ERDOĞAN ALEVİLERİN OYUNA GÖZ DİKTİ

ERDOĞAN ALEVİLERİN OYUNA GÖZ DİKTİ

Başbakan Erdoğan Alevi Dernek Temsilcileriyle Bir Araya Geldi

CUMHURBAŞKANI adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı Alevi dernek temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle iftar yemeğinde bir araya geldi.

Ankara Palas'ta gerçekleşen iftar yemeğine; Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Cemal Canpolat, Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Cengiz Hortoğlu, Hacıbektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan katıldı. Yemekte konuşan Erdoğan, zalimin zulmederken mazlumlar arasında ayrım yapmayacağını belirterek şunları söyledi:

"Mazlumun rengine, etnik kökenine, diline, dinine, mezhebine göre farklı davranışlar içine girmez. Zalimin meselesi aslında insanladır, aslında canladır. Şu anda Ortadoğu'da devam eden zulümlere lütfen dikkat edelim, zalim Esed sadece kendisinden olmayanlara karşı değil, insana karşı zulüm uyguluyor. Irak'taki terör örgütleri kendilerini bir dine ve bir mezhebe aitmiş gibi gösterseler de, aslında ayrım yapmaksızın insanlığa karşı suç işliyor. İsrail, altını çizerek ifade ediyorum, Musevi olduğu için değil, bir terör devleti, bir zalim devlet olduğu için insana karşı en ağır zulmü yapıyor. Bunların hepsinin ortak noktası, aidiyeti her ne olursa olsun insandan, candan, eşrefi mahlukattan nefret ediyor olmalarıdır. Kişi bir kez zulmetmeye başlarsa nerede duracağını bilemez. Zulmünü, din ile mezhep ile inançlarıyla meşrulaştırmaya çalışanlar, aslında inançlarını kendi kirli zulümleri için bir vasıta olarak kullanan sefillerdir. Musevi zulmü diye bir kavramı asla kabul edemeyiz. Zira Musevilik; çocukları, kadınları, masum insanları alçakça öldürmeyi meşru gösteren bir inanç biçimi değildir. 'İslami terör' diye bir kavramı asla kabul edemeyiz, zira İslam adı üstünde barış dinidir ve terörle kan dökmeyle, can almayla asla yan yana gelemez. 'Şii terörü' kavramını kabullenemeyiz, zira Hazreti Hüseyin'in şehit edilmesinin acısını asırlardır yüreğinde taşıyan bir toplum, yeni Kerbelalar yaşanmasını asla meşru göremez. 'Sünni terörü' kavramını da asla kabul edemeyiz, zira 'Bir cana kıyan alemlere kıymıştır' ilkesini yüreğinde taşımak zorunda olan bir topluluktan, cana kıymayı meşrulaştırması beklenemez. Zalim zalimdir, zalim bütün inançlarından, dininden, mezhebinden, tüm insani değerlerinden sıyrılmış, kalbinde inanca dair her zerreyi dışarıda bırakmış bir kişidir. Hazreti Hüseyin'e muhabbet beslediğini iddia edip, her gün yeni Kerbelalar yaşatanlar Hazreti Hüseyin'in izinde olabilir mi? Hazreti Peygamberi sevdiğini iddia edip, her gün Yezidleşenler Hazreti Nebi'nin izinde olabilirler mi? Kardeşini katleden, çok açık söylüyorum, bizimle aynı dinden, aynı mezhepten olamaz. Kardeşlerin Sünni ya da Şii olması, Alevi ya da Hanefi olması birbirlerine birbirlerinin kanını asla helal yapmaz."

ANACAĞIM ALEVİ KOMŞULARIMIN ELBİSELERİNİ DİKERDİ

DHA'nın haberine göre; Başbakan Erdoğan, Alevilerin ve Sunnilerin Türkiye'nin eşit unsurları olduğunu dile getirerek, "Ben bir apartman içerisinde, Alevi komşularımla, daire komşularımla beraber aynı sofrada yemekler yedim. Öyle yetiştik, öyle gördük. Anacağım Alevi komşularımın elbiselerini dikerdi, mektepli değildi anacığım, ama iyi yetişmişti. Hem ucuz dikerdi, hem de onların o arzularını seri olarak yerine getirirdi. Bir tas çorbayı paylaşırken hiç kimse komşusunun Alevi mi, Sünni mi olduğuna bakmadı. Somun ekmeğini bölüşürken hiç kimse komşusunun yaşam tarzına, mezhebine, inancına bakmadı. Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlarıyız. Bu devletin ve bu toprağın eşit unsurlarıyız. Her zaman söyledim, Ahmet Yesevi'yi bu topraklardan söküp attığınızda geriye inanın hiçbir şey kalmaz. Mevlana'yı bu topraklardan sildiğinizde geriye bir şey kalmaz. Hacı Bektaşi Veli'yi, Hacı Bayram Veli'yi, Yunus Emre'yi, Pir Sultan Abdal'ı, Fuzuli'yi, Mehmet Akif'i unuttuğunuzda geriye vatan kalmaz, geriye toprak kalmaz. Biz ne Hacı Bektaşi Veli'yi ne de Mevlana'yı mensup oldukları mezheplerle değil geriye bıraktıkları eserlerle beğeniriz. Onlar bize hep kardeşliği anlattılar. Bin yıllık kardeşliğin örselenmesine, yaralanmasına, zayıflatılmasına inşallah hiçbir zaman müsade etmeyeceğiz" dedi.

BİZ TÜM ENGELLERİ KALDIRDIK

Başbakan Erdoğan, yapmak istedikleri reformların engellenmek istendiğini savunarak, reform mücadelesi verirken bir yandan da çetelerle mücadele ettiklerini dile getirdi. Dersim katliamından dolayı özür dilediğini hatırlatan Erdoğan, "Devlette süreklilik esastır anlayışından hareketle, bir Başbakan olarak ben, bunu ifade ettim. Fakat anamuhalefetin genel başkanı, kalkıp da bu özrü dileyemedi. Çünkü bu katliamın yapıldığı dönemde, bildiğiniz gibi o zaman bu işin başında Cumhuriyet Halk Partisi vardı ve bugüne kadar da hala ağzına alamamıştır. Bakın ilki 3-4 Haziran 2009'da olmak üzere, 7 tane Alevi çalıştayı gerçekleştirdik. Devletin Alevi vatandaşlarımıza ilişkin tarihsel hafızasını, bu çalıştaylarda gözden geçirdik. Hatta bu hafızayı yeniden oluşturduk. 300'ü aşkın temsilcinin katıldığı bu çalıştaylar, ilk kez devlet ile Alevi vatandaşlarımızı bir masa etrafında topladık. İlk kez sorunların bu kadar açıklıkla ele alınmasını sağladık. Dikkatinizi çekiyorum, bu adımlar cumhuriyet tarihimizde ilk kez atılan adımlardır. İlk kez devlet ve ilk kez bir hükümet Alevilerin sorunlarını çözmek için ortaya böyle samimi bir gayret koymuştur. 12 yıl öncesine kadar Türkiye'de Alevi kimliğini, Alevi kültürünü dile getirebilmek bile cesaret istiyordu. Biz tüm engelleri kaldırdık. Herkesin kendi kimliğini ifade etmesinin, kendi kültürünü, kendi yaşam tarzını muhafaza etmesinin önünü biz açtık. Sevgili canlar, elbette Alevi kardeşlerimiz için dikensiz bir gül bahçesi oluşturduğumuz iddiasında değiliz. Sadece Alevi kardeşlerimizin değil, Sünni, Türk, Kürt, azınlık tüm diğer kesimler için de, hala geçmişten gelen sorunlar var. Bu sorunları samimiyetle kabul ediyoruz. Ama biz bir şeye inanıyoruz, hiçbir sorun çözümsüz değildir" diye konuştu.

ALEVİ VATANDAŞLARIMIZA BİR KİMLİK DAYATMA PEŞİNDE OLMADIK

Alevi vatandaşlara kimlik dayatma peşinde olmadıklarını dile getiren Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"Biz Alevi vatandaşlarımıza bir kimlik dayatma peşinde olmadık ve bugün de bunun peşinde değiliz. Alevi vatandaşlarımızı tanımlamak, belli kalıpların içine sokmak gibi bir gayemiz yok ve olamaz. Biz Dersim konusunu gündeme getirirken, bunu bir siyasi malzeme olarak değil, samimi bir sorgulama vesilesi olarak dile getirdik. Sivas'ı, Kahramanmaraş'ı, Gazi Mahallesi'ni, Çorum'u defalarca dile getirirken, bunu acıları istismar etmek için değil, bilakis yakın tarihi sorgulamak için gündeme taşıdık. Dersim'den başlayarak karanlık her olayın aydınlatılmasını istedik. Sizler de görüyor ve biliyorsunuz ki, bizim bu samimi çabalarımız hep bir yere geldi ve o yerde durduruldu. Karşımıza çeteler, hukuki karartmalar, karanlık dehlizler çıktı. En önemlisi de karşımıza yaşanan acıların mimarı olan tam anlamıyla bir statüko partisi olan CHP, yani anamuhalefet partisi çıktı. Ön kabulleri bir kenara koyacağız, ön yargıları bir kenara koyacağız, tarihin acılarını bir nefret vasıtası olarak değil, bir uzlaşma vasıtası olarak göreceğiz. Sıkılı yumrukları açacak, bir kez daha musafaha yapacak, bir kez daha kucaklayacağız. Aramızdan istismar siyasetini, marjinal örgütleri, uluslararası istihbarat örgütlerini çekip alacak, birbirimize gönüllerimizi açacağız. Sadece istihbarat örgütlerini değil, daha ileri gidiyorum, inanın ülkemizin dışında, Batı dünyasındaki ülkelerin birçoğu, ne yazık ki bizi birbirimize düşürmek için her türlü planı, projeyi yapıyorlar."

Başbakan Erdoğan, Alevi vatandaşların kapılarına yapılan işaretlemelere de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Son aylarda Alevi vatandaşların kapılarında yapılan işaretlemeleri dehşetle karşıladık. Son derece hassas biçimde üzerine giderek olayları aydınlattık. Reyhanlı saldırısında, Gezi olaylarında, diğer birçok talihsiz hadisede bir hak arayışından ziyade tahrik ve nifak girişimlerinin başrol oynadığını gördük. Birtakım karanlık çevrelerin, Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden Türkiye üzerine kirli oyunlar tasarladıklarını, hep birlikte gördük ve bunu da yaşadık. Bu toplum öyle bir toplum ki, asırlardır bu ve buna benzer tuzakların hiçbirine prim vermedi. Bu toplum Alevisiyle, Sünnisiyle çatışma planlarına, çatışma tuzaklarına aldırış etmedi. Mesele hepimizin ortak meselesidir. Meselemizi inşallah biz çözecek, birlikte çözeceğiz."

Kaynak:Haber Kaynağı