Mert Ali Başarır

Mert Ali Başarır

İLERİ DEMOKRASİ: ‘Yargıyı, Yasamadan, Yürütme’

 Teokrasi, otokrasi derken karşımıza ‘nepotikrasi’ (akraba kayırma rejimi) ve 


‘kleptokrasi’(devlet kaynaklarını yönetimin kendine kullanması) çıktı. Pennsylvania 

ile Kasimpasha arasındaki ‘paralel bağlantı’ çoktan yerini ‘seri tüketime’ bıraktı. Eski 

Ulaştırma Bakanı, AKP, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın 

bacanağı Cemalettin Haberdar, Devlet Demiryolları İzmir Liman İşletmesi’nin ‘vinç’ 

alımından 1 gün önce, Ankara’daki bir AVM bahçesinde, alıcı firma sahipleriyle‘gizli ihale, 

açık sayım’ yaparken ‘polis kamerasına’ takıldı. Bu ‘imbat operasyonu’, Danıştay’ın 

yürütmeyi durdurma kararına rağmen, ‘karakolluk kuvvet yönetmeliği’ devreye girince, 

bacanak, durumdan ‘Haberdar’ olup, önce araziye uydu. Dün de teslim oldu. Serbest 

bırakıldı.

 İŞ MAKİNELERİ

Artık ‘ayakkabı kutularının’ yanında bütçeye bağlı olarak vinçler, ekskavatörler, 

transmikserler (hazır beton dökücü araçlar) gibi ‘iş makineleri’ kullanılmaya başlandı. 

Halen İstanbul Belediye Başkanı olan Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı da 

(Aydınlı İnş.) Solarkent, Koru Florya, Vadi İstanbul’la ekmeğini taştan çıkaranlar arasında!

‘CENDERME’

Hazır araçlardan söz etmişken Hatay Reyhanlı’daki ‘devlet tırına’ geçelim. Öncüpınar Sınır 

Kapısı’ndan Suriye’ye doğru aheste aheste giden mekanize bir tır, gelen bir ihbar üzerine 

durdurulup, aranmak istenmiş, üç savcıya rağmen, cenderme, Hatay Valisi Ragıp Kılıç’ın 

emrine uyarak ‘yasssaaaahh hemşerim’ diyerek incelemeyi engellemişti. Tır da ‘pırrrrr’ 

diye gözden kaybolmuş, Hatay Valisi de ertesi günü ‘fırrrrr’ diye merkeze çekilmişti. 

Artık valilerin, hâkimlerin, savcıların, emniyetçilerin görev ömürleri ‘kelebekler gibi’ oldu. 

‘Satranç taşları misali’ bir bakıyorsun ordalar, bir bakıyorsun şuradalar. Pilotların bile ‘uçuş 

planları’ bu kadar değiştirilmiyor birader. Sabah görevde, akşam ‘bir karış surat’ evde! 

“Eşyaları topla hanım, yine gidiyoruz.” 

DÜDÜKLÜ TENCERE

Çiçeği koltuğunda İçişleri Bakanı Efkan Ala ise “Herkes işini bilecek” diyerek ekledi: 

“Tırdakiler Türkmenlere gidiyordu.” Bu sırra,‘bir kilo toz, bir otoboz’ desek, tır ‘ters 

istikamette’ ilerliyor, bu pek mümkün değil. Geçtiğimiz Kasım ayında da Adana’daki bir 

tırda yapılan aramada 935 adet ‘roket başlığı’ ele geçmiş, Emniyet Genel Müdürlüğü ise 

bunların “Havan mermisi kovanını” andırdığını söylemişti. Aslında ‘balistik’, tırdakilere 

biraz daha yakından baksa, bunların ‘basınçlı tencere düdükleri’ olduğunu şapadanak teşhis 

edecekti!

LAHEY DİVANI

Peki, bu tırda ne vardı? Patlamamış biber gazı mı? Filistin Askıları mı? Kenan Evren’in 

eskileri mi? Somalili sığınmacılar mı? Başbakan Erdoğan’ın her gittiği yerde eline 

tutuşturulan, değeri olmayan plâketler mi? Gazi olmuş Akrep ve TOMA’lar mı? Elektrikli 

testereler mi? Yasin El Kadı mı? Boş petrol varilleri mi? Otostop yapmış ‘Adanalı 

Kebapçılar’ mı? Yoksa yoksa ‘Lahey Adalet Divanı Üyeleri’ mi? Nedense ‘tır boştu’ 

demek akıllarına gelmedi hiç.

KIZILDERE-ULUDERE

Adalet dedik de… Bu kadar pişkin, vurdumduymaz, yüzü kızarmaz, ‘yarabbi şükür’ 

hükümet az gelir cihana. “Neyse verdik” diyerek dağlanır mı Uludere’de geride kalanların 

yürekleri. 34 canın yitip gittiği Roboski’den çıkan ‘kepaze’ sonuca bakın: ‘Takipsizlik.’ 

