1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. ASTSUBAY İNTİHARLARI DURDURULAMIYOR MU?
ASTSUBAY İNTİHARLARI DURDURULAMIYOR MU?

ASTSUBAY İNTİHARLARI DURDURULAMIYOR MU?

Son iki yılda intihar eden astsubay sayısı...

A+A-

KABUS GERİ DÖNDÜ!

Dede Ersel AKSU

Muş'ta görev yapan Piyade Astsubay Özgür Kılınç, askeri birlikte silahla intihar etti.

Olay, 49. Motorlu Piyade Tugay Komutan Yardımcılığında meydana geldi. Burada görevli Piyade Astsubay Özgür Kılınç'ın, halen bilinmeyen bir nedenden dolayı silahıyla başına ateş ettiği belirtildi. Silah sesini duyan askerlerin müdahale etmeye çalıştığı Astsubay Özgür Kılınç, olay yerinde hayatını kaybetti.

Astsubay Kılınç'ın cenazesi Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

2013 YILINDA 18 ASTSUBAY İNTİHAR ETTİ

2013 yılında Türkiye genelinde biri emekli, 17'si  muvazzaf olmak üzere 18 astsubay intihar etti.

 2014 yılında, İzmir - Balçaova'da  2002 mezunu, İstihkam Astsubay Başçavuş, Eylem Kürekçioğlu, İstanbul'da görevli 2001 Mezunu, Deniz Astsubay  Piyade Başçavuş, Ferhat OZGAN'ın, beylik silahı ile kendini vurarak intihar etmişti.

Bu intihar ile beraber, 2014 Yılının ilk 5 ayında, 4 astsubay inithar etmiş oldu.

 

2013 YILINDA 18 ASTSUBAY İNTİHAR ETTİ

2013 yılında Türkiye genelinde biri emekli, 17'si  muvazzaf olmak üzere 18 astsubay intihar etti.

 2014 yılında, İzmir - Balçaova'da  2002 mezunu, İstihkam Astsubay Başçavuş, Eylem Kürekçioğlu, İstanbul'da görevli 2001 Mezunu, Deniz Astsubay  Piyade Başçavuş, Ferhat OZGAN'ın, beylik silahı ile kendini vurarak intihar etmişti.

Bu intihar ile beraber, 2014 Yılının ilk 5 ayında, 3 astsubay inithar etmiş oldu.

2013 YILINDA İNİTHAR EDEN ASTSUBAYLAR; 

1.   Yücel Çevik
2.   Mürsel KAYATAŞ
3.   Bülent AYDINÖZ
4.   Ferdi Altınsoy
5.   Yılmaz Doğan
6.   Vedat Tanrıverdi
7.   Murat Taşan
8.   Kağan Sarı (E)
9.   Yalçın Uyur
10. Ayhan Özarslan
11. Musa Tunç
12. Ahmet Serkan Keskin
13. Okan Turanlı
14. Bayram Demir
15. Naci Demir
16. Sinan Bilici
17. Nurullah Çeçen
18. Eylem Kürekçioğlu (2014 )

19. FERHAT OZGAN (2014) 

20. Mehmet PALTA (2014)

TABİP ALBAY; "İNİTİHARLAR BULAŞICI"

 

CHP, "İNTİHARLARI ARAŞTIRALIM" DEDİ,  AKP REDDETTİ 

Astsubay intiharları ile ilgili olarak, CHP tarafından, 2014 yılı Mart ayıında, meclis araştırması açılmasına yönelik önerge, AKP milletvekillerinin karşı oy kullanması üzerine reddedilmişti. 

Astsubay İntiharları İle İlgili, Meclis Araştırma Komisyonu Kurulması Yönünde, CHP tarafından  Yapılan Teklifin,  AKP milletvekillerince Reddedilişine Ait Meclis Tutanağı aşağıdadır. 

MECLİS GÖRÜŞME TUTANAĞI;

Türkiye Büyük Millet Meclisi 
Genel Kurul Tutanağı 
Tutanak toplam 56 sayfadır.

24. Dönem 4. Yasama Yılı 
69. Birleşim 27 Şubat 2014 Perşembe

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve sonra oylarınıza sunacağım.

27/2/2014

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 27/2/2014 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Mehmet Akif Hamzaçebi
İstanbul
Grup Başkan Vekili

Öneri

İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ve 27 milletvekili tarafından, astsubay intiharlarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 6/12/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1174 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 27/2/2014 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, İstanbul Milletvekili Celal Dinçer.

Buyurunuz Sayın Dinçer. (CHP sıralarından alkışlar)

CELAL DİNÇER (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; astsubay intiharlarının nedenlerinin araştırılarak intihara sürükleyen olumsuz koşulların düzeltilmesi ve alınacak tedbirleri belirleyip önerilerde bulunmak amacıyla vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin güvenliği açısından en önemli kurum olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde bulunan astsubayların intiharları bugün endişeyle izlenmektedir. Sadece son üç ay içinde 9 astsubay intihar etmiştir, son bir yılda ise 19 astsubayımız intihar etmiştir. 

1999 tarihinden bugüne kadar toplam 76 astsubayımız intihar etmiştir. Ancak, bu intihar vakaları kamuoyunda yeterince algılanamamıştır. Hiçbir meslek grubu için bu kadar vurdumduymazlık yaşanmamıştır.

Stres altında çalışan bir meslek olmasının yanı sıra, ekonomik nedenler, "mobbing", keyfî uygulamalar, eşitsizlik ve bunun gibi nedenlerin bunalttığı astsubayların umutsuzluğunun ve geleceğe olan güvensizliğinin tetiklemesiyle intihar vakaları artmıştır.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinde 34 bin subay, 94 bin astsubay vardır. Diğer bir deyişle Türk Silahlı Kuvvetlerinde her 4 komutandan 3'ü astsubaydır. 

100 bin de emekli astsubay bulunmaktadır. 1975 yılından bugüne kadar hem emekli hem şu anda aktif olarak görev yapan astsubayların sosyal ve ekonomik haklarında hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Dikkatinizi çekmek istiyorum, otuz dokuz yıldır hiçbir iyileştirme yapılmamıştır.

Bugün 90 şubesi, 42 bin üyesi olan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğinin talepleri bütün ilgili kurumlara ve partilere gönderilmiş ancak dikkate alınmamıştır. Bu konudaki yaklaşımlar çok yetersiz kalmıştır. 

Bunlar da seslerini daha net duyurabilmek için ölüm orucu kararı almışlardır. İşte bir basın bildirisi yanımda. Bu Cumartesi günü İstanbul'da basın açıklaması yapıp 5 Mart tarihinden itibaren de başta Ankara olmak üzere yurdun birçok bölgesinde ölüm orucuna başlayacaklardır. Son çare, seslerini duyurmak için ölüm orucu olmuştur astsubaylarımız için.

Astsubaylar, subaylar ile asker arasında tampon görevi görmektedir. Onlar kendilerini ordunun orta direği olarak nitelendirmektedirler. Görev başındakini, emeklisini ve ailelerini de hesaba katarsak astsubaylar bugün en az 1 milyonluk bir nüfusu barındırmaktadır, 1 milyonluk bir ordu demektir. 

Son dönemlerde hem yükleri ve sıkıntıları artmış, maddi sorunlarla boğuşmaktalar hem de emir komuta içindeki sıkıntılarla boğuşmaktalar. Ardı ardına astsubay intiharların nedeni budur. Astsubaylar haksızlık ve ayrımcılığa son verilmesini istiyorlar. 

Özellikle, üstlerinin yaptığı iddia edilen kötü muamele nedeniyle sığınabilecekleri bir mekanizma bulunmamaktadır. Benzer birçok uygulamalar için yapısal düzenlemeler yapılmasını istiyorlar ama astsubaylar dikkate dahi alınmıyor. Bu talepleri, bu yoğun talepleri Genelkurmayı birazcık olsun harekete geçirmiş; Türkiye genelinde her kuvvet komutanlığını temsilen 270 astsubay Ankara'ya çağırılmış bilgilendirilmek üzere ancak, Genelkurmay konuşma dahi yapmadan toplantıyı terk etmiştir.

