1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. Anadolu basını böyle baskı görmedi!
Anadolu basını böyle baskı görmedi!

Anadolu basını böyle baskı görmedi!

A+A-

Basın İlan Kurumu’nun (BİK) Van’da ortaya çıkan yerel gazetelerin birleştirilmesi uygulamasının altından akıllara durgunluk veren, 12 Eylül askeri darbesi döneminde bile olmayan bir baskı sistemi çıktı. Yerel gazetelerin, yasalara aykırı bir biçimde, birbirinin tersi raporlar ve “İlanlarınızı keseriz” tehdidiyle birleşmeye zorlandığı bildirildi. Kayseri’de birleşmeye yanaşmayan 17 gazetenin ilanları kesilirken BİK’in, zaten büyük zorluklar içinde varlığını sürdürmeye çalışan, tek gelir kaynağı olan ilan gelirlerine komisyon diye el attığı ve tam 50 milyon lirayı kasasına indirdiği ileri sürüldü. Yerel basın BİK’e “Baskı ve İtaat Kurumu” adını taktı.

AKP Hükümeti’nin, yerel basını nasıl iğdiş ederek tahakküm altına almaya çalıştığı Malatya'da  40 yıldır günlük olarak yayınlanan Görüş Gazetesi'nde yer verilen bir açıklamayla ortaya çıktı. “Sıkıyönetim dönemlerinde bile Anadolu Basını olarak böyle baskı ortamına tanık olmadık” denilen açıklamada, BİK’in yerel basını nasıl birleşmeye zorladığı ayrıntılarıyla anlatılıyor. Diğer illerde birleşmelerin nasıl sağlandığından da örneklerin verildiği açıklamada, Basın İlan Kurumu'na kamuoyunda artık “Baskı ve İtaat Kurumu”benzetmesi yapıldığı vurgulanıyor.

Açıklamadaki iddialar, BİK’in gazetelerin aleyhindeki raporları aynen Ergenekon ve benzeri davaların görüldüğü eski özel yetkili mahkemelerin (ÖYM) sanıklar hakkındaki kanıtları tutuklama aşamasında saklamasında olduğu gibi saklandığına işaret ederken, Malatya Haber sitesinin haberine göre; Görüş Gazetesi’nin imzasını taşıyan açıklama aynen şöyle:

"ANADOLU BASINI BÖYLE BASKI GÖRMEDİ”

Görüş Gazetesi, Malatya’da 40 yıldan bu yana günlük olarak yayınlanan yerel bir gazetedir. Yayın hayatımız boyunca gazetelere resmi ilan dağıtan, değişik hükümetlerin atadığı valileri gördük. Ancak, Malatya’ya Basın İlan Kurumu Şubesi açılarak Valiliğin devreden çıkarılmasından sonra, Mehmet Atalay’ın başında bulunduğu bu kurumun yerel gazeteler üzerinde kurduğu tahakkümün yarattığı baskı ve haksızlığın şiddetini hiçbir zaman yaşamadık. Bırakın olağan yönetim şartlarını, sıkıyönetim dönemlerinde bile Anadolu Basını olarak böyle baskı ortamına tanık olmadık. Anadolu Basını baskı altında tutulmak suretiyle Anayasa’nın ve ilgili yasaların basına tanıdığı özgürlükler engelleniyor, ortadan kaldırılıyor.  

“KORKUMUZDAN YAZAMAZ DURUMA GELDİK”

Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, yasadışı biçimde uhdesine aldığı yetkiyle, resmi ilan yayınlama hakkına sahip gazeteler üzerinde “Resmi ilanınızı keseriz” tehdidi savurmakta, gayri meşru yetki donanımı sayesinde, yerel gazeteleri hizaya (!) getirmeyi amaçlamaktadır. Yerel gazetelerin çok büyük bölümü ise, “Resmi ilanımızı keserler” korkusuyla düşündüklerini ve inandıklarını yazamaz duruma getirilmiş bulunmaktadır.  

ŞUBELERİ BÖYLE KURUYORLAR

Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, valiliklerin görev alanına giren şehirlere -yetkisi olmadığı halde- müdahale edip, personelini resmi ilan geliri yüksek olan şehirlere göndererek, bu şehirde yayımlanan gazetelerin gerçekliği ile ilişkisi bulunmayan şekilde rapor hazırlattıktan sonra, yerel gazetelerin resmi ilan gelirinden haksız olarak komisyon almak için şube açtırıyor. Aslında bir şehirde Basın İlan Kurumu’nun şubesi açılması gerekiyorsa, bununla ilgili araştırmayı ilgili valiliklerin yaparak Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na teklifte bulunması gerekir. Çünkü Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün, kurumun şubesi olmayan yerlerde gazetelerle ilgili araştırma yapma ve rapor düzenletme yetkisi yoktur. 

