kaldık. Bu arada da tabi ister istemez ben Başbakanlık Teftiş Kurulu olarak da bu konuyla ilgili bir incelemeyle ilgili istihbarat birimleriyle görüşmek suretiyle, başlatmak durumunda kaldık. Süreç şu anda bu şekilde akıp gidiyor."

Erdoğan'ın konuşmasının satrırbaşları şöyle:

“İMRALI İLE GÖRÜŞÜYORUZ”

Erdoğan her zaman İmralı'yla görüştüklerini ve görüşmeye devam edeceklerini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Bir istihbarat görevi gereği bir adım atacak ve soruşturma açılacak. Bu çok ciddi bir yargı vesayetiydi. Vesayetçiliği ortadan kaldırmadan bireye varamazsınız. Ben risk alıyorum, müsteşarım risk alıyor. Başına her şey gelebilir. Görüştükleri kişiler malum. Ben siyasetçi olarak bu görüşmeyi yapamam, ama onların eli ayağı durumu olan devletteki ajanları, temsilcileri vardır ve bunları yapar. Ada ile de görüşür, adanın kanaatlerini, düşüncelerini arar, sorgular. Neymiş, anlaşmalar yapılıyormuş. Adadaki bırakılacakmış, böyle bir şey sözkonusu değil. Bizler mesafe almak istiyoruz. Terörle mücadelede mesafe alma noktasında adayla asla bir görüşme yapmayız ama görüşme yaptırmayız. Adayla görüşmeler halen var. Çünkü netice almamız lazım. Bunun ışığını görüyorsak adımı atmaya devam ederiz.”

“TÜRKİYE IRAK'TA OLSAYDI BU İŞLER OLMAZDI”

Suriye'de rejim değişikliği konusunda artık bu işin geri dönüşü yok. 100'e aşkın ülke Suriye koalisyonunu kabul etmiş vaziyette. Orada Beşar gittiği anda herhangi bir boşluk olmadan orada yeni bir hükümetin kurulabilmesi için geçiş döneminin aktörlerinin hazırlanması lazım. İşte Suriye'deki mualifler koalisyonu bunun için var. Ben 1 Mart tezkeresini savunanlardandım. Yeterli oy alınamadığıı için malum Irak'a girilemedi. Onda da bir hayır var. Türkiye'de orada olmuş olsaydı Irak'taki durum bugünkü gibi olmazdı. Irak'ın kaderinde Irak'ın değerlerini paylaşmayan ülkeler var. Maalesef Irak'ın geleceğini pozitif anlamda geliştiremediler. Irak halkı bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Aradan 10 yıl geçti sıkıntı devam ediyor.

“SURİYE HUZURU ÇOK DAHA ÇABUK BULACAK”

Bush'la telefon konuşmamızda Türkiye'nin Irak'a girmesiyle ilgili olarak 'Kuzey Irak'taki halk istemiyor' dedi. Biz de 'istenmediğimiz yerde olmayız' dedik. Suriye şu anda altyapısıyla üst yapısıyla ciddi bedel ödüyor. Suriye huzuru çok çabuk bulacak. Suriye'nin petrolü yok ama coğrafi konumu Irak'a göre çok  daha farklı. Açılım yapabilecek konuları çok daha güçlü. Suriye Arabıyla, Kürdüyle, Türkmeniyle, Hristiyanıyla yeter ki dayanışma sağlasın ve bölünmesine izin verilmesin.

