1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. NUMAN KURTULMUŞ'TAN ŞAKA GİBİ "DEMOKRASİ" AÇIKLAMASI
NUMAN KURTULMUŞ'TAN ŞAKA GİBİ "DEMOKRASİ" AÇIKLAMASI

NUMAN KURTULMUŞ'TAN ŞAKA GİBİ "DEMOKRASİ" AÇIKLAMASI

Tüm dünyada Erdoğan ve AKP'nin medya üzerinde ki baskıları konuşulurken onlarca gazeteci hapisteyken Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un açıklaması güldürdü.

A+A-

BAŞBAKAN Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Medya Derneği, Televizyon Yayıncıları Derneği ve Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından ortaklaşa düzenlenen 'Televizyon Haberciliği Çalıştayı'na katıldı.

MEDYAYI DAHA İLERİ GÖTÜRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Televizyon temsilcileri, görsel medya yöneticileri ile meslek kuruluşları yetkililerinin katıldığı çalıştayının açılışında bir konuşma yapan Kurtulmuş, Türkiye'de medyanın daha iyi hale gelmesi, sorunların ortadan kaldırılması ve medyanın dünya ile baş edebilecek güçlü bir medyaya sahip olabilecek, Türkiye'yi çok daha ileriye göterecek bir bilinçle hareket ettiğini söyledi.

MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI

Medyadaki sorunları meslek kuruluşlarıyla ve bu alanda faaliyet gösteren derneklerle yakın temas içerisinde çözmenin daha doğru, demokratik ve çözüm bulucu olacağını savunan Kurtulmuş medya kuruluşlarına bir çağrı yaparak, "Hangi medya kuruluşu, biz mesleki alanlarla ilgili bir çalışma yapmak istiyoruz ve burada hükümet olarak sizinle birlikte bu çalışmaları yapmak istiyoruz derse herkese zihnimizin ve gönlümüzün açık olduğunu ifade etmek isterim" diye konuştu.

MEDYA VE DEMOKRASİ

Numan Kurtulmuş, konuşmasında Türkiye medyasının tarihini 'medya-demokrasi' açısından değerlendirdi. Türkiye'deki medyanın gelişmesinin birebir demokrasinin gelişmesinin izdüşümü gibi olduğunu dile getiren Kurtulmuş şöyle konuştu:

"Medya, demokrasinin gelişmesiyle paralel gelişmiştir. Dolayısıyla demokrasinin durduğu yerde medyada durmuştur. Örneğin Türkiye'de tek parti döneminin medya anlayışıyla çok partili dönemin medya anlayışı arasında 'var' ile 'yok' arasında çok büyük fark vardır. 1960 dönemini, 12 Eylül dönemini 12 Mart ve 28 Şubat döneminin medyası ile şimdiki dönemin medyası ile 'var' ile 'yok' arasında bir fark vardır. Bir zamanlar sadece devletin resmi ideolojisinin hem de o dar kalıpların dışına çıkılmaksızın ifade edildiği medya anlayışı vardı. Onun dışında hiç kimsenin söz söyleyemediği, söyleyenlerin ise ima yoluyla bile söylese derdest edildiği, içeriye atıldığı, dergilerinin, gazetelerinin kapatıldığı, matbaalarının yaşandığı dönemi Türkiye çok iyi yaşadı. Çok şükür Türkiye'de demokrasi geliştikçe medyada da çok seslilik daha ciddi bir şekilde görülmektedir. "

"YASAKLARIN KALDIRILMASI İÇİN, BİZ ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'deki bütün medya kuruluşları temsilcilerinin her türlü sözlerini dinlemeye hazır olduklarını kaydederek, "Medyanın üzerinde olan yasakların kaldırılması için, biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız. Kimin medya ile ilgili ne sıkıntısı varsa bunun dile getirilmesi lazım. İyi bir diyalog içerisinde bu sorunların çözülebileceğini ümit ediyorum" şeklinde konuştu.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ŞARTTIR"

Numan Kurtulmuş, medyanın 'basın özgürlüğü', 'basın ahlakı' ve 'milli, manevi ve yerel değerlere sahip çıkmak' gibi üç temel sütun üzerinde yükselen bir değer olduğunu ifade ederek bu değerler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bunlardan birincisinin basın özgürlüğü olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye demokrasisinin gelişmesinin temel şartlarından birinin bu olduğunu geçmiş tecrübelerle bilindiğine vurgu yaptı. Kurtulmuş, "Değerli bir medyanın hem kendisi bir değer kazandığı gibi seçimlerden seçimlere olan o süre içerisinde kamuoyunu hem bilgilendirerek hem de kamuoyunu açık ve özgür bir şekilde oluşturarak kamuoyunun fikirlerinin siyasete yansımasının aracı olacaktır. Böyle olan bir medya milletin beklentilerini, taleplerini siyasete yansıtabilir. Siyaset kendi mekanizmaları içerisinde kamuoyunun her talebini de ciddi şekilde değerlendirme fırsatı bulur. Kamuoyu, güncel meselelerle ilgili ne düşünüyor, Türkiye'nin sorunlarını hangi perspektiften yaklaşıyor? İşte bunların ortaya konması için basın özgürlüğü şarttır. Basının bu anlamda kendisini özgür hissedip kendisin kısıtlar içerisine koymadan görüşlerini açık bir şekilde ifade etmesini isteriz" dedi. .

