1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. ÇOK EŞLİLİK MUHAFAZAKAR ZAMPARALIĞA KILIFTIR
ÇOK EŞLİLİK MUHAFAZAKAR ZAMPARALIĞA KILIFTIR

ÇOK EŞLİLİK MUHAFAZAKAR ZAMPARALIĞA KILIFTIR

"MİT teşkilatı fırıldakların merkezi olmuş...!" İlahiyatçı İhsan Eliaçık öyle çarpıcı açıklamalar yapmış ki; AKP'liler yine çok kızacak.

A+A-

Antikapitalist Müslümanların fikir babası İlahiyatçı İhsan Eliaçık Rotahaber'e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Milli İstihbarat Teşkilatının da hükümete çalıştığını ve fırıldakların merkezi olduğunu söyleyen Eliaçık; yeni şeyler söylemediğini, bilakis Kur'an'da yer alan ve yaşanmış doğru İslamiyet'i anlattığını özellikle vurguluyor ve ekliyor; "Çok eşliliği muhafazakar zamparalığa dini kılıftır"

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BÜTÜN FIRILDAKLARIN MERKEZİ OLMUŞ

-Sizin bir cemaat-ankebut ayrımınız var ki herkes okumalı.. Ancak ütobik bir cemaat tahayyülünüz var. Günümüz cemaatleri bu ütopyayı ne kadar karşılıyor? Peki Ankebut'u karşılayanlar kimler?

Ben ideal olanla yoldan çıkmış olanı karşılaştırıyorum. Ankebut Suresi var Kur’an’da. Örümcek ağı anlamına geliyor. Müslümanlar Medine’ye gelince Peygamber bir mescid açıyor. Orada hayyalelsalah diye okunduğunda bu haydi toplantıya gelin demektir. Geliyorlar namaz da kılıyorlar, toplantı da yapıyorlar. Mescidin kapıları açık. Kapıya kilit falan vurulmuyor. Peygamberin evi de orada. Peygamber’deki cemaat ortamı bu. Orada toplantı yaparken veya namaz kılarken kapı kapatılması gibi bir şey yok. Peygamber orada konuşuyor kapı açık. Yoldan o sırada geçen biri ne diyor bunlar diye merak ederse gelip aralarına karışıp dinleyebilir. Kapalı kapılar ardına çekilme yok.

Fiskos dolap çevirme yok. Aleniyet var açıklık var yalansızlık var. Tam gerçek cemaat bu. Fakat münafıklardan bazıları Peygamberin bu açık mescid ortamını terk edip toplantıdan sonra evlerde toplanıp bazı planlar dolaplar çevirmeye başlıyorlar. Kur’an’ın ankebut dediği bunlar. Örümcek yuvaları… Ağlarını örüyorlar… Plan yapıyorlar… Ne yapalım ne yapalım müşriklerle işbirliği mi yapalım diye düşünüyorlar. Peygamberin açıklık ve aleniyet ortamını terk edip buralarda toplanıyorlar. Ben işte bu tanımı kullanarak cemaat ve ankebut dedim.

Demek ki Peygamberin mescidinde olan şey cemaattir. Ankebut ise gizli dolap çevirme yalan dolan işler döndürme yeridir. Günümüzde baktığınız zaman eğer bir grup kapalı kapılar ardında dolap çeviriyorsa, diğerinin aleyhine plan yapıyorsa, kasetini çekelim şantaj yapalım diyorsa… Bunu devletin kendisi yapıyor şimdi. Bunu devletin kendisi yapıyor. Devletin istihbaratında adam fırıldak çeviriyor. Herkes gittikten sonra camiye bira kutusunu bırakalım. Sonra onu fotoğraflayalım camide içki içtiler diye yaygara koparalım dediler ve bunu yaptılar. Yeryüzü iftarları düzenleniyor. Adam plan kuruyor. Gideceksiniz iftarın kenarına ilişeceksiniz birayı sofranın kenarına koyacaksınız fotoğrafı çektireceksiniz gideceksiniz diyor… O fotoğrafı her yere yayacaksın…

İftarı birayla açmışlar diye… Bakın bunların hepsi ankebuttur işte. Plan kuruyor adam. Desise kuruyor. Ben şu anda hükümetin istihbarat teşkilatının tamamen hükümete çalıştığını ve fırıldakların merkezi haline geldiğini düşünüyorum. Fırıldak merkezine dönüştü. Bayrak indiren de onlar bayrağı yakanlar da onlar. Kabataş’ta başörtülü bacımı süründürdüler tezgahını ayarlayanlar da onlar. Camiye bira koyan da iftar sofrasına koyan da onlar. Hepsi bunlar aynı noktadan çevrilen fırıldaklar. Bunlar hepsi ankebuttur. Bunu ister devlet ister başka bir grup yapsın… 

ÇOK EŞLİLİK MUHAFAZAKAR ZAMPARALIĞA KILIFTIR

Çok eşliliği muhafazakar zamparalığa dini kılıf olarak yorumluyorsunuz. Bugün de çok yaşanıyor bu... Muhafazakarlar ise ellerinde olan bir hakkı kullandıklarını öne sürüyorlar. Nasıl hallolur bu mesele?

Muhafazakar zamparalığa dini kılıftır çok eşlilik. Benim görüşüme göre Kur’an’da çok eşlilik diye bir şey yoktur. Dörtle sınırlandırma diye bir şey de yoktur. Dörde kadar izin verme diye bir şey de yoktur.

Ne vardır öyleyse?

Teke indirme vardır. Kur’an’ın hitap ettiği toplum zaten çok eşli bir toplumdur. Peygamberin kendisi dahil sahabelerin bir çoğu çeşitli savaşlar neticesinde kadın nüfusunun fazla olmasından, kadınların çalışabileceği bir iş sahası olmamasından, kadın pazarları cariye pazarları kurulduğundan dolayı, savaşlarda esir güvencesi sağlayan teşkilat olmadığından dolayı çok eş almışlardır. Gidiyorsun savaşta bir yeri basıyorsun erkeklerini öldürüyorsun, kadınlarını götürüp pazarda satıyorsun. İslam’dan önce durum buydu. Böyle bir ortam yani. Bu ortamda Orta Arabistan poligaminin yani çok eşliliğin olduğu bir toplumdur. Kur’an, çok eşliliğin, efendi köle ilişkisinin olduğu, zengin yoksul arasındaki uçurumun had safhada olduğu, kadınların alınıp satıldığı, kölelerle aynı sofraya oturulmayan, faizle insanlara borç verilip ödemeyenlerin erkeklerinin köle yapıldığı, kadınlarının fuhuşhanelerde çalıştırıldığı, savaşta yenilince köle olduğun bir topluma gelmiştir.

Böyle bir topluma Kur’an-ı Kerim gelmiş. Bu toplumu efendi köle ilişkisinden arındıran, insanların azat edildiği, tek tek insanların Adem ile Havva gibi çiftler olduğu, zengin yoksul uçurumunun yok olduğu, herkesin elinin iş tuttuğu, kimsenin kimseyi sömürmediği, araya sınırlar ve sınıfların girmediği bir topluma dönüştürmüş… Yedinci yüzyılın katı feodal toplumunun içinde böyle bir toplum oluşturulmaya çalışılmış. Dolayısıyla Kur’an’da kölelik yoktur ama hitap ettiği toplumda vardı. Kur’an’da çok eşlilik yoktu ama hitap ettiği toplumda vardı.

Bir de erkeklerin örtüsünden söz etmek lazım. Biz erkekler hep kadınları örtmekle meşgulüz. Peki bizim zihnen tesettürümüz ne olacak?

Erkekler sorumlu hissetmiyor. Halbuki Kur’an’da “onlara söyle gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar” diyor. Bu emir hem erkeklere hem kadınlaradır. Bence gözlerini güzel bakmaya alıştırsınlar ve kendileri için meşru olmayan kadın ve erkekleri kendi anneleri bacıları kardeşleri gibi görsünler diye anlıyorum. Merhamet ve şefkatle baksınlar demektir. Bunun dışında Kur’an’da kadınlara üç şey daha söyleniyor. Konuşurken düzgün konuşsunlar diyor mesela. Yürürken cahiliye dönemi kadınları gibi yürümesinler diyor. Bir de dışarı çıkarken üzerlerine örtülerini alsınlar diyor. Bunlar erkeklerden fazla olarak kadınlara emredilmiştir.

Kadınları dövme meselesinde ne diyorsunuz peki?

Darb ayeti vardır Kur’anda… Bu dövmek değildir. Ben bunu geçici ayrılık olarak yorumluyorum. Kelimenin öyle bir anlamı var. Çağdaş Arapça’da da “darabe” kelimesi, yeryüzünde geçici olarak sefere çıktığınızda “darabtu fil’arz” deriz. Bir  yerden geçici olarak ayrılmak anlamına geliyor. İşte Kur’an’da kadınlarla ilgili olan ve dövme olarak algılanan ayet “evleri geçici olarak ayırmak” manasındadır. Kadın ve erkek arasındaki şiddetli geçimsizlik durumunda beş şey yapılması öneriliyor. Birincisi oturup konuşmak, ikincisi evde yatakları ayırmak, üçüncüsü evi ayırmak yani evden bir müddet ayrılmak, dördüncüsü hakemler çağırmak beşincisi ise talak  yani boşanmaktır. İşte darb dediğimiz şey bu beş aşamanın üçüncüsü olan evleri ayırmak yani kadın ve erkeğin bir süre farklı evlerde yaşamasıdır.

ROTAHABER

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.