İşlerine nasıl gelirse… Kimi takip eder, kimi takibi bırakır. “Kaçınılmaz hataymış.” 

Kaçmayın o zaman! Paramparça ettiniz çoluk çocuk insanları… Kızıldere’den daha fazla kan 

döküldü Uludere’de. Emri veren belli, uygulayan belli. E daha ne? ‘Faili meçhule’ mi girdi 

şimdi bu soruşturma? Hayır,‘faili meşhur’ çünkü! Hakemi, katliama uğrayanlara ‘hakaret 

eden’ memleketin, askeri savcılığından ne beklediniz ki? 

C.M.K.

Takip biter mi hiç bu memlekette? Şimdi de internete ‘sıkı takip’ geliyor, buyursunlar 

gelsinler! Ama ‘ileri demokrasi’ gereği, ‘telefon dinlemelerine’ sınırlama getiriliyor. 

‘Kulak kabartma süresi’ kısaltılıp, dinlenilen kişinin gerçek adı kullanılacak. Aslında 

‘her aileden en fazla 1 kişinin dinlenebilmesi’ şeklinde de yorumlayabiliriz bu Ceza 

Muhakemesi Kanunu’nu! 

TEHDİT

Anlaşılan o ki, hükümet olanca hızıyla ‘mobbing’e (psikolojik taciz, bezdirme, yıldırma) 

devam edecek. En fazla kafayı taktıklarına dönecek olursak sıralayalım: Fethullah Hoca 

Efendi, Emniyet görevlileri, hâkim ve savcılar… Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine 

uzanan Zekeriya Öz, yüksek yargı kökenli iki kişinin kendisine gelerek Başbakan Erdoğan’ın 

‘tehdidini getirdiğini’ ifşa etti. ‘Tehdit’, Tayyip Bey’in, taassup, tahakküm, tahkir, tenzih 

gibi lügatinde yer alan kelimelerden sadece biri. “Hükümete yönelik soruşturmaların 

hemen durdurulması, aksi takdirde bunun sonuçlarının ağır olacağı” mesajı veriliyor 

Öz’e. Geçmiş gün Başbakan unutmuş bunu, hangi tehdidini hatırlasın usta! 

BÜYÜK FIRTINA

HSYK da Adalet Bakanı’na bağlanıyor. HSYK’ya kâtip ve mübaşirlik gibi bir rol düşüyor 

geriye. ‘Yargıyı, Yasamadan, Yürütme’ gibi çok değişik bir kuvvetler ayrılığına gidiyor 

hükümet. Dördüncü vektör mü? Basın yani… Bileşkesi ‘0’ oldu medyanın. O iş tamam artık. 

Kahvaltı edilecek, uçağa alınacak gazeteciler ve matbuat çoktan belli. Öyle her gazeteciyle 

kahvaltıda, ‘yumurta tokuşturamaz’ Sayın Başbakan. Akreditasyonu yoksa okuyacağınız 

gazetenin, bayiden alamazsınız öyle kolay kolay. Geçti o günler. 

AMERİKAN POSTASI

Hocanın adamı ve Zaman Zaman Gazetesi’nin köşe yazarı Hüseyin Gülerce ne diyor: 

“Çok büyük bir fırtına geliyor.” Zaten Amerika’da eksi 50 derece hava. Bu yüzden Birleşik 

Devletler’de ‘posta çalışamıyor’ diye Hoca Efendi ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 

arasındaki mektubu ‘elden getirmek’ zorunda kaldı, bu karda kışta, gazeteci Fehmi Koru. 

SANDIK

30 Mart 2014 Yerel Seçimleri yaklaşırken de ‘ilk sandık dolandırıcılığı’, İzmit’ten Geldi. 

Üç katlı bir ev sahibi Ayşe Yörük, binasının olmayan bodrum, 4. ve 5. katlarında, toplam 

11 kişinin gözüktüğünü saptıyor. Gittiği muhtar, başını çevirip bakmıyor bile. Kocaeli 

Büyükşehir Belediyesi Numarataj Servisi’nde alıyor soluğu bu bilinçli seçmen. Oradan 

diyorlar ki “Bu şahısları 78/1 e kaydırdık, merak etmeyin siz.” Eve döndüğünde sokağını 

inceleyen Yörük, neyle karşılaşsın? 78/1’de değil konut, arsa bile yok. Sonunda savcılığa 

başvuruyor kadıncağız. Bakalım bu seçimde AKP, Zincirlikuyu, Karacaahmet, Cebeci, 

Karşıyaka gibi mıntıkalardan kaç oy çıkaracak! Seçmen listeleri dün askıya çıktı. Ya nasip!

Önceki ve Sonraki Yazılar