1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. CHP Afişlerine AKP Sansürü
CHP Afişlerine AKP Sansürü

CHP Afişlerine AKP Sansürü

CHP’nin “Vatandaş vergisini veriyorsa hükümet de hesabını verecek” “Başbakan’a Çağrı: Sayıştay raporlarını TBMM’den gizleme. Millet iradesini hiçe sayma!” afişleri, Stroer – Kentvizyon şirketinden “Başbakan’ı fazla eleştiriyorsunuz, yumuşatın” gerekçesiyl

A+A-

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, yarın başlayacak bütçe görüşmeleri öncesinde vatandaşın dikkatini konuya çekerek hükümetin harcadığı bütçe için hesap vermesi gerektiği temalı reklam afişlerinin Stroer–Kentvizyon şirketi tarafından sansüre uğradığını bildirdi. CHP’nin “Vatandaş vergisini veriyorsa hükümet de hesabını verecek” “Başbakan’a Çağrı: Sayıştay raporlarını TBMM’den gizleme. Millet iradesini hiçe sayma!” afişlerinin şirket tarafından “Başbakan’ı fazla eleştiriyorsunuz, yumuşatın” gerekçesiyle kabul edilmediğini belirten Umut Oran, “Cumhuriyet Halk Partisi’ne hangi ilanı hangi şekilde hazırlayacağını söylemek hiçbir ticari şirketin haddi de değildir, hakkı da değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin söylemine şirketler karar veremez. Bir ticari şirket sansür kurumu olamaz.  AKP’ye yakınlığı bilinen, konumu itibariyle de piyasada hakim durumda olan bu şirket siyasi söyleme karışma cüreti göstermiştir” dedi.

CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, afişlerle ilgili sansür uygulamasını yazılı açıklama yaparak duyurdu. Konuyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi de veren Umut Oran’ın açıklaması şöyle:

Şeffaf devlet hesaptan kaçmaz

"2014 Mali Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmeleri, Meclis Genel Kurulu'nda yarın başlayacak ve 20 Aralık 2013 tarihine kadar sürecek. Bu görüşmeler halkımız için çok önemli bir hakla “bütçe hakkıyla” ilgili. Bu ülkede yaşayan herkes vergisiyle finanse ettiği devletin neyi, nereye harcayacağını ve neyi, nereye harcadığını bilmek hakkına sahip. Açık, şeffaf, vatandaşına hesap veren bir devlet bu görüşmelerin olabildiği kadar açık yaşanması için de elinden gelen her şeyi yapar. Halktan saklanmaz, halktan kaçmaz, halkın parasını nasıl harcadığını açıkça anlatır. AKP ise hesap vermekten kaçıyor. Sayıştay’ın yetkilerini kısıtlıyor, kamu bütçesinin nasıl harcandığını, yetimin hakkının nereye verildiğini kamuoyundan saklamaya çalışıyor.

AKP halka hesap vermeli

Bu yüzden AKP’yi halka hesap vermeye çalışan bir kampanya başlattık. 2 Aralık’ta Ankara, İstanbul ve İzmir’de açık hava panolarını kiralayan şirketle (Stroer – Kentvizyon), iletişime girdik.  9 Aralık 2013 tarihinden itibaren 1 hafta süreyle bu şehirlerde açık hava panolarında ilan yayınlamak istediğimizi, müsait olup olmadığını sorduk. İlanların yayınlanmasına uygun olduklarını söylediler.

Ben vergimi veriyorsam Başbakan da hesap verecek

Kampanya görsellerini hazırladık. Bunları gönderdik. Ne vardı bu afişlerde? Örneğin bir işçi şöyle diyordu: “Ben vergimi veriyorsam, Başbakan da hesap verecek”

“Başbakanı fazla eleştiriyorsunuz, yayınlayamayız”!

Açık hava panolarını kiralayan şirket bu ilanlarımızı yayınlamaktan kaçındı. Yazılı olarak bize hiçbir gerekçe sunmadılar. Sözlü olarak ilanlarımızı hazırlayan temsilcilerimize şu gerekçeyi gösterdiler: “Başbakanı fazla eleştirdiği için biz bu ilanları yayınlayamayız.”

Bir şirketin haddi de hakkı da değildir

Öncelikle, Cumhuriyet Halk Partisi’ne hangi ilanı hangi şekilde hazırlayacağını söylemek hiçbir ticari şirketin haddi de değildir, hakkı da değildir . Cumhuriyet Halk Partisi’nin söylemine şirketler karar veremez. Ticari şirketler bir siyasi partinin söylemine müdahale etme hakkını kendinde göremez. Bir ticari şirket sansür kurumu olamaz.

Hakim durumunu kötüye kullandı

AKP’ye yakınlığı bilinen, konumu itibariyle de piyasada hakim durumda olan bu şirket siyasi söyleme karışma cüreti göstermiştir. Bu şirket böylelikle piyasadaki hakim konumunu siyasi rekabeti engelleyici ve bozucu bir şekilde düzenlemek için kullanmıştır. Bu alenen ticaret hukukuna aykırıdır, ayrımcı bir uygulamadır.

Başbakan ve adamları yönlendirmiştir

Bu şirket bu tavırda bulunmaya kendi de karar vermiş değildir. Başbakan ve adamları tarafından yönlendirilmiştir. Böylelikle Başbakan bu şirket üzerinden siyasi propaganda yapılmasını engellemiş, bir siyasi partinin siyasi faaliyetini ahlaksız ve hukuksuz bir yolla engelleme yoluna gitmiştir.

12 Eylül gibi, bugün kontrol Erdoğan’da

12 Eylül döneminde sıkıyönetim rejimi ilanları kontrol ediyordu. Bu ilanlar ancak “ görüldü ” damgasıyla yayınlanıyordu. Bugün de Türkiye’deki açık hava ilanlarını Erdoğan kontrol ediyor. Bu yalnızca CHP’ye ve diğer muhalefet partilerine de yapılmıyor. Birçok ticari şirketin de reklamı yayınlanamıyor, ilana çıkmaları engelleniyor, ilanları denetleniyor.

Demokrasilerde siyaset özgürdür

Demokratik hiç bir ülkede böyle bir şey düşünülemez.  Demokratik ülkelerde siyaset özgürdür. Siyasi partiler hukuk çerçevesinde serbestçe faaliyetlerini yürütürler. Eğer siyasi özgürlük yoksa siyasi partiler arasında adalet yoksa, devletin imkanları tek bir partinin çıkarları için alabildiğine kullanılıyorsa orada hukuk devletinden değil parti devleti anlayışından bahsedilir. Orada demokrasi yoktur, orada bir diktatörlük vardır.

Erdoğan diktatörler gibi bütçeyi hesapsız kullanmak istiyor

Erdoğan bütçe görüşmelerinden halkın bilgi sahibi olmaması için bu yöntemi tercih etmiştir. Erdoğan bütçe görüşmelerini ve parasını halkın ödediği bütçeyi halktan kaçırmak isteğindedir.   Bütün diktatörler gibi Erdoğan da halkın parasını, kendi çıkarları içini, kimseye hesap vermeden kullanmak,  milletin parasıyla keyfi bir şekilde ülkeyi yönetmek istiyorlar. Biz izin vermeyeceğiz.

Sorun sadece CHP’nin sorunu değildir

Sorun sadece CHP’nin sorunu değildir. AKP bütün temel hakları adım adım yok etmiştir. Hukuk devleti ilkesi zedelenmiştir. Kamuoyu adına iktidarı denetleyen basın baskı altına alınmıştır. Millet adına devlet bütçesini denetleyen Sayıştay başta olmak üzere tüm yargı kurumları işlevsiz hale getirilmiştir. Erdoğan rejiminde siyasal haklar da yok edilmiş, siyaset yapma özgürlüğü da ortadan kaldırılmıştır. Bu manzara dört dörtlük bir diktatörlük manzarasıdır.  Bu diktatörlüğün aracı olmaktan çekinmeyen ticari işletmeler de haddini aşmış, hakim durumlarını bile siyasi sansür ve yasak için kullanma noktasına gelmiştir.

Her alanda mücadele edeceğiz

Herkesin şunu çok açık bir şekilde bilmesi lazım. Hangi yol ve yöntemi uygularlarsa uygulasınlar biz bu çakma diktatörlük rejimine asla geçit vermeyeceğiz. Her alanda, her şekilde, hukukun uygun gördüğü tüm yöntemlerle bu diktatörlük rejimiyle mücadele edeceğiz . Bu rejimin kuklası konumundaki şirketler de hukuk önünde bunun hesabını verecekler. Bugün “kurtarırız” diye düşünüyorlarsa bugünün bir yarını olduğunu da kimse unutmamalıdır.

Yüce Divan’a yeni bir sayfa eklendi

Erdoğan sansürcü, yasakçı, ayrımcı bu eylemiyle “Yüce Divan” dosyasına yeni bir sayfa eklemiştir. Hukuku çiğnemiş, parti devleti anlayışını göstermiş, adil siyasi rekabet olanağını yok etmiştir. Diktatörün demokrasiye karşı işlediği bu suç da hem tarih hem de halkın önünde yargılanmayı bekleyecektir.

Erdoğan da hesap verecek

Erdoğan ne yaparsa yapsın, halkımız kendi ödediği bütçenin nasıl çarçur edildiğini, haram sofralarında nasıl yenildiğini öğrenecek. Memurlar, emekliler, işçiler, emekçiler, girişimciler nasıl vergilerini ödüyorsa Erdoğan da hesap verecek!"  

Soru önergesi de verdi

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın başbakan Erdoğan’a yönelttiği soru önergesinde de, “TBMM’deki 2014 bütçe görüşmeleri hakkında 9 Aralık 2013 tarihinden itibaren Ankara, İstanbul ve İzmir’in açık hava panolarında duyurulacak olan CHP’ye ait ilanların yayınlanması siyasi bir takım sebeplerle engellenmiş, ilgili firma yetkilileri tarafından ilanlarımızı hazırlayanlara “Başbakan’ın eleştirilmemesi” gerektiği söylenmiş ve sansüre uğratılmaya çalışılmıştır” görüşüne yer verildi.

RP’lilerin kurduğu şirket

Umut Oran’ın önergesinde, Erdoğan’a yöneltilen sorular şöyle:

- 1994 yılında Refah Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte İnterpan Reklamcılık firmasını kurar kurmaz, Belediye Başkanı olduğunuz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden billboard işletme işini alan, 20 yıldan fazla süredir tanıdığınız, Stroer – Kentvizyon firması CEO’su Murat İlbak’a bu ilanların yayınlanmasının engellenmesi yönünde yazılı veya sözlü bir talimatınız oldu mu? Bu talimatınızın gerekçesi nedir?

Engelleme talimatını siz mi verdiniz?

- Murat İlbak’ın ortağı olduğu “İnter Tanıtım Hizmetleri” firması "İlan panolarının yandaş firmalar kollanıp tekelleşme yaratıldığı” gerekçesiyle   Rekabet Kurumu’na şikayet edilmiş midir? Rekabet Kurumu bu şikâyet üzerine yaptığı inceleme sonucunda bu şirkete ceza vermiş midir? Yandaş firmalar yerine yandaş partilerin korunup, kollanması yoluyla siyasi rekabetin ihlal edilmesi yönünde şirket hakkında bir şikâyet bulunmakta mıdır?

Kamu ihalesi aldı mı?

- İletişim, Medya, İnşaat, Baskı Teknolojileri, Madencilik ve Turizm alanında faaliyetlerini sürdüren Ticaret Siciline 451361 numarasıyla kayıtlı, İlbak Holding Anonim Şirketi  2002 – 2012 yılları arasında hangi kamu ihalelerini kazanmıştır, bu ihalelerin bedelleri nedir, aldığı ihale konusu işleri eksiksiz teslim etmiş midir?

KİK’in yasaklama kararı var mı?

- Söz konusu şirket hakkında KİK’in bugüne kadar aldığı bir yaptırım, ihaleye girmekten yasaklama kararı var mıdır, varsa içeriği nedir? Maliye Bakanlığı’nca bu şirkette bugüne kadar herhangi bir inceleme yapıldı mı, yapıldıysa sonucu ne olmuştur, verilen herhangi bir ceza var mıdır, varsa cezaların içeriği nedir?


@eyraeyup

Kaynak: Cumhuriyet

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.