Diğer bir konu da, Kara Kuvvetleri Komutanı, aynı şekilde, 71 temsilciyi Ankara'ya çağırmış ancak toplantıyı yaparken astsubayların görmeyeceği, göremeyeceği bir konumda oturmuş ve onların hiçbir talebini dikkate almamıştır. 

Astsubaylar orduda subayların 3 katı dedik. OYAK yönetim kurulunda ise 2012'ye kadar temsil edilmemişlerdir. 2012 yılında mahkeme reddetmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracakları anlaşılınca 1 tane üyeyi OYAK'ta temsil ettirmişler.

Oysa, astsubaylar şöyle haykırıyor: "OYAK'ın kasasını biz dolduruyoruz, niçin yönetimde yokuz?" (CHP sıralarından alkışlar) Astsubayların aylık maaşlarının yüzde 10'u OYAK'a yani Ordu Yardımlaşma Kurumuna kesiliyor ancak onlar nemalarının adaletli bir şekilde dağıtılmadığından yakınıyorlar. Astsubayların sayısı, tekrar ediyorum, subayların 3 katı ancak astsubayların aldıkları pay subayların neredeyse üçte 1'i.

OYAK iştiraklerinden -OYAK'ın kendisi değil- nema dağıtılması gerekiyor ancak bu da astsubaylara dağıtılmamış. OYAK'ın emekli olan subaylara daha yüksek, astsubaylara ise daha az ikramiye verdiği de kaçınılmaz bir gerçek. Aynı parayı ödüyorlar ancak aldıkları ikramiye subaylardan çok az. Türk Silahlı Kuvvetlerindeki subay ve astsubaylara yardım için kurulan OYAK'ta her alanda generaller ve amiraller hâkim olmuş.

Bir astsubayın feryadı şöyle: "Otuz yıl görev yaptıktan sonra emekli oldum, OYAK'ın kapısını çaldım 'Nedir bu kuruluş, görmek istiyorum, görüşmek istiyorum.' dedim ancak kapıdan içeri dahi sokmadılar."

Başka bir subay: "Emekliyim, geçinemiyorum. 1987 yılında emekli oldum. O zaman OYAK'a da ortak olmadım, OYAK'tan ayrıca bir gelir elde edemiyorum, 1.385 lira maaş alıyorum. Emekli ikramiyem ve bütün aldıklarım bitti. Küçücük bir ev almıştım, evimi sattım, şimdi kiradayım, geçinemiyorum. Şimdi, çocuklarımın gözünün içine bakıyorum bana yardım etmeleri için." Maalesef, emekli astsubaylar çok zor durumdalar.

Aynı şekilde başka bir haksızlık… Meslekte on iki yılını doldurmuş bir astsubay haykırıyor: "Bizler, doktorların yanında sağlıkçı astsubaylarız. Doktorlarımıza tam gün yasasından dolayı ek tazminatlar verildi, devlet hastanesinde de döner sermaye alıyor bütün yardımcı sağlık personeli ancak bize 5 kuruş para verilmedi, bizler mağdur oluyoruz. Oysa, sağlık camiası, doktor, hemşire, hep beraber bir bütündür."

Kendi ağızlarından astsubaylar ana sorunlarını şöyle dile getiriyorlar: "Biz emekli olduğumuzda, tazminatlarımız yetersiz kesildiği için maaşımız yüzde 45'lere, yüzde 50'lere düşüyor. Oysa, subaylarda alınan emekli maaşı yüzde 75 civarında."

Birkaç tazminattan bahsetmek istiyorum. Örneğin: Temsil tazminatı, subaylara var, astsubaylara yok; görev tazminatı, subaylara var, astsubaylara yok; makam tazminatı, subaylara var, astsubaylara yok; kadrosuzluk tazminatı, subaylara var, astsubaylara yok; komutanlık tazminatı, subaylara var astsubaylara yok; komutanlık kurs tazminatı, subaylara var astsubaylara yok.

