Nihat Kahveci: Kötü Çocuk Gösterildim

Nihat Kahveci: Kötü Çocuk Gösterildim

Kariyerini bir dönem formasını giydiği İspanya'nın Villarreal ekibinin altyapı teknik direktörlüğü görevinde sürdüren eski milli futbolcu, bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. 

İspanya'da yapılan ve soru-cevap şeklindeki röportaj şöyle; 
SORU: Villarreal'e geri dönmek nerden aklına geldi, bize o süreci anlatabilir misin? 
-Beşiktaş'a gelmeden önce Villarreal'de oynuyordum, o yüzden burada bir düzen kurmuştum ailemle birlikte. O yüzden Beşiktaş'a döndüğümde o düzenim halen İspanya'da bulunuyordu. Her an dönebilirim, yaşayabilirim diye. O yüzden Beşiktaş'tan ayrıldıktan ve futbolu bırakmaya karar verdikten sonra tekrar buraya yerleştim. Sonra da buraya yerleşince futbolun içinde yer almak isteyen birisi olarak Villarreal ile yapmış olduğum görüşmelerde yani antrenör olarak alışmak istediğimi, onlar da bana yardımcı olabileceklerini söylediler. Öyle bir süreç gelişti. Şu anda genç takımdayım. 16-18 yaş grubunda. Mutluyum çünkü tekrar futbolun içindeyim, antrenmana çıkıyorum çocuklarla, onlarla birlikte saha içi ve saha dışında vakit geçiriyorum. Sevdiğim işi yapıyorum, hem de bu arada kendimi geliştiriyorum. Hiç görmediğim hiç yaşamadığım şeyleri yaşıyorum. Ne kadar tecrübemiz de olsa kendini geliştirmenin yaşı yok. Şu an her şey yolunda, çok mutluyum. Dönme süreci böyle gerçekleşti. Dediğim gibi burada bir düzenim vardı ve gelip o düzene tekrar devam ediyorum. 

"TÜRKİYE'DEN KAÇMAK GİBİ BİR LAF BİZE YAKIŞMAZ,DOĞRU OLAN BURADA OLMAMDI" 

SORU: Villarreal'e dönme süreci Türkiye'de ve Beşiktaş'ta yaşadıklarından bir kaçış mıydı? 
-Yok Türkiye'den kaçmam; sonuçta her zaman alnım ak başım dik dolaşmışımdır. Beşiktaş'ta tabi 4 senelik bir kontrat imzalamıştım, ama maalesef hiç bir şey hem saha içinde hem saha dışında istediğim gibi gitmediği için 4 seneyi tamamlayamadım ve 2 sene sonunda ayrıldık. Belki ayrılma sürecinde çok konuşulanlar, yazılanlar oldu. Sonuçta her türlü kişilerin görüşlerine saygı duyuyorum. Dediğim gibi ben kendini bilen ne yaptığını bilen birisi olarak yapmış olduğum hiç bir şeyden pişman değilim, bu güne kadar da pişman olmadım. Onlara da çok başarılar diliyorum. 

Bu bir kaçış değildi. Benim zaten İspanya'da yaklaşık 6 sene 7 sene yaşamış biri olarak çocuklarımın geleceğini birazda kendi geleceğimi düşünerek İspanya'ya döndüm. Dediğim gibi bu bir kaçış değil. Türkiye'den niye kaçayım, orda doğdum büyüdüm, milli takımına hizmet ettiğim için Türkiye'den kaçmak gibi bir laf bize yakışmaz. Ama şu an doğru olan burada olmamdı ve buradayım. Yarın belki Türkiye'de olacağım. Şu an hiç bir şey bilemiyorum gelecekle ilgili. 

"BU BİR MARATON KOŞUSU VE GÜZEL BİR TEMPO İLE BAŞLADIM" 

SORU: Hedeflerin nedir? 
-Tabi şu an UEFA lisansı olan biriyim. Belli bir sene bu lisansla çalışıp, zannediyorum son zamanlarda kurallarda değişti, Türkiye'de 3 sene falan çalışmak gerekiyor bu lisansla en üstünü alabilmek için. Dediğim gibi en üstünü alabilmek için çalışacağız. Hedefimiz nasıl ki futbolda bir şeyler elde ettiysek teknik direktör olarak da bir şeyler elde etmek, başarılar elde etmek. Futbolun içinde bulunmak istiyorum. Bu uzun bir süreç, ben bu koşuya maraton koşusu diyorum ve ben bu koşuya güzel bir tempoyla başladığımı düşünüyorum. Çünkü önemli olan maratonu güzel bitirmek. Eğer deparla başlasaydım belki nefessiz kalırdım, bu maratonu bitiremezdim. Bazıları belki yadırgayabilir, altyapıda çalışıyor çok önemli değil, yakışmıyor gibi şeyler duyuyorum bazen, yorumlar mesajlar. Ama dediğim gibi bu çok uzun bir yol. Ben şahsen çok mutluyum böyle bir başlangıç yaptığım için. 

"NE KADAR TEKNİK DİREKTÖR YURT DIŞINA ÇIKARSA O KADAR DA FUTBOLCU ÇIKAR" 

SORU: Hedefin Türkiye'ye gelip Türkiye'de mi takım çalıştırmak yoksa Avrupa'da mı devam etmek? 

-Valla şunu her zaman belirtiyorum. Bizim ülkemiz çok büyük bir ülke, potansiyeli çok büyük bir ülke. Ama ülke dışında çalışan insan sayısına baktığımızda maalesef tam tersi. Kaç tane hocamız yurtdışında çalışıyor, kaç tane futbolcumuz yurtdışında oynuyor, malum fazla bir yorum yapmaya gerek yok ve ben her zaman şunu savunuyorum, ne kadar teknik direktör yurtdışına çıkarsa o kadarda futbolcu yurtdışına çıkar. Çünkü bakıyoruz Mourinho Real Madrid'e gidiyor, 4-5 tane Portekizli transfer ediyor, bir Alman başka bir takıma gidiyor 4-5 tane Alman futbolcu transfer ediyor. Bu işler futbolda böyle dönüyor. Maalesef bizim ülkemizde yurtdışında çalışan hoca sayısı yok denecek kadar az olduğu için Türk futbolcusu da zor çıkıyor. Pazarı yok çünkü. O yüzden inşallah tabii ki hedeflerim arasında yurtdışında çalışmak var. Nasıl yurtdışında futbol oynadım elimden geleni yaptım, başarılı olduysam bu yolda da böyle bir hedeflerim var. Bunlar tabi uzun hedefler, ben şu an günlük yaşıyorum, ileride ne olacağını tabii ki bilemiyorum. 

"BEŞİKTAŞ'TA BAŞARISIZ BİR FUTBOL VE ONUN NETİCESİNDE YAPILAN OLAYLAR, ELEŞTİRİLER VE İSTEDİĞİNİ SAHAYA VEREMEYEN BİR NİHAT'I GÖRDÜĞÜM İÇİN FUTBOLU BIRAKTIM" 

SORU: Futbolu bırakma sürecine gelelim. Türkiye'de şu anda 34-35 yaşında bir çok futbolcu transfer olurken sen 32 yaşında futbolu bıraktın. Bu süreci anlatabilir misin? 

-Hiç bir zaman bir futbolcu, kafasında futbola başladığında "şu yaşta futbolu bırakacağım" diye düşünmez. Sonuçta futbol hayatı boyunca insan çok şeyler yaşıyor iyisiyle kötüsüyle. Ben yaklaşık 2000 yılından 2010 yılına kadar milli takım kadrosunda bulunan bir futbolcu oldum, sakatlık olmadığı sürece. Ve İspanya'da oynadım bu dönemde. Bu benim için şu anlama geliyordu; inanılmaz yolculuk yapıyordum, sabah erken saatlerde kalkıp akşam geç saatlere kadar maç oynayıp üç günde bir maç oynayıp oradan oraya oradan oraya, gerçekten çok yoğun bir tempoda bulundum. Onun dışında tabi ağır sakatlıklar yaşadım. E tabii ki hiç beklemediğim bir süreç, Beşiktaş'ta başarısız bir futbol ve onu neticesinde yapılan bazı olaylar ,eleştiriler artık istediğini sahaya veremeyen bir Nihat'ı gördüğüm için futbolu bırakmaya kara verdim. Şu an pişman mıyım; tabi ki de daha çok oynamak isterdim, daha çok goller atıp başarılı olmak isterdim, ülkemi daha çok temsil etmek isterdim ama öyle gerekti. Tek bir sebep yok bir çok sebep var dediğim gibi. Ama önemli olan vermiş olduğum kararın arkasında durmak. Ben şahsen mutluyum. 

"JÜBİLE ÖNEMLİ DEĞİL. İNSANLAR 10 SENE SONRA NİHAT İYİ FUTBOLCU, İYİ ADAMDI DESİN YETER" 

SORU: Jübile yapmadın. İstiyor musun? 
-Yo çünkü öyle bir enteresan dönem oldu ki, belki kimse beklemiyordu bırakacağımı. Bir an öyle bırakacağımı açıkladığım için jübile gibi bir şey olmadı, zaten jübilede bana biraz şey geliyor yani, jübile çok da önemli mi bence önemli değil. Önemli olan insanlar 10 sene sonra bir Nihat diye futbolcu vardı, iyi futbolcuydu, iyi adamdı desin. Bence önemli olan o. Jübile çok da önemli değil.

"ÖNCE KENDİME KIZDIM BAŞARISIZ OLDUĞUM İÇİN" 

SORU: Futbolu bırakan kişilerde biz bu lafı çok duyuyoruz, "Kırgın bıraktım" diye. Sende bu kırgınlık var mı? 

-Yo ben önce kendime kızdım başarısız olduğum için. Çünkü hep başarılı olan bir insandım. Ama bazı sebeplerden dolayı olmadı maalesef. Kırgınlık yok. Kırgınlık sadece bazı yapılan açıklamaların kırgınlığı. Tabii ki üzerimizde bıraktığı yaraları var, çünkü ben senelerce hiç bir polemikle gündeme gelmeyen bir Nihat Kahveci olarak son zamanlarda maalesef istemediğim şekildeki polemiklerle gündeme geldim. Böyle olmasını istemezdim tabii ki ama sorun yok. Sadece bir kaç yapılan açıklama beni üzdü, benimle ilgili. Ama insanlarda herkesin kendi bir görüşü var, saygıda duyuyorum hepsine. En güzel ilaç zamandır. Göreceğiz zaman geçince. 

"BEŞİKTAŞ OLMASAYDI BAĞCILAR'IN ÇOCUĞU OLURDU" LAFINI BÜYÜK BİR CAMİAYI YÖNETEN BAŞKANIMIZA YAKIŞTIRAMADIM" 

SORU: Beşiktaş başkanı sayın Fikret Orman'ın senin hakkında açıklamaları oldu. İş "Beşiktaş'ın çocuğu değil" lafına kadar gitti. Neler söyleyeceksin? 
-Tekrar o günlere dönmek istemiyorum da, hani çok konuşuldu nedense bana verecekleri para. Dedikleri, yok faiz parası o, bu, şu.. Ben Elhamdülillah Müslümanım, 5 vakit namazını niyazını kılan insanım, faizin ne demek olduğunu az çok bilirim. Kimse demedi, 'Bu çocuk 2 sene istese oynamadan durur parasını yine alırdı' diye. Beni sadece üzen, bana "Beşiktaş'ın çocuğu" lafını yakıştırdılar. Gurur duydum, çünkü Türkiye'de sadece Beşiktaş'ta oynadım. Kimileri tabii ki beni şu an çok eleştiriyorlar belki şu anki mahkeme sürecinden dolayı. Ama kimse kimsenin ne yaşadığını bu hayatta bilemez. Hiç kimse ekranda konuştuğu gözüktüğü gibi de değildir, ben sadece bunu söylüyorum. Ama maalesef ülkemizdeki insanlar bazen kolay da kanabiliyorlar bazı şeylere. Benim hatalarım yok mu tabii ki var. Ben ilk önce her zaman aynaya bakmasını bilen bir insanım. Ama çıkıp, "Beşiktaş olmasaydı Bağcılar'ın çocuğu olurdu" sözünü şahsen ben büyük bir camiayı yöneten sevgili başkanımıza dönemde yakıştıramadım. Kırıldım, üzüldüm. Bana kapıların kapandığı söylenildi. Olsun, kapılar kapansa da ben Beşiktaşlıyım. Benim Beşiktaşlılığımdan kimse şüphe edemez. Çünkü ben Türkiye'de sadece Beşiktaş'ta futbol oynadım. Beşiktaş'ı ve Türk futbolunu sadece yurtdışında temsil ettim. Başka takımlarda da istesem oynayabilirdim. Kimseye de Beşiktaşlılığımı ispatlamak zorunda hissetmiyorum. Onlar benden daha çok Beşiktaşlı olsun, inşallah daha çok hizmet ederler, Beşiktaş inşallah şampiyonluklar yaşar, ondan daha çok ben sevinirim. Ama çıkıp hani biraz benim kişiliğime "Beşiktaş olmasaydı Bağcılar'ın çocuğu olurdu" lafı birazcık üzdü beni. Ama dediğim gibi saygı duyuyorum, kulübün başkanıdır diye saygı duyuyorum. Çünkü Beşiktaş'ı temsil eden birisi olarak saygı duyuyorum ve bu sene de gerçekten başarılı işler yaptılar 2. yarı başlayana kadar. İnşallah Beşiktaş sezon sonunda ipi göğüsler. Kolay mı; zor. İnşallah başarılı olur. 

"BEŞİKTAŞ KULÜBÜNÜN BAŞKANIDIR DİYE SAYGI DUYUYORUM.....KÖTÜ ÇOCUK GÖSTERİLDİM.AMA SORUN DEĞİL..." 

SORU:Başkanın kendisiyle görüşme imkanın oldu mu? 
-Kendisiyle görüşmedim. Dediğim gibi ben saygı duyuyorum kendisine. Sadece söylediği lafın beni kırdığını belirtiyorum. Kendisini eleştirmiyorum. Sonuçta Beşiktaş Kulübü'nün başkanıdır diye saygı duyuyorum öncelikle. Bundan sonra bu konunun fazla açılmasının manası yok. Ama maalesef insanlar halen konuşuyor, halen yazıyor, bana da yazıyor insanlar Twitter'dan. İnanılmaz. Demek ki insanlar unutmuyor, demek ki insanları baya etkilediler yaptıkları açıklamalarla. Ben sanki biraz "Kötü çocuk" gösterildim ama sorun değil. Yeter ki Beşiktaş başarılı olsun, biz de arada kaynar gideriz..

"KAZANCIM YÜZÜNDEN İNANILMAZ ŞEKİLDE ELEŞTİRİLDİM" 

SORU:Beşiktaş'ta oynadığın son dönemde,özellikle son senende baya olaylar yaşadın.Hatta kampanyalara varacak derecede, mahkemelere düşecek derecede olaylar yaşadın. İspanya'da onca sene yaşadıktan sonra Türkiye'deki futbol ortamının bu denli değişmiş olacağını düşünüyor muydun? 
-Valla her şeyin bir sebebi vardır. Dediğim gibi Türkiye'de başarılı insanlar bile yerden yere vuruluyorsa ben sahanın içinde başarısızdım, normaldi benim o kadar yerden yere vurulmam. Dediğim gibi o yüzden iki sene dayanabildim ama bizim ülkemizde çok şey değişmeli diye konuşuyoruz, bilmiyorum ne kadar iyiye gidiyoruz. Hani onunda kararını taraftarlar versin. Ama benim gördüğüm, bilmiyorum yani oynanan futbol ortada. Son zamanlarda Milli takımın düşüşü ortada. Bir şeyleri artık değiştirmenin zamanı geldi diyorum, bir şeyleri değil bence çok şeyleri değiştirmenin zamanı geldi diyorum. Tek isteğim de odur yani. Türk futbolunun gelişmesidir. Ama bilmiyorum yani ben şahsen fazla bir umut göremiyorum şu anda. İnşallah bundan sonraki zamanlarda görürüz. Ama benim yaşadıklarım gerçekten kolay şeyler değildi. Sırf kazancım yüzünden bir kere hani inanılmaz şekilde eleştirildim. Ama sanki tek parayı bir tek ben kazanıyordum o takımda yani bilmiyorum çok göze battık. Belki Türk olduğumuz için daha çok dikkat çekiyoruz. O yüzden belki yabancılar bir daha gidiyor bir daha dönüyorlar, İstanbul keyifli geliyor. Biz maalesef İstanbul'un keyfini istediğimiz gibi yaşayamıyoruz kendi takımımızda oynadık mı rahat dışarıya çıkamıyoruz, her türlü eleştiriyi biz alıyoruz, gazetelerde en çok biz yer alıyoruz. Ama ne yapalım böyleyiz. İnşallah bir gün değişecek bu mantalite. Ama sonra Türk'üz dedik mi bizden daha çok Türkiye'yi seven yok ama bizden daha çokta kendi insanını eleştiren bir ülke yoktur herhalde. Bence Türkiye'de Türk futbolculara çok fazla sahip çıkılmıyor. Bunların biri de ben oldum. Benim de hatalarım vardı. Bunu özellikle de belirtmek istiyorum. Çünkü ben başarısız oldum ama her şeyde çok abartılı doğruyu söylemek gerekirse. 

"BAZI İNSANLAR İNANILMAZ. GELDİĞİM GÜNDEN BERİ NEFRET BAĞLAMIŞ" 

SORU:Beşiktaş'tan itilaflı şekilde giden teknik direktörler, futbolcular var. Son 7-8 yılda bunların sayısı inanılmaz derecede ve Beşiktaş'ın bunlara mahkeme yoluyla ödediği tazminatlar var. Bu kadar rakamlar varken Nihat'ın bu derece konuşulması ne kadar doğru? 

-Bilemiyorum; bazen bende kendi kendime soruyorum yani. (Ferrari hakkında) O'na verilecek paradan çok bana verilecek ne bileyim alacağından biraz daha fazla olan para mı.. Ben bilmiyorum hani neden bu örneğin konuşulduğunu. Demek ki beni sevmiyorlarmış yani. Bu ülkede bazı kesimler hiç sevmiyorlarmış. 
Yanlış anlaşılmasın beni tabii ki ülkemiz seviyor. Ama demek ki bazı insanlar inanılmaz geldiğim günden beri nefret bağlamış. Ne bileyim hani gerçekten ama zannediyorum fazla üzerime gelindi bu konuda. Tabi bende öyle düşünüyorum ama dediğim gibi kimseye de saygısızlık etmedim orada bulunduğum sürece. Sadece yaşadığım bir olay dışında. O olayı da açmak bile istemiyorum unuttum bile. Bilmiyorum kimseyi üzdüğüme inanmıyorum yani.

"TARAFTARI OYNADIĞIM FUTBOLLA ÜZDÜM" 

SORU:Kimseyi üzdüğüne inanmıyorsun ama taraftarı üzdüğüne inanıyor musun? 
-Taraftarı futbol anlamında oynadığım futbolla tabii ki üzdüm. Ama kişilik, karakter olarak ben kimseyi üzdüğümü, kimseye saygısızlık ettiğimi düşünmüyorum.Futbol olarak kötü müydüm? Tabii ki kötüydüm.İspanya'dan gelen bir Nihat,inanılmaz goller atan,inanılmaz beklentiler olan bir Nihat maalesef iyi oynayamadı.Buda futbol; iyi oynamadınız mı eleştirileceksiniz. 

"BİR ÇOK MAÇTA İNSAN KANALI DEĞİŞTİRİYOR" 

SORU:Türkiye ligini mutlaka takip ediyorsundur. Puantaj olarak takımların bu derece alt seviyede olmasındaki düşüncelerin nedir? 

-Bir bakımdan sevindirici tabi sonuçta. Artık mesela bir Beşiktaş herhangi bir takımla oynadığında "Favori Beşiktaş, ya da favori Galatasaray, favori Fenerbahçe" kolay kolay denilemiyor. Çünkü her takım puan kaybediyor. Bence bunda Anadolu takımlarının da artık güçlenmesi, artık futbola bakış açılarının değişmesi, artık deplasmana gittiğinde galip gelmek için oynamalarının bir faktörü olduğunu düşünüyorum. Mesela bu sene bir Karabükspor örneği var. Dört büyük takıma karşı üç galibiyet bir beraberlik aldı. Bence inanılmaz bir başarı. Bu nedir, artık Anadolulu takımları cesaretli anlamındadır. Bence bunda en büyük faktörlerden biri Bursaspor'un yaşamış olduğu şampiyonluk oldu. Artık onlara bir güven geldi. Bence lig böylede güzel, erkenden kopmaması, 5-6 takımın yakın puanlarda olması bence izlenmesi açısından, kalitesinin artması açısından çok önemli. Ama dediğim gibi önemli olan puan değil; insanlara sunulan futbol. Şahsen çok keyif alıyor muyum? Ben ilk yarıda Beşiktaş'ın maçlarından inanılmaz keyif aldım bol gollü maçlar olduğu için. Ama bir çok maçta da insan kanalı değiştiriyor yani, futbol izlemiyor. Önemli olan puan sayısını değil alınan. Futboldaki kaliteyi arttırmak diye düşünüyorum ben. O yüzdende şu an inanılmaz transferler yapıldı. İnşallah bunlarda bu kalitenin artmasında yardımcı olacak. 

