1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. YENİ AYM BAŞKANI'NA GÜLEN CEMAATİNDEN BÜYÜK ÖVGÜ
YENİ AYM BAŞKANI'NA GÜLEN CEMAATİNDEN BÜYÜK ÖVGÜ

YENİ AYM BAŞKANI'NA GÜLEN CEMAATİNDEN BÜYÜK ÖVGÜ

Yeni Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan oldu. Polis Akademisi Başkanlığı'na atandığı dönemde Zühtü Arslan için, Fethullah Gülen'in sitesinde yayınlanan bir yazı tekrar gündeme geldi.

A+A-

Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilen Zühtü Arslan, Polis Akademisi Başkanlığı'na atandığında, bir gazetede, cemaatçi imasında bulunularak "UTAH'tan Polis Akademisi Başkanlığına" başlığıyla bir haber  yayınlanıyor. Bunun üzerine Fetullah Gülen'in sitesinde bu haber için bir yazı yayınlanıyor. "Polis Akademisi'ne Liberal Başkan" başlığıyla yazılan yazıyı Mustafa Erdoğan kaleme alıyor. O dönem Polis Akademisinde görev alan Zühtü Arslan'a, Fethullah Gülen'in sitesinde övgüler yağdırıldığı görülüyor.

İşte ilgili yazı

Polis Akademisi'ne Liberal Başkan

Gazeteler Polis Akademisi Başkanlığı'na aynı kurumun hocalarından Prof. Dr. Zühtü Arslan'ın atandığını yazdı. Bu atamadan statükocu çevrelerin hoşnut olmadığı tahmin edilebilir. Ama medyanın 'ana akımı' içinde yer alan kimi gazetelerin de güvenlikle ilgili araştırma ve öğretim hizmetleri veren bir kurumun başına uzmanlık alanı 'anayasacılık ve insan hakları' olan liberal bir akademisyenin atanmasından rahatsızlık duymaları şaşırtıcı.

Bu rahatsızlığın tipik bir örneğini Milliyet gazetesinin iki gün önceki haberinde görüyoruz. Gazete habere 'Utah'lı Hoca Polis Akademisi Başkanı' başlığını uygun görmüş. Aynı çevrelerin öteden beri Utah ismi etrafında ürettikleri hayali komplo hatırlanırsa, gazetenin, hiç ilgili olmadığı bir şeyle bağlantılıymış gibi göstererek, Zühtü Arslan ismini şaibeli hale getirme amacı güttüğü açıkça ortaya çıkıyor.

Aslında 'Ergenekoncu zihniyet'in bir uydurmasından başka bir şey olmayan Fethullah Gülen bağlantılı 'Utah komplosu'nun ciddiye alınacak bir yanı yok. Ama bunu bir yana bıraksak bile, Prof. Arslan'ın CV'sinden böyle bir sonuç çıkarılamayacağına göre, insanın aklına, bu sözde Utah ve 'Fethullahçılık' bağlantısının habere 'özel bir servis' ürünü olarak girmiş olabileceği geliyor. Çünkü, gazetecilik yaparak gerçekte var olmayan bir şeyin 'bilgisi'nin elde edilemeyeceği açık.

Zühtü Arslan ömründe bir defa Utah'a gitti, ama entellektüel amaçlı bu gidişinin de ne gizli-saklı ne de şaibeli bir tarafı var. İşin aslı şu: Arslan Washington DC'de yerleşik bulunan klasik liberal eğilimli ATLAS Economic Research Foundation'ın 2005 yılında UTAH'ta yaptığı özgürlük temalı bir toplantıya Liberal Düşünce Topluluğu adına katılıp orada bir bildiri sundu. Söz konusu toplantının Utah'ta yapılmasının nedeni ise özgürlükçü düşünürlerin uluslararası platformu niteliğinde olan Mont Pelerin Society'nin o yılki bölgesel toplantısının orada yapılmasından başka bir şey değil.

Hal böyleyken, Zühtü Arslan'ın adını 'Fethullahçılık'la bağlantılı olduğu ileri sürülen sözde 'Utah komplosu'yla ilişkilendirmenin dürüst bir gazetecilik örneği olduğu söylenebilir mi?... Eğer sahiden gazetecilik yapılmak istenseydi, o zaman ATLAS'ın ve onun Utah'ta yaptığı toplantının 'Fethullahçılık'la uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığı gayet kolayca tespit edilebilirdi. Bunun için, Prof. Arslan'ın o toplantıda yaptığı -haberde de işaret edilen- konuşmanın metnine bakmak bile yeterdi.

Ama ben statükocu çevrelerin ve onların medyadaki uzantılarının Zühtü Arslan'la ilgili rahatsızlıklarının asıl nedenini tahmin edebiliyorum. Bu çevreler için Prof. Arslan'ın kariyerinde göze çarpan bazı büyük 'günahlar' var: Bir kere, Zühtü Arslan TESEV'in 'Almanak Türkiye 2005: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim' başlıklı -gazeteye göre de 'Genelkurmay'ın büyük tepkisini çeken'- raporuna bir bölüm yazmıştı. Prof. Arslan ayrıca AKP'nin hazırlattığı sivil anayasa taslağının da 'mimarları'ndan biriydi. Nihayet, Zühtü Arslan üniversitelerdeki yasadışı 'başörtüsü yasağı'nı insan hakları ve hukuk devleti açısından eleştiren akademisyenlerden biri olarak biliniyor.

Öyle anlaşılıyor ki, statüko güçleri bu 'büyük günah'larından dolayı Zühtü Arslan'ı bir türlü affedemiyorlar. Onlar belki farkında değiller ama Türkiye'nin özgürleşme ve medenileşme davasına bağlı olanlar için tam da bu nokta Prof. Arslan'ın 'sicili'nin temizliğinin en sağlam ve güvenilir kanıtı olarak duruyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.