Değerli arkadaşlar, bütün astsubaylar haykırıyor "Görev tazminatı bizim de hakkımız; utanıyoruz, isteyemiyoruz, son çareyi intiharda buluyoruz." diyorlar. Astsubaylara sağlıkta çifte standart sağlanıyor. 

Gülhane Askeri Tıp Akademisine veya hastanelerine gittiğinde A poliklinikleri, B poliklinikleri var. A polikliniklerinde generaller, B'de daha alt düzey subaylar ama astsubaylar normal polikliniklerde muayene olmak zorunda kalıyorlar. 

Normal poliklinikte de sadece pratisyen hekimler görev yapıyor, bu yüzden sağlık konusunda çok sıkıntı çekiyoruz diyorlar ama bu ayrım hâlâ giderilmiş değil.

Sık sık yer değiştiriyorlar, bir jandarma astsubayı haykırıyor "İki üç ayda bir yer değiştiriliyorum; benim de çoluğum çocuğum var, benim de çocuklarım okula gidiyor, benim de arkadaşlarım var, bu büyük bir haksızlık." diyor. 

Daha da kötüsü, bir astsubay arkadaşımız haykırıyor: "Devlet ödemediği için astsubaylara ilaçlı stent takılamaz." deniliyor, astsubaylar ölüme terkediliyor değerli arkadaşlar, böyle bir haksızlığı kabul etmek mümkün değil.

Lojmanlar konusunda da aynı, astsubaylar subayların neredeyse 3 katı ama lojmanların yüzde 55'i subaylara, yüzde 40'ı astsubaylara ayrılmış, burada da çok önemli bir haksızlık var.

En son haksızlıklardan biri de, artık bu çağda insanların belli yerlere girebilmesi söz konusu değil. Astsubaylar subayların gittiği birçok orduevine özellikle de büyükşehirlerdeki orduevlerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CELAL DİNÇER (İstanbul) - …giremiyorlar değerli arkadaşlar, bu haksızlıkların giderilmesi gerekir.

Daha çok sorunları var ama vaktim yetmediği için sıralayamıyorum.

Yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Dinçer.

Aleyhinde, Ağrı Milletvekili Halil Aksoy.

Buyurun Sayın Aksoy. (BDP sıralarından alkışlar)

HALİL AKSOY (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten de çok önemli bir konuyu konuşuyoruz. Şüpheli asker ölümleri artık Türkiye'nin trajik ve derhâl çözülmesi gereken bir sorunu hâline gelmiştir. Bizim bu konuda BDP Grubu olarak çok sayıda araştırma önergemiz var. Ancak, ne yazık ki bugüne kadar hep AKP oylarıyla reddedildi. 

Ancak, kışlada asker ölümleri de bitmedi. Millî Savunma Bakanı, grubumuz milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verdiği cevapta, 1992-2012 yılları arasında 2.221 askerin intihar sonucu yaşamını yitirdiğini belirtmiştir. Bu rakamlar oldukça yüksektir ve gerçekten de ürperticidir. Bu kadar çok insanın intihar ettiğine inanmamızı kimse bizden beklememelidir. 

Bu intiharların çok büyük bir çoğunluğu "şüpheli ölüm" olarak nitelendirilmelidir. Neredeyse, silahlı çatışmalarda yaşamını yitiren asker sayısı kadar askerin intihar ettiği veya şüpheli bir şekilde öldüğü belirtilmektedir.

Buradan Millî Savunma Bakanlığına sormak istiyorum: Bugüne kadar şüpheli asker intiharları veya şüpheli kazalar sonucunda yaşamını yitiren askerlerle ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yapıldı mı? 

Bu olaylarda sorumluluğu olan kaç komutana veya kaç askere ceza verildi? 

Örneğin, 2009 yılında Elâzığ'da, sırf nöbette uyuduğu iddiasıyla, pimi çekilen el bombasını uzun süre elinde tutmasını emreden komutana bir ceza verildi mi?

