1. YAZARLAR

  2. Burçin Aktükün

  3. Sözde Şike, Özde Ele geçirme Operasyonu
Burçin Aktükün

Burçin Aktükün

Yazarın Tüm Yazıları >

Sözde Şike, Özde Ele geçirme Operasyonu

A+A-

Sözde şike operasyonu özde Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonu olarak tasarlanan 3 Temmuz darbesinin birçok ayağı oldukça düşünülerek yapılmıştır.


Sözde şike operasyonu özde Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonu olarak tasarlanan 3 Temmuz darbesinin birçok ayağı oldukça düşünülerek yapılmıştır. Hatta öyle bir düşünülmüştür ki aklıselim olarak bilinen birçok kişi “UEFA niye Fenerbahçe’yle uğraşsın ki, UEFA neden Galatasaray’la Fenerbahçe arasında taraf tutsun ki, ama Aziz Yıldırım telefonda tarla sürmekten falan bahsetmiş” gibi abuk subuk bir dolu zırvaya inanarak yorumlar bile yapmaya başlamışlardır. Süreci objektif olarak takip edenlerin hepsi bu soruların cevabını ve hatta daha fazlasını zaten biliyorlar. Ancak yandaş medyanın etkisi altında kalan, aynı medyanın yalanlarını kendilerine doğru edinenler bu süreci ancak onların istediği şekilde anlamaya mecburdur.

Her ne kadar kısaca bu süreçten bahsedecek olsam da aynı soruları defalarca tekrar soracak bir sürü at gözlüklü çıkacağından eminim ama mesleğim gereği bende bıkmadan usanmadan anlatmak zorunda hissediyorum kendimi.

İlk olarak bu operasyonun en önemli sacayaklarından birisi olan yazılı ve görsel medyaya bir göz atalım. Televizyonlarda birden bire Spor programı görünümlü yayınların sayısı katlanarak artmış ve her ne hikmetse bu yayınları yapanların birçoğu Aziz Yıldırım ile daha önce mutlaka bir husumeti bulunan adamlar tarafından yapılmıştır. Bu programların %99’unda bir kişi bile çıkıp “Arkadaş ne oluyor bir dakika acaba başka bir oyun mu dönüyor?” şeklinde bir soru sormamıştır. Varsa yoksa Fenerbahçe şike yaptı kabul edin.

- Hani Emenike’nin ve Sezer’in para sayma görüntüleri vardı? Nerde onlar? Bu arada Sezer sorgudan hemen sonra serbest bırakıldı ve Emenike Beraat etti. Bu görüntülerin olmadığı ortaya çıktı.
- Hani Kaleci Korcan’ın kızkardeşine MiniCooper alınmıştı? Kaleci Korcan’ın kız kardeşi yokmuş meğer…
-  Aziz Yıldırım’ın daha sorgusu yapılmamışken hastane kâğıdına adres olarak Metris Cezaevi yazan kimdir? Ve neden yazmıştır? Ya da önceden nasıl bilmektedir Metrise gideceğini?
- 6 Temmuz 2011’de medayada çıkan haberlere göre Savcı “son 5 Maçın sonuçlarını biliyorduk” demiş. Bundan tam 41 gün sonra savcı böyle bir ifadesi olmadığını beyan etti.
- 7 Temmuz günü medyada ağız birliği etmişçesine çıkan haber ise şuydu; “UEFA:  %1 bile şike şüphesi varsa bir alt lige düşürün”. Aynı gün UEFA’nın yaptığı açıklama ise şu; “UEFA kaynakları, yargının yürüttüğü soruşturma devam ediyor olsa da Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılma durumunun olabileceğini, yargı süreci tamamlanana ve suçu ispatlanana kadar herkesin masum olduğunu, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılması ya da katılmaması konusunda Türkiye Futbol Federasyonu'nun vereceği kararın beklendiğini kaydediyorlar.”
- Gene aynı dönem Medyamızda çıkan haber şuydu; “Spor Toto Süper Lig’in 25. haftasında Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan ve Fenerbahçe’nin 2-0 kazandığı Konyaspor maçında da şike yapıldığı iddia edildi. Bu iddia üzerine tüm oklar geçen yıl Konyaspor’da teknik direktörlük görevinde bulunan Yılmaz Vural’a çevrildi. Vural, gözaltına alınmak için aranıyor.” Peki, ne oldu sizce? Yılmaz Vural adliyeye gidip ifade verdi. Sonra da elini kolunu sallayarak çıktı. Çıkarken de medya mensuplarına "defolun terbiyesizler" diye bağırdı. Hiçbir suç isnadı veya şüphesi yoktu.
- 5 Temmuz 2011 günü medyada çıkan haberleri hatırlayalım ne yazmışlardı koca başlıklarla; “Kilit Maç Bucaspor” Fenerbahçeli yöneticiler tam 5 Bucasporlu futbolcuyu bağlamışlar. Şimdi soralım bakalım; o günden bu güne bir tane Bucasporlu futbolcu ceza aldı mı? Ne cezası ifadeye bile çağrılmadı.
Emin olun daha bunlara benzer yüzlerce, binlerce soru ve cevap yazılabilir.

Dileyenler şu adreste derlenmiş https://picasaweb.google.com/110122481713421931908 dönemin gazete manşetlerine bir baksın ve tekrar sorgulasın süreci.

Şimdi isterseniz gelin medyanın halen nasıl manipülasyon yaptığına bakalım. Tarih 8 Temmuz 2013. Kimi kaynaklar Sabah gazetesinin haberi olarak vermiş, kimi kaynaklar Fanatik gazetesinin haberi diye vermiş. Başlık; Mousa SOW Fenerbahçe’den ayrılıyor mu? Haber ise aynen şöyle “Federasyon'un 6+0+4 kararı ve sarı-lacivertlilerin Avrupa'da yer alamayacak olması nedeniyle Fenerbahçe yönetiminin iyi bir bedel karşısında golcü oyuncuyu satmak istediği öğrenildi.” Üstelik bunu kaynak olarak alan birçok haber sitesine de resimde görüldüğü gibi haber bu şekilde düşüyor.




 


































Şimdi bu haberi yapan arkadaşa sormak lazım; Fenerbahçe 10 Temmuz 2013 tarihinde tahkim kurulunda savunmaya çıkacakken sen daha yargı süreci bitmeden Fenerbahçe’nin Avrupa’da yer alamayacağını nerden biliyorsun? Karar önceden verildi ve yargılama boşuna mı yapılacak? Hadi diyelim durum bu, sen bunu nerden öğreniyorsun? Ya da insanların kafasında nasıl bir algı yaratmaya çalışıyorsun? Diyelim bu senin art niyetin ve böyle yazdın haberi, Fenerbahçe bu haberden 2 gün sonra çıkacağı tahkim kurulundan aklanarak dönerse ne yüzle gazetecilik yapacaksın? Ya da aynı kararlılıkla bu yaptığın haberden dolayı özür dileyecek misin? Diyelim özür diledin, hangi yüzle bir daha haber yapacaksın ve sana inananlar hangi yüzle sana inanmaya cesaret edecek? Ama şunu da biliyorum ki seni ve sana bu haberi yaptıranları muhtemelen ben ve benim gibi düşünen birkaç kişinin dışında hiç kimse sorgulamayacak…
Gelelim “UEFA Fenerbahçe Galatasaray çekişmesinde taraf mı olur?” ve benzeri sorulara. Bunu anlamanın çok kısa ve net bir yolu var; önce Eski Galatasaraylı ve Şikeden hüküm giymiş Futbolcu Popescu ile 3 Temmuz darbesi sürecinde TFF yöneticisi olan Lütfi Arıboğan arasındaki ilişkilere bir göz gezdirin sonra da Aynı dönemde gene TFF’de yönetici olan ve şimdilerde Galatasaray’da yönetici olan İlhan Helvacı’yı bir araştırın. Levent Bıçakçı beyefendinin hangi takımdan geldiğini araştırmayaı da ihmal etmeyin. Ya da "ben bunları nasıl araştırayım" diyorsanız aşağıdaki fotoğrafta bulunan UEFA disiplin Komitesi üyelerine bir bakın. Umarım jeton düşer…

Hazır araştırmaya başlamışken yukarıdaki bu liste UEFA'nın resmi sitesinde yayınlandıktan kısa bir süre sonra alelacele kaldırılıp Popescu'nun isminin neden silindiğini de araştırın.

UEFA ile ilgili kafanızda halen soru işaretleri varsa Fenerbahçe davasına atanan son müfettiş Palacios’u bir inceleyin. Palacios’u incelerken Sports Advirers adında bir avukatlık şirketine rastlayacaksınız. Onu da bir inceleyin. Bunu incelerken UEFA hakem komitesi başkanı Angel Maria Villar ve oğlu  Gorka Villar diye bir isme rastlayacaksınız, onu da inceleyin. Aile ilişkilerinden dolayı birinin imza atamadığına diğerinin nasıl imza attığına falan bakın. Angel Maria Villar ile en başta yazdığım Müfettiş Palacios arasındaki ilişkiyi de bir inceleyin isterseniz. Blatter ve Platini isimlerine rastladığınızda aralarının açılmasına sebep olan bir Katar olayına rastlayacaksınız. Hatta Blatter’in olası halefi olarak Villar’ı gösterdiğini göreceksiniz. Bütün bunları araştırdığınızda Fenerbahçe davası ile bir ilişki kuramazsanız zaten yazmayı çizmeyi falan bırakıp gidin tatil yapın ya da yemek yapmayı falan öğrenin.
Şimdi isterseniz kısaca bir de şu “Tarlalar sürüldü mü, ekinler çıktı mı?” mevzusuna gelelim. Mahkeme tutanaklarını incelerseniz bunların hepsinin cevabı var ancak ben başka bir açıdan yaklaşacağım. Aziz Yıldırım Tape edilen bu konuşmaların ses kayıtlarını CD olarak “ben de dinlemek istiyorum” diye talep etti. Savcılık verdi mi? Tabii ki hayır. Peki, savcılık neden böyle bir talebi reddeder? Bence bunun iki cevabı var. Birincisi ya böyle bir konuşma yoktur ve tapelere suç isnat etmek için yazılmıştır ya da bambaşka konuşmalardan kopyala/yapıştır yapılarak üretilmiştir. Her iki olasılığında yapılmış olmasını düşünmek ve inanmak bile istemiyorum ama CD’lerin verilmemesinin başka da bir gerekçesi olabileceği aklıma gelmiyor.

Tapelere bu kadar inanmış ve bu tapelerden kendine haber, yazı çıkartan arkadaşlara da şunları sormadan edemiyorum; Aynı mahkemenin tapelerinde:
-
Trabzonsporlu Sadri Şener ve Nevzat Şakar arasında geçen konuşmada kayıp bir 5 trilyon olduğu görülüyor. Soran var mı?

- Mahkeme belgelerinde (54. Klasör) 6-0 Fenerbahçe’nin galibiyetiyle sonuçlanan Ankaragücü maçı öncesinde Nevzat Şakar’ın şike ve teşvik parası vermek için, A.Gücü Futbolcularının çoğunun Menejeri olan Mithat Halis ile irtibata geçtiği ancak sonuç alınamadığı, “Ayrıca Sadri Şener’in de müsabaka ile ilgili olarak teşvik ödemesi girişimlerinde bulunduğu anlaşılmıştır” ibaresi bulunmasına rağmen yani şike ve teşvik net bir şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen Trabzonspor kulübü başkanı Sadri Şener ve aynı kulüpte yönetici olan Nevzat Şakar neden ceza almamıştır? Soran var mı?
- Aziz Yıldırım’ın tapelerde sadece konuştuğu iddia edilen Tarlalara, ekinlere bu kadar takılanlar 2010-2011 sezonunun şampiyonluk maçı olan Sivasspor maçında Trabzon’dan Sivas’a gönderilen balıkların üzerinde neden bu kadar durmuyorlar? Trabzon’dan Sivas’a daha önce kaç kere Balık gönderilmiş? Bunları soran yok…
Bütün bu cevapsız sorular ortada dolanırken ve ana akım medyadan yürekli bir gazeteci çıkıp bunları soramazken işin en kolay yolu “Fenerbahçe şike yaptı, mahkeme öyle dedi, UEFA böyle dedi” diye yazmaktır. Bazı kulüp başkanları ve yorumcular sürekli televizyonlara çıkıp “Biz temiz futbol istiyoruz, Ahlaklı futbol istiyoruz, biz çok ahlaklıyız vs.” gibi açıklamalar yapıyorlar. Hâlbuki kendilerini asıl burada ele veriyorlar. Çünkü bilmiyorlar ki “Ahlaktan ve namustan en çok bahsedenler, Ahlaksız ve namussuzun önde gidenidir.”

Kocaman adamın dediği gibi; Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Twitter:
@BurcinAktukun

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.