1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. "Tecavüz evi" örnek cezaevi seçilmiş
"Tecavüz evi" örnek cezaevi seçilmiş

"Tecavüz evi" örnek cezaevi seçilmiş

Adalet Bakanlığı, Şakran Çocuk Cezaevinde kalan çocuklara işkence edildiği, hortumla dövüldüğü ve onur kırıcı muamelelere maruz kaldığı iddialarına yazılı açıklama ile yanıt verdi.

A+A-

Bakanlık,'Süngerli oda' diye tabir edilen bölümlerde 4 ayrı kamera bulunduğu ve 24 saat kayıt yapıldığını belirterek, “283 kamera ile gözetilen Kurumda kör nokta bulunmamaktadır” dedi. Adalet Bakanlığı, Şakran Çocuk Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan çocukların cinsel taciz ve tecavüz iddialarına yer vermediğiaçıklamasında, çocukların işledikleri suçların ve aldıkları cezaların ayrıntılarını aktarması dikkat çekti. Bakanlık, iddiaların geçtiği cezaevini, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerince "örnek cezaevi" olarak seçtiğini belirtti. 

Adalet Bakanlığı, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Şakran Çocuk Ceza İnfaz Kurumuyla ilgili raporda yer alan iddialar üzerine yazılı açıklama yaptı. Raporda dile getirilen şiddet ve tacizin tamamen gerçek dışı olduğunun belirtildiğiaçıklamada, “Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerinin tümü, herhangi bir sınırlama olmaksızın, ulusal ve uluslararası kurumlar ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının denetime açıktır. Zaman zaman cezaevlerinde ortaya çıkabilen münferit olaylar titizlilikle soruşturulmakta ve yasal gereği yerine getirilmektedir”denildi. İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kısa bir süre önce, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerince ziyaret edildiği ve "örnek cezaevi" olarak değerlendirildiği bilgisine yer verilen açıklamada, “Gerçeği yansıtmayan bir rapor üzerinden konuyu gündeme getiren Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de bu incelemeye katılmıştır” denildi. Açıklamada, bakanlığın, söz konusu iddiaların incelenmesi için TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nu İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu davet ettiği belirtildi. 

SUÇLARI VE CEZALARI 

Bakanlığın cezaevine ilişkin bilgi notunda raporda adı geçen çocuklar İ.A ve S. B.’nin, 1 Ocak 2013 tarihinde Mersin Ceza İnfaz Kurumundan İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildiği belirtildi. Bakanlığın açıklamasında, çocukların işledikleri suçların ve aldıkları cezaların da bilgi notuna eklenmesi dikkat çekti. İ.A.’nın “yağma”suçundan Mersin'deki mahkemesinde yargılandığı yargılandığının ifade edildiği açıklamada, S.B.’nin ise birden fazla kişi tarafından “birlikte yağma” suçundan Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesince toplam 15 yıl 18 ay 60 gün hapis cezasına çarptırıldığı, dosyasının da temyiz aşamasında bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, çocukların bugüne kadar kurum yönetimine “hortumla dövüldükleri”ne ilişkin herhangi bir müracaatlarının bulunmadığını, 283 kamera ile izlenen cezaevinde herhangi bir çocuğun raporda belirtildiği şekilde şiddete maruz kalmasının örtbas edilemeyeceğinin açık olduğu savunuldu. Çocuklara uygulanan şiddete ilişkin hazırlanan raporda adı geçen "2. müdür Ercan" adlı bir kişiden söz edilmesine karşın, kurumda bu isimde bir müdür bulunmadığı ifade edilenaçıklamada, raporda yer alan “Hekime erişim ve tedavi haklarının engellendiği” şeklindeki değerlendirmeye şöyle yanıt verildi: 

“S.B. 1 Ocak 2013 tarihinden bu yana 6’sı devlet ve üniversite hastanelerinde, 19’u kurum doktorunda olmak üzere toplam 25 kez muayene edilmiştir. İ.A. ise 4’ü devlet ve üniversite hastanelerinde, 13’ü kurum doktorunda olmak üzere toplam 17 kez muayene edilmiştir. Bu arada İ.A. göz rahatsızlığı nedeniyle farklı tarihlerde Aliağa Devlet, Katip Çelebi Üniversitesi ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Göz Polikliniklerine sevk edilmiş ve tedavisi halen devam etmektedir.” 

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK

Raporda yer alan “Başvuru ve şikayet hakkının engellendiği” şeklindeki iddialarında değerlendirildiği açıklamada, hükümlü ve tutukluların tüm dilekçeleri kurumda kayıt altına alındığı ifade edildi. Raporda ismi geçen kişiler tarafından iletilmiş herhangi bir şikayetin bulunmadığının anlaşıldığının kaydedildiği açıklamada, “S.B.'nin cezaevinde yaşadığı işkenceler nedeniyle yaklaşık bir ay önce çamaşır deterjanı içerek intihara teşebbüs ettiği ve sevk edildiği Aliağa Devlet Hastanesinde 4 gün kaldıktan sonra cezaevine geri getirildiği” bilgisi ise şöyle değerlendirildi: 

“Adı geçen, 29 Nisan 2013 tarihinde saat 16.45 civarında deterjan içtiğinin tespit edilmesi üzerine acilen Aliağa Devlet Hastanesine, oradan da İzmir Katip Çelebi Üniversitesine sevk edilmiş ve tedavisi tamamlandıktan sonra 2 Mayıs 2013 tarihinde tekrar kuruma getirilmiştir. Olaya ilişkin verdiği ifadesinde ise psikolojisinin bozulması ve can sıkıntısı nedeniyle kantinden aldığı deterjanı su ile karıştırıp içtiğini, olaydan ötürü utandığını beyan etmiş ve Psiko-Sosyal Servise yönlendirilmiştir.” 

Açıklamada, raporda yer alan Fıtık hastası S.B.’nin ameliyat olması gerekirken götürüldüğü Aliağa Devlet Hastanesinde ilgili doktor bulunmadığı için geri getirildiği, hastane çıkışında Jandarma tarafından önce kolunun kıvrıldığı, ardından da dövüldüğü, konu ile ilgili sorumlular hakkında da yasal işlem yapılmadığı konusu da değerlendirildi. 

S.B.’nin kurum hekimliğince 15 Nisan 2013 tarihinde Aliağa Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevk edildiği, 17 Mayıs 2013 tarihinde hastaneye götürülerek tedavisinin yaptırıldığı, kendisine ameliyat günü verilerek 21 Mayıs 2013 günü de ameliyat amacıyla hastanede hazır edildiği belirtilen açıklamada, “Ancak ilgili doktorun ameliyatı 28 Mayıs 2013'e ertelediği anlaşılmıştır. Ayrıca S.B.'nin fıtık olmadığı belirlenerek, sol testisine varikosel teşhisi konulmuştur. S.B. 21 Mayıs 2013 tarihinde hastaneden kuruma dönüşünü takiben, görevli askeri personelin kolunu büktüğünü iddia etmiş, bu iddiası üzerine doktora sevk edilerek adli muayenesi yaptırılmış ve raporu alınmıştır. Kişinin beyanı doğrultusunda işlem başlatılmış olup, evraklarının tamamlanmasından sonra Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.” 

283 KAMERA İLE GÖZETİLEN KURUMDA KÖR NOKTA BULUNMAMAKTA 

Gündem Çocuk Derneği’nin ve Çocuk Hakları Merkezi’nin raporunda ise“Şakran Cezaevinde çocuklara 60 güne varan hücre cezaları veriliyor” iddiasının da değerlendirildiği açıklamada, çocuklara yasa gereği hücre hapsi verilmesinin söz konusu olmadığı ancak kendi odalarında kalmaları şeklinde ortak etkinliklere katılmama cezası verildiği kaydedildi. Söz konusu cezanın ise 5 gün ile sınırlı tutulduğunun ifade edildiği açıklamada, “Bu cezanın başlangıcında, ortasında ve bitişinde doktor raporu alınması yasal bir zorunluluktur” denildi. 

İzmir Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumuna, kapatılan Pozantı Ceza İnfaz Kurumundan kesinlikle sevk yapılmadığının vurgulandığı açıklamada, çocukların etnik kökenlerine göre baskı uygulandığı iddialarının da mesnetsiz bir suçlama olduğu kaydedildi. Açıklamada, çocuklar tarafından dile getirilen “Kameranın görmediği noktada her şey yapılıyor” şikayeti ise şöyle değerlendirildi: 

“283 kamera ile gözetilen Kurumda kör nokta bulunmamaktadır. Ünitelerin ortak yaşam alanlarında 4 kamera ve ünitelerde sürekli memur bulundurulmaktadır. Dolayısıyla mahkumların birbirlerini tehdit etmesi ya da birbirlerine kötü muamelede bulunmasına fırsat verilmemektedir.” 

'SÜNGERLİ ODA' DİYE TABİR EDİLEN BÖLÜM

“Telefonların dinlendiği, yaşananların anlatılmaya başlanması üzerine telefonların kesildiği” iddiasının ise “Hiçbir çocuğun, haftalık 10 dakikalık telefon görüşmesine müdahale edilmemiştir” şeklinde değerlendirildiğiaçıklamada, “süngerli oda işkencesi” konusunda işe şu değerlendirme yer aldı: 

“Hükümlü ve tutukluların “süngerli oda”ya alınarak buradaki kameraların kapatıldığı, elleri ve ayakları plastik kelepçe ile kelepçelendikten sonra burada uzun süre tutuldukları iddiaları da tamamen gerçek dışıdır. 'Süngerli oda' diye tabir edilen bölümlerde 4 ayrı kamera bulunmakta, 24 saat kayıt yapılmakta ve kamera kayıtları Kurumda muhafaza edilmektedir. Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerinin tümü ulusal ve uluslararası Kurumlar ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının denetime açıktır. Bu konuda herhangi bir sınırlama söz konusu değildir. Zaman zaman cezaevlerinde ortaya çıkabilen münferit olaylar titizlilikle soruşturulmakta ve yasal gereği yerine getirilmektedir. Bakanlığımızın en ufak bir hak ihlaline izin vermesi ve görmezden gelmesi söz konusu değildir.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.