Hatırlayacaksınız, bu olayda 4 asker yaşamını yitirmişti. Kaç komutan veya asker görevinden açığa alındı? 

Yaşam hakkı ihlali nedeniyle asker ailelerine tazminat ödendi mi? Bu soruları çoğaltmak tabii ki mümkün.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de şüpheli asker intiharları veya kazaları sonucu yaşamını yitiren askerlerle ilgili bu durumun çeşitli sebepleri vardır. Yaşanan bunca ölüm sadece sonuçtur. Bunları doğuran sonuçlara da bakmakta yarar vardır.

İkincisi ise, Türkiye'deki askerî disiplin ortamı oldukça ağırdır ve genç erkeklerin altından kalkabileceği bir durum da değildir. Bu nedenle, bu konuda acil düzenlemeler yapılmalıdır. 

6413 sayılı ve 31/01/2013 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile "disko" diye tabir edilen hücre hapsinin disiplin cezası olmaktan çıkarılması olumlu bir gelişmedir ancak bugüne kadar son yirmi yılda intihar ettiği belirtilen 2.221 kişinin intiharında disko cezasının ne kadar etkili olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla iyileştirmelere mutlaka devam edilmelidir.

Askerî yargının hiçbir caydırıcılığı olmadığı için ölümler hızından hiçbir şey kaybetmemektedir. Ölüme sebep olanlar veya öldürenler hakkında etkili soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı için caydırıcılık olgusu ortadan kaybolmuştur. Bu nedenle ve tabii ki hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca askerî mahkemeler mutlaka kaldırılmalıdır.

Ancak, yapılacak Anayasa değişikliğiyle askerî mahkemeler kapatılıncaya kadar Askerî Ceza Kanunu'nda değişiklik yapılarak askerî bölgelerde meydana gelen yaşam hakkı ihlallerine sebep olan suçlar, vücut bütünlüğüne yönelik suçlar ve işkence suçları sivil savcılıklar tarafından soruşturulmalı ve sivil mahkemelerde yargılamalar yapılmalıdır. 

Askerî mahkemelerin göstermiş olduğu pratik bu alana güven duyulmadığının ortaya çıktığını göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de asker intiharları kader değildir. AKP Hükûmeti evladını yitiren annelerin çığlığını duymalı ve bir an önce tedbirler almalıdır. Bakınız, şüpheli asker ölümlerinin en yoğun yaşandığı dönem son otuz yıldır. 

Son otuz yılda yüksek rütbeli generallerin çocukları nerede askerlik yapmıştır? 

Daha doğrusu, tatil beldelerinde askerî tesislerde tatil yapmışlar mıdır? 

Aynı şekilde, bakanların oğulları nerede ve nasıl askerlik yapmışlardır? 

Bunların cevaplarının da verilmesi gerekmektedir.

Önergeye destek verdiğimizi belirtiyor, sadece astsubay intiharlarının değil, bütün şüpheli asker ölümlerinin nedenlerini ve çözüm yollarını araştırmak üzere bir Meclis araştırması komisyonu kurulmasını talep ediyoruz.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Aksoy.

Lehinde, Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı.

Buyurunuz Sayın Kalaycı.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; astsubay intiharlarının nedenlerinin araştırılması hakkında verilen CHP grup önerisi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu, televizyonlarının karşısında umutla bizleri izleyen tüm astsubaylarımızı ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmama başlarken Konya Milletvekili ve Başbakan olarak Türk milletine önemli hizmetlerde bulunmuş, merhum, Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hoca'mızı vefatının üçüncü yılında rahmetle anıyorum. Cenab-ı Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

Değerli milletvekilleri, son dönemde yaşanan astsubay intiharları kamuoyunda üzüntü ve endişeyle karşılanmaktadır. Daha da üzücü olanı, AKP iktidarının bu konuda yeterli duyarlılığı göstermemesidir. Bugün de Bolu'da, 15 bin liralık borcunu ödeyemediğinden icraya verilen bir astsubayımızın intihar etmeye kalkışması son anda önlenmiştir.

