1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. MİT, ZEKERİYA ÖZ BARANSU VE USLU'YU TUTUKLAYACAK İDDİASI!
MİT, ZEKERİYA ÖZ BARANSU VE USLU'YU  TUTUKLAYACAK İDDİASI!

MİT, ZEKERİYA ÖZ BARANSU VE USLU'YU TUTUKLAYACAK İDDİASI!

Açık İstihbarat yazarı Fatma Sibel Yüksek'ten İnanılmaz İddialar..Fatma Sibel Açık istihbarat internet sitesinde yayınlanan makalesinde Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Cem Küçük'ün yazdığı köşe yazılarından yola çıkarak önümüzdeki günlerde yaşanması ku

A+A-

İşte Ergenekon Davasında 6 Yıl hapse mahkum edilen Açık istihabarat Yazarı Fatma Sibel Yüksel'in 20.12.2013 tarihli çok tartışılacak iddia ve değerlendirmeler içeren o yazısını sizler için olduğu gibi yayınlıyoruz:


''Sözü dolandırmadan, önümüzdeki saatlerde yaşanacak en hararetli gelişmeyi söyleyelim:

Gülen Cemaati'nin polis, yargı ve kısmen de medya kadrolarına, ortalığı daha da alevlendirecek bir MİT operasyonu geliyor..Öyle "derin" kaynaklara filan sahip olmaya gerek yok; "açık istihbarat" üzerinden yapılacak olan dikkatli  bir iz sürme, bu bilgiye ulaşmak için yeterli.

Operasyon nasıl bir strateji izleyecek? Kapsamı ve yasal zemini ne olacak? Hedefte hangi isim ve kurumlar var gibi soruların cevabını bulmak için yaşanan gelişmelere ve ortalığa saçılan bilgilere projektör tutalım:

OPERASYONU TAYYİP ERDOĞAN BİZZAT YÖNETECEK:

Geçen yıl 7 Şubat'ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın tutuklanmasına ramak kala devreye giren Tayyip Erdoğan, MİT'çileri özel bir yasa çıkarak kurtarmış, operasyonun odağı olarak tespit edilen Cemaat kadrolarıyla karşılıklı bir "ateşkese" gidilerek sorun dondurulmuştu.

Gelinen noktada Tayyip Erdoğan'ın operasyonu 7 Şubat'ta tamamlamamaktan pişmanlık duyduğunu ve bunu yakın çevresiyle paylaştığını biliyoruz. Şimdi, 17 Aralık "darbesinin" yılanın başını küçükken ezmemekten cesaret alan bir girişim olduğu düşünülüyor.

Operasyon hazırlıklarına ilişkin dün gece önemli gelişmeler yaşandı.

Tayyip Erdoğan, Hüseyin Çapkın'ın yerine atadığı yeni İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok'u özel uçağıyla İstanbul'a getirdi. MİT'çilerin de katıldığı bu yolculuk sırasında operasyonunun ayrıntılarının konuşulduğu tahmin ediliyor. Erdoğan ve Altınok'un  "havada" oldukları saatlerde,  Adalet Bakanı Sadullah Ergin de İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı ile Haliç Kongre Merkezi'nde (ki dinleme yapılmadığından emin olduktan sonra burası tercih edilmişti) kozmik içerikli bir görüşme yaptı.

Başbakan Tayyip Erdoğan, operasyonun bütün aşamalarından haberdar edilecek ve talimatları bizzat kendisi verecek.Yeni İstanbul Emniyet Müdürü ile Tayyip Erdoğan arasında istisnai bir hat oluşturulduğu, Altınok'un bürokratik zincire takılmadan Erdoğan'a direkt  bilgi aktarabileceği anlaşılıyor.

Operasyonun yargı cenahındaki gelişmeler ise Tayyip Erdoğan'a, Adalet Bakanı Ergin tarafından dakikası dakikasına iletilecek.

CEMAAT TABANI İLE "ŞER ODAĞINI" AYIRMAK:

Operasyon için nasıl bir kapsam belirlendiği, Macaristan Başbakanı ile Ankara'da yapılan ortak basın topşantısında Tayyip Erdoğan tarafından bizzat açıklandı:

En fazla 30-40 kişiyi hedef alan bir operasyon planlanmıştı.

Böylece, bir yandan  Gülen Cemaati'nin geniş tabanına "sorunumuz sizinle değil" mesajı verilirken, diğer yandan devlet içindeki karanlık operasyonların odağı haline gelmiş ve giderek devlet içinde devlet" olmuş bir polis-istihbaratçı-savcı-yargıç "çetesi" çökertilecekti.

Bu odağın, Ergenekon, Balyoz, OdaTV, Şike, Islak İmza gibi davalarda aynı yöntemlerle çalıştığını ve o zamanki işbirliği çerçevesinde Tayyip Erdoğan tarafından korunup kollandıklarını not olarak ekleyelim.

YENİ DÜŞMANIN İSMİ BİLE BELLİ:

Siyasi yaşamı boyunca "darbe" ve "cunta" kelimelerinden çok büyük menfaatler sağlamış olan  Tayyip Erdoğan, aynı sözcüklerin gücünden bir kez daha yararlanmaya karar verdi ve yeni düşmanın ismi "Emniyet ve yargı cuntası" olarak belirlendi. Sözkonusu, cemiyet-i fesadiye'nin "Seçilmiş hükümete yönelik bir darbe hazırlığı içinde olduğu" tespiti yapıldı.

MİT MERKEZLİ OPERASYONA YASAL DAYANAK:

Yargı ve Emniyet'i yıllardır Cemaat'in kontrolüne bırakmış olan Tayyip Erdoğan, şimdi aynı kaynaktan kendisine yönelen bu "darbe girişimine" karşı hangi aygıtı kullanarak karşılık verecekti?

Nitekim, "Yeni Cunta" 17 Aralık'ta son derece cüretkâr bir atakla, devletin operasyon aygıtlarının kendi elinde olduğu" gerçeğini" Tayyip Erdoğan'ın gözüne sokmamış mıydı? Savcıları ve kolluk kuvvetini kullanmadan nasıl karşı operasyon yapılacaktı?

Bu önemli soruya, yeni nesil MİT'çi gazetecilerden Yeni Şafak gazetesi yazarı Cem Küçük'ün 18 Aralık 2013 tarihli yazısında kısmen cevap verilmiş. Belli ki MİT bu konuda şifreleri vermiş ve Cem Küçük'e şunlar yazdırılıyor:

"Eğer dış istihbarat örgütünden talimat alıp casusluk ve vatana ihanet yapılıyorsa, bu çok açık bir suçtur. Devletin içinde yer etmiş bir cunta yabancı istihbarat kurumlarına taşeronluk yapmaktadırTürkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği sözkonusu olduğunda işleyecek prosedür belli. Fakat bu çok istisnai durumlarda işleyecek bir prosedür. Son ana kadar sabredilir böyle durumlarda. Fakat böyle bir durumda Anayasa ve ilgili yasalara göre yetkinin kimde olduğunu hatırlatmama gerek yok."

Cem Küçük'ün daha açık yazamadığı "anahtar formülü" biz açalım:

2937 sayılı Devlet İstihbarat Teşkilatları ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 6.maddesine 2007 yılında eklenen bir ek fıkra ile "Demokratik hukuk devletine yönelik ciddi bir  tehlikenin varlığı halinde, devlet güvenlğinin sağlanması, casusluk faaliyetlerini,n ortaya çıkarılması, devlet sırrının ifşasının tespiti ve terörist faaliyetlerin önlenmesi" gibi hallerde  MİT'e  münhasır kolluk yetkisi verilmiştir...

"Peki, olayın 'casuslukla' ilişkisi nedir?" diye sorulacak olursa, cevap için yine Cem Küçük'ün yazısına müracaat edelim.

 Şöyle diyor Yeni Şafak'ın yeni nesil istihbaratçı-gazetecisi:

"Halkbank'a operasyon emrinin ise doğrudan yurtdışındaki bir istihbarat örgütünden geldiği hissi herkesin aklına çoktan yer etti. Aslında diğer dosyalar da Halkbank operasyonunu kamufle etmek için ortaya konmuştur.Unutmayalım 7 Şubat'ta İsrail vardır. Çözüm sürecini istemeyen İsrail'dir. Halk Bankası'na operasyon isteyen İsrail'dir."

