1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Reyhanlı Saldırısının Arkasında İsrail Var!
Reyhanlı Saldırısının Arkasında İsrail Var!

Reyhanlı Saldırısının Arkasında İsrail Var!

Saldırının arkasın da İsrail var.

A+A-
BOMBACI OLARAK SUÇLANAN MİHRAÇ ÜNAL KONUŞTU

Saldırının arkasın da İsrail var.



Reyhanlı saldırılarını gerçekleştirdiği öne sürülen Mihraç Ural, Radikal’e konuştu.
 
Ural, Reyhanlı’daki saldırının arkasında İsrail ’in olduğunu, 2005 yılında Lübnan Başbakanı Hariri’ye yönelik suikastın bir benzeri olduğunu iddia etti. Ne kendisinin ne de Acilciler adlı örgütün bu saldırı ile bağının olmadığını belirten Ural, şunları söyledi: 
 
“Böylesi kapsamlı, yıkıcı, insanlık dışı, masum insanları katledecek bir olayı düşünecek tek bir insan olamaz şu dünyada. Tarihimin hiçbir kesitinde bu tür eylemlere prim vermedim. Böylesi bir eylemi yapan, Ortadoğu ’da dengeleri altüst etmek isteyenlerdir. Türk halkı ile Suriye halkını birbirine vurdurtmak, düşmanlıklar yaratmak isteyenlerdir. Biz ise barış için çalışıyoruz. Barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdim. Yaşamım boyunca elime silah almadım. Ta ki Suriye, Selefi ve dış güçler tarafından saldırıya uğradığında, yaşadığım ülkede vatan savunması dışında, sadece sınır bölgelerinden sızan Çeçenlere, Afganlara, terörist Libyalılara karşı tavır almak, halk refleksi geliştirmek amacıyla tavır aldım. Suriye’de memur değilim, devletle bağlantım yok. Muhaberat’la uzak yakın bağlı olmayı ilke olarak reddederim. Ben sivil bir vatandaşım. Aksini ispat edenin alnını karışlarım. Dünyanın tüm istihbarat örgütlerine karşı tepki ve alerjim var. Çünkü istihbarat örgütüne angaje olan bağımsızlığını yitirir. Ben bağımsızım. Bundan dolayı zaman zaman Suriye’de zindanda yattım, bir yıl kesintisiz hücrede kaldım. Acilciler diye bir örgüt, 20 yıldan beri ortalıkta yok, 30 yıldır askeri eylemi yok. Bu örgütü neyle getireceksin de böyle kapsamlı bir eyleme sokacaksın? Buna kargalar bile güler. Adil bir yargılama yapılsın ben yeniden ülkeme dönmeye hazırım.”


MİHRAÇ URAL KİMDİR ?

7 Eylül 2012 de BBC nin yayınladığı ve yerel bir muhabire dayandırdığı haberde Mihraç Ünal ile yapılan söyleşi yayınlanmıştı. Bu söyleşi o tarihlerde Türk basınında büyük yankı bulmuştu. İşte BBC den alınan o yazı


 
'Lazkiye'deyim, 32 yıldır Hatay'a gelmedim'
Ural, Alevileri kışkırttığı ve Hatay'a gelip gittiği iddialarını yalanlarken, 'Lazkiye'de olduğunu', 32 yıldır da Hatay'a ayak basmadığını, Türkiye'ye dönmek istediğini, ancak hakkındaki soruşturmaların zamanaşımından düşmesini önlemek için sürekli davalar açıldığı için dönemediğini belirtiyor.
Suriye istihbarat teşkilatı El Muhaberat'a yakın olduğu iddialarını da reddeden Ural, "Tam tersine Suriye zaman zaman bize baskı yaptı, 'Türkiye bizim komşumuz, bu topraklardan Suriye'ye zarar veremezsiniz' dedi. Ve biz sorumluluklarımızı üstlenmek için zaman zaman Suriye'nin dış politikasını zorlayan işlere kalkıştık çünkü halkımızı yalnız bırakmayacaktık" diyor.
Ural, Suriye'de rejimin sıkı bir savunucusu izlenimi verdiği konusunda ise, durumun pek de göründüğü gibi olmadığını söylüyor.
Anlattıklarına göre, Suriye kendisini dört kez tutuklamış.
1999'da Öcalan Suriye'yi terkettikten sonra Türkiye'nin talebi üzerine tutuklandıktan sonra bir yıl hücrede kaldığını söylüyor.
2000'de hücreden çıkttığını ama "Türkiye'yle biz bugün dostuz. Artık Türkiye'ye karşı topraklarımızdan herhangi bir yanlış istemiyoruz" uyarısına maruz kaldığını anlatıyor.