İntiharlar olağan bir vaka olarak görülmemelidir. Bu intiharların sebepleri mutlaka araştırılmalı, başka intiharlar yaşanmaması için bir an önce gerekli tedbirler alınmalıdır. Gerek Hükûmette gerekse Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan sorumlu mevki ve makamdaki tüm yetkililerin bu duruma görev alanı kapsamında ilgi göstermesi ve müdahale etmesi zaruri hâle gelmiştir.

Astsubaylarımız, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir ve komuta zincirinde yer alan asli ve en önemli unsurlarından birisidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin profesyonel insan gücünün önemli bir kısmını oluşturan, ülkemiz için şerefli meslekleri uğruna bir ömrü feda eden, en ücra yurt köşelerinde canı pahasına görev yapan, aile fertlerinin de aynı kaderi kendileriyle paylaştığı bu camianın cefakâr ve fedakâr mensuplarının çok ciddi ve birikmiş sorunları acil çözümler beklemektedir.

Meslek yüksekokulu mezunu statüsünde hakları olan, intibak işlemleri yapılmayan, kendilerini geliştirmelerinin önüne setler çekilen, sağlık işlemlerinde rütbeye göre muayene statüsüne tabi tutulan, tek kişilik ceza sistemiyle cezalandırılan, OYAK'tan, sosyal tesislerden eşit bir şekilde faydalanamayan, maaşları düşük olduğu için ailelerinin geçimini sağlamada sıkıntılar çeken astsubayların ülkemizin dört bir yanından feryatları yükselmektedir.

Yıllardır en yetkili ağızlardan defalarca söz verilmiş olmasına karşın ve bazı konularda ellerinde yargı kararları dahi bulunmasına rağmen astsubaylarımızın yaşadıkları sorunlara çözüm getirecek, mevcut eşitsizlikleri ortadan kaldıracak, mağduriyetlerini giderecek düzenlemeler bir türlü yapılmamıştır.

Astsubaylarımız "Yaptık. Yapıyoruz. Merak etmeyin. Seçimden sonra olacak." gibi yalanlarla aldatılmayı, kandırılmayı hak etmiyorlar. Yok "Genelkurmay önermedi." yok "Maliye Bakanı engelliyor." gibi bahaneler üretilmemeli, astsubaylara net cevap verilmelidir.

Astsubaylarımız yaşadıkları baskı, mobbing ve ekonomik sıkıntıları duyurabilmek, yetkili kurumların dikkatini çekmek ve haklarını almak için kararlı ve onurlu bir mücadele vermekte, "Artık duyun sesimizi." diye haykırmaktadır.

Astsubayların artık sabırları taşmıştır. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) yönetim kurulu, meslektaşlarına uygulanan ayrımcılık ve adaletsizliklere karşı oy birliğiyle ölüm orucu eylemine başlama kararı almıştır, 5 Martta ölüm orucuna başlayacaklar.

Astsubaylara duyarsız kalınmamalı, uygulanan ayrımcılık ve adaletsizliklere artık son verilmelidir. Muvazzafıyla emeklisiyle astsubaylarımız imtiyaz ve ayrıcalık değil adalet ve eşitlik istemektedir. Astsubaylarımız, sorunlarının çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisine güvenmektedir. 

Meclis olarak duruma el koymamızı beklemektedir. Astsubayların hakları bir an önce verilmeli, adalet ve eşitlik sağlanmalıdır. Ordumuzun bel kemiği olan astsubaylarımız kaderiyle baş başa bırakılmamalıdır. Gelin, hep birlikte gerek görevde bulunan gerekse emekli astsubaylarımızın çok ciddi ve birikmiş sorunlarını bir an önce çözüme kavuşturalım. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz hazırız.

Değerli milletvekilleri, astsubay okulları 2002 yılında yüksekokul seviyesine çıkarılmış olmasına rağmen, astsubayların bu değişikliğe göre intibaklarının yapılması konusunda verilen sözler hâlâ tutulmamıştır.