BASIN AHLAKI

Medyanın üzerinde yükselen ikinci ana sütunun 'basın ahlakı' olduğuna dikkat çeken, Kurtulmuş, medyanın en önemli sorumluluklarından birisinin kişisel onurları korumak, insan haysiyetine, şerefine hürmetkar olmak olduğunu belirtti.

"Bunun en temel noktası yalan, yanlış şeyler yazmamak ve söylememektir" diyen Kurtulmuş "Medya eğer bir itibar peşinde koşuyorsa önce insan onurunu korumakla itibarının artacağını bilmek zorundadır. Herhangi bir medya kuruluşu insan onurunu ayaklar altına alan yayınlar yapıyorsa hiç kusura bakmasın o medya grubunun yöneticilerinin ve kurumsal kimliğinin dahi kendi onurunu koruması mümkün olmaz. Kendi onuruna, haysiyetine düşkün olan insanların, bu düşüncelerinde samimilerse bütün insanların onurunu, hakkını, hukukunu koruyacak bir şekilde hareket etmeleri, yayıncılık yapmaları lazım. Hakaret etmeden, sövmeden, aşağılamadan, ötekileştirmeden de insanlar görüşlerini söyleyebilir, karşısındakinin görüşlerini çok rahat bir şekilde eleştirebilir" ifadelerini kullandı.

MİLLİ, MANEVİ VE YERE DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAK

Kurtulmuş, üçüncü temel ayağı ise 'milli, manevi ve yerel değerlere sahip çıkmak' olarak açıkladı. Bunun, Türkiye'nin kültürüne, değerlerine, birikimlerine sahip çıkmasıyla mümkün olacağına vurgu yapan Kurtulmuş, "Yerli ve milli olmayan Anadolu ve Trakya topraklarının ve yakın coğrafyamızın hissiyatına sahip olmayan medya kuruluşları suyun üstünde zeytin yağı gibi dururlar. Her medya grubu farklı görüşe sahip olabilir ancak bu ülkenin ortak değerlerini hepimizin korumak, bu değerleri çoğaltmak gibi bir sorumluluğumuzun da medyanın üzerindeki toplumsal sorumluluklardan birisi olduğunun altını çizmek isterim" diye konuştu.

MEDYADAN BEKLENTİLER

Numan Kurtulmuş, medyadan beklentilerini bu üç değer üzerinden, "Tam manasıyla basın özgürlüğü üzerine oturan, içselleştirilmiş, insan hak ve onurunu esas gören bir basın ahlakı ve bununla birlikte bu ülkenin yerli milli kültürünü geliştiren bunların yaygınlaştıran, sonraki nesillere aktaran bir yayıncılık anlayışı" olarak açıkladı.

TELEVİZYON YASAKLARI

Numan Kurtulmuş, konuşmasının sonunda ise görsel medyadaki yasaklara değindi. Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen cezaların son derece haksız cezalar olduğuna olan inancını dile getiren Kurtulmuş, bunu düzenleyecek çalışmaların süratle yapılmasını temenni etti. Kurtulmuş, bu konuda medyadan, meslek kuruluşlarından gelen talepler doğrultusunda siyasetlerini şekillendireceklerini ve siyasetin üzerine düşeceğinin altını çizdi.

"TÜRKİYE DÜŞMANLARIYLA KİMSENİN KOL KOLA GİRME HAKKI YOKTUR"

Kurtulmuş, "Türkiye'de şu uygulamayı beğenmiyorum beğenmeyebiliriz. Gelin bunu her açıdan konuşalım. Ancak ben beğenmediğim bu uygulamayı 'Türkiye düşmanlarının zafer sarhoşluğu içerisinde kutladıkları masaların mezesi' yapmam. Bu şekilde davranan medya değerli bir medya olmaz. Burada hepimizin hassas davranması lazım. Şu anda iktidarda biziz. Bizi bir dakika bile iktidarda görmek istemeyen arkadaşlarımız olabilir. Sonuna kadar saygı duyuyorum ama bizim iktidarımızın bir uygulamasını ortadan eleştirecek diye Türkiye düşmanlarıyla kimsenin kol kola girme hakkı yoktur. Bu milletimizin mahşeri vicdanını yaralar. Bunun için esas sorumluluk medya kuruluşlarımıza düşüyor" dedi.

Numan Kurtulmuş konuşmasının ardından sırasıyla çalıştaya katılan görsel medya kuruluşlarının temsilcileri ve bazı meslek örgütleri yetkililerini dinledi.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.