'Apo'yla 19 yıl birlikte yaşadım'
 
Öcalan'la yakın bağına ilişkin haberler, Ural'ın yalanlamadığı iddialardan.
"Apo'yla 19 yıl boyunca Suriye'de birlikte yaşadım'' diyor Öcalan için ve ''Aynı sofrada yedik, aynı evde yatıp kalktık. Dünyada tanıdığım en az milliyetçi olan adamıdır'' diye kendisinden bahsediyor, 'bölücü' olmadığını savunuyor Öcalan'ın.
Bölünme konusu, başka bir bağlamda, ama bu kez de Nusayrileri hedef alan bir suçlamayla gündeme gelmişti.
'Alevi devleti iddiası cahillik'
AKP Gaziantep milletvekillerinden Şamil Tayyar, Hatay ve civarında Suriye'ye olası müdahaleye karşı çıkanları ve bu yöndeki protesto gösterilerini Nusayri devleti kurma planlarının bir parçası olarak nitelemişti.
Ural, iddiayı en basit ifadeyle coğrafya ve kültür bilmemek olarak değerlendiriyor ve "Bunu iddia etmek cahilliktir. Asi nehrinin geçtiği bütün ova, Sünni ovasıdır. Aleviler dağdan itibaren sahile doğru uzanırlar. Alevilerin dağın alt kısımlarıyla bir ilgileri yok, bağlantıları yok. Dünyada en son olarak devlet kurmak isteyecek birileri olursa onlar da Alevilerdir. Alevilikte şeriatçılık yoktur. Alevilik insan merkezli evrimci bir inanç topluluğudur. Şeriat ne anlama gelir? Kanun yapmak, yani anayasa... Peki yeryüzünde bir akıllı var mıdır ki şeriat yapınca savcı, kolluk kuvveti cezaevi olmadan yönetebilsin? Oysa Alevi'nin böyle bir derdi yok. Alevi'nin derdi Tanrısına, insana hürmet etmektir, saygı göstermektir. Böylesine Sünni bir şeriat algısı olmayanbir topluluğun devlet kurma iddiası olamaz'' görüşünü dile getiriyor.
'THKP-C Acilciler örgütünün genel sekreteriyim'
 
THKP-CAcilciler, Mahir Çayan ve arkadaşlarının kurduğu THKP-C örgütünün, hemen hemen tüm liderlerinin 1972’de Kızıldere olayında öldürülmesini takip eden yıllarda bu hareketi izleyerek kurulan örgütlerden biriydi.
Silahlı mücadeleyi benimseyen örgüt, çıkışında yayımladığı ‘Türkiye Devriminin Acil Sorunları’ broşürü nedeniyle THKP-C Acilciler adıyla anıldı.
Ural, Türkiye'de bazı yayın organlarında gündeme getirilen ‘Acilciler’ bağını inkar etmiyor.
1986'da örgütün genel sekreterliğine getirildiğini, Soğuk Savaş’ın bitimine paralel bir şekilde siyasi evrilmenin yaşandığını anlatıyor.
''Bu siyasi evrimin sonucunda Acilciler örgütü barışçı, demokratik mücadeleyi esas alan bir yol izlemeye çalıştı. 22 yıldır Acilciler örgütü, dünyanın hiçbir yerinde ve ülkemizde kayıtsız, şartsız bir biçimde herhangi bir silahlı mücadeleye girişmedi. Ama halkımızın haklaı için hukuk çerçevesinde, bir demokrasi, hukuk, insan hakları mücadelesi yürütmektedir" görüşlerini savunuyor Ural.
'Mukaveme Suriye' sınırdan sızmalara karşı mücadele ediyor'
Ural, Suriye'de şu anda faaliyette bulunan örgütün ise Acilciler olmadığını, 'yeni bir direniş hareketi' olduğunu kaydediyor.
Mukaveme Suriye'’ adlı hareketin kurucuları arasında Türkiyelilerin de bulunduğunu vurgulayan Ural, örgütün özellikle ‘Türkiye'den ayrıldıktan sonra bölgede giden ve geri dönemeyen Türkiyeli devrimcilerin öncülüğünde’ kurulduğunu aktarıyor.
''Türkiyeli Kürt, Suriyeli Kürt, Türkiyeli Sünni, Suriyeli Sünni, Türkiyeli Şii, Suriyeli Şii, Türkiyeli Arap, Suriyeli Arap hepimiz elbirliğiyle Mukaveme Suriye'yi inşa ettik."
Ural'ın anlatımlarına göre, hareket Suriye'nin içişlerine karışmıyor, muhalefetle de sorunları yok, ama vatansever oldukları sürece.
 
Örgütün sınırdan sızdırıldığını iddia ettiği yabancılara ve kendi ifadesiyle 'vatan hainlerine' karşı bir mücadele çizgisine sahip olduğunu belirtip hareketin başında kendisinin de bulunduğunu vurgularken, ''Mihraç Ural'ın başında bulunduğu Mukaveme Suriye'nin savaşı bütün bölge halkı adına bir savaştır. Şu anda sadece sınır bölgelerinde faaliyetteyiz" diyor.
'Adana, Hatay ve Mersin'den gençler savaşmak için Suriye'ye gelmek istiyor'
Ural'ın bir iddiası da, Adana'da Nusayri nüfusun yoğun olduğu Adana, Hatay ve Mersin'den gençlerin bölgeye savaşmak için gitmeye çalıştıkları.
Bu iddiayı bağımsız kaynaklarca doğrulamak mümkün değil.
Ural, bu gençleri geri çevirdiklerini belirterek, şu görüşleri dile getiriyor: "Biz böyle bir çağrı yapmadık. Gelip katılmak isteyen binler var. Bölgemizin sınırları suni sınırlarla birbirinden ayrılmıştır. Bu harita gerçekçi bir harita değildir. Bu haritanın yaşaması mümkün değildir. Biz hiç kimseye herhangi bir çağrı yapmadık. Gelmek isteyenler sürekli heyetler göndererek yanımıza gelerek gelmek istediklerini belirtiyorlar. Adana, Mersin, Hatay yörelerinden gençler arasında çok yoğun bir talep var. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve İsveç'ten buraya gelmek için çok yoğun bir talep var. Yoğun olarak Arap Alevileri gelmek istiyor, ama sadece onlar değil. Biz buna şu anda olumlu yanıt vermiyoruz. Suriye halkı kendi gücüyle zafer kazanacaktır. Onlara bulunduğunuz ülkelerde Suriye dostları olarak etkinliklere katılmanız yeterlidir diyoruz."
'Esad yönetimiyle resmi ilişkimiz yok'
 
Ural, örgütün Esad yönetimiyle ilişkisine ilişkin iddialarıysa yalanlıyor.
Ancak, örgüt üyelerinin arkasında Beşar Esad posterleriyle çekilmiş görüntüleri hatırlatıldığında ise ''Biz burada tamamen halk komiteleri olarak varız. Bu, emperyalizme karşı tavır alma refleksiyle ortaya çıkmış bir siyasi yapıdır ve bu siyasi yapı çok geniş bir çevrede onay göremeye başladı. Ve devletin bize zaman zaman burada bunu yapın, şurada şunu yapmayın gibi müdahalelerine karşı tavır aldığımızda halk da bizim yanımızda oldu. Şu 2000'e yakın militanımız var. Bu örgüt, İdlib'in ilçesi olan Serkin'den, Kesab'ın en uç noktasına kadar bu sınır boyundaki sızmalara karşı savunma hareketi olarak yerini almaktadır" görüşünü savunuyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.