Bu intibakın yapılmaması nedeniyle ikinci ve üçüncü derecelerden emekli olmuş astsubaylarımız yıllardır 800 liraya varan düzeyde, daha düşük emekli aylığı almaktadır. 

Göz göre göre bu haksızlığın sürdürülmesi vicdansızlıktır, kul hakkını gasbetmektir. Ülkemizde hiçbir meslek grubuna yapılmamış olan bu uygulamayı başka türlü değerlendirmek mümkün değildir. 

926 sayılı Yasa'dan önce sanat okulu, lise mezunu ve iki yıllık harp okulu mezunlarına tanınan intibak hakkı, Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu'ndan önce mezun olan astsubaylarımıza ve emeklilerine de tanınıp bunların intibakları meslek yüksekokulu mezunu olarak yapılmalıdır. Bu eşitleme haklarıdır ve bu haksızlık bir an önce giderilmelidir.

Astsubayların en önemli sorunlarından biri de yıllardır hep göz ardı edilmelerinin etkisiyle maaşlarının sürekli erimiş olması ve gerilerde kalmasıdır. 

Astsubaylar uygulama başladığından beri temsil, makam ve görev tazminatı alamamakta ve emekli olduklarında maaşları önemli oranda azalmaktadır. Makam ve görev tazminatı ödenmesi konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin özüne aykırı uygulama içeren ilgili kararnamenin 1'inci maddesinin adil olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, 2008 yılında çıkarılan yeni düzenlemeyle aynı haksızlık devam ettirilmiştir. 

Söz konusu tazminatın "Ha bugün, ha yarın çıkacak." söylentileri astsubaylarımızın motivasyonunu olumsuz etkilemiştir. Makam ve görev tazminatının bir an önce verilmesi onların sosyal yaşantıları, moral ve motivasyonu açısından artık kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Aynı kurumda çalışan, aynı meslek sahibi, savaşta ve barışta aynı kaderi paylaşanların ülkesinin her köşesinde külfette beraber oldukları gibi nimette de beraber olmaları Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve ülkenin bekası gereğidir. Bu eşitlik mutlaka ve mutlaka sağlanmalıdır.

OYAK iştirakçilerinin büyük çoğunluğunu oluşturmasına rağmen, Yönetim Kuruluna bir astsubay ancak mahkeme kararıyla girebilmiştir. Oysaki mantıksal ve hukuki olan çözüm, OYAK iştirakçisi herkesin iştirakçiliği oranında temsil hakkı elde etmesidir. OYAK ve iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında OYAK üyelerinin yüzde 60'ını oluşturan astsubaylar ve emeklilerinin bu oranda temsil edilmeleri sağlanmalıdır.

Sosyal tesislerin sayı ve fiziki kapasiteleri astsubaylar aleyhinedir. Esasen, bütün sosyal tesisler ve orduevlerine giriş tüm personele hizmet edecek şekilde açık olmalıdır.

Astsubayların en büyük sorunlarından birisi ise lojmanlardan yeteri kadar yararlanamamaktır. Lojman dağıtımında adalet tesis edilmeli ve lojmanda oturması şart olan personele rütbesine bakılmaksızın tahsis yapılmalıdır. Muvazzafıyla, emeklisiyle astsubaylarımız imtiyaz, ayrıcalık değil adalet ve eşitlik istiyor. Terleri, kanları ve canlarıyla bu ülkeye ve Türk Silahlı Kuvvelerine bağlılıklarının, bir ömre mal olan hizmetlerinin karşılığını yani haklarını istiyorlar.

Astsubaylarımızın bazı sorunları var ki bunlar hemen çözüme kavuşturulabilecek konulardır. Hatta bugünlerde görüşülen ve "torba kanun" olarak adlandırılan düzenlemelerin birisine ekleyeceğimiz bir iki maddeyle kısa sürede bu sorunları ortadan kaldırabiliriz.

Bu konularda Milliyetçi Hareket Partisi olarak vermiş olduğumuz kanun tekliflerini de gündeme alarak hızla sonuç alabiliriz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, astsubaylarımızın yaşadığı sorunlara çözüm getirmek amacıyla verdiğimiz kanun teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında gündeme alınmayı beklemektedir. 