"BEN DAHİL TÜRKİYE'DE ÇOK FAZLA PARA VERİLİYOR" 

SORU: İçinden hiç geçiyor mu Türkiye Katar'a dönüyor diye..Twitter'dan yazdın tepki topladın "verilen para" diye. 
-Ben fazla para verdiğimizi düşünüyorum genelde. Türkiye'de oynayan Türk futbolculara da fazla para verdiğimizi düşünüyorum. Dediğim gibi futbol kalitesine baktığınızda bence kazanılan paralar hem yabancı oyuncuların olsun, hem Türk oyuncuların olsun, fazla diye düşünüyorum. Buna ben de dahil. Kendimi de eleştiriyorum. Katar'a döndü mü? Yok ama; ne bileyim hani tüm dünyada kriz varken gerçekten helal olsun Türkiye'ye, bu kriz döneminde inanılmaz transferler yaptı. Dediğim gibi gelenler inşallah faydalı olur ve ülkemiz futboluna katkıda bulunurlar. Ama Türkiye Katar'a dönüyor mu asla Türkiye her zaman kaliteli bir ülke ve kaliteli bir lig var. Sadece biraz daha pazarlamalı, ligimiz dünyada izlenmeli diye düşünüyorum. Çünkü bir Real Madrid - Barcelona derbisi oynanıyor tüm dünya izliyor. Bizimde derbilerimiz var, kaç tane ülkede yayınlanıyor merak ediyorum. En büyük reklam bence bu yani ülkemiz için. 

"FUTBOLUN TAKIM OYUNU OLDUĞUNU TEKRAR HERKESE GÖSTERDİ BEŞİKTAŞ" 

SORU:Beşiktaş'ın şansını nasıl görüyorsun bu sene? 
-Valla Beşiktaş bence hiç beklenmedik bir ilk yarı geçirdi. Ama ikinci yarıya kötü başladı. Şu an alınacak skorlara göre belki alt sıralara düşecekler. Biraz liderle fark açılacak. Ama Beşiktaş'ın şu ana kadar yapmış olduğu başarılı bir sezon var, çünkü rakiplerin transferlere bakıldığında Beşiktaş'ın transferleri onların yanında sönük gibi kaldı ama Beşiktaş, futbolun takım oyunu olduğunu tekrar herkese çok güzel şekilde gösterdi diye düşünüyorum. 

"ÇEK CUMHURİYETİ MAÇI, JOHN BENJAMİN TOSHACK VE GALATASARAY MAÇI" 

SORU:Unutamadığın hocan ve maç hangisi? 
-Çok maç var ama ülkenin herhalde unutamayacağı benim açımdan varsa Çek Cumhuriyeti maçıdır. O atmış olduğum gol. Kendi açımdan unutamayacağım tabii ki John Benjamin Toschak çok önemli. Beni altyapıdan aldı İspanya'ya o getirdi. Halen de görüşüyoruz ara sıra. Beşiktaş'la unutamayacağım, Cumhurbaşkanlığı kupasını aldığımız Ankara'daki Galatasaray maçı. Her takıma unutamayacağım goller var yani. Ama tabii ki Türkiye'nin genel olarak sorduğunuz zaman unutamayacakları gol herhalde Çek Cumhuriyeti maçındaki goldür. 

"GÜCÜNE GÜÇ KATMAYA GELDİK..." 

SORU:Çarşının en çok sevdiğin tezahüratı hangisi? 
-Gücüne güç katmaya geldik diye başlıyor ve gidiyor.. Bu arada tabi maçlara bazen bakıyoruz kapalı tribünler biraz boş, eski atmosfer yok gibi statta. İnşallah o konuda en kısa zamanda hallolur. Çok önemli bence. ama tabii ki elbet oranın boş olmasının bir sebebi vardır yani. Onu da en iyi yönetici abilerimiz bilir. Ama inşallah en kısa zamanda hallolur çünkü Beşiktaş seyircisi gerçekten Dünya'da en üst düzeyde. En iyilerin arasında olabilecek bir seyirci, 90 dakika susmayan. Hatta buradaki insanlar da bana hep bahseder yani.