1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. RAMAZAN'DA CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI?
RAMAZAN'DA CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI?

RAMAZAN'DA CİNSELLİK NASIL YAŞANMALI?

"Ramazan ayında cinsellik yaşanmalı mı?", "İftar sonrası hemen seks yapmak sakıncalı mı?", "Ramazan'da yaşanan cinsellik; ayıp ya da yasak mı?"

A+A-

Ramazan ayının başlamasıyla, her yıl olduğu gibi ''Ramazan'da cinsellik nasıl yaşanmalı?'' konulu tartışmalar gündeme geliyor. Her yıl Ramazan ayında aynı tartışmalar yaşanıyor: "Ramazan ayında cinsellik yaşanmalı mı?" "İftar sonrası hemen seks yapmak sakıncalı mı?", "Ramazan'da yaşanan cinsellik; ayıp ya da yasak olarak değerlendirilmeli midir?" İşte bu sorulara yanıt cinsellik, aile ve evlilik konularında toplumu bilgilendirmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikiyatr-Psikoterapist Uz. Dr. Cem Keçe'den geldi.

"Hurafeler hayatı çekilmez hale getiriyor!"

Ramazan ayında cinselliğin yasaklanmaması uyarısında bulunan Dr. Keçe; iftar ve sahur arasında çiftlerin cinselliklerini yaşamaları gerektiğini söyledi.

Halkın sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama kavuşması için uzun zamandır çalışmalar yapan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), olarak Ramazan ayı boyunca, gün geçtikçe toplumu olumsuz etkileyen ve cinsel hayatı çekilmez bir hale getiren cinsel mitler yani hurafeler (doğru bilinen yanlışlar) konusunu gündeme taşıyacaklarını ifade eden Dr. Keçe; "Cinsel hurafeden kurtulmak çiftleri özgürleştiriyor, daha mutlu ve keyifli bir cinsel yaşama adım atmalarını sağlıyor. Bu nedenle CİSED olarak insanımızın bilinçlenerek ve bilgilenerek ruhsal ve bedensel huzura ulaşmasını ve yakın ilişkilerinde manevi güzellikleri paylaşmasını çok önemsiyoruz" diye konuştu.

"Şimdi arınma ve yenilenme zamanı"

Sahip olduğumuz insanî değerlerin zamanla erozyona uğradığını ifade eden Dr. Keçe; "Sınırsız hırslar ve talepler benliği kapladı... Bireysellik, bencillik, çıkarcılık, aldatma ve aldatılma gibi olumsuz değerler yakın ilişkilerde öne çıkıyor. Teknolojik tüm yeniliklere rağmen cinsel mitler toplumda mutsuz, umutsuz, olumlu düşünemeyen ve cinselliği paylaşamayan kişilerin sayısını artırıyor. Ayrıca cinsel sapkınlıklar, taciz, tecavüz, esnet gibi ülkemizi kasıp kavuran olumsuzluklar ve hak ihlalleri, cinsel ayrımcılık ve kadınları hedef alan şiddet insanımızın geleceğe olan umutlarını zayıflatıyor. Şüphesiz bu olumsuzluklar, aşınan ve kaybolan değerler karşısında yapılması gereken; koşulsuz sevgiyi ve bilimin ışığını topluma hâkim kılmak. Ramazan ayı kaybedilen bu değerleri yeniden kazanmak, insanın özünde var olan iyilik ve insani duyguları fiiliyata geçirmek için önemli bir fırsat. Çünkü Ramazan ayı baştan sona sosyal dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı, bilgilenme, arınma ve yenilenme bilincinin tazelendiği değerli bir zaman dilimi. Bu nedenle maddi ve manevi sayısız güzellikleri çağrıştıran, ferdi hayatta huzurun, sosyal hayatta kaynaşma ve paylaşmanın yoğun olarak yaşandığı, iradelerin sevgi ve merhametle eğitildiği ve özgürleştiği Ramazan ayını, cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırmak için bir fırsat olarak görmek gerekiyor" diye konuştu.

"Cinsellik bir nimet"

Oruç tutmanın ruhu ve bedeni terbiye ettiğini ve bu yönüyle daha derin bir anlayış ve yaşayış vaat ettiğini söyleyen Dr. Keçe, şunları anlattı:

"Oruç, kişinin sahip olduğu nimetlerden bir süre ayrı kalmasını gerektiriyor ve hep elinin altında hazır olarak bulduğu şeylerle arasına bir mesafe koyuyor. İftar vakti bu mesafe ortadan kalkıyor ve kişi orucunu tuttuğu her ne varsa, özlediği ve uzak düştüğü lezzetleri yeni bir heyecanla tadıyor ve yeniden keşfediyor. Bu nedenle iftar orucu tutulan cinselliği de güzelleştiriyor ve cinsel mutluluğun gelişimi için yeni bir fırsat sunuyor. Cinsellik ekmek gibi su gibi güzel bir nimet; kadın ve erkeğin birbirlerine ruhlarını ve bedenlerini armağan ettikleri eşsiz bir sofra… Bu sofradaki lezzetleri derinleştirmek, o sofraya oturmanın keyfini yine, yeni, yeniden yaşamak insanoğlunun hakkı."

"Cinselliğin orucu varsa iftarı da olmalı"

Ramazan ayında cinselliği yasaklamamak gerektiğini söyleyen Dr. Keçe, şöyle konuştu:

"Ramazan ayında meşru cinselliği bir tür ayıp, yasak veya kaçamak saymak, orucu tutulan cinselliğin iftarının da gereksiz olduğu gibi çok yanlış bir algıya neden olabiliyor. Ramazanda cinselliği yasaklamak, çiftleri birbirlerinden soğutabiliyor, zamanla ilişkilerini tekdüzeleştirebiliyor. Cinselliğin ruhsal ve duygusal boyutlarının ihmal edilmesine yol açabiliyor. Çok yanlış bir şekilde çiftlerin birbirlerini duygusal ve ruhanî gevşemeden ve rahatlamadan yoksun bırakmalarına neden olabiliyor. Oysa cinselliğin orucu varsa, iftarı olmalı… Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan ayında cinselliği yasaklamak yerine; gönüller ve beyinler arındırılarak huzurlu ve dengeli bir ruh hali yaratılması önem taşıyor. Çünkü yeme içmenin orucu damak lezzetini geliştirebiliyorsa, özlenen ve hasretle beklenen cinselliğin orucu da cinsellikten alınan hazzı geliştirebiliyor, cinselliği ilk günkü heyecanına taşıyabiliyor ve monotonlaşan birleşmeler olağanüstü nitelikler kazanabiliyor."

"Ramazan'da cinselliği bırakmamak gerekiyor"

Ramazan ayında cinselliği ve cinsellikle ilgili düşünceleri bastırmaya çalışmanın, kişinin daha fazla cinsellik düşünmesine neden olabileceğini söyleyen Dr. Keçe; "İçgüdüleri insana hâkimse, insan onların esiri olabiliyor, insanın ruhu içgüdülerine hâkimse, onları kontrol edebiliyor, uygun bir şekilde, uygun bir zamanda yaşanmasına müsaade edebiliyor. Orucun amacının insanı ruhen yüceltmek, ahlaken geliştirmek olduğu biliniyor. Oruçlu günlerin gecelerinde çift cinsel ilişkiye girebiliyor. Ama Ramazan ayı boyunca kendine cinselliği yasaklayan bir kişi, daha huzursuz olabiliyor. Ancak iftarda ağır yemekler yenildiyse bu kişiyi rahatsız edebileceği için iftardan hemen sonra değil, birkaç saat sonra ilişkiye girilmesi gerekiyor. Kişi iftarını yaptıktan sonra cinsel istekte artış görülebiliyor. Ancak tok karnına hemen cinsel ilişki yaşamak performansta düşüklüğe neden olabiliyor. Bu nedenle iftardan sonra biraz dinlenmek ve daha sonra cinsel ilişkiye girmek doğru bir yaklaşım gibi görünüyor" şeklinde konuştu.

"Ramazanda erken boşalma ve cinsel isteksizlik vakalarında artış oluyor"

Ülkemizde erkeklerinin yüzde 70'nin hayatının bir döneminde erken boşalma yaşadığını ifade eden Dr. Keçe; şunları dile getirdi:

"Ramazan aylarında erken boşalma ve cinsel isteksizlik probleminde bir artış gözlemleniyor. Bunun temelinde gün boyu açlık ve susuzluğun getirdiği strese bağlı nedenlerin yanı sıra Ramazan ayında cinselliğin çok yanlış bir şekilde bir suç ya da çok kötü bir eylemmiş gibi algılanması, aşırı yemek yiyerek tok karnına cinsel ilişkiye girme, hazımsızlık ve soğuk yiyeceklerin cinsel enerjide dengesizliğe yol açması, iftar ve sahur arasında kalan zamanın kısa oluşunun yarattığı baskı gibi faktörler rol alabiliyor. Oysa Ramazan ayı boyunca, iftar sonrası sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşanabiliyor. Kişi beynini kapatarak duygularına odaklanabiliyor, endişe, korku ve kaygılarını bir tarafa bırakarak anın tadını çıkarabiliyor."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.