1. YAZARLAR

  2. Onur Akay

  3. İŞTE YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN SON RÖPORTAJI!
Onur Akay

Onur Akay

Yazarın Tüm Yazıları >

İŞTE YAŞAR NURİ ÖZTÜRK'ÜN SON RÖPORTAJI!

A+A-

Yaşar Nuri Öztürk sözünü sakınmayan, yiğit bir din alimiydi. Yaşar Nuri Öztürk’ü yaşarken öldürenler, mübarek günlerde vefat eden hocamızın hakkını nasıl ödeyecekler bilmiyorum. Hocamız, son röportajını geçen sene Aydınlık Gazetesi’nden Recep Erçin’e vermişti. Yeniden okunmasını arzu ettiğim bu röportajı yayınlamak için, Recep Erçin’i aradım. Sevgili Recep, bana uzun uzun o günü anlattı ve röportajı yayınlamama izin verdi. Röportajda ilk defa yayınlanan bölümlerde yer alıyor...

Eski CHP Milletvekili de olan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Karacaahmet Şakirin Camii’nde öğleyin düzenlenecek cenaze töreninin ardından Kanlıca Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Mekanı cennet olsun inşallah.

Röportajda, Deizm adlı eseri üzerine konuşan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, dinci tasalluttan kurtulmanın sosyolojik, hukuki çaresinin Laiklik, felsefi çaresinin de Deizm olduğunu savunuyor.

Marks'ın yaşadığı sürece, peygamberlerin bütün ideallerini hayata geçirmek için savaşmış biri olduğunu belirten Öztürk, 'Marks da deisttir. Bunu ilk söyleyen Tillic'tir' diyor.

İşte Yaşar Nuri Öztürk’ün, Recep Erçin’le Aydınlık Gazetesi için yaptığı ve “Dincilikten kurtulmanın çaresi Laiklik ve Deizm” dediği son röprtajının tamamı:

recep-ercin---yasar-nuri-ozturk.jpg

Yaşar Nuri Öztürk, Aydınlık Gazetesi Ekonomi Müdürü Recep Erçin'le....

Recep ERÇİN

İlahiyatçı, hukukçu ve siyasetçi sıfatlarıyla Türkiye'nin önde gelen ilim ve düşün adamlarından olan Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün, yeni kitabı ''Tanrı'dan başka insanüstü tanımayan inanç: DEİZM'' geçen günlerde yayımlandı. Derin tartışmalara neden olacağını düşündüğüm eserinde Prof. Dr. Öztürk, ''Kur'an, deizmi teşvik eden, terviç eden bir kitap değil ama ona kapı aralayan bir kitaptır'' diyor. İlgiyle okuduğum eser üzerine Öztürk ile bir söyleşi gerçekleştirmek için Beykoz'daki evinin yolunu tuttum.

Sözde dindar kesimin ilahi ve dahi ahlaki duyguları sömürerek insanlık üzerinde yarattığı tahribatı gördükçe, din anlayışına karşı tavır alan birçok kişi için ufuk açıcı olacağını düşündüğüm bu eser üzerine Prof. Dr. Öztürk ile sohbetimizde bize Dr. Mustafa Tahir Öztürk de eşlik etti. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olan Mustafa Tahir Öztürk, Yaşar Nuri Öztürk'ün oğlu. Sohbetimiz sonrası bana Mart ayında yayımlanan ''İslam'ı İslam'la vuran din merkezli batı stratejileri'' isimli kitabını hediye etti.

TALANCILAR VE YALANCILAR

Prof. Dr. Öztürk ile sohbetimize toplumdaki ahlaki çöküntü ile başladık. Her devirde ahlaki çöküntü olabileceğini ama ahlaklı adamların da olduğunu ifade eden Öztürk, son dönemde yaşanan gelişmeleri şu sözlerle özetledi: ''Şimdi ahlaksızlık kural oldu. İşin en berbat tarafı ahlaksızlığın en önde gidenleri dinciler. 1970'lerden sonrayı bir hatırla Türkiye'nin 40 yılını. Mercimek talanlarından, Erbakan hocanın ekibi. Oradan gel Yimpaş, Deniz Feneri. Nihayet, AKP döneminin talanları. En son 17-25 Aralık patlamaları. Şimdi bu talan tarafı. Bir de yalan tarafı var.

Son 10 küsur yıl içinde Türk aydınlıklarını, Türk basınının kalemlerini, Türk Ordusu'nun kumandanlarını, Genelkurmay Başkanı'na varıncaya kadar; bunları zindanlara tıkıp sonra da 'filancaların kumpasıyla oldu, bizim günahımız yok' diyerek o onun üstüne attı, o onun üstüne attı. Hep birlikte yaptılar. Ne oldu orada insanlar yıllarca yattılar, sonra yanlış olmuş, bu deliller uydurmaydı, sizin bir suçunuz yok güle güle gidin. Bu da bir tarafı...

KATLİAMCI DİNCİLER

Dönelim diğer tarafa. Hatırla; cinsiyet organını müritlerini kuyruğa dizip öptüren Muzcu Şeyh, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz skandalları, en son Hüseyin Üzmez çocuk yaşta kız tacizleri... Bunların hepsi peygamber vekili geçinen ve herkesin dinine imanına kalite kontrolü yapan adamlar.

Bu da bir tarafı.

Gelelim cinayet tarafına Maraş olayları, Çorum olayları, nihayet son yüzyılların en korkunç Neronik olayı; Sivas. Gün ortasında benzin dökerek diri diri adam yakma. Engizisyon'da bile o kadarı yotur.

Peki ne kalıyor geriye? Bütün bunların arkasında dincilik ve dincilerden başta kimse var mı, bir tane ateist var mı bu suçların arkasında? Bir tane deist var mı? Gayrimüslim var mı? Hepsi ağzından salat-ü selam, besmele, namaz-niyaz düşmeyen dinci sahtekarlar. Son yarım yüzyıl içinde, hele son çeyrek yüzyıl içinde; bir ahlaksızlık, bir soygun, bir soysuzluk, bir vicdansızlık, bir canilik gösterin ki arkasında dincilerden başka biri olsun. Yoktur! O halde siz şimdi bu adamların gelin; burada din var bu dini yaşayın demelerine kim inanır, kim o dini yaşar? Bunun için Allah'a inanıp bu dincilerin yaşadıklarına bulaşmamak insanlığın geleceği bakımından çok önemlidir; işte Deizm budur.

Deistler, dinciliğin bütün kötülüklerine, rezilliklerine rağmen Allah'a inançlarını koruyan samimi mümin insanlardır. Tarihin en namuslu, en ahlaklı, en üretken adamlarıdır.''

Atatürk'ü de Deistler arasında göstermişsiniz…

Gayet tabii. Atatürk de Deisttir. Hem namuslu hem de Allah'a imanı olan adam başka bir yere gidemez.

Aslında ilk sorum; neden Deizm'i kitlelere tanıtan ve açıklamaya çalışan bir kitap yazma gereği duydunuz, şeklindeydi. Siz böylece yanıt vermiş oldunuz.

İnsanlığın nefes alacağı tek pencere. Bu Batı'nın Engizisyon döneminde de böyleydi, bugün de böyle.

Deizm, bir yanıyla peygamberlerin tanrılaştırılmasına karşı çıkış mıdır?

Gayet tabii. Deizm, Allah'tan başka insanüstü tanımıyor. Kuran'ın yolu da budur. Peygamberler insanüstü filan değildir. Onlar insandır. Kuran belki yüz yerde söylüyor. Ama dincilik ne yapıyor peygamberleri tanrılaştırıyor. Hatta Tanrı'nın önüne geçiyor. Sonra peygamberlerden boşalan yeri de kendi uydurdukları efendilerine, hazretlerine evliyalarına veriyorlar. Diğer insanlar da bunlara köle oluyor, başka bir şey yok.

Hocam bir de Panteizm var. Kuran'a ne kadar uygun?

Panteizm, bir mistik felsefedir. Esası kısaca şu, tüm evreni Tanrı'nın vücudu, Tanrı'yı da evrenin ruhu olarak görüyor. Deizm başka bir şey. Panteizm; Allah'a da, dine de, peygamberleri de kabul eder. Onun Allah'ı izah tarzı farklıdır. Kuran'ın bunu bu şekilde kabul etmesi pek mümkün değil. Ama evren ile Tanrı'yı da tamamen birbirinden ayrı görmek de Kuran'a uygun değil. Yani Tanrı sürecin içindedir. Bu bakımdan Panteizm, Kuran'a uygun. Ama tüm varlığı Tanrı'nın bir vücudu olarak görmek de Kuran'ın verilerine çok uymuyor. Yani Panteizmi bir içsel algılama olarak düşünüyorum biraz da. O anlamda Kuran'a aykırı bir tarafı yok ama Deizm ile alakası yok. Panteizm, İslam tasavvufunda hemen hemen tüm ekollerde egemen bir fikirdir. Deizm farklı, Allah dışında başka bir kutsal kabul etmiyor. Allah'a iman ederiz, O'na şükrederiz, O hayatı bize bahşeden kudrettir ama O'nun dışında da O'na vekalet ederek bizi gütmeye kalkan hiçbir gücü kabul etmeyiz.

Bu yüzden mi 'laik din' dediniz?

Laiklik şu açıdan dine uygun bir anlayıştır. Laiklik dayatmayı kaldırır. Bunu yaptığı için insanları hür vicdanlarıyla baş başa bırakır. O bakımdan dinci tasalluttan kurtulmanın sosyolojik, hukuki çaresi Laiklik'tir, felsefi çaresi de Deizm'dir.

Deizm çıkışınız, dinden kopan ve farklı yerlere savrulan gençliği Deizme yönlendirir mi? Kitabı okuyanlar açısından en azından, böyle bir düşünceniz var mı?

Kuran bunu istiyor. Kuran diyor ki; Allah'a imanınızı koruyun, onu korumak için neyi feda ederseniz edin, ben size güvenmem. Çünkü Kuran'ın korumak istediği temel değer, nihai değer Allah'a imandır. Şimdi dincileri dinledi mi adam Allah'a imanı da gidecek, 'böyle Allah olmaz olsun' diyecek. Kuran diyor ki; hayır öyle deme! Bunları ben de eleştiriyorum; bunlar sahtekardır, bunlar halkı aldatıyor, soyuyor, saptırıyor, Allah'a götüreceğiz diye şeytana götürüyorlar. Bunlar Kuran'ın ifadeleri. Bu adamları dinlemeyin siz Allah'a imanınızı koruyun, o arada diyor, sizin ibadetiniz yokmuş, şuyunuz buyunuz yokmuş, ben önemsemem sizi kurtarırım. Onun için Deizm, Ateizm'e giden sapan insanların da kurtuluş yoludur.

MARKS DA DEİSTTİR

Zaten Batı'da öncü deistler; Deizmi, Ateizme karşı öne çıkarmışlardır. Kilisenin veya bizdeki gibi dincilerin yaptıklarına bakarak insanlar Allah dahil her şeyi reddediyorlar; Ateist oluyor adam. Deistler diyorki; ne münasebet, siz bu sahtekarlar yüzünden Allah'a niye sataşıyorsunuz, Allah böyle mi istiyor? Bunlar Allah ile aldatıyor insanları siz bunlara bakmayın. Siz bunların yaşadığı hayatı yaşamayın, girdiği mabede girmeyin ama Allah'a imanınızı koruyun. O yüzden Deizm, Batı'da Ateizm'in gelişmesini durduran akımdır.

Tüm aydınlanmcı filozoflar Voltaire'den Kant'a ve Marks'a kadar hepsi deisttir. Nietzsche'nin 'öldü' dediği tanrı papazların tanrısı. Marks da öyledir. Bu kitabın gelecek baskılarından birine ''Marks'ın Deizm'i'' diye bir bölüm ekleyeceğim. Marks'ı Amerika'nın ağzı ile Allahsız, ateist filan değil Marks. Zaten Ateizm diye bir kavramı Kuran kabul etmiyor. Marks; dünyanın en ahlaklı, en dürüst, en sevecen, en çalışkan, en üretken, en insancıl adamlarından biridir. Peygamberlerin bütün ideallerini hayata geçirmek için savaşmış adam, yaşadığı sürece. Şimdi Marks'ı, Sovyet Bolşevizm'i ile Marksizm'i karıştırıyorlar. Tamamen ayrı ayrı şeylerdir. Ve Marks'ın ateist değil de deist olduğunu ilk ifade eden de yüzyılımızın bana göre en büyük ilahiyatçısı olan Paul Tillich'tir.

Kuran'ın Deizm'e kapı açtığını yazmışsınız. İnsanoğlunun yozlaştırmasına karşı İslam'ın, kendini revize etmek için, gidilecek yolu gösteren bir işaret midir; Deizm?

Kesinlikle, insanoğlunun akılla kucaklaşmasına giden yolu sürekli açık tutuyor. Çünkü aklınızı satmak, aklınızdan vazgeçmek uğruna dindar olmaya kalkarsanız Kuran sizi lanetliyor. Böyle bir dini kabul etmiyor Kuran. O yolu açık tutuyor. Diyor ki; aklınızı kimseye kiraya vermeyin, öbür eksikleriniz benim için önemli değil, bir de Allah'a imanınızı koruyun. Deizm de budur. İslam'da Deizm'e kapı aralayan mezhepler işte Mutezile, İmam-ı Azam daha neler. Millet gidiyor İmam-ı Azam ve Mutezile dedin mi orada Deizm kelimesini arıyor. Sen kavrama ve fikre bakacaksın. Ne alakası var. Adam Arapça yazmış, sen Batı dillerindeki Deizm kelimesinin orada ne işi var. Ne diyor İmam-ı Azam; bir insanın Allah'a imanı varsa hiçbir ibadeti olmasa da Cennet'e gider. Deizm'in tarifi değil mi bu?

KÖTÜLÜK TOPLUMU OLDUK

Siz konuşmalarınızda da dile getirdiniz. Bu bela döneminden nasıl, ne zaman çıkarız?

Faturaları ödeyince. Şimdi bir nevi Deizm'in tamamlayıcısı sayılabilir. 'Kötülük toplumu' kitabım çıkıyor. O da Kuran'ın temel kavramlarından biri. Bir 10 güne çıkar. Kötülük toplumlarında bunları veriyorum ve Türk toplumu bir kötülük toplumu olmuştur. Bu hale gelmişse ödeyeceği faturalar var. Bellidir o faturalar. Türk halkı her şeyi bedava buldu Mustafa Kemal sayesinde. Bedava bulduğu için de kıymetini bilmedi. Mustafa Kemal'e yaptığı nankörlükle de tarihe çok pis sayfalar bıraktı, şimdi onun faturasını ödeyecek. Şu son 10 yılda ödedikleri daha işin girişidir. Daha önümüzde çok ağır fatura dönemi var.

ZORLAMA VARSA DİN YOKTUR

Zorunlu din eğitimi meselesine ne diyorsunuz? Kitabınızda da geçiyor.

Bir defa zorunlu din eğitimi olmaz. Zorunlu ise orada din yok demektir. Çünkü Kuran, zorlama girdiyse din yoktur diyor. Dinden bahsedeceksek baskı ve zorlama olmayacak. Özgür seçim olacak. Özgürlük yoksa Kuran'ın anladığı manada din yoktur. 'Aklını işletmeyenler üzerine Allah pislik indirir'' diyor. Az namaz kılanlar üzerine diyor mu, camiye abone olmayanlar üzerine diyor mu?

Kuran'ın bir çok ayetinde ''öğüt verici'' sıfatından söz ediliyor.

Kuran'ın adı zaten 'tezkire'dir, düşündüren kitap demektir. Adlarından biri bu. Kuran, okunacakları şeyleri toplayan demektir ve temel ibadet olarak da okumayı getirir. Kuran'ın dininde ibadet edilen mekan manasında mabet yoktur. Çünkü Kuran'ın temel ibadeti okumaktır. Kuran'ın eğer mabedinden bahsedeceksek, o mekteptir.

Her yere cami diktiler ama Hocam.

Kuran'ın kendisi söylüyor; insanlığın zararına inşa edilmiş yerler diyor. Buralarda namaz kılma diyor, peygambere. Bizim peygamberimiz cami yıkan bir peygamberdir. Peygamberler tarihinde mabet yıkan tek peygamber Hz. Muhammed'dir. Bu sebepsiz mi, anlamsız mı? Kuran, insanlığa zarar veren mescitler tabirini kullanıyor ve geniş geniş bunu anlatıyor. Bunlara anlamsız diyebilir misin?

Kuran kadar dinler tarihini, din temsilcilerini eleştiren başka bir kitap yoktur. Ben kültür tarihi uzmanıyım, kutsal metinler uzmanıyım. Yoktur. İnsan Kuran'ı okuyunca diyor ki; bu din kitabı mı, dini eleştirme kitabı mı?

Nasıl iştir? Tokyo'da ben bir uluslararası toplantıya katıldım. Orada Kuran'ın bu tarafını konuştum, birkaç ayet de okudum. Adamlar aşağı inince sardılar etrafımı. Dediler ki; 'sen bu ayet okudun bunlar gerçekten Kuran'dan mı? Biz sanki Marks'ın Das Kapital'inden okumuşsun gibi geldi.'

Dedim yukarıda İngilizcesi var. Telaffuz ettim, getireyim metni görün. Dediler ki; Marks, Kuran'ı bilseydi Das Kapital'i yazmazdı.

BUNLARIN NE DİNİ VAR NE ALLAH'I

'Paralel Yapı' olarak da adlandırılan Cemaat yapılanması da dini ön planda tutuyor. İçlerinde samimi dindar insanlar da var. Ancak Pensilvanya'dan emir alıyorlar. Bunu nereye koyacağız?

Bunlar Allah ile aldatmanın kurumlaşması. Bunlar menfaat şebekeleri. Dini kullandılar. Bunların samimi manada ne dini var ne Allah'ı. Yani dinden ve Allah'tan Kuran'ın söylediklerini algılıyorsak; bunların ne dini vardır ne Allah'ı. Maun Suresi bize gösteriyor ki; istedikleri kadar namaz kılsınlar, bunlar dini inkar etmiş sayılır ve lanetlidirler.

Deizm açısından, 'Dinler arası diyalog'tan da söz etmişsiniz kitabınızda.

Dinler arası diyalog şimdi bu Fethullah Terör Örgütü, Yargı adını koyduğu için kullanabiliriz. Yargı dedi ki; bu bir terör örgütüdür. FTÖ bitti. Şimdi Fethullah Terör Örgütü ne diyor; dinler arası diyalog. Başındaki adam Mason, çıktı ortaya. Pekala, dinler arası diyalog diyorsun, Vatikan ile birlikte çalışıyorsun, büyük istihbarat örgütleriyle çalışıyorsun... Senin dinler arası diyaloğunun bir adını koyalım, samimiysen. Ne diyorlar; Allah'ın birliğinde birleşelim gerisini karıştırmayalım. Sen o peygambere inanmışsın ben bu peygambere, sen öyle ibadet etmişsin ben böyle, bunlar önemli değil diyorlar. Deizm'in dediği ne? Samimiyseniz adını koyun; gelin Deizm'de birleşelim deyin! Onu yazdım ben. Aksi halde birbirinizi aldatıyorsunuz demektir. Kuran-ı Kerim 1.500 yıl önce bu çağrıyı yapmış diyor ki: Gelin Allah'ın birliği etrafında birleşelim, öbür meselelerde herkes kendi yolunda gitsin. Bu bir Deizm çağrısıdır. Çıkın bunun adını koyun!

PARLAMENTO'DA MAUN SURESİ SUÇLULARI VAR

Maun Suresi'nin önemini siz topluma anlattınız. Ne yazık ki bir Özgecan olayı yaşadık. Babası konuşmasında Maun Suresi'ne vurgu yaptı.

İyi ama onun demesi önemli değil. Parlamentoyu dolduranlar onu söyleyecek ki Türkiye kurtulsun. Maun Suresi'nin en büyük suçluları parlamentoda. Faturalar ödenecek. Türkiye nasıl kötülük toplumu haline geldi; çıkacak kitapta onu anlatıyorum.

Kötülük toplumu haline geldi mi bir toplum diyor Kuran, hiçbir güç onun ödeyeceği faturaların önüne geçemez. Söz hak olmuştur diyor, hiç kimse geri döndüremez.

IŞİD, gerçeği var Ortadoğu'da. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

ABD'nin ve İsrail'in Ortadoğu'da hesaplarını denk getirmek için kullandığı ekipler. Bir tane beş tane on tane değil ki. Değil ABD, herhangi bir devlet bir terör örgütünü samimiyetle bitirmek için teşebbüse geçerse iki günde bitirir bu işi. Hiçbir terör örgütü hiçbir devletle başa çıkamaz. Çıkıyorsa ona samimiyetle karşı çıkan bir devlet yok demektir. Veya bazıları karşı çıkıyor, bazıları destekliyor demektir. Şimdi emperyalizmin oyunu nasıl oyandığını biliyoruz biz...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.