“BÖCEKLE İLGİLİ TEFTİŞ KURULU DEVREDE”
 
Bizim mekanlarımızda sürekli olarak belli bir aralıkla bu tür aramalar hep yapılır. Resmi konutta, evimde ve ofisimde bu aramalar yapılır. O zaman da yine bu tür bir arama esnasında bulunuyor. Biz aslında bunun afedersiniz yaygarasını yapma şeyine girmedik. Savcılık yapılması gereken neyse yapar dedik. Bizim kalkıp bunu gündeme taşımamızın bir anlamı yok dedik. Bu aslında medya grupları tarafından biliniyordu. Son dönemde bize sorulunca bir şekilde cevaplamak durumunda kaldık. Ben Başbakanlık Teftiş Kurulu olarak da ilgili incelemeyi gerekli istihabaratla görüşmek suretiyle gerekli soruşturmayı başlatmak zorunda kaldık. Bundan sonrası yargıyla ilgili bir süreç. Daha fazla abartmayı doğru bulmuyorum. Ana muhalefet partisi bunun üzerinde neden çok duruyor onu da anlamıyorum. Bu tür böcekler denen olayları yapanları birçok yoluyla yapıyorlar, yaparlar. Rusya'da da, ABD'de de, Çin'de de olur. Siyasi tarih bunun açık ve net örnekleriyle doludur. Bu işi en yakınınızdakilerle yaparlar. Araştırma sonucunda bunu kim yapmıştır bulacaklardır. Ama artık şunu görmemiz lazım. Gelişen teknoloji içerisinde mercimek kadar teknolojik unsurlar bu işi yapabiliyorlar.

“BU GAZETENİN İMTİYAZ SAHİBİ BELLİ DEĞİL”

Bu tür adamıları atanlar o cesaretin sahibi olduğu için bu tür adımlar atıyor. Onlara bu siparişi verenler bunun bilinci içerisinde veriyorlar. Başbakanlığımızın ilk yıllarında dinlendiğimizi söylemiştik, eleştiri almıştı. Malum bir gazete var biliyorsunuz, sürekli onları söylüyordu. Bunu mal bulmuş gibi manşetinde verdi. Bu gazetenin ne sahibi bellidir, ne mal varlığı vardır, ne şusu vardır, ne bunu vardır. Yargıdan kaçarlar, herşeyi ispat ettiğinizde yasal müeyyidisini bunun bedeleni ona ödetemezsiniz. Bir bedel ödemeyi görseler herhalde bu işlere tevvessül etmeyeceklerdir. Bunlar maalesef oluyor, minimize etmek, asgariye düşürmek bana göre başarıdaki en önemli unsurdur diye düşünüyorum.

“BAYKAL'LA İLGİLİ YAYINI BEN DURDURTTUM”

Ben derin devletle ilgili kanaatimi söyledim. Malum derin devlet devletin resmi yapılanmasına karşı resmi olmayan, illegal yapılanmadır. Onlar illegal olarak bazı şeyleri yapmanın gayreti içerisindeler. Sayın Baykal'la ilgili olayla Anayasa müzakerelerini yapıyorduk. Biz kulisteydik, bu olayı duyduğumuzda hemen Ulaştırma Bakanım Binali Bey'e 'hemen müdahale et anında durdurulsun' dedim. TİB bu işin üzerine gitti ve yayınlar durdu. Ahlaki yönden nasibini almamış herkes bu yasa dışı dinlemeyi yapar. Biz yasa dışı her türlü dinlemeye karşıyız. Artık istihbarat sistememiz daha güçlü. Arkadaşlarımız ellerinden gelen bütün gayreti gösteriyorlar. Fakat yüksek teknolojinin egemen olduğu bir ortamda siz Turkcel'le, Vodafon'la, Avea'yla da, Telekomla'da dinlersiniz.

“KOMİSYONDAKİ SAYI DAĞLIIMI ADALETSİZ”    

2012'den umudumuz bitti. Gönlümüz bu yıl Anayasa çalışmalarını bitirilmesini arzu ederdi. 325 milletvekilimiz var. Muhalefet karşımızda sayısal olarak 215'e sahip. Onlar Uzlaşma Komisyonu'nda 9 üye ile biz ise 3 üye ile temsil ediliyoruz. Biz üzümü yiyelim dedik. Anamuhalefet de, MHP de, BDP de biz de aynı sayıya sahip olalım dedik. Gelinen noktada takıldıkları yer başkanlık sistemi. Şimdi herkes yeni anayasa için bir tez ileri sürüyor. Uzlaşma Komisyonu bir karar merci değil. Karar merci komisyon artı genel kuruldu. Hatta hatta belki de halka gidecektir. Niye bunun için telaş ediyorsunuz. Niye yürütmeye bu kadar takılıyorsunuz ki? Önce gelin yasama, yargı bu işi bir halledelim. Başkanlığı mı takıldınız, onu koyun bir kenara diğerlerini bitirelim. En son yürütme ile bir noktada mı kaldık, onu tartışalım.

“BİZ KENDİ ANAYASAMIZI YAPAMIYORUZ”

Ben arkadaşlarıma şunu söyledim, Meclis Başkanımıza da özellikle istirham ettim; burada bir makul süre verelim. Bu sürede bu iş bitirilmeli. Bitti bitti, bitmediği takdirde artık biz ne Meclis'in gündemini bununla işgal edebiliriz ne de bu komisyon bu kadar sulandırılmış şekilde devam etmemeli. Kendileri makul sürec takdir edecekler. Bu süre ne kadar olur onu bilememiyorum. Temenni ederim ki başkanımızın verdiği makul sürede arkadaşlarımız yoğun çalışarak bu işi bitirebilirler. Şu anda bir çok ülkede 6 ay içinde anayasa yapıyorlar. Mısır destek istedi biz de verdik. Ama kendi anayasamımızı yapamıyoruz.  Biz bu kadar deneyimli bir ülke olmamıza rağmen Anayasamızı yapamıyoruz.

“BİZ KENDİ TEKLİFİMİZİ MECLİS'E SUNARIZ”

Burada uyum sağlayabileceğimiz bir siyasi parti olursa parlamento içinde oturur çalışırız. Fakat bunların hiçbiri olmuyor. Bu Türkiye'nin kıyameti değildir. Kısa süre içinde 26 maddelik Anayasa paketini parlamentodan geçirerek referanduma getirdik. Bu da halkın kabulünü gördü. Elimizde bizim AK Parti olarak 330 yok. Böyle bir sayı elimizde olsa. Arkadaşlarımıza dün akşam söyledim, yeniden bir anayasa çalışması yapalım. Öyle bir zamanlama yaparız ki, biz bunu Meclis'e sunarız. Meclis'in gündeminde böyle bir anayasa olur. AKP'nin bir anayasa teklifi olarak orada olur. Uzlaşma Komsiyonu başarısız olursa, AKP kendi anayasa teklifini Meclis'e sunar.

“BAZI ENTELEKTÜEL KESİM BİLMİYOR”

Başkanlık sistemi nedir? Ülkem bunu tam manasıyla henüz bilmiyor. Bazı entelektüel kesim ki biliyor, bir kısım entelektüel kesim bunu bilmiyor. Biz siyasetçiler arasında bilmeyenler de kahir ekseriyettedir. Bir sayisi partinin genel başkanı 'Başkanlık sisteminde parlamento yoktur' diyebiliyor. Bugün Rusya'da parlamento var. ABD'de çift parlamento var. Burada bir Başbakan bir helikopteri hibe edebilir ama ABD'de başkan bunu yapamaz, kongreden geçiremez. Bu benim istemem olayı değil. Madem ileri demokrasi diyoruz, o zaman halkın seçtikleri bu denetim mekanizmasını iyi çalıştırsın. ABD'de bize göre neler doğrudur, neler yanlıştır, Rusya'da neler doğru neler yanlış Fransa'da da öyle biz bunları tartışalım. Bu tartışıldığı sürece toplum bunu çok daha iyi hazmedecektir. Siz 'Başkanlık sistemi hilafeti getirir' derseniz, kusura bakmayın, böyle bir şey yok, bu cehaletin ta kendisidir. O zaman demek ki, ABD'de, Rusya'da, Fransa'da hilaefet var.

“YETKİ KARMAŞASI ÇIKMAZ DA DEMİYORUM”

Peki bu sistemin tartışmasına tahammül edemiyorlar. Niye mi? Bu sistem geldiği anda iki tane güçlü parti olacak ve temsil yetkisini halktan alacaklar. Asıl rahatsızlık buradan kaynaklanıyor. 'Acaba ben bundan sonra tekrar iktidar şansı yakalayabilir miyim?' diye düşünülüyor. Halk sizden netice alamadığında sizi kenara koyuyor, öbürüne sen gel diyor. Bunu yaşamak lazım. Sandıksa sandık önünüzde, parlamento da var. Millet adına parlamento kontrolü yapıyor. Bütün bunları tartışalım dahi diyemiyorlar, sadece iki güçlü parti oluşacağı için bundan duydukları rahatsızlıklar var. Ben yetki karmaşası çıkmaz da demiyorum. Şu andaki cumhurbaşkanımızla çok uyumlu çalışıyoruz, ama bir önceki cumhurbaşkanımızla uyumlu değildik. Biz yerindelik hakkını kullandığımızda bir önceki Cumhurbaşkanımız bunu engellemiştir. Yargı yasamaya ve yürütmeye müdahale etti. Bunlar yapıldığı sürece, millet ve ülkenin menfaatleri hep erteleniyor. Bunları bizim süratle aşmamız gerekiyor.  O cumhurbaşkanı adeta yarı başkanlık sisteminin cumhurbaşkanı gibi olacaktır. Mevcut anayasa sistemimizde yürütmenin başı Başbakan değil Cumhurbaşkanımızdır. Ama bu bizde bugüne kadar kullanılmamış. Cumhurbaşkanlarımız böyle bir adımı atmamıştırlar. İsterlerse böyle bir hakları var.

“CUMHURBAŞKANI ADAYININ SÖYLEMİ FARKLI OLACAK”

Burada Cumhurbaşkanlığına aday olacağım veya olmayacağımı söylersem ayrı bir tartışmayı getirir. Bugün tarih olarak Aralık 28. Bu ay bitti diyelim. Önümüzde bir 2013 var. Önümüzde bir 19 ay var. 19 Ay AK Parti Genel Başkanı olarak bir görevim var. Ondan sonra bir süreç başlayacaktır. Cumhurbaşkanı adayları ortaya çıkacaktır. Bu süreçte partiminde adayı veya adayları olacaktır, diğer partilerin de adayları olacaktır. Partili aday süreci başlıyor. Şimdi bu sürecin başlaması bir yerde başkanlık ya da yarı başkanlık sistemini getiriyor. Orada tüm halkı kucaklayan mesajları vermek durumundasınız. Cumhurbaşkanı adayının mesajları farklı olacaktır. Programını, yol haritasını ona göre açıklayacaktır.

“YARGININ KARARINI BEKLİYORUZ”

Uludere soruşturması iki yönüyle yürütülüyor. Bir sivil diğeri askeri yargı. İkisi de süreci çalıştırıyor ve devam ettiriyor. Parlamentoda kurduğumuz komisyon gerek silahlı kuvvetler gerek valilikle gidip görüştüler ve raporunu hazırlıyor. İki hafta içerisinde bu raporu açıklayacaklardır. Bu konuyla ilgili olarak baştan beri şahsım, Genelkurmay Başkanımız, Meclis başkanımızın ve bakan arkadaşlarımızın çeşitli açıklamalar yaptı. Üzüntümüzü paylaştık. Bunu farklı yerlere çekmek suretiyle bunun üzerinden bir istismar mekanizması yaşanıyor. 2 yıldır bunu sürekli gündemde tutan mahfiller var. Gediktepe'yi, Başbağlar'ı, Hantepe'yi, Bingöl'ü, Gaziantep'i kimse gündemde tutmuyor. Buralarda da onlarca insan asker sivil şehit edildi. Niye bunlar gündemde tutulmuyor da sadece Uludere gündemde tutuluyor. Burası bir terör bölgesi, hata yapılmış olabilir. Ben bizzat insansız hava araçlarını izledim. Bu görüntüde insanı tanıma gibi net bir şey sözkonusu değil. Sadece hareketi takip edebiliyorsunuz. Değerlendireler tarafsız bir bakış açısı ortaya koyamıyorlar. Askere vuruyorlar, iktidara vuruyorlar. Yargı bu konuyla ilgili çalışmasını yapıyor. Bekleyelim, burada hataen böyle bir şey yapmış olabilirler. Hantepe'de komutan 'biz bunları çoban zannettik' deyince haftalardır dalga geçtiler. Asker o atmosferin içerisinde olayları değerlendiriyor.

“ULUDERE'DEKİLER OYUNA GELMEMELİ”

Burada ben kasta mahsus bir şey asla düşünmüyorum. Bütün ilgililerle konuştum. Hepsi bir üzüntünün içerisindeler. Burada hataen böyle bir şey olmuş olabilir. Burada teenni şart. Benim Uludereli vatandaşlarıma, kardeşlerime söylediğim şey, lütfen bazı ucu bucağı belli olmayan örgütlerin oyununa gelmeyin. Bence onların malzemesi olmamaları lazım. Şu anda yargı mekanizması çalışıyor. Niçin bu istismarcıların oyununa geliyorsunuz? Bir an önce bu iş bitsin deniliyor. Bu tür davalarda da 10-20 yıl süren davalar var. Biz orayı beklemek durumdayız. Ben orayı beklemeden kalkıp da yürütme olarak nasıl bir karar verebilirim.

“YARGI ARTIK DAHA CESUR KARARLAR VERİYOR”

Ben bir şey biliyorum, o da şudur. Yargı artık bu konularda çok daha cesur çok daha  rahat hareket ediyor. Bazı tutuklularla ilgili konuda biliyorsunuz benim  rezervim vardı. Adeta kaçması sözkonusu dahi olmayan insanlarla burada tutuklama mekanizmasını çalıştırmakta fayda olacağı inancımı daha önce söyledim. Savcısı, hakimi kimin kaçacağını, kimin kaçmayacağını çok iyi bilir. Eğer aksi netice çıkarsa 'kusura bakmayın' denir. Burada canı yanan aileler var, sıkıntıya düşen aileler var. Bu tabii ister istemez bizi de üzüyor. Temennim odur ki, kısa zamanda karar verilir. Geciken adalet olmasın istiyoruz.

“SİYASETÇİ BİN DÜŞÜNECEK BİR KONUŞACAK”

CHP geçmişine dönüyor. Biz yeniyiz falan diyorlar ya. Böyle bir şey yok. Geçmişte neyseler oraya dönüyorlar. Biliyorsunuz, seçimler bitti 'biz yemin etmeyeceğiz' dediler. Biz ne dedik, 'bunlar kuzu kuzu yemin edecek' dediler. Geldiler kuzu kuzu yemin ettiler. Demokrasinin içeriğinde bu yok. Kaç kez sine-i millet dediler. Siyasetçi omurgalı olacak. Bin düşünecek, bir konuşacak. Öyle durmadan çok fazla konuşmak suretiyle yapmadıklarını zikretmek, yapmayacaklarını vaadetmek hiçbir zaman d oğru şeyler değil. Söyleyeceksiniz, söyledikten sonra da yapacaksınız.

“HOCALARIN TAVRI KABUL EDİLEMEZ”

Yüzde 80'inin Türk mühendisleri tarafından yapılmış bir uydunun fırlatılmasıyla ilgili tören sırasında öğrencilerin yaptığı eylemleri kabul edilemez. Sapan taşları ile atılanları görmezden gelen yakıp yıkılan yerleri görmezden gelen yönetimlerin  savunacakları birşey olamaz. Geçmişte böyle hiçbirini yapmayanları özellikle başörtülüler okuldan atıldı. Öğrencilerin yaptıklarını savunan hocaların tavrının kabul edilemez. 120 milyon liralık bir yatırımın konuşulmadı. Ben isterdimki o öğrenciler kendileri için bir salon tahsis edilip o çalışmayı izlemeliydi" dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.