1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. İŞTE ERDOĞAN'IN SON HEDEFİ
İŞTE ERDOĞAN'IN SON HEDEFİ

İŞTE ERDOĞAN'IN SON HEDEFİ

Ne IŞİD'in elindeki rehine vatandaşlar, ne Almanya'nın tüm sırları dinlemesi, ne de ekonomideki kırılganlık; Erdoğan'ın tek derdi HSYK seçimleri...

A+A-

Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun aylardır üzerinde düşündüğü en önemli konunun Ekim ayında gerçekleşecek olan HSYK seçimleri olduğunu öne sürdü. Çakırözer'e göre, "Ne IŞİD'in elindeki rehine vatandaşlar, ne Almanya'nın tüm sırları dinlemesi, ne de ekonomideki kırılganlık; Erdoğan'ın tek derdi HSYK seçimleri..."

"Yargıya hâkim olmak isteyenin yolu HSYK’den geçiyor" diyen Çakırözer, "HSYK’yi hükümet “alırsa”, Erdoğan’ın istediği cemaate yönelik paralel operasyonlar katlanarak sürecek. Yok eğer hükümet kaybedip cemaat seçimlerden zaferle çıkarsa süreç tersine dönecek. Paralel yapı operasyonlarını yürüten savcılar ile sulh ceza hâkimleri görevden alınacak. Buna karşılık da yeni 17 Aralık, TIR operasyonlarının önü açılacak" iddiasında.

Çakırözer'in Cumhuriyet'te "AKP’nin HSYK Korkusunun Perde Arkası" başlığıyla yayımlanan (3 Eylül 2014) yazısı şöyle:

Ya Sıfır Çekersek!

Ne IŞİD terörü ve elindeki rehine yurttaşlarımız... Ne Almanya’nın tüm sırlarımızı dinlemesi... Ne ekonomideki kırılganlık... 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu günlerdir aynı konu üzerinde dönüp duruyor: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri. Peki, ama neden? 

Oldukça teknik olan bu konuyu basitleştirerek anlatmaya çalışalım. 

HSYK tüm yargıdaki hâkim ve savcı atamalarını ve yüksek yargıya üye seçimini gerçekleştiriyor. Hâkim ve savcı adaylarının mesleğe kabul işlemlerini yapıyor. Hâkim ve savcılarla ilgili disiplin soruşturmalarını da yürütüyor. Yani yargıya hâkim olmak isteyenin yolu HSYK’den geçiyor. Örnek vermek gerekirse, HSYK’yi hükümet “alırsa”, Erdoğan’ın istediği cemaate yönelik paralel operasyonlar katlanarak sürecek. Yok eğer hükümet kaybedip cemaat seçimlerden zaferle çıkarsa süreç tersine dönecek. Paralel yapı operasyonlarını yürüten savcılar ile sulh ceza hâkimleri görevden alınacak...Buna karşılık da yeni 17 Aralık, TIR operasyonlarının önü açılacak.

12 üyeyi bulan yargıyı ele geçirecek 

HSYK’nin 22 üyesi var. Yarıdan bir fazlayı (salt çoğunluk), yani 12 üyeyi bulan bu sistem içinde yargıda istediğini yaptırabilecek güce sahip oluyor. Nitekim 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında HSYK’de çoğunluğu elde eden hükümet ve Gülencemaati birlikte hareket ederek başta Ergenekon ve Balyoz olmak üzere birçok davanın seyrini etkilemişti. Bu birliktelik 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla bozuldu. Hükümet ve cemaat birbirine düşman.

Ve HSYK’de 12 Ekim’de seçim var. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Davutoğlu’nun başbakanlık ettiği AKP hükümeti bu seçimlere her şeyden daha fazla önem ve öncelik veriyor.

Yargıtay yarışında ‘0’ çektiler 

HSYK seçiminin provası kısa süre önce Yargıtay’da yapıldı. Ve hükümet (başbakan o sırada Erdoğan’dı) kendi lehinde kanun değişiklikleri yapmasına karşın, cemaat karşısında sürpriz bir yenilgi aldı. Yargıtay Başkanlık Kurulu seçiminde hükümetin desteklediği listenin, sosyal demokrat ve ülkücü bazı isimlerle yaptığı ittifak “sıfırçekti”. 387 üyenin oy verdiği seçimi, adli yıl açılışında “Yargıya baskı yapmayın”açıklaması yapmak zorunda kalan Yargıtay Başkanı Ali Alkan’ın kontrolünde hazırlanan ve cemaatin de destek verdiği liste kazandı. İşte bu yüzden, Erdoğan ve hükümet yaklaşan HSYK seçimlerinde de benzer bir “sıfır çekme” endişesi yaşıyor. 

HSYK’nin 22 üyesinden 7 tanesinin hükümet kontrolünde olacağı kesin. Adalet Bakanı ile müsteşarı 2 doğal üye. 4 üye Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Bir üye de hükümetin denetimindeki Adalet Akademisi’nden gelecek. Şu andaki savaş, kalan 15 üyeden 5’ini kazanma mücadelesi. Yargıtay’dan 3, Danıştay’dan 2 ve adli-idari yargıdan 10 üye gelecek. Hükümet kanadı Yargıtay ve Danıştay’daki seçimlerden en az birer üye kazanacağı inancındaydı. Ancak Yargıtay seçiminde yaşanan fiyasko sonrasında umudu zayıfladı. 

Bu yüzden iş adli ve idari yargıdan seçilecek 10 üyeye kaldı. Hükümet, buradan en az 5 üye kazanıp kurulda 12 olan salt çoğunluğa ulaşmak istiyor. Bu 10 üyenin belirlenmesi için üç grup kıyasıya bir yarış halinde.

İlk kez solu ve ülkücüleri hatırladılar 

Birinci grup hükümetin kurdurduğu “Yargıda Birlik Platformu (YBP)”. 2010’da cemaat ile işbirliği yapan Adalet Bakanlığı güdümündeki bu grupta hükümetle yakın çalışan 6 bürokrat var. Cemaatçilerden boşalan desteği bu kez sosyal demokrat, Alevi, ülkücü ve Hakyolcularla doldurmak için o kesimlerden de adaylara listelerinde yer verdiler. Pazar günü Ankara’da 2 bin kişinin katıldığı bir törenle listelerini açıkladılar. 

Üçüncü grup ise cemaat. Resmi olarak ayrı bir listeleri yok. Ama gerçekte, onların listesindeki isimlerin her biri bağımsız aday olarak yarışa girecek. Mevcut HSYK üyelerinin bir bölümü bu tür “bağımsız” adaylar olarak seçime girecek.

‘Ne cemaat, ne hükümet’ diyenler

Karşılarında YARSAV ve Yargıçlar Sendikası’nın oluşturduğu liste var. Onların listesi de açıklandı. Hükümet, cemaat gibi güç odaklarını reddeden ve yargı bağımsızlığını savunan adaylardan oluşan bir liste. 

Dördüncü ve son bir grup ise gerçekten “bağımsız” olduklarını savunan isimler.İbrahim Okur, Hayrettin Türe, Celal Avar gibi isimler de bu grupta. Bu isimler de“Ne cemaat, ne hükümet” diyor ancak kendilerini üçüncü cephe içinde de konumlandırmıyorlar.

Devlet ve hükümet seferber 

Cumhurbaşkanı, hükümet ve Adalet Bakanlığı YBP listesi için seferber durumda.“Arkasında biz varız” diyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden çok daha adaletsiz bir yarış var ortada. Hükümet ve devlet olanakları YBP’nin arkasına yığılmış durumda. Neler yapmıyorlar ki... 

Pazar günü Ankara’da yapılan YBP listesinin tanıtım toplantısına, başsavcılıklardan otobüsler kaldırıldı. Bu otobüslere devletin resmi polis eskortları verildi. Bakanlığın üst bürokratları ile İstanbul ve Ankara başsavcıları YBP’nin arkasında olduklarını göstermek için toplantıda hazır bulundu. 

YBP’nin bölge tanıtım toplantılarına katılım “mecbur” kılınıyor. YBP listesindeki adayların her türlü ihtiyaçları karşılanıyor.

Emekleri valiliklerce karşılanıyor. Adalet Bakanlığı’ndan ekipler “seminer” adı altında illere gidip YBP için seçim çalışması örgütlüyor. Yeni atanan başsavcılara bakanlıktan “Seçimi kazanamazsak kendinizeyer beğenin” diye tehdit telefonları gidiyor. YARSAV-Yargıçlar Sendikası için bazı bölgelerde toplantı salonu verilmiyor. 

Bağımsız adaylara seçimden çekilmeleri için birbirinden cazip kariyer imkânları sunuluyor. 

Ve tabii bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve Adalet BakanıBekir Bozdağ’ın günlerdir birbiri ardına yaptıkları “tehdit” kokan açıklamalar var.

Son koz: Seçim rüşveti 

Tüm bu müdahalelere karşın, yargı koridorlarında bir söylenti hâkim. Hükümetin baskı ve zorlamalarının ters tepeceği ve istedikleri rakama ulaşamayacakları konuşuluyor. Erdoğan’ın en büyük kaygısı da bu. Yani HSYK’nin kendi tam denetiminde olmayan bir yapı altına girmesi. Bu aynı zamanda Bozdağ’ın da kâbusu!.. Çünkü hem yeni oylama yönteminin (Seçimleri kazanabilmek için kanunla değiştirdiler) hem de YBP’nin listesinin tüm sorumlusunun bakan ve müsteşarıKenan İpek olduğu söyleniyor. 

Bu kaygı ve korkular nedeniyle Köşk ve hükümet HSYK seçimleri öncesinde son bir adıma hazırlanıyor: Seçim rüşvetlerine! 

Hükümetin, hâkim ve savcılara “sicil affı” ve “maaş zammı” tekliflerini Meclis gündemine indirmesi bekleniyor. Tabii ki seçimlerden hemen önce. İstedikleri sonucu elde ederlerse zam da var af da... 

Devletin ve hükümetin baskı, korkutma, tehdit ve rüşvet politikaları oy kullanacak yaklaşık 15 bin hâkim ve savcıyı nasıl etkileyecek hep birlikte göreceğiz.  

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.