HEM YENİ KÜLFET HEM “YÜZDE 15 GASP”

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın emrindeki kişiler gönderildikleri illerde “Bu şehirdeki gazeteler; miktar ve kalite bakımından Ankara, İstanbul ve İzmir’dekiler gibi önem kazanmıştır. Şube açılması gerekir” şeklinde rapor düzenliyorlar. Bu aşamada hazırlanan raporla, Basın İlan Kurumu’nun şube açmasının zemini, dolayısıyla yerel gazetelerin yayınladığı resmi ilan bedellerinin % 15’inin bir çeşit gasp edilmesine meşruiyet kaynağı hazırlanıyor. Ayrıca şube açılan şehirlerdeki gazetelerin uyması gereken şartlar da ağırlaştığından, yerel gazetelere maddi bakımdan kaldıramayacağı ve yerine getiremeyeceği külfetler yükleniyor. 

SONRA ZORLA BİRLEŞTİRME

Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü “Biz size yük olmaya değil, yük almaya geldik” sloganı atarak yerleştikleri şehirlere, bir müddet sonra ikinci bir kontrol kurulu heyeti göndererek, bu defa birinci raporun tam aksine “Bu şehirdeki gazeteler istenilen kalitede değil” şeklinde yeni raporlar hazırlattırıyor. İlk aşamadaki raporla taban tabana zıt olmasına rağmen, bu çelişki sorgulanmıyor. Çünkü ikinci aşamada hazırlanan bu raporlarla, yerel gazetelerin tam anlamıyla antidemokratik bir şekilde, zorla birleştirilmesinin mekanizması kuruluyor. 

AYNEN ÖYM’LERİN TAKTİĞİ GİBİ

Gazetelerin Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nce oluşturulan kontrol kurullarının oluşumuna, hazırladıkları raporların içeriğine itiraz etme hakkı olmasına rağmen, bununla ilgili yazılar aylarca gazetelere tebliğ edilmemektedir. “Bizim gazetemizi kimler denetledi, bunların isimlerini ve hazırladıkları raporların bir suretini bize tebliğ edin ki, itiraz edilmesini düşündüğümüz hususlara itiraz haklarımızı kullanalım” diyoruz. Cevap veren yok. 

VE “ABA ALTINDAN SOPA”

Daha sonra Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın talimatlarıyla, Kontrol Hizmetleri Müdürü İbrahim Delibaş ile İlan Hizmetleri Müdürü Nail Duran devreye girerek yerel gazetelere “Gazetelerinizle ilgili raporlar önümüzde; ya birleşirsiniz ya da Kayseri’deki gazetelerin ne duruma düştüğünü biliyorsunuz!” diyerek bize aba altından sopa gösteriyorlar.

KAYSERİ’DE İLAN TERÖRÜ

Önce Kayseri’deki gazetelere neler olduğunu açıklayalım:

Kayseri’deki gazeteler de, Malatya’da olduğu gibi Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nce usulsüz oluşturulan Basın Kontrol Kurulu tarafından denetlendi. Bu kurulun raporları Genel Müdürlüğe sunuldu. Bu raporları alan Genel Müdürlük aylarca kararlarını açıklamayarak, Kayseri’deki gazetelerle görüşüp -Malatya’da yaptığı gibi- “Ya birleşirsiniz, ya da siz bilirsiniz!” diyerek tehdit ve şantaja başlamıştır. Tehdit ve şantaj sonuç vermeyince de aylar sonra 17 gazetenin birden resmi ilanı kesilmiştir. 

ŞUBEYİ KAPATMASI GEREKİYOR AMA...

Şimdi biz burada Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’ne şu soruları sormak istiyoruz: 

Mademki Kayseri’deki 17 gazete vasıfsız duruma düşmüş, o halde 195 Sayılı Kanun’un 8’inci maddesine göre buradaki şubenizi neden kapatmadınız? Kayseri’deki gazetelere 67 Sayılı Genel Kurul Kararı’nın ikinci bölümünde yer alan maddelerin uygulanarak resmi ilan dağıtım görevinin Valiliğe devredilmesi ve buradaki gazetelere resmi ilan verilmesi gerekmez miydi? 

Yasal olarak kapanması gereken bir şubeyi kapatmayarak, gazetelerin maddi ve manevi zararına sebep olmak yeni Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesine göre suç oluşturmaz mı? 

“TEHDİTLE TOPLU DİLEKÇE

Gazeteleri denetleyip, raporları ve kararları zamanında gazetelere tebliğ etmeyip, bunu baskı ve şantaj unsuru olarak kullanarak “Birleşin, yoksa siz bilirsiniz” demek ve gazete sahiplerinin elinden “Resmi ilan yayınlama hakkımızdan feragat ediyoruz” diye toplu halde dilekçe almak suç değil midir? 

DİLEKÇELERİ DE DEĞİŞTİRTTİLER

Basın İlan Kurumu’nun baskısı sonucu, Kayseri’deki gazetelerin durumuna düşmemek için, Malatya’daki gazeteler de birleşme kararı aldı. Ancak bu birleşmenin ne getirip ne götüreceğini önceden kestiremediğimizden, resmi ilan yayınlama hakkından vazgeçecek gazeteler olarak, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’ne “Resmi ilan yayınlamak için istenilen şartları yerine getiremeyeceğimizden, 1 Haziran 2013 tarihinden itibaren resmi ilanımızın kesilmesini arz ederiz” diye dilekçeler sunduk. Bu şekilde verilen dilekçelerle, gazete ortaklıkları yürümezse bir yıl içinde gazeteler tekrar vasıflı duruma gelerek resmi ilan yayınlama hakkı kazanabiliyordu. Dilekçelerimizdeki bu inceliğin farkına varan Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü “Bu dilekçelerinizi değiştirerek, ‘resmi ilan yayınlama hakkımızdan feragat ediyoruz’ şeklinde dilekçe vermezseniz, siz bilirsiniz!”diyerek zorla gazetelerden istedikleri şekilde dilekçeleri aldılar. Bir kamu kurumunun, verilen dilekçeleri işleme koymayarak “İstediğimiz gibi dilekçeler vereceksiniz” demesi suç değil mi?   

Madem Malatya’daki gazeteler istenilen vasıfta değildi; neden şube açarak haksız olarak gelirlerine ortak olup, şartları ağırlaştırarak gazeteleri mağdur ettiniz? Bunu yapan kamu görevlileri yeni Türk Ceza Kanunu’na göre haksız olarak gazetelerin mağduriyetine neden olduklarından görevlerini kötüye kullanmış olmuyorlar mı?

“KİN, NEFRET, İNTİKAM”

Mehmet Atalay’ın Genel Müdürlüğe atanmasından sonra Basın İlan Kurumu, Yerel Basını pimi çekilmiş bomba durumuna getirdi. Basın İlan Kurumu, istemediği kişilere karşı kin ve nefret duygularıyla hareket ederek intikam peşinde koşuyor. Kamu görevlilerinin devlet ciddiyetiyle bağdaşır bir şekilde hareket edip, kişilere karşı kin ve nefret duygularıyla görev yapmaması gerekir. Buna bir örnek verecek olursak: Basın İlan Kurumu’nun internet sitesine 3 Temmuz günü bir haber konuldu: “Bir gazete patronu ile bir yazar şantajdan mahkum oldu”diye. Bu haberde gazete patronunun ismi açıkça yazıldı, köşe yazarının ise açık kimliği yazılmadı. Ve bu haber tam 22 gün manşetten indirilmedi. Hâlbuki mahkemece verilen bu karar henüz kesinleşmedi bile. Kamu kurumları, kin ve nefret duygularını bir tarafa bırakarak devlete yakışır bir şekilde tarafsız görev yapmalıdır. Bu şekilde kin ve intikam duygularıyla görev yapan bir kamu kurumundan her şey beklenir.   

“ANADOLU BASINI SUSTURULMAK İSTENİYOR”

Anadolu Basını tehdit ve şantajla susturulmak isteniyor. Baskı sonucu birçok gazete ya kapanıyor, ya da vasfını kaybediyor.“Güç birliği” denilerek gazeteler birbirine ortak edilerek güçsüzleştiriliyor. Bir gazete sayfa sayısını çoğaltıp, renkli basılmakla güçlenmez.  Aynı fikirde olmayan kişilerin ortaklaşa çıkardıkları siyasi gazeteler güçlü olabilir mi? Değişik fikirdeki insanların ortaklaşa çıkardıkları siyasi gazetelerin memlekete hizmet etmesi mümkün mü? Küçük şehirlerde yapılan gazete ortaklıklarında, herkes birbirini tanıdığından her ortak, ortağı olduğu gazetede yakını olan kişiler aleyhinde yazı çıkmasını istemez. Ayrıca sermayesi ve geliri az olan gazete ortaklıklarında, ortaklar para ile değil birbirleriyle uğraşmaya başlarlar. Dolayısıyla bu ortaklıklar kaosa neden olur. Belki de Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün de istediği bu… Bir müddet sonra senaryonun ikinci kısmı devreye girecek ve birleşen gazetelerin istedikleri kişilerin eline geçmesi sağlanacaktır. Bunu zaman gösterecek… 

GARİBANLARDAN 50 MİLYON KOMİSYON

Devlet; Basın İlan Kurumu’nun gelirini, harcamalarını ve yaptığı işi bir araştırmalı. Anadolu Basını gece gündüz demeden bin bir zorluk içinde zararına gazetelerini çıkartırken, Basın İlan Kurumu’nun oturduğu yerde gazetelerden aldığı komisyon tutarı yıllık 50 milyon TL. 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek genelgeler yayınlatarak, kamudaki saltanata son verilmesini istiyor. Kamudaki saltanata son verilmek isteniyorsa önce Basın İlan Kurumu gibi kuruluşlardan başlanmalıdır. Devlete gelir sağlayan mülkler satılacağına, Basın İlan Kurumu’nun tatil köyü ve mülkleri satılmalıdır. Bu kurumların gereksiz ve aşırı harcamaları kontrol altına alınmalıdır. 

GARİBANLARIN PARASIYLA EĞLENCE

Anadolu Basını’nı susturmaya çalışan Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü; görevi olmadığı halde sansürün kaldırılışının 105. yıldönümü nedeniyle kutlama yaparak siyasileri, üst düzey bürokratları, medya, sanat ve iş dünyasının seçkin kişilerini çağırarak eğleniyorlar… Bize göre bu kutlamanın asıl amacı 105 yıl önce kaldırılan sansürün kutlaması değil, kamu parasıyla şahsi reklam yaparak siyasi gelecek hazırlamaktır. Öyle olmasaydı Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, Anadolu Basını’ndan kestiği paralarla yaptığı bu kutlamaya; siyasileri, sanatçıları, iş dünyasının seçkin kişilerini değil de bizleri çağırır ve günün anlamına uygun bir program düzenlerdi.  

OTURDUKLARI YERDEN PAY ALIYORLAR

Basın İlan Kurumu’nun yaptığı iş ne? Resmi ilan verecek kamu kurumlarına diyorlar ki “İlanınızı ve paranızı peşin getirin. İlan gazetenizi ve faturanızı gelin alın!”  Gazetelere söyledikleri ise, “Resmi ilanınız var, gelin alın. Faturanızı şu şekilde düzenleyerek getirin. Komisyon faturanızı hazırladık, gelin alın.” Oturulduğu yerde yapılan bu hizmetin karşılığı yıllık 50 milyon TL. Eski parayla 50 trilyon lira. Basın İlan Kurumu, herhangi bir bakanlığa bağlı olmayan özerk bir kuruluş olduğundan da bu paralar geri devlete dönmüyor. İstediği gibi harcıyorlar.  

Basın İlan Kurumu’nun her yıl devletten aldığı 50 milyon TL ile birçok yere okul, hastane yapılsa daha faydalı olmaz mı?  Yazık bu milletin parasına… 

Şimdi düşünelim… Elazığ’da resmi ilanlar hiçbir komisyon alınmadan valilik aracılığıyla gazetelere dağıtılıyor. Yayınlanan ilan gazetesi ve faturası, gazeteler tarafından resmi kurumların ayağına kadar götürülüp teslim edilerek, devlet memurlarının resmi araç kullanması ve zaman kaybı önleniyor. Malatya’da ise yukarıda belirttiğimiz gibi Basın İlan Kurumu oturduğu yerde hizmet vererek komisyon alıyor. Basın İlan Kurumu’nun devlete ve basına zararından başka bir faydası yoktur. Türkiye’nin demokratik sıhhat ve selameti, haksızlığın önlenmesi, yerel basın üzerinde kurulan baskıcı tahakkümün ortadan kaldırılması için Basın İlan Kurumu kaldırılmalıdır.

Devletin bu işte kârı olduğundan resmi ilanlar birçok ilde olduğu gibi Valilikler aracılığıyla dağıtılmalıdır. Çünkü bu devirde hiçbir Vali, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün yaptığı haksızlığı, yarattığı kaosu ve antidemokratik baskı ortamını üretemez. 

Not: Ara başlıklar açıklamaya sonradan eklenmiştir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.