Söylenmek istenen şu:

Devlet, İran'a yönelik ambargoyu bu ülkeye arka kapıdan altın sokarak kırıyor ve bu operasyon da Halkbank üzerinden yürütülüyordu. Halkbank'ın bu faalieyetini ifşa etmek, milli güvenlik suçudur. Bu ifşaat, MOSSAD'tan destek alınarak yapılmıştır, dolayısıyla casusluk suçudur. Casusluk suçlarında ise yasaya göre MİT operasyon yapabilir, kolluk vazifesi görebilir.

MİT'e kolluk vazifesi verecek bir savcı ayarlamak da belli ki İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı'ya düşüyor...

Bu konuda son bir not olarak, (akıllarına gelmediyse de biz hatırlatalım) İstanbul Emniyeti'nin 2007 yılında FBI'a verdiği "Ergenekon brifingini" kayda geçirelim. Devletin güvenlik güçlerinin bir yabancı devletin istihbarat örgütüne, içeride yapılan bir operasyon ile ilgili saatlerce bilgi vermesi de pekâla "casusluk" kapsamına sokulabilecek bir faaliyettir.

BAŞBAKANLIK TEFTİŞ KURULU'NDAN JET RAPOR:

MİT'in operasyonel gücünü devreye sokmak için yasal dayanak araştırırken, belli ki zemin başka "meşru dayanaklarla" da güçlendirilmek istenmiş. Bu noktada, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun devreye sokulduğunu öğreniyoruz. AKP iktidarı döneminde "yolsuzluk" başta olmak üzere dişe dokunur hiç bir dosya üzerinde çalışmamış olan, adeta bir bankamatik memurluğuna dönüştürülen BaşbakanlıkTeftiş Kurulu'na, belli ki bumerang silahı Tayyip Erdoğan'a dönünce alelacele bir "Emniyet ve Yargı Cuntası" incelemesi yaptırılmış.

Başbakanlık müfettişlerinin hazırladığı inceleme raporuna göre, Deniz Baykal kasedi de dahil olmak üzere, internete sürülen bütün özel görüntüler, Emniyet içindeki bir "çetenin" işi. Teftiş Kurulu'nun bu raporunun önümüzdeki günlerde Tayyip Erdoğan'a bağlı gazetecilere sızdırılacağı ve söz konusu "çetenin" gürültülü bir şekilde ifşâ edileceği anlaşılıyor.

OPERASYON KİMLERİ KAPSIYOR?:

Gelelim operasyondan nasibini alacağı anlaşılan isimlere...

Sıkı durun, MİT operasyonunun önde gelen hedefleri arasında Ergenekon davasının anlı-şanlı savcısı Zekeriya Öz var! Şimdilik bu kadarını yazıp gelişmeleri izleyelim. Yine Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde önemli yararlıklar sağlamış, İstanbul merkezli bir Emniyet İstihbarat kadrosu da MİT operasyonuna kurban gidecekler arasında görünüyor.

Medya ayağının daha sınırlı tutulacağını tahmin etmek yanlış olmaz.

"Yargı-Emniyet Cuntası'nın" basındaki "tetikçiliğini" yapmakla damgalanan Mehmet Baransu, Emre Uslu ve Önder Aytaç gibi isimlerin şu soğuk kış gününde kendilerini Silivri'ye hazırlamalarında fayda var.

Sedat Peker'in koğuşuna düşmemek konusunda bilhassa tavsiyede bulunmak insanlık icabıdır, zira Peker'in "golf merakı" komedi filmlerine bile düşmüş bir konudur..

Gülen Cemaati'nin en stratejik kurumlarından birisi olan Türkiye Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı'nın da bir şafak vakti aniden basılması olasıdır.
Buradaki mümtaz şahsiyetler arasıdan bir-kaç "sembolik" isim, en azından telefon tapeleri dava dosyasına girsin diye kışı Silivri'de geçirebilir..

ZAMANLAMA:

Operasyonun zamanlaması konusunda ise Şamil Tayyar'ın twitlerine kulak vermek gerekir: "Belki yarın, belki yarından da yakın"... Biz, daha net bir tahminde bulunalım: Yargı, Emniyet ve medyadaki cemaat mensuplarının, Tayyip Erdoğan'ın 22-24 Aralık tarihlerinde Pakistan'a yapacağı ziyaret sırasında fazladan dikkatli olmalarında fayda var...''

Fatma Sibel Yüksel

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.