Vatan Partisinde depremin perde arkası

Vatan Partisinde depremin perde arkası

Vatan Partisinin sık sık siyasi çizgi değiştirmekle ünlü Genel başkanı Doğu Perinçek son açıklamaları ile en yakınında olan parti yöneticilerininde sabrını taşırdı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ tüm siyasi hayatı boyunca sürekli söylem ve hedef değiştirerek ayakta kalma stratejisi benimsemesiyle tanınan bir siyasetçi olagelmiştir.

Ancak 1970'li yılların aşırı solcusunun, günümüzde tüm dünyanın baskıcı ve totaliter olarak nitelendirdiği Erdoğan ve AKP politikalarını destekleyen bir muhalif siyasetçi haline gelmesini artık kendi partisinin tabanı ve üst yönetimide anlama zorluğu çekiyor. Partide uzun süredir kitleler halinte taban erimesi konuşulurken, Perinçek'in kendisine en yakın konumda olan yönetici kadroda birer birer  istifa etmeye başladı. Son deprem ise partinin ağır topları olan isimlerin çıkışlarıyla geldi.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ İPLERİ KPARDI

Perinçek'in uzun yıllara yayılan zigzaglarını henüz sindirememiş olan misyonu, son açıklamalarından sonra somut tepkilerini göstermeye başladı. 

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Turgut Okyay yürüyüşe destek açıklaması yaparken, partinin diğer Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Keskin de görevinden istifa etti.

ADALET YÜRÜYÜŞÜ CHP'NİN BONZAİSİDİR

Odatv’nin haberine göre, Perinçek’in 'Adalet Yürüyüşü'yle ilgili "Bu yürüyüş CHP’nin bonzaisidir" açıklamasın karşılık Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Yargıtay Onursal Üyesi Mehmet Turgut Okyay da Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'e konuştu ve Adalet Yürüyüşü'ne destek verdi.
Bu arada Perinçek'in yürüyüşle ilgili açıklamalarının ardından Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakkı Keskin istifa etti.

PERİNÇEK'E GÖNDERDİĞİ DERS GİBİ MEKTUP

'Yargının Türkiye'de altın devrini yaşadığı' görüşünüzü ısrarla vurgulayarak, Türkiye'de adalet konusunu yalnızca FETÖ ve PKK terör örgütleri bakımından değerlendiriyorsunuz. Oysa Adalet, bağımsız ve tarafsız yargıyı, bunun vazgeçilemez önkoşulu olarak da kuvvetler ayrılığını, hukuk devletinin işlerliğini ve toplumun tüm alanlarını kapsayan bir konudur.

'AYM, YARGITAY VE HSYK, HÜKÜMET GÜDÜMLÜ KONUMA GETİRİLDİ'

Yapılan düzenlemelerle, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Hakimler Savcılar Kurulu üyelerin nasıl atanacağı ve bu kurumların nedenli Cumhurbaşkanı ve hükümet güdümlü konuma getirildiği ve getirilmekte olduğunu, sizin de çok iyi bildiğinizden kuşku duymuyorum. Çok sayıda mahkeme kararı da bunun en açık kanıtıdır. OECD 2015 raporuna göre, Türkiye'de yargıya güven 2007'de yüzde 67 den 2014'de yüzde 48'e gerilemiştir. Günümüzde bu güvenin yüzde 30'ların da altına düştüğü belirtiliyor.

'YÜRÜYÜŞE KATILAN YÜZBİNLERCE KİŞİYİ TERÖR ÖRGÜTÜ YANLISI OLARAK SUÇLUYORSUNUZ'

2.7.2017 tarihli "İç cephede görev yapan yargının yanında olmak" başlıklı Aydınlık'taki yazınızda; "Kimler niçin şikayetçi, kimler niçin 'Adalet bitmiştir' diye bağırıyor? ABD güdümlü Fettullahçı gladyo'nun ve PKK terör örgütünün temizlenmesi, kimleri niçin bu kadar telaşa düşürüyor? Kimler milletin lanetini göze alarak, PKK/HDP ve FETÖ ile uygun adım yürümektedir?" diyorsunuz. Burada açıkça bu yürüyüşe katılan ve katılacak olan yüz-binlerce kişiyi, terör örgütleri yanlısı olarak suçluyorsunuz. Çok üzülerek söylüyorum, AKP Genel Başkanı ve hükümet yetkilileri de adalet yürüyüşüne katılanları eşdeğer sözlerle eleştirmektedirler. Bu politikayı ve yaklaşımı benim kabul etmem asla olası değildir.

'BU TARİHİ YÜRÜYÜŞE BİR MİLYONUN ÜZERİNDE İNSAN KATILACAK'

Daha önce bu yürüyüşe halkın desteği olmayacağını ve yürüyüşte Türk bayrağı olmadığını açıkladınız. Oysa 111 metre uzunluğunda Türk bayrağıyla yürünüyor ve hiç kuşku duymuyorum ki, bu tarihi yürüyüşe baştan sona bir milyonun üstünde insan katılacaktır. Ayrıca Türkiye'nin dört bir yanında Adalet yürüyüşüne destek yürüyüşleri de yapılmaktadır. Bunlardan biri de benimde katıldığım Burhaniye'de yapıldı.
Doğu Perinçek: Şu an hapiste olanların hepsi ya PKK’lı ya da FETÖ’cü

'ÖZDİL, BEKİR COŞKUN, SONER YALÇIN GİBİ GAZETECİLERLE DİDİŞMEK YANLIŞ'

23 Mayıs 2017 tarihinde Ankara'da yapılan Vatan Partisi Merkez Yönetim Kurulu toplantısında, partinin son derece yararlı bulduğum çalışmalarını belirterek, bunlardan ötürü aranızda bulunduğuma vurgu yaptım. Ancak bu konuşmamda, CHP'ye zaman zaman genellemelerle yapılan ve doğru olmayan eleştirilerinize katılmadığımı ve Atatürk ve Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini savunan Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Soner Yalçın gibi gazetecilerle didişmenin ve polemiğe girmenin yanlış bir yaklaşım olduğunu detaylı olarak açıklamıştım.

'MİLLİ HÜKÜMETİN ERDOĞAN'SIZ OLMAYACAĞI GÖRÜŞÜNÜZE KATILMIYORUM'

Öte yandan "Milli hükümetin Erdoğansız olamayacağı" görüşünüze de neden katılmadığımı örnekleriyle belirtmiştim. MYK Toplantısında ayrıca CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu ile yapılacak görüşmede, Vatan Partisi'nin dört önerisi üzerinde tartışarak aşağıdaki dört konuda ortak fikir birliği oluşmuştu. Vatan bütünlüğü ve teröre karşı kararlı bir savaşın verilmesi, Atatürk ilkelerinde birliktelik, Üretim ekonomisi, Demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, düşünce ve basın özgürlüğü. Ayrıca sizin deyiminizle, AKP'yi yenecek bir çözümün ortaya konması hedeflenerek ve Tayyip Erdoğan yönetiminin sonunun geldiğine de vurgu yapılacaktı.

'VATAN PARTİLİLERİN YÜRÜYÜŞE KATILMALARININ YASAKLANMASINI KABUL EDEMEM'

Kılıçdaroğlu'nun başlattığı "Adalet" yürüyüşüne karşı tavır almanızı, Vatan Partililerin bu yürüyüşe katılmalarının yasaklamasını, Türkiye'de “adalet” sorununun olmadığını ve de "Türk yargısı son 50 yılın altın devrini yaşıyor" görüşünüzü ısrarla açıklamanızı, anlamam ve kabul etmem olası değildir.
Tam aksine, yargının yapılan düzenlemelerle giderek siyasileştirildiği, referandum sonuçlarının bir yargı organı olan Yüksek Seçim Kurulu tarafından evet oylarından yana nasıl çarpıtıldığı, Deniz Feneri yolsuzluk davasının, MHP muhaliflerinin olağanüstü kurultayının nasıl geçersiz sayıldığı ve bir dizi mahkeme kararında, adalete uygun, bağımsız kararların verilemediğine yakından tanık oluyoruz. Bu nedenle de 170`in üstünde gazetecinin tutuklu bulunduğunu görüyoruz.
İşte bu nedenlerden Vatan Partisi Genel Başkanı olarak izlediğiniz bu siyasi çizgiyi ve politikayı benim kabul etmem olası değildir. Bu nedenle sizin isteğiniz üzerine bana verilen Genel Başkan yardımcılığı görevinden ve parti üyeliğinden istifa ediyorum. Haftada bir Aydınlık Gazetesinde yazmakta olduğum yazımı da, bu derin görüş farklılığı nedeniyle sürdüremeyeceğimi belirtmek isterim.

İlgili Haberler