1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ormanlar ve sular ‘yeşil ekonomi’ye kurban edilecek!
Ormanlar ve sular ‘yeşil ekonomi’ye kurban edilecek!

Ormanlar ve sular ‘yeşil ekonomi’ye kurban edilecek!

A+A-

Ormanlar ve sular ‘yeşil ekonomi’ye kurban edilecek!

Ankara’da gerçekleşen ‘1. Ormancılık ve Su Şura’sında tartışılacak kararlar alındı…
Yusuf Yavuz

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından “Geleceğimiz İçin” sloganı ile 21-23 Mart 2013 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen I. Ormancılık ve Su Şurası’nın çalışmaları tamamlandı. Şura’da alınan kararlar arasında, ormancılık sektörüne yönelik ‘yeşil ekonomi ulusal eylem planı’ oluşturulması, ‘biyolojik çeşitlilik ve ekosistem ekonomisi tesis edilmesi’, doğa koruma politikalarının kalkınma politikalarına entegre edilmesi ve ‘su kanunu’ çıkarılması gibi başlıklar dikkat çekti. Yukarı Köprüçay Koruma Platformu’ndan yapılan açıklamada ise şurada alınan bazı kararlar ekolojik intihar olarak değerlendirildi.

450 UZMAN, ÜÇ GÜN BOYUNCA ORMAN VE SUYU KONUŞTU
Orman ve su kaynaklarının milli politika ve stratejilerinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen ve açış konuşmasını Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yaptığı şurada; kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinden oluşan 450’yi aşkın uzman, akademisyen ve yönetici, üç gün boyunca Türkiye’nin orman ve su varlığına ilişkin durumunu tartıştı.

ENDÜSTRİYEL AĞAÇLANDIRMAYA ÖNCELİK VERİLECEK
Doğal ormanların sürdürülebilir yönetiminin sağlanması, karbon tutumunun artırılması ve odun hammaddesine olan artan talebin karşılanması amacıyla hızlı gelişen türlerle endüstriyel ağaçlandırma çalışmalarına öncelik verilmesi gibi kararların alındığı şurada, “kamu ve özel sektörün yaptığı ağaçlandırma çalışmalarının devamı sağlanmalı ve bu konuda yapılan çalışmaların sonuçları ortaya konulmalıdır. Kırsal işgücünün mahallinde tutulmasını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Orman ağaçları ve tohumlarının genetik ıslah çalışmalarına kararlılıkla devam edilmelidir” görüşü benimsendi.
Türkiye’nin fidan ihraç eden ülke haline getirilmesi gerektiğinin altı çizilen şurada, orman, su, iklim ve biyolojik çeşitlilik gibi başlıklarda alınan kararlar özetle şöyle sıralandı:

‘YEŞİL EKONOMİ ULUSAL EYLEM PLANI OLUŞTURULSUN’
“Ormancılık faaliyetlerinde profesyonel işgücüne geçilmelidir. Orman ürünleri sanayinin odun hammaddesi ihtiyacının öncelikle yerli kaynaklardan karşılanmaya çalışılmalıdır. Ormancılık sektörüne yönelik ‘yeşil ekonomi ulusal eylem planı’ oluşturulmalıdır. Orman ürünlerine dayalı sanayinin hammadde maliyetleri düşürülmeli ve verimlilik artırılmalıdır. Odun dışı orman ürünlerinden daha fazla katma değer elde edilmelidir. Orman ürünleri sektörünün gelişmesine yönelik yeni stratejiler oluşturulmalıdır. Ormanların geliştirilmesi ve korunmasına yönelik gerekli finansman sağlanmalıdır.

‘SU İÇİN UYGUN YATIRIM VE FİNANSMAN MODELLERİ GELİŞTİRİLSİN’
Su Kanunu öncelikle çıkarılmalı ve hayata geçirilmelidir. Havza ölçeğinde etkin bir su yönetimi için izin, izleme, denetim ve yaptırım bütünlüğü sağlanmalıdır. Ulusal su potansiyelinin etkin kullanımı için gerekli tedbirler alınmalıdır. Su kütleleri ulusal izleme sistemi geliştirilmelidir. Suyun korunması, kullanımı ve geliştirilmesi için uygun yatırım ve finansman modelleri geliştirilmelidir. Su kaynakları için çevresel kalite hedefleri, standartları ve tedbirleri belirlenmelidir. Su kaynaklarının korunması için noktasal ve yayılı kaynaklardan gelen kirlilik yükleri azaltılmalıdır.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SEKTÖREL ETKİSİ BELİRLENSİN’
Çölleşme ve erozyonla etkin mücadele edilmeli, etkilenen alanların ıslahı ve sürdürülebilir yönetimi sağlanmalıdır. Ülkemizin topoğrafik ve meteorolojik şartları, sektörlerin meteorolojik ürün ve hizmet talepleri göz önünde tutularak, veri kalitesi artırılmalı ve meteorolojik gözlem ağı genişletilmelidir. İklim değişikliğinin belirlenmesine yönelik genel projeksiyon çalışmaları geliştirilerek sürdürülmelidir. İklim değişikliğinin sektörel etkisinin belirlenmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır. İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisinin havzalar bazında belirlenmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır. İklim değişikliğine uyum çalışmaları yapılmalıdır. Taşkın yönetiminde etkinlik artırılmalıdır. Kuraklık yönetim politikaları oluşturulmalıdır.

‘DOĞA KORUMA POLİTİKALARI KALKINMAYA ENTEGRE EDİLSİN’
Sürdürülebilir biyolojik çeşitlilik yönetiminin tesis edilmelidir. Tür koruma çalışmalarında etkinliğin arttırılmalıdır. Korunan alanların etkin yönetimi sağlanmalıdır. Hassas ekosistemler etkin yönetilmelidir. Biyolojik çeşitlilik ve ekosistem ekonomisi tesis edilmelidir. Yaban hayatı sürdürülebilir yönetilmelidir. Sürdürülebilir av yönetimi sağlanmalıdır. Sokak hayvanlarının rehabilitasyonu tesis edilmelidir. Doğa koruma politikaları kalkınma politikalarına entegre edilmelidir.

YUKARI KÖPRÜÇAY PLATFORMU: ‘ KARARLAR EKOLOJİK İNTİHAR’
Şurada alınan kararlara ilişkin Yukarı Köprüçay Koruma Platformu’nca yapılan açıklamada ise, şuranın orman ve su varlıklarının ekonomiye entegrasyonun sağlanması önerisiyle ekolojik bir yıkıma kapı araladığı ileri sürüldü. Türkiye’nin dört kıtanın iklim özelliklerinin kesiştiği bir coğrafyada bulunması dolayısıyla dünyanın en zengin biyoçeşitlilik alanlarından biri olduğuna vurgu yapılan açıklamada, Anadolu coğrafyasında birlerce yıldır yaşayan bütün kültürlerin bu zenginliğe yaslanarak varlığını sürdürdüğü belirtilerek, “gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kendi coğrafyalarında yarattığı eko-yıkımlardan ders alınması gerekirken, adeta o ülkelerle yarış edercesine Türkiye’nin yaşamsal varlıkları ekonomik büyümenin payandası yapılmak istenmektedir. Bu, bir ülke için ekolojik intihardır” denildi.

BİR İMZA İLE BİN YILDA OLUŞAN TOPRAĞI YOK ETMEYİN
Sanayi, bilim ve teknoloji üretiminden kopan ülkelerin ortak kaderine doğru sürüklenen Türkiye’nin yalnızca ‘büyüme’ söylemiyle ‘gelişme’ çizgisinden koparılarak doğal varlıklarının kapitalistleşme aracı kılındığına işaret edilen platform açıklamasında, “bu, canlı yaşamın ve kamunun geleceğinin çalınması anlamına gelmektedir. Koruma ve sürdürmeyi yalnızca söylem olarak kullanan, su, orman ve biyolojik varlıklarımızı ekonomik kaynak olarak gören anlayışla üretilen politikalara derhal son verilmesini talep ediyoruz. Beş-on yıllık politikaların, 1 santimetresi bin yılda oluşan toprağı, milyonlarca yıldır çevrimini sürdüren bir damla suyu tek bir imza ile sonsuza kadar yok edeceğini bir kez daha anımsatıyor, bütün yurttaşlarımızı emanetine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ülkemizin ekonomik yarış içinde olduğu bazı ‘gelişmiş’ ülkelerin, geçmişte yarattıkları ekolojik yıkımları rehabilite etmek için büyük bedeller ödediği unutulmamalıdır” görüşüne yer verildi.
 
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.