Bu tekliflerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak seçim beyannamemizle taahhüt ettiğimiz, güvenlik tazminatı ödenmesi başta olmak üzere astsubaylarımızın maaşlarının iyileştirilmesi, öğrenim durumları itibarıyla derece ve kademe ilerlemeleri ve intibak işlemleri konusunda eşitsizliklerin giderilmesi, makam ve görev tazminatı verilmesi gibi konuları kapsamaktadır.

Gelin, bu kanunu çıkaralım, astsubaylarımızın sorunlarına çözüm getirelim.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Kalaycı.

Aleyhinde, Isparta Milletvekili Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım.

Cumhuriyet Halk Partisi, vermiş olduğu önergede, astsubayların son aylarda, son yıllarda intihar ve diğer birtakım sıkıntılı durumlarının araştırılmasını talep etmekte. Gerçekten bu hassasiyetlerinden dolayı Cumhuriyet Halk Partisine teşekkür ediyoruz.

Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde subayların, amirlerin astsubaylar üzerinde bu tür bir yanlış tutum ve davranışından "mobbing" uygulamasından dolayı sıkıntılı bir durum var ise elbette ki bunların üzerine her zaman gidilmeli. Millî Savunma Bakanımız da burada, bütün konuşmaları da dinledi ama hiç kimse, astsubay camiası, subay camiası şunu iddia etmesin… 

Bizim dönemimizde astsubaylara birtakım iyileştirmeler yapıldı. Mesela bunlardan birkaçını sizlerle paylaşacak olursak: Astsubayların 1'inci derecenin 4'üncü kademesine yükselebilmesi hususu 3 Haziran 2012 tarihindeki yasayla kabul edildi. Şu anda bu özlük hakları kendilerine teslim edildi. Bunun gibi birçok özlük haklarında, mesleki anlamda, daha iyi bir yaşam koşulu nasıl sağlayabilirler anlamında birtakım düzenlemeler yapıldı.

Tabii, OYAK'taki birtakım, yönetimdeki temsilleri noktasında sıkıntılar yok mu? Vardır. Bunların giderilmesi gerekir mi? Gerekir. Bunlarla ilgili, gerek idari, gerek yasal düzenlemeler Bakanlığımız tarafından yapılmakta ve bundan sonra da yapılacaktır diye söyleyebilirim.

Şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinde 39.329 subaya karşılık 96.600 civarında bir astsubay kadrosu bulunmakta, çalışmakta. Gerçekten, askeriyemizin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin büyük bir yükünü astsubay kardeşlerimiz çekmekte. Bunların en güzel, en kamil manada özlük haklarına kavuşması, yaşamlarını çok daha iyi koşullarda sürdürebilmesi… 

Çünkü yurt dışı güvenliğimizi teslim ettiğimiz askeriyenin belkemiğini oluşturan bu astsubayların daha iyi koşullarda yaşam şartlarını, mesleki kabiliyetlerini, mesleklerini icra etmelerini sağlamak bizlerin, AK PARTİ'nin ve tüm Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinin görevidir. En iyi manada bunu yerine getirmek zorundayız. Tabii ki elde bulunan imkânlar, bütçe imkânları bunlara ne derecede imkân

veriyorsa, onlar toplumun her kesimine, çalışan her kesimine, kısım kısım, zaman zaman verilebilmektedir.Ah, keşke bütçede çok daha fazla imkânlarımız olabilse, her istenen talebi burada yerine getirme imkânımız olabilse. Ne kadar bütçemiz varsa, o kadar bu kişilere imkân sağlanabilmekte.

Ben bu araştırma önergesinin, gündemimiz bugün belli olduğundan dolayı, kamuoyunda bekleyen dershaneler yasasının bir an önce yasalaşması, arkasından, gündemde bulunan konular Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olduğundan dolayı… İnşallah gereğini Hükûmetimiz yapmaktadır, yapacaktır diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özel.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım istem üzerine.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.