1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. ERDOĞAN" BU BİR MİLLİ MESELEDİR"
ERDOĞAN" BU BİR MİLLİ MESELEDİR"

ERDOĞAN" BU BİR MİLLİ MESELEDİR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜRKSAT 6A yerli haberleşme uydusu proje imza törenine katıldı.

A+A-


TÜBİTAK Gebze Kampüsü'ndeki imza töreninde hitap eden Erdoğan, 14 Aralık operasyonu ile ilgili olarak "Günlerdir bazılarının televizyonlarının ekranlarından, gazetelerinin sayfalarından hüngür hüngür ağladıklarını görüyorsunuz. Hayret. Bir gün, iki gün değil üç gün, dört gün, bir haftadır bakıyorsunuz şu kadar kişi alındı. Hani siz örgüt değildiniz? Siz örgüt olmasanız bunları nereden bileceksiniz? Bunu bildikleri için bazıları evlerinde değil gittiler gazetelerinin içerisinde beklemeye başladılar. Niye orada beklemeye başladılar? Buradan gelip bizi alamazlar diye beklemeye başladılar. Zannediyorum bir, ikisi herhalde kaçıverdi bu arada. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz, bir suçunuz yoksa o zaman durun" dedi.

"SIRTIMIZDAN HANÇERLENDİĞİMİZİN EN BÜYÜK DELİLİ TÜBİTAK'TAKİ BU TİPLERDİR"

TÜBİTAK'ın içine ihanet şebekesinin yerleşmiş olduğunu anlatan Erdoğan, "TÜBİTAK'ı yeniden yapılandırdık. Teşvik ettik. Çok güçlü şekilde destekledik. Ancak bizim bütün iyi niyetimize rağmen bizim bizim bütün samimi gayretlerimize rağmen TÜBİTAK'ın içine yerleşen bir urun, bu kurumu içten içe çürütmeye farklı gayelere taşımaya başladığını gördük. Siz bilim diyorsunuz, araştırma, geliştirme diyorsunuz ama birileri kurumun içine bir kanser hücresi gibi sızıyor. Sizin bu samimi gayretlerinizi çürütmenin mücadelesini veriyor. TÜBİTAK'ın içine öyle bir ihanet şebekesi yerleşiyor ki mesaisini, birikimini vatanı için milleti için değil ihanet için kullanıyor. Üst düzey devlet görevlilerinin kriptolu telefonlarını dinlemek için orada alçakça çalışmalar, alçakça faaliyetler yapıyorlar. Bana verilen kriptolu telefonu buradaki bu telefonu verenler dinliyorsa bunlara ben farklı bir yaklaşım asla gösteremem. Bizim nasıl sırtımızdan hançerlendiğimizin en büyük delili maalesef TÜBİTAK'taki bu tiplerdir. İnsanı karşıdan vurdukları zaman erkekçe vurdu dersin. Ama arkadan vurdukları zaman bu kalleşçe ve alçakça bir vuruştur" diye konuştu.

"TÜBİTAK'IN İÇİNE SIZMIŞ HAŞHAŞİLER TARAFINDAN KORUNUYORDU"

TÜBİTAK'ın içerisine sızanların temizlendiğini belirten Erdoğan, "Bilimsel çalışma yapsın diye alınan elemanlar, düşünün ki o dönemin cumhurbaşkanını, başbakan olarak şahsımı, genelkurmay başkanımızı, kuvvet komutanlarımızı, Anayasa Mahkemesini, bakanlarımızı dinlemek için sinsice çalışmalar yürüttüler. Elde ettikleri bilgileri nerede kullandıkları, kimlere servis ettikleri ya da peşkeş çektikleri şu anda çok hassas şekilde görüyorsunuz soruşturuluyor. Bunlar soruşturulmuyordu. Soruşturulamıyordu. TÜBİTAK içine sızmış bu hainler maalesef yargı içine sızmış haşhaşiler tarafından korunuyordu. Şimdi TÜBİTAK bunlardan arındırılıyor. Tam temizlendi demiyorum. Tam temizlendiğinin veya temizleneceğinin umudu içerisindeyim. Yargıyı da bu haşhaşi urun baskısından, şantajından, tehdidinden temizleyeceğiz. Oradaki yuvalanmaları da çok ileri derecede. Birçok kurum gibi TÜBİTAK da normalleşiyor. Asli vazifesine yavaş yavaş dönüş yapıyor. Burada çalışan tüm kardeşlerimin bize yardımcı olması lazım. Bu bizim ulusal güvenliğimizin çıkış noktasıdır. Milletimizin çıkış noktasıdır. Bu bir milli meseledir. Bu bizim için ahlaki bir meseledir. Bunu hep beraber çözeceğiz. Bilim bu tür bir şeyi kabul etmez. Bunu temizlemeye mecburuz" ifadelerini kullandı.

"ZANNEDİYORUM BİR, İKİSİ KAÇIVERDİ"

14 Aralık operasyonu hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günlerdir bazılarının televizyonlarının ekranlarından, gazetelerinin sayfalarından hüngür hüngür ağladıklarını görüyorsunuz. Hayret. Bir gün, iki gün değil üç gün, dört gün, bir haftadır bakıyorsunuz şu kadar kişi alındı. Şu kadar kişi alınıyor filan falan haberler. Hani siz örgüt değildiniz? Siz örgüt olmasanız bunları nereden bileceksiniz? Bunu bildikleri için bazıları evlerinde değil gittiler gazetelerinin içerisinde beklemeye başladılar. Niye orada beklemeye başladılar? Buradan gelip bizi alamazlar diye beklemeye başladılar. Zannediyorum bir, ikisi herhalde kaçıverdi bu arada. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz, bir suçunuz yoksa o zaman durun. Çağrıldığınızda da gelin teslim olun. İşledikleri ihanet suçlarının ne boyutta olduklarını çok iyi biliyorlar. Ondan dolayı da kendilerine göre şov araçlarını da iyi kullanıyorlar. Başlarına gelecek olanı biliyorlar. Sadece TÜBİTAK içinde yaptıkları ihanet dahi bunların ne kadar ülke düşmanı olduklarının, bunların hangi kirli odakların hizmetkarı olduklarının ispatıdır" şeklinde konuştu.

TUTTURDULAR BİR MOLLA MUHAMED

Erdoğan, 14 Aralık operasyonu hakkında "Tutturdular bir molla Muhammed. İki gözü yüzde 90 görmüyor ve onunla beraber 122 kişiyi içeri aldılar. Adamcağız 17 yıl tutuklu kaldı. Niye? Pensilvanya'ya aykırı ifadede bulundu. Onun gibi düşünmedi, yaşamadı. Ve onların 17 yıldan sonra çıkıp açtıkları dava ile yaptıkları müracaatla işte şimdi halkalar sökülmeye başladı. Bu ülkede 15 yıldır korkuyla, yurt dışında yaşayıp, uyuşturduğu takipçilerine yasa dışı işler yaptıranlar var. Gemiyi daha ilk rüzgarda terk edip, binlerce kilometre uzağa kaçıp oradan korkakça ihanet şebekesini idare edenler var. Kurumlarda yaptığı ihanetin ortaya çıkacağı korkusuyla soluğu yurt dışında alanlar var. İşlediği suçun boyutunu bildiği için korkup kaçanlar var. Bunların hepsi yurt içinde olduğu gibi yurt dışındaki inlerinde de takip edilecek" dedi.

"ÜST AKIL ONLARLA BİRLİKTE YAYGARA KOPARIYOR"

Paralel yapı hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi bazı ülkelerden bazı medya kuruluşları bunların gözyaşlarını masum bir gözyaşı gibi yansıtmanın derdi içindeler. Çünkü uluslararası odakların hatta belki de bazı istihbarat örgütlerinin kaynaklarını kesiyoruz bu adımlarla. TÜBİTAK'taki ihaneti fark ederek bu ihanetin üzerine giderek, maşaları tasfiye ederek Türkiye düşmanı çevrelerin tuzaklarını bozuyoruz. Bu o kadar önemli. Sadece içeride değil dışarıda da feryat var. Paralel yapı tek başına bütün bu kurguyu kuracak idare edecek zekaya, birikime, beceriye, sahip değildir. Bunları maşa olarak kullanan bir üst akıl var demiştim, hatırlayın. İşte o üst akıl onlarla birlikte yaygara koparıyor. Üst aklın uzantıları var. Hepsi devreye giriyor" diye konuştu.

"HİÇKİMSE TİMSAH GÖZYAŞI DÖKMESİN"

Yargı içindeki çeteleşmeyi çökerttiklerini belirten Erdoğan, "Bir yıl boyunca biz yetkimiz dahilinde bunların inlerine girdik. TÜBİTAK bunların inlerinden biri haline getirilmişti, oraya girdik. Emniyet gibi, TİB gibi KOSGEB, üniversiteler gibi kurumlardaki kurgularını bozduk. Ancak bütün delilleri ortaya koymamıza rağmen yargı bu ihanetin üzerine gitmiyor, gidemiyordu. Bir yıl boyunca azimle çalıştık. Yargıyı da bu tehdit ve şantajdan kurtardık. Yargı içindeki çeteleşmeyi de çökerttik. İşte şu anda yargı da bu değişim dönüşümle birlikte bir normalleşme sürecinin içerisine girecektir. Bir şekilde bu iddiaların üzerine gidecektir. Eski Türkiye'de değiliz artık. Masumların ceza alıp suçluların dolaştığı bir Türkiye yok. Masum ile suçlunun hassasiyetle birbirinden ayrılacağı, hukuk ve demokrasinin en temiz şekilde işleyeceği bir Türkiye var. Hiç kimse timsah gözyaşı dökmesin. Feryadı figan ortalığa dökülüp, zavallılığını dünyaya sergilemesin" ifadelerini kullandı.

"KURUMLARDA YAPTIĞI İHANETİN ORTAYA ÇIKACAĞI KORKUSUYLA SOLUĞU YURT DIŞINDA ALANLAR VAR"

14 Aralık operasyonunun başlama nedenini anlatan Erdoğan, "Tutturdular bir molla Muhammed. İki gözü yüzde 90 görmüyor ve onunla beraber 122 kişiyi içeri aldılar. Adamcağız 17 yıl tutuklu kaldı. Niye? Pensilvanya'ya aykırı ifadede bulundu. Onun gibi düşünmedi, yaşamadı. Ve onların 17 yıldan sonra çıkıp açtıkları dava ile yaptıkları müracaatla işte şimdi halkalar sökülmeye başladı. Özellikle medyanın ve siyasetin bu hukuk süreçlerinde ulusal ve uluslararası algı operasyonlarından uzak durması kaçınılmaz bir sorumluluktur. Herkes hukukun işleyişine yardımcı olacak. Ak ile karanın net bir şekilde ortaya çıkacağı bir süreçte herkes sorumlu davranacak. Ama bu ülkede 15 yıldır korkuyla, yurt dışında yaşayıp, uyuşturduğu takipçilerine yasa dışı işler yaptıranlar var. Gemiyi daha ilk rüzgarda terk edip, binlerce kilometre uzağa kaçıp oradan korkakça ihanet şebekesini idare edenler var. Kurumlarda yaptığı ihanetin ortaya çıkacağı korkusuyla soluğu yurt dışında alanlar var. İşlediği suçun boyutunu bildiği için korkup kaçanlar var. Bunların hepsi tek tek ortaya çıkacak. Bunların hepsi yurt içinde olduğu gibi yurt dışındaki inlerinde de takip edilecek. İnşallah bundan sonra her bir kurum artık sadece kendi işini yapacak" şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.