Abdüllatif Şener'den korkutan Erdoğan senaryosu

AKP kurucularından Abdüllatif Şener 24 Haziran'da yapılacak " Erken Seçim" sonrası Erdoğan'ın kaybetmesi durumunda ne olacağına ilişkin çok tartışılacak bir açıklama yaptı.

AKP'nin kurucularından ve eski bakanlardan Abdüllatif Şener'den çok konuşulacak yeni bir erdoğan açıklaması geldi. Erdoğan'ın " Seçimleri kaybetmemiz halinde a-b-c planlarımız var " açıklamasının üzerinden başlayan türlü iddialar sonrası Şener'in bu açıklaması siyaset kulislerini hareketlendirdi. Erdoğan'ın son b-c planlarına ilşkin ortaya atılan iddiların başında "kazanana kadar seçim yapacak "  yorumlarıda bulunuyor. İşte Şener'in Gazete Duvar'a verdiği röportajında anlattıkları.

BİREYSEL HESAPLARI HER ZAMAN ÖNCELİKLİDİR

“Sayın Erdoğan, siyasette bireysel hesaplarını her zaman birincil öncelik olarak görmüş bir insandır. Siyaseti, bireysel önceliklerine göre yönetir ve ona göre sonuç almaya çalışır. Onun iktidarı kaybetme lüksü yoktur. İktidarı bırakmamak için her şeyi yapar” diyen Şener, Erdoğan’ın Meclis çoğunluğunu kaybetmeyi kontrol edemeyebileceğini ancak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmemek için her şeyi yapabileceğini düşündüğünü söyledi. 
AÇMAZLARA GİRİYOR

Şener, “Fakat Sayın Erdoğan, son birkaç yıldır eski Erdoğan değil. Çünkü birkaç senedir kendi siyasi menfaatlerine de aykırı işler yapmaya başladı. Açmazlara giriyor, yanlışlar yapıyor. Artık kontrolünü, siyasi dirayetini kaybetmiş gibi görüyorum. Bu yanlışlarını seçim süreci boyunca tekrarlayabilir ve bu nedenle de kaybedebilir” diye ekledi.

İŞTE RÖPORTAJDAN ÇARPICI BÖLÜMLER

2007 yılında AKP’den ayrıldığınızda pek çok kesim hükümetin demokratikleşmeye doğru yol aldığını söylüyordu. Sizin o dönem milletvekili adayı olmamanızın nedeni neydi?

Kendi çıkarlarıyla çatışıncaya kadar “Türkiye’de demokratikleşme var” diyenler oldu. Türkiye’nin doğusunda demokratik bir gelişme olduğunda doğudakiler, batıdaki despotizme ses çıkarmadı. Sonra iş tersine döndü ve antidemokratik gelişmeler çok yoğun ve ağır bir şekilde doğuda ortaya çıktığında, batıdakiler de doğudaki sahneleri görmezden geldi. Bu, Türkiye’deki insan malzemesinin durumunu yansıtıyor.

(...)

Niye bıraktığımı söyleyeyim. Bana hayatım boyunca en kibar davranan insanlardan biri Sayın Erdoğan’dır. Ben terslikler yaptım, hatta bağırıp-çağırdığım olduğu halde bu davranışı değişmedi…

Ne gibi terslikler yaptınız?

Mesela bir şeyin onaylanmasını istiyordu, ben onaylamak yerine reddediyordum. Kamuoyu merak eder diye Galataport meselesini anlatayım. İstanbul’da, Galata bölgesinde özel bir imar yapılmış, cumhuriyet tarihinin en büyük rantlarından biri oluşturulmuş, ihale edilmişti. İhale, aralarında Çeçenlerin de olduğu, İsrailli işadamı Sami Ofer’in kurduğu konsorsiyuma verilmişti. Özelleştirme İdaresi ihaleyi yaptıktan sonra, onaylanması için Yüksek Planlama Kurulu’na göndermişti. Yüksek Planlama Kurulu’nda sekiz-on tane bakan ve Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarı vardır. Bana bağlı olan DPT aynı zamanda YPK’nın sekreteryasını yapıyor ve kararnameyi imzaya açmam ve imzalamam gerekiyordu. Fakat ben bunu yapmadım. Sayın Erdoğan birkaç kere Bakanlar Kurulu çıkışında “bunu bir an önce yürürlüğe koymamız lazım, niye bekletiyorsun” diye sordu.

Ne yanıt verdiniz?

“İnceletiyorum” dedim. “İncelenecek bir şey yok, bir an önce imzala ve diğer YPK üyelerinin imzasına aç” dedi. Bir söyledi, iki söyledi, ben her seferinde “inceletiyorum” dedim. Bir gün dedi ki, “yenge hanımı da al yanına, beraber bir dünya turu yapalım.” Ben, Ali Babacan, Sayın Erdoğan ve eşlerimiz önce Kuveyt’e gittik. Birkaç gün orada gezdik, resmi görüşmeler de yaptık ama çok mühim değildi. Oradan Yemen’e gittik ve orayı da anlayacak kadar dolaşmış olduk. Oradan kalkıp İngiltere’ye, doğrudan Remzi Gür’ün evine gittik. Remzi Gür’ün oğlu Ali Babacan’ın baldızıyla evli olduğu için aralarında hısımlık var. Orada Galataport işini açtılar. Çok önemli bir proje olduğunu anlattılar. Fakat ev ortamında bunları konuşmayı doğru bulmadığım için hep geçiştirdim.

Kaç yılında oldu bu hadise?

2005-2006 yılları arasındaydı. Biz seyahatteyken basın “Başbakan, Şener’i havada ikna edecek, döner dönmez Galataport ihalesini onaylayacak” diye yazıyordu. Türkiye’ye döndükten birkaç gün sonra, o ihaleyi imzalamadığım gibi imzaya da açmadım ve Özelleştirme İdaresi’ne iade ettim, defteri kapattım.

Erdoğan’ın tepkisi ne oldu?

Herkes, Sayın Erdoğan’la aramızda kıyametin kopacağını zannetti. Ama aramızda hiçbir şey olmadı. Sadece bir ara dönüp bana “Yahu Latif, imzalamadın, anladık da. Hiç değilse Sayın Başbakan’ın talimatıyla imzalamadım ve iade ettim demen lazımdı” dedi. “Haklısınız, dikkat etmemişim” dedim (Gülüyor).

Herhalde benzer bir şeyin şu an yaşanması söz konusu olmaz, değil mi?

O dönemde de azarladığı, hakaretler yağdırdığı bazı bakanlar vardı. 2007 seçimlerinde aday olmayacağımı ilk kez kendisine söyledim. Sivas’taki bir miting için gittiğimizde, havalimanında bir odaya gittik. “Ben bu seçimlerde aday olmayacağım” dedim. “Olur mu öyle şey, durduk yere niye aday olmuyorsun? Bu acele karar verilecek bir konu değil, geniş zamanda konuşuruz” dedi. Bir süre sonra Ankara’da konu açıldığında siyaset tarzlarımızın farklılaştığını, yollarımızın ayrıldığını söyledim. Adaylık başvurusu yapmamıştım ama Abdullah Gül benim yerime adaylık parasını yatırmıştı. O da ısrar etti, odama gelip gitti… Neticede bıraktım.

İzlenme: 8922
Benzer Videolar