1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. BBC ERDOĞAN'I DÜNYAYA BÖYLE REZİL ETTİ
BBC ERDOĞAN'I DÜNYAYA BÖYLE REZİL ETTİ

BBC ERDOĞAN'I DÜNYAYA BÖYLE REZİL ETTİ

.

A+A-

DÜNYACA ÜNLÜ BBC ERDOĞAN'I DÜNYAYA BÖYLE TANITTI
 
İngilizlerin dünyaca ünlü haber Kuruluşu BBC, Türkiye'de ki basın özgürlüğü durumunu tüm dünyaya böyle anlattı. Sosyal medya ve çeşitli kuruluş ve kişilerinde görüşlerine de yer verilen ve sayfalarca tutan BBC'nin ibretlik bu haberini, başkaca bir yorum yapmadan aynen yayınlıyoruz.


Basın özgürlüğünde 'kırık karne': Sosyal Meydan

  1. Türkiye'deki basın özgürlüğü konusunda yaşanan sorunlara ilişkin eleştiriler giderek artıyor.

    Geçen yıl Türkiye'yi en büyük 'gazeteci hapishanesi' olarak niteleyen Gazetecileri Koruma Örgütü'nün ardından Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, bu yıl hazırladığı indekste Türkiye'nin Batı demokrasilerinin çok uzağında bir 'basın özgürlüğü' karnesine sahip olduğunu ortaya koydu.

  2. Sosyal Meydan'da, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarını ele alıyoruz. Sizlerin de katılımını bekliyoruz.

    BBC Türkçe'ye Twitter üzerinden @bbcturkce ve @canli_bbcturkce

    Facebook üzerinden de https://www.facebook.com/bbcturkceservisi adresleri üzerinde ulaşabilirsiniz.

  3. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün yıllık indeksi ve raporunda yer alan Türkiye'ye ilişkin tespitlerde Gezi olayları sırasında gazetecileri hedef alan uygulamalara da ciddi eleştiriler yöneltiliyor. Raporun ayrıntıları için linke tıklayın.

  4. AKİF BEKİ: KALEMLE SİLAHI AYIRT EDEMİYORLAR

    RSF gibi kuruluşların raporlarını güvenilir bulmayanlar da var.

    Hürriyet yazarı Akif Beki, bu raporların "üstünkörü" şekilde hazırlandığını söylüyor.

    "Kalemle silahı ayırt edemiyorlar" diyen Beki, kimi durumlarda, 'terör' veya başka suçlamalarla tutuklanan kişilerin de 'gazeteci' olarak sayılmasını eleştiriyor.

    Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eski basın danışmanı olan Beki, diğer yandan da, Türkiye'de basın özgürlüğü sorunu olduğunu herkesin kabul ettiğini belirtiyor.

    "Türkiye'de tutuklu gazeteci var mıdır diye sorarