1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. ERDOĞAN HAKKINDA ŞOK RAPOR
ERDOĞAN HAKKINDA ŞOK RAPOR

ERDOĞAN HAKKINDA ŞOK RAPOR

YSK’nın propagandayı 31 Temmuz’da başlatarak, Başbakan Erdoğan’ın devletin olanaklarını 20 gün boyunca tepe tepe kullanmasına izin verdiği ortaya çıktı.

A+A-

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), haksız ve adil olmayan bir yarışa sahne olan, bu yüzden yurt içinde büyük tartışma yaratan cumhurbaşkanlığı seçiminin şaibeli olduğunu gösteren bir rapor hazırladı. Yerel seçimlerde belgeli oy hırsızlıklarını görmezden gelerek belediye başkanlıklarını resmen AKP’ye hediye eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), bu seçimde de tarafsız olmadığını gösteren bir karar aldığı raporla birlikte ortaya çıktı. Yasanın cumhurbaşkanlığı seçimi propagandasının 1 Temmuz’da başlamasını emretmesine karşın, YSK’nın propagandayı 31 Temmuz’da başlatarak, Başbakan Erdoğan’ın devletin olanaklarını 20 gün boyunca tepe tepe kullanmasına izin verdiği ortaya çıktı.

SINIRLI SEÇİM GÖZLEM HEYETİ 

AGİT’in Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu’nun (ODIHR), cumhurbaşkanlığı seçim kapmanyası ve seçiminin adil ve şefaff yapılıp yapılmadığını belirlemek amacıyla Türkiye’ye gönderdiği Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti (SSG) ara raporunu hazırladı. AGİT’e sunulan raporda yer alan çarpıcı saptamalar şöyle:

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 7 Mart tarihinde 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını duyurmuştur. Seçim, lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) hakim olduğu bir siyasi ortamda yapılacaktır.

Askeri yönetim altındayken kabul edilen 1982 Anayasası, temel insan hakları ve özgürlüklerine dair geniş kapsamlı güvencelerden ziyade, yasaklar ve kısıtlamalar üzerine yoğunlaşmıştır. Temel haklara ve ilgili uluslararası kanunların ulusal kanunlardan üstün olduğunu atıf yapmasına rağmen, örgütlenme, toplanma ve ifade özgürlükleri ile seçimle ilgili haklarının usulsüz bir şekilde kısıtlanmasına müsaade etmektedir.

SEÇİMLER ŞEFAFLIĞINI AZALTIYOR

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkındaki 1961 Kanunu (Temel Hükümler Hakkındaki Kanun) tüm seçimleri düzenlemektedir. Ancak, CSK ile uyumlu hale getirilmediğinden, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin uygulanmasına dair tutarsızlıklar ve belirsizlikler barındırmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yasal çerçevesinin netliğini ve şeffaflığı, CSK’nın diğer seçimleri düzenleyen tüm kanunların uygulanabilirliğine dair hükümler içermesi sebebiyle azalmaktadır.

TÜRKÇE DIŞINDA DİL KULLANILAMIYOR

Kamusal alanda resmi olmayan dillerin kullanımı üzerindeki kısıtlamaları gevşetmeyi hedefleyen geniş yasal reform paketinin bir parçası olarak, Mart ayında Temel Hükümler Hakkında Kanun'da yapılan bir değişiklik, Türkçe dışında dillerde seçim propagandası yapılmasına izin vermektedir, ancak Siyasi Partiler Kanunu'nda hala resmi olmayan dillerin seçim propagandasında kullanılmasını yasaklayan bir hüküm bulunması sebebiyle belirsizlik devam etmektedir.3 Ayrıca, son YSK düzenlemeleri, seçim kampanya yayınlarında ve reklamlarında Türkçe'nin esas olarak kullanılmasını gerekli kılmaktadır.

USULSÜZ KISITLAMALAR GETİRİLİYOR

Bunların yanı sıra, silah altında bulunan askerler ile askeri öğrencilerin ve bazı kategorideki hükümlülerin oy kullanma haklarının kısıtlanması, adaylık haklarına usulsüz kısıtlamalar getirilmesi, YSK kararlarını itirazın mümkün olmaması ve uluslararası kurumların ve vatandaşların seçim gözlemi yapması ile ilgili yasal hükümlerin bulunmaması dahil olmak üzere, AGİT/ODHIR'nin çeşitli konularda sunduğu bazı temel tavsiyeler hala dikkate alınmamıştır.

HDP’NİN TEMSİLCİSİ ENGELLENDİ

YSK, 11 daimi üyeden olusan, seçimlerin yürütmek için genel yetki ve sorumlulukla görevlendirilmiştir. YSK üyeleri altı yıllığına mahkemeler tarafından mahkemelerden atanır. Son genel seçimde en yüksek sayıda oyu alan dört parlamento partisi ve grubu, oy hakkı olmayan temsilcilerini YSK'ya atama hakkına sahiptir. HDP bir cumhurbaşkanı adayı göstermesine rağmen, yukarıdaki gereksinimleri karşılamadığı için YSK'ya veya daha alt kademedeki seçim kurullarına kendi temsilcilerini atayamamıştır. 

YSK’NIN KARARLARI ŞEFFAF DEĞİL

YSK'nın başkanlığını yaptığı dört kademeli seçim idaresi şimdiye kadar çoğu görevlerini zamanında yerine getirmiştir. Önceki AGİT/ODIHR tavsiyesine rağmen, YSK'nın ve alt kademe seçim kurullarının toplantıları kamuya kapalı olarak yapılmıştır ve yapılan düzenlemeler ve alınan kararların hepsi kamuoyunca erişilebilir değildir. 

YSK OY PUSULASI SAYISINI KEYFİ BELİRLİYOR

YSK, cumhurbaşkanı adaylarının oy pusulasındaki sırasını kuraya göre belirlemiştir ve oy pusulalarını basmaya başlamıştır. YSK, basılacak toplam oy pusulası sayısının 73 milyon 849 bin 80 olduğunu AGİT/ODIHR SSGH'ye bildirmiştir. YSK'nın basılacak oy pusulasının sayısı ile ilgili kararı net bir yasal temelden yoksundur.

YURT DIŞI OYLARLA İLGİLİ KAYGI VAR

Yurtdışında oy kullanma, 31 Temmuz - 3 Ağustos tarihleri arasında 54 ülkede gerçekleşecektir. Yurtdışı oy pusulaları ülkeye geri getirilecek ve Ankara'da yurtiçi oy pusulaları sayım başlangıcı ile aynı zamanda sayılmaya başlanacaktır. AGİT/ODIHR SSGH ile görüşen ilgililer bu sürecin şeffaflığı ile ilgili kaygılarını dile getirmiştir.

SERBEST SEÇİM HAKKI İHLAL EDİLİYOR

18 yaş üstü vatandaşlar seçmen kütüğüne dahil edilmektedir. Bununla birlikte, askerlik vazifesini yerine getirmekte olanlar, askeri okul öğrencileri ve kasıtlı suçlar işlemekten hüküm giymiş mahkumlar oy kullanma yeterliliğine sahip değildir ve seçim öncesinde seçmen kütüğünden çıkarılmaktadır. 20 Haziran'da, YSK hapishane dışındaki tüm hükümlülerin oy kullanma hakkına sahip olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, Türkiye'nin mahkumların oy kullanma haklarına uyguladığı yasağın çok geniş olduğuna ve serbest seçim hakkını ihlal ettiğine hükmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Eylül 2013 tarihli kararını kısmen uygulamıştır. Hapishanelerde oy kullanma yeterliliğine sahip seçmenler için özel seçmen listeleri düzenlenmiştir.

YSK TARAFSIZ DEĞİL! İŞTE BELGESİ

(Raporun yönetici özeti bölümündeki saptama) Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanununa göre, resmi seçim propagandası dönemi 11 Temmuz 2014 tarihinde başlamıştır. 6 Haziran 2014'te ise, YSK tüm adayların seçim propagandası yürütme açısından eşit fırsatlara sahip olmalarını sağlamak üzere temel seçim propagandası yasaklarının ve güvencelerinin uygulanmasını 31 Temmuz 2014'e kadar erteleyen bir karar yayınlamıştır. Başbakanın propaganda faaliyetleri, çoğunlukla resmi devlet organizasyonları ile birleştirilmiş büyük çaplı organizasyonlardır. Diğer adayların aktif biçimde kampanya yürütmesine karşılık, bu kampanyaların halk önündeki görünürlüğü sınırlıdır.

(Aynı konuya ilişkin raporun içindeki saptama) Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu'nun (CSK) 13. maddesine göre, resmi propaganda dönemi aday listesinin kesinleştirildiği tarihte başlar. Buna göre, kampanya dönemi 11 Temmuz'da başlamıştır ve 9 Ağustos günü saat 18.00 itibarıyla sona erecektir. Bununla birlikte YSK bir düzenlemesiyle eşit propaganda koşulları tesis etmek üzere temel yasakların ve güvencelerin uygulanması için, resmi kampanya döneminin 31 Temmuz günü başlayacağını duyurmuştur. Temel Hükümler Hakkındaki Kanun, idari kaynakların ve resmi makamların kullanılması hakkındaki ayrıntılı yasaklar dahil olmak üzere propaganda yürütülmesinde eşit bir rekabet zemini tesis etmeyi hedefleyen açık bir düzenleyici çerçeve sunmasına rağmen, YSK kararı bu çerçevenin uygulanma süresini yaklaşık üç hafta kadar kısaltmıştır.

ERDOĞAN BELEDİYELERİN OLANAKLARINI KULLANIYOR

Sn. Erdoğan'ın kampanyası iyi organize edilmiştir, geniş kaynaklarla finanse edilmektedir ve farklı bölgelere yapılan düzenli seyahatler, il valiliklerine yapılan resmi ziyaretler ve çoğu zaman belediyeler tarafından sıklıkla verilen iftar yemeklerinin takip ettiği büyük çaplı mitingler sayesinde kazanılan son derece büyük bir görünürlükten istifade etmektedir. İstanbul'da, Sn. Erdoğan'ın kampanya afişleri ve seçim otobüsleri iftar için kullanılan belediye çadırlarının
girişine çok görünür bir şekilde yerleştirilmiştir. 

ERDOĞAN SEÇİM RÜŞVETİ DAĞITIYOR

19 Temmuz günü, Ordu'da, AGİT/ODIHR SSGH, Sn. Erdoğan'ın konuşmasının ardından, kalabalığa çocuk oyuncakları ve kadın eşarpları dağıtıldığını kaydetmiştir. AKP'li bir temsilci, partinin kampanya kapsamında kapı kapı dolaşarak, içinde çeşitli gıda maddeleri, tişörtler, mouse padler ve bardaklar bulunan büyük paketler dağıttığını AGİT/ODIHR SSGH’ye bildirmiştir.

HIZLI TRENLE AÇIKÇA KENDİ PROPAGANDASINI YAPTI

25 Temmuz günü, Sn. Erdoğan, İstanbul-Ankara arasında çalışacak olan yüksek hızlı trenin hizmete açılış töreni sırasında açıkça propaganda yapmıştır.

SEÇİM ADİL KOŞULLARDA YAPILMIYOR

Sn. İhsanoğlu'nu ve Sn. Demirtaş'ı aday gösteren partilerin temsilcileri, adaylarının kaynaklarının Sn. Erdoğan'ın kaynaklarından ciddi ölçüde az olduğunu AGİT/ODIHR SSGH’ye bildirmiştir. Bu adayların kampanyaları aktif olmakla birlikte, sınırlı bir görünürlükle yürütülmektedir. 

DEMİRTAŞ’IN KAMPANYASI SEKTEYE UĞRATILDI

Sn. İhsanoğlu muhtelif illeri ziyaret edip, daha küçük çevrelerde seçmenlerle ve derneklerle bir araya gelirken, Sn. Demirtaş benzer şekilde ülke genelinde muhtelif illeri ziyaret etmiştir. 21 Temmuz'dan itibaren Sn. Demirtaş'ın kampanya faaliyetleri bazı şehirlerde sekteye uğratılmıştır ve bu olaylar polise intikal etmiştir.

KAMPANYANIN FİNANSMANI AÇIK DEĞİL

Bu seçim, kampanya finansmanının belli bir ölçüde düzenlemeye tabi tutulduğu ilk seçimdir. CSK, hem bağışlar hem de raporlama açısından, kampanya finansmanını düzenleyen hükümler içermektedir. Ancak, kanun, hangi finans kaynaklarına izin verildiğini ve bunun ne ölçüde olduğunu açık bir şekilde belirtmemektedir. YSK kampanya finansmanını düzenlemekle görevlidir, ancak şahsi fonların kullanımında herhangi bir sınırlama uygulanıp uygulanmayacağı
konusunda AGİT/ODIHR SSGH’ne açıklama sunamamıştır. Kanun kampanya finansmanı ile ilgili hükümlerin ihlal edilmesine hiçbir yaptırım öngörmemektedir.

Adayların kamu kaynaklarından yararlanması yasaktır. Adayların sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından bağışlar almalarına izin verilmektedir ve her bir aday aldığı bağışları seçim için açılacak özel bir banka hesabı vasıtasıyla belgelendirmelidir. Borç alınmasına izin verilmemektedir. Kanun bir kişinin seçimin her bir turunda bağışlayabileceği miktarı sınırlamaktadır ve bu miktar en yüksek kademedeki bir devlet memurunun bir aylık maaşını geçemez.17 Nihai sonuçların açıklanmasının ardından 10 gün içinde, adayların seçim kampanyası hesaplarını, yapılan bağışları ve harcamaları bildirmeleri gerekmektedir.

YSK’DAN AKP’YE KAPI AÇAN ÇİFTE STANDART

YSK düzenlemelerinden biri adayların ayni bağışlar almasını yasaklarken, başka bir YSK düzenlemesi, aday gösteren partilerin mitingler düzenlemek ve kendi adaylarının siyasi reklamının parasını ödemek suretiyle destek sunmalarına müsaade etmektedir. AGİT/ODIHR SSGH ile görüşen ilgililer, anılan iki düzenlemenin birbiri ile çeliştiği ve şeffaf bir kampanya finansmanı sağlamadığı yönündeki kaygılarını dile getirmiştir.(Bu saptama Erdoğan’ın devasa reklam kampanyasının parasının AKP tarafından m ödendiği sorusunu gündeme getirdi.)

ANAYASA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BALTALIYOR

Anayasanın, "Cumhuriyetin temel özelliklerini ve devletin toprakları ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü" korumak için, başka tedbirlerin yanı sıra, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına da izin vermesi; ifade özgürlüğünün etkili bir şekilde korunmasını ve kamuoyu açısından önem arz eden konularda tam anlamıyla çoğulcu bir fikir alışverişi yapılmasını baltalamaktadır. Ayrıca, başka gerekçelerin yanı sıra, Ceza Kanundaki ve Terörle Mücadele Kanunundaki Türk ulusunun aşağılanması ve herhangi bir terör örgütünün lehine propaganda yapılması ile ilgili hükümleri gazetecileri suçlu bulup, hapsetmek için gerekçe olarak kullanılmıştır. AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi (MÖT), son dönemdeki bazı salıvermelerden sonra, 20 gazetecinin hapsedildiğini bildirmiştir.

MEDYA BAŞBAKANA ELEŞTİRİLERİ VERMİYOR

Medya caiması, kitlelere ulaşmada en geniş imkanlarla donatılmış medya kuruluşlarının sahibi olan büyük endüstriyel grupların hakimiyetindedir. AGİT/ODIHR SSGH ile görüşen ilgililer medya patronlarının ve siyasi aktörlerin editoryal özgürlüğüne doğrudan müdahale etmesinin editoryal bağımsızlığın ve araştırmacı gazeteciliğin yok olmasına neden olduğu yönündeki kaygılarını dile getirmiştir. Bunların yanı sıra, devlete ait şirketlerin kamu ihalelerinin ve reklamlarının hükümet ile bağlantılı işletmelere verilmesi ve medyanın iktidar partisinin ve Başbakanın eleştirisine özellikle televizyonda sınırlı yer ayırması hakkındaki kaygılar ifade edilmiştir. Başbakan dahil olmak üzere devletin yüksek kademesindeki kişiler tarafından açılan çok sayıda kamu ve hakaret davaları gazeteciler arasında otosansürü arttırmaktadır.

SİVİL TOPLUMUN ŞİKAYETİ ENGELLENİYOR

Alt düzey seçim kurullarının kararlarına karşı siyasi partiler, seçmenler, parti gözlemcileri, ve adaylar üst düzey seçim kurullarına itiraz edebilirken, sivil toplum örgütleri böyle bir itirazda bulunamamaktadır. Kanun, propaganda ile ilgili şikayetlerin iletilmesi için hiçbir usul öngörmemektedir. YSK, AGİT/ODIHR SSGH'ye 31 Temmuz öncesinde, bu tür şikayetlerin valiliklere ve ardından İlçe Seçim Kurullarına yapılması gerektiğini bildirmiştir. Seçimle ilgili ihtilafların karara bağlanması için kanunda açık bir son tarih belirtilmemiştir. 

Şimdiye kadar, YSK 30 civarında şikayet almıştır ve bunların çoğu Başbakanın aday olma yeterliliği, kamu görevinden istifa ve idari kaynakların kullanımı ile igilidir. YSK'nın verdiği bilgilere göre, yapılan tüm şikayetler reddedilmiştir.

YSK KARARLARINI AGİT’TEN SAKLADI

Seçim kurulları tarafından şikayetlerin ve itirazların karara bağlanması gözlemcilere veya medyaya açık değildir. Kararlar genellikle YSK'nın internet sayfasında yayınlanmamıştır veya diğer türlü araçlarla kamuoyu için erişilebilir değildir ancak YSK şikayetler hakkında verdiği kararların bazılarını AGİT/ODIHR SSGH’ye sağlamıştır.

Anayasanın 79. Maddesi uyarınca, YSK kararları yargı incelemesine tabi değildir, bu yüzden seçimle ilgili ihtilaflarda etkili adli çözüm yolu fırsatından mahrum kalınmaktadır.23 2010 yılında Anayasada yapılan bir değişiklik ile, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hem de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kapsamında güvence altına alınan temel hakların ve özgürlüklerin ihlallerinden dolayı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tesis edilmiştir. Bununla birlikte, 23 Temmuz tarihinde, Anayasa Mahkemesi seçimle ilgili ilk davada yargılama yetkisini reddetmiştir.24 Başbakanın adaylığına ve/veya onun cumhurbaşkanı adayı olmasına rağmen, görevinden istifa etmeyi reddetmesine karşı açılan üç davanın yanı sıra, yurtdışı oy sandıklarının oyların kullanıldığı ülkelerde sayılmasını talep eden üç dilekçe de reddedilmiştir ve neden reddedildiklerine dair henüz hiçbir hukuki açıklama kamuoyu ile paylaşılmamıştır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.