1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. 'Özür şehitlerimizin kanlarının karşılığı değil'
'Özür şehitlerimizin kanlarının karşılığı değil'

'Özür şehitlerimizin kanlarının karşılığı değil'

-BANYAS'TA İKİ GÜN ÖNCE ORTAYA ÇIKAN KATLİAM GÖRÜNTÜLERİ, ETNİK KIYIM GÖRÜNTÜLERİ AÇIKTIR -DIŞİŞLERİ BAKANI DAVUTOĞLU: ÖZÜR, ŞEHİTLERİMİZİN KANLARININ KARŞILIĞI DEĞİLDİR

A+A-

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu "Kimyasal silah bir insanlık suçudur. Kim ve nerede kullanırsa kullansın insanlık suçu işlemiş olur. Şu anda da herkes biliyor ki kimyasal silah stokuna sahip olan ülkeler bellidir. Bir tanesi de maalesef Suriye rejimidir. Suriye rejimi, keskin nişancılarla top ve tank atışlarıyla uçaklarla Scud füzeleriyle katledemediği halkı, bu tür silahlar kullanarak da katletme yoluna gidebilir. Zaten Banyas'ta iki gün önce ortaya çıkan katliam görüntüleri, etnik kıyım görüntüleri açıktır” dedi.

İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Uluslararası Somali Konferansı'nın ardından Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği rezidansında düzenlediği basın toplantısında İsrail'le görüşmeler konusunda açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Özür ve tazminat ve ambargonun kaldırılması, her biri insan olarak ve vatandaş olarak bizim için büyük değer ifade eden şehitlerimizin kanlarının karşılığı değildir" dedi.
Gündemdeki konuları değerlendiren Davutoğlu, bir gazetecinin "Üçüncü tur görüşmeler bekleniyor mu?" sorusuna, "İkinci tur görüşmeler dün yapıldı. Ben de buradan Müsteşarımız Sayın Sinirlioğlu ile görüştüm. Üçüncü bir tur yapılmasına ihtiyaç kalıp kalmayacağını Ankara'ya dönünce değerlendireceğiz ama temel ilkeler noktasında bir mutabakat sağlandığını görüyoruz. Bundan sonra atılacak adımlarla ilgili kamuoyumuzu bilgilendireceğiz" şeklinde cevap verdi.

Konuya ilişkin birçok değişik spekülasyonun yapıldığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Özür ve tazminat ve ambargonun kaldırılması, her biri insan olarak ve vatandaş olarak bizim için büyük değer ifade eden şehitlerimizin kanlarının karşılığı değildir. Bunu değişik vesilelerle gündeme getirenler olduğunu görüyoruz. Hiçbir şey onların bir damla kanının dahi hakkını ödeyemez. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Bizim de bu bilinç içerisinde davrandığımızı herkesin göz önüne alması gerekir."

"ÖNEMLİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARININ HUKUKLARININ KORUNMASIDIR"

Filistin'e ambargonun kaldırılmasının ise Türkiye'nin hep takip ettiği bir mesele olduğunu vurgulayan Bakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Sayın Başbakanımızın Netanyahu ile yaptığı görüşmede de öncelikli ve ayrıcalıklı olarak üzerinde durulmuş bir konudur. Nihayet bu şehitlerimiz oraya şahsi bir emel için gidiyor değillerdi. Oraya gidiş sebepleri, yüksek bir insani gaye ve idealle yardım iletmekti. Bu yardımların bunlar sonra daha sağlıklı iletilmesi için ne yapılması gerekiyorsa Türkiye bunu yapmaya kararlıdır. Miktar ne olursa olsun, önemli olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hukuklarının korunmasıdır. Bu tür spekülasyonlardan uzak olmak ve Türkiye'nin öncelikle haklı davada elde ettiği kazanımları esas almak gerekir."

"KİMYSAL SİLAH BİR İNSANLIK SUÇUDUR"

Suriye'de olası kimyasal silah kullanımına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, BM Bağımsız Araştırma Komisyonu üyesi olduğu belirtilen bir kişiye atıfla kimyasal silah kullanımının muhalifler tarafından gerçekleştirildiği bilgisinin kamuoyunda ciddi bir bilgi kirlenmesine yol açtığını vurguladı. 

Londra'da bugün görüştüğü BM yetkililerinin bunun doğru olmadığını teyit ettiklerinin altını çizen Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Kimyasal silah bir insanlık suçudur. Kim ve nerede kullanırsa kullansın insanlık suçu işlemiş olur. Şu anda da herkes biliyor ki kimyasal silah stokuna sahip olan ülkeler bellidir. Bir tanesi de maalesef Suriye rejimidir. Suriye rejimi, keskin nişancılarla top ve tank atışlarıyla uçaklarla Scud füzeleriyle katledemediği halkı, bu tür silahlar kullanarak da katletme yoluna gidebilir. Zaten Banyas'ta iki gün önce ortaya çıkan katliam görüntüleri, etnik kıyım görüntüleri açıktır.

Biz, bu iddiaların takipçisi olacağız. BM nezdinde ve Kimyasal Silahları Önleme Örgütü çerçevesinde takipçisi olacağız. Bu konuda birkaç Suriyelide bunun izleri, bulguları olduğu düşüncesiyle Türkiye'de bir araştırma yürütülüyordu. Bu araştırma halen yürüyor, bir neticeye ulaşıldığında da dünya kamuoyuyla paylaşılacaktır. Ama bu konuda Suriye rejiminin takındığı tutum, bir insanlık suçu mahiyeti taşır. Kimyasal silahların kullanılmaması durumunda işlenen diğer suçları da kimse mazur gösteremez. Bizim Türkiye olarak kırmızı çizgimiz insan canıdır, adalettir, hukuktur. Kimyasal silah da bunları tehdit ettiği için bu kırmızı çizginin içine girer ama onun dışında da bütün etnik kıyım suçları bizim için kırmızı çizgidir."

"SOMALİ'YE TAAHÜTLERİMİZİ TEK TEK YERİNE GETİRDİK"

Somali Konferansı'nın ilgili bütün ülkelerin katıldığı son derece önemli bir konferans olduğunu kaydeden Davutoğlu, Somali'nin özelikle Başbakan Erdoğan'ın 2011 yılında yaptığı ziyaret sonrasında dünya gündemine çok daha etkin bir şekilde geldiğini söyledi. Somali'de iki yıl içinde çok önemli mesafeler katledildiğini söyleyen Davutoğlu, "Türkiye'nin inisiyatifiyle iki uluslar arası Birleşmiş Milletler konferansı tertip edildi. Somali'ye taahhütlerimizi o gün Sayın Başbakanımızın yaptığı taahhütleri tek tek yerine getirdik. Somali'de ilk açılan büyükelçiliği, bölgedeki birkaç büyükelçilik dışında eskiden beri devam eden, ilk açılan büyükelçiliği Türkiye Cumhuriyeti Devleti açtı. Somali Havaalanı'nı rehabilite ettik. Somali'de dört hastaneyi rehabilite ettik, restore ettik. Mogadişu şehrinin temizlenmesi, tekrar yapılandırılması, kentsel dönüşümü için önemli projelere imza attık. Şimdi parlamento binasını, başbakanlık ofisini yapıyoruz. Ayrıca Somali'deki uluslararası faaliyetlerde önemli rol üstlendik. Somali içindeki ulusal uzlaşı çalışmalarına da bir katkı sağladık" dedi.
Çok entegre bir stratejiyle, bütün unsurları kapsayan bir yaklaşımla Somali'ye baktıklarını söyleyen Davutoğlu, "Bir taraftan ulusal uzlaşı faaliyetlerini organize ederken, bir taraftan da Somali güvenlik yapılanmasına katkıda bulunmaya ve Somali'nin ekonomik kalkınmasına altyapı oluşturmaya çalışıyoruz. 300 milyon dolarlık bir bütçe ile çalışmalara başladık. Bunlar tümüyle hemen hemen halkımızın yaptığı yardımlardı, taahhütlerdi. Bugün bunlara ilaveten 10 milyon dolarlık savunma ve güvenlik yapılanmasına katkı paketi açıkladık bir toplantıda. Ayrıca bugün bir bildiri yayınlandı. Bu bildiride Türkiye'nin özellikle Somali ve Somaliland arasında yaptığı başarılı arabuluculuk girişimine de atıf var" diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.