DÜNYA MEDYASINDAN ERDOĞAN'A MEKTUP

DÜNYA MEDYASINDAN ERDOĞAN'A MEKTUP

Türkiye’de yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü için ‘alarm niteliğinde’ olduğunu belirten gazetecilerin ‘derin endişelerini’ dile getirdiği mektubu şöyle:

Türkiye’de son dönemde basına yönelik baskılara uluslararası basın temsilcileri ve dünyaca ünlü gazetecilerden tepki geldi.

35 BİN YAYINCIYI TEMSİL EDİYORLAR

120’nin üzerinde ülkede 35 bini aşkın yayıncıyı temsil eden Dünya Gazeteler ve Haber Yayımcıları Birliği (WAN- IFRA) ve Dünya Editörler Forumu’nun (WEF) yanı sıra en köklü basın özgürlüğü örgütlerinden Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ile Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), dünyaca ünlü 52 gazetecinin imzasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a mektup yazdı.

TEPKİ

Türkiye’de son dönemde basına yönelik baskılara uluslararası basın temsilcileri ve dünyaca ünlü gazetecilerden tepki geldi. 120’nin üzerinde ülkede 35 bini aşkın yayıncıyı temsil eden Dünya Gazeteler ve Haber Yayımcıları Birliği (WAN- IFRA) ve Dünya Editörler Forumu’nun (WEF) yanı sıra en köklü basın özgürlüğü örgütlerinden Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ile Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN), dünyaca ünlü 52 gazetecinin imzasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a mektup yazdı.

Türkiye’de yaşanan gelişmelerin basın özgürlüğü için ‘alarm niteliğinde’ olduğunu belirten gazetecilerin ‘derin endişelerini’ dile getirdiği mektubu şöyle:

NÜFUZUNUZU KULLANIN

“Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan; Türkiye’de basın özgürlüğüyle ilgili gitgide daha da kötüleşen koşullara ilişkin derin kaygılarımızı ifade etmek üzere yazıyoruz. Sizi, Türk ya da uluslararası basın mensubu olsun, gazetecilerin korunması ve herhangi bir mani olmadan çalışabilmeleri için nüfuzunuzu kullanmaya davet ediyoruz.

HÜRRİYET’E SALDIRI

Son iki ay içinde, gazetecilere yönelik saldırılar ve tacizler alarm verici boyutlara yükseldi. Bu olaylar şunları içeriyor: Hürriyet gazetesine yönelik gerçekleşen ve birincisi, Türkiye’de Meclis’in halihazırda üyesi olan bir milletvekili tarafından desteklenmiş olan iki saldırı, önde gelen gazeteci Ahmet Hakan Coşkun’a yönelik gerçekleşen fiziksel saldırı, bunu takiben (kendisine yönelik) hükümete ve Cumhurbaşkanı’na yakın basın kuruluşları tarafından başı çekilen organize tehdit kampanyaları, Cumhurbaşkanı’na yönelik eleştirileriyle bilinen Koza-İpek Medya Grubu’nun basılarak gruba el konulması, (hâlâ hapiste olan Muhammed İsmail Rasul dahil olmak üzere) Vice News için çalışan üç gazetecinin tutuklanması, gazetecilere karşı açılan davalar ve süregiden tutuklamalar. Bu göz korkutma ikliminde, aynı zamanda gazetecilerin temel işlerini yapabilmeleri için zorunlu olan teminatlardan yoksun bırakılmasına hizmet eden, gazetecileri zorbalığa ve hatta fiziksel saldırıya karşı savunmasız bırakan, (işlenen suçların) cezasız kalması kültürünün de endişe verici bir biçimde artması söz konusu.