1. YAZARLAR

  2. Eyra Eyüp Kerimoğlu

  3. Demokrasi çoğunluğun diktatörlüğüdür.
Eyra Eyüp Kerimoğlu

Eyra Eyüp Kerimoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasi çoğunluğun diktatörlüğüdür.

A+A-

“Demokrasi insanları sayar, halbuki onları tartmak gerekir.''
Ludwig Wittgenstein

Demokrasi çoğunluğun diktatörlüğüdür.

Bizleri yönetin diye verilen oyların yani vekaletlerin sonucundan çıkan çoğunluğun, farklı yöneticilere oy vermiş veya hiç oy vermemiş insanları da bağlamasından ziyade, asıl sorunlu olan mevcut oy sistemidir. Zira çoğunluğu daima standart, stabil, ve risk almayı sevmeyen insanlar oluştururken, dünyadaki tüm ilerlemeler bunlara ters düşecek şekilde aykırı, yenilikçi, gerekli riskleri ve sorumluluğu alabilecek kapasitede olan, haliyle de toplumda azınlıkta kalan insanlar tarafından gerçekleştirilmiştir! Devletler de elbet bu durumun farkındadırlar ve her yurttaşın oyununun eşit "1 oy" sayıldığı bu sistem işlerine geldiğinden, bunun böyle devam etmesini isterler. Çünkü halkı aydınlatmamaya, tabiri caizse cahil bırakmaya yönelik politikalar sürdürerek, çoğunluğun gözünü boyamak ve yönlendirilebilir bir hale getirmek daha kolaydır.
 

Zamanında ünlü bir kadın (Aysun Kayacı), "benim oyumla dağda ki çobanın oyu bir mi?" demişti. O zamanlar bu sözü çok tepki çekmişti. Elbette aşağılayıcı ve bence maksadını aşan bir söylemdi. Lakin haklılık payı da vardı! İnsanları yaşadıkları coğrafyaya, bilgi birikimlerine, gelir ve okumuşluk seviyelerine göre değerlendirmek tabiki doğru olamaz. Çünkü herkesin eşit şartlarda doğmadığı bir dünyada herkesin okuyup kendini geliştirebilmesini beklemek de mantıksızdır. Zira her ne kadar fırsat eşitliği var denilse de fırsat eşitliği lafı aslında bir ilüzyondan ibarettir. Fırsatlar eşit bile olsa o fırsatları değerlendirebilmek için herkesin yine eşit şartlara sahip olması gerekir ki bu, mevcut kapitalist düzende yine mümkün olamayacak bir şeydir. Zaten yine herkesin üniversite okuyabilecek hakka sahip olmadığının göstergesi de mevcut üniversite sayısı ve sınav sistemidir. Yani fırsat eşitliği lafı sadece bir palavradır! Devlet bu yüzden çocukları sınava tabi tutar ve sadece belli bir kademeyi aşabilen öğrencileri okullarına alır. Keza bu öğrencileri de kendi içlerinde derecelendirerek daha başarılı olan öğrencileri daha iyi okullarda ve daha da iyi olabilenleri yine burs vererek okutur.
 

Kısacası, bu eleme yöntemi devletin ve iş hayatının her kademesinde geçerlidir. Fakat, yalnızca daha başarılı olan bireyler daha yüksek mevkilere gelebilirken aynı şey ülkenin kaderi söz konusu olduğunda nedense geçerli değildir! Yani devlet bizi yönetecek insanları seçerken bizlerin başarı veya zeka seviyelerimize bakmaz ve gözünü daha kolayca boyayabildiği insanları avucuna almak suretiyle o an ki en güçlü parti hangisiyse veya bu yönlendirme konusunda en çok hangi parti çalışmışsa çoğunluğu oraya yönlendirir. Bizler özgür bir seçim yaptığımızı sanırken aslında içinde bırakılmak zorunda kaldığımız şartların bize sunduğu oranda bir seçim yapmış oluruz ve bu tüm ülke için sağlıksız sonuçlar doğurur. Her gelen hükümet de halkı daima sömürmekten ve bizlerin paralarıyla yaptıkları icraatları da sanki kendi ceplerinden yapmışlar gibi bir lütuf olarak göstermekten öteye gitmemişlerdir.
Görüldüğü gibi mevcut seçim sistemi bir yana fakat verilen oyların her birinin tek bir oy sayıldığı bu sistemin ve çoğunluğun oylarını toplayarak başa gelen yöneticilerin de ülke yönetimi konusundaki başarısızlıkları ortadadır. Asgari ücretin bile açlık sınırının altında olması da bu başarısızlığın en büyük kanıtıdır.

 

Hal böyleyken benim önerim; yazımda da belirttiğim gibi insanları, statülerine göre değerlendirmek aşağılayıcı olacağından ötürü fiziksel üstünlük sayılabilecek zeka seviyesi artı bir değer olarak değerlendirilebilir. Nasıl ki bizden daha kaslı, daha güçlü birinin karşısında daha zayıf olduğumuzu bilmek bizi küçük düşürmüyorsa veya göreceli de olsa güzellik konusunda da olduğu gibi, bizden daha güzel birine kıyasla bunun belirtilmesi bizi aşağılamıyorsa aynı şekilde bizden daha zeki birinin oyu da ortak yaşadığımız ülkenin menfaati uğruna, bizim oyumuzdan görece olarak daha artı bir derecede değerlendirilebilir. Ayrıca bu uygulama pratikte de çok zor olmaz çünkü kimlik verilirken nasıl ki herkesin parmak izi, retina (göz taraması) gibi kayıtları alınabiliyorsa, zeka seviyesinin kaydı da tutulabilir.
Son olarak da, her zeki insan erdemli, vicdan sahibi veya aydındır gibi bir genelleme tabi ki yapılamaz. Tarih zeki diktatörler ve psikopat katillerle doludur lakin unutulmamalıdır ki zeka, sadece IQ dan yani sayısal zekadan ibaret değildir. Keza bana göre EQ yani duygusal zeka insan türünün aydınlanmasında IQ ya oranla daha fazla katkı sağlamıştır. Kısacası tek ölçü IQ değildir. EQ nünde seviyesi oranında, artık konunun uzmanı olan kişiler hangisinin daha faydalı olabileceğini göz önünde bulundurarak, ona göre bir değer biçebilirler bu zeka seviyelerine ve bu değere göre de oylar derecelendirilerek sayılabilir. Tabi benimki sadece bir öneri. Burada asıl önemli olan, mevcut ortamda ve düzende herkesin oyunun tek bir oy sayıldığı seçim sistemin sağlıklı sonuçlar doğuramamasıdır ve buna bağlı olarak farklı yöntemlerde geliştirilebilir. Dediğim gibi benim ki, sınırlı olan aklıma gelebilecek en mantıklı ve pratik yöntemdir sadece.

Yazımı, Platon'un Devlet kitabından konuyla ilgili sözleriyle bitiriyorum.

Görüşürüz. Hoşçakalın...

"Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar. Demokrasi despotluğa dönüşür. Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Devlet işleri, devlet içinde idare edenlerle idare edilenlerin yönetime katılmasıyla gerçekleşir."

Platon, Devlet, s. 48

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum