SOMA MADEN FACİASI DAVASINDA, YARGILAMA, YENİDEN BAŞLADI

SOMA MADEN FACİASI DAVASINDA, YARGILAMA, YENİDEN BAŞLADI

SUÇLANANLAR OCAĞA İNMESİNManisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6'sı tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşması, yoklamayla başladı. Geçen duruşmada tutuksuz...

SUÇLANANLAR OCAĞA İNMESİN

Manisa'nın Soma İlçesi'nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6'sı tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşması, yoklamayla başladı. Geçen duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Yasin Kurnaz ile Hilmi Kazık da, bu kez diğer tutuklulardan farklı olarak, arka bölümdeki koltuklarda oturdu. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı'nın duruşmayı başlatmasından sonra söz alan mağdur ailelerin avukatlarından Denizer Şanlı, halen inceleme amaçlı ocakta yapılan sondaj çalışmasında, tutuksuz sanıkların ve firma görevlilerinin bulunduğunu, bunun delil güvenliğini tehlikeye düşüreceğini anlattı. Sondaj çalışmalarında bulunan TKİ görevlileri hakkında da dava açılmasa da, soruşturma sürdüğünü, bu nedenle sondajın ya bilirkişi gözetiminde yapılmasını ya da durdurulmasını talep etti. Sanık avukatları ise bu talebe itiraz etti. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, talebin duruşma bitiminde karara bağlanacağını söyledi.

İŞYERİ DOKTORUNUN İFADESİ AİLELERİ İSYAN ETTİRDİ

Duruşmada daha sonra iş yeri doktoru Mehmet Serdar Ayanoğlu tanık olarak dinlendi. Şirketin Atabacası ocağında görev yaptıktan sonra faciadan bir ay önce Nisan ayında ocakta görev yapmaya başladığını anlatan Ayanoğlu, kendilerine genellikle mevsimsel hastalıkların, mantar zehirlenmesi, gıda zehirlenmesi, gibi başvuruların olduğunu söyledi. Zaman zaman da iş kazalarının geldiğini, tutulan tutanak sonrasında işçileri, devlet hastanesine gönderdiklerini söyleyen Mehmet Serdar Ayanoğlu, iş sağlığı ve güvenliği toplantısının ise Nisan ayında yapılamadığını ifade etti.

Toplantının yapılması için sözlü talepte de bulunduğunu savunan Ayanoğlu'na, iş kazaları konusunda yeterli bilgi vermediği ve kayıt tutmadığı için madenci ailelerin avukatları tepki gösterdi. Sanık avukatlarının da bu sorulara itiraz etmesi madenci yakınlarını isyan ettirdi. Tepki gösteren bazı kişilerin mahkeme başkanının talimatıyla, salondan çıkartılması üzerine, madenci aileleri, 'Ancak bizi çıkartın', '5-10 kişi kaldık, bizi de atın', 'Acımız var bizim, içimiz yanıyor içimiz' diye bağırdı. Bazı ailelerin, “davamızı savunmak için geliyoruz" yönündeki sözlerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı'nın “dava böyle savunulmaz" sözlerine karşılık aileler bu kez, “Sesimizi çıkarmayalım, 2-2 salın" yanıtını verdi.

KORBONMONOKSİT TEŞHİSİ HİÇ KOYMADIM

Duruşmada daha sonra aynı zamanda Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. bünyesindeki ocaklarda koordinatör doktor olarak da görev yapan Caner Soyer, dinlendi. İfadesinde, karbonmonoksit zehirlenmelerinin kan testiyle belli olduğunu, bu tür zehirlenmelerde 10 - 15 işçinin aynı anda geldiğini savunan Caner Soyer, ancak böyle bir durum yaşamadıklarını söyledi. Ocakta bu güne kadar, korbonmonoksit gazı zehirlenmesi teşhisi koymadığını, kan testi yaptırmaya da gerek duymadığını ifade eden Caner Uysal, “Soma Devlet Hastanesi'nden de bize zehirlenme gibi bir geri dönüş olmadı" dedi. Madenci aileleri, Caner Uysal'ın ifadesi sırasında sık sık tepki gösterdi.

MİLLETVEKİLLERİNDEN AÇIKLAMA

Duruşmaya verilen arada, İş Kazalarını ve Meslek Hastalıklarını Önleme Komisyonu'nun CHP'li üyeleri Ali Haydar Hakverdi, Mehmet Göker ile Yaşar Tüzün, açıklama yaptı. Ortak açıklamayı yapan Mehmet Göker, "Bu kazaların, cinayetlerin taşıdığı önem, denetim görevini yapacak kişilerin işini daha ciddiyetle yapması, işverenin ceza alması korkusu açısından önemli. Bu davada suçluların yaptıkları ya da yapmadıklarından alacakları cezalar, özellikle kaybedilen 301 ailenin ailelerine, eşlerine, annelerine, babalarına teselli olacaktır. Biz bu davayı izlemeyi önemli buluyoruz. İnsanların manevi olarak huzurunun sağlanması için gerekli görüyoruz" dedi.

Davaya müdahil olanların, çeşitli baskılarla davadan çekildiğini, fişlendiğini, iş bulamadığını da söyleyen Göker, “Ancak hayat devam ediyor. Sizin evinize aş götürmeniz gerekli. Bunun için de insanlar bu davadan çekilmeye, gelmemeye başladı. İlk davada 10 binler vardı. Şimdi salonun ancak yarısını dolduracak kadar davacı takibi var. Bu salon eskiden tiyatro salonuydu. Salonda önceki konumuna uygun bir sonuç çıkmaması için ailelerin yanındayız. Salonda inzibat tedbirleriyle acılı aileler susturulmaya çalışılıyor. Burada önemli olan bu kazaları önlemektir. Davanın takipçisi olacağımıza söz veriyoruz" dedi. Mehmet Göker, ayrıca sonuçtan direk etkilenecek kişilerin, bilirkişi çalışmalarına katılmalarını da sakıncalı bulduklarını ifade etti.

Kaynak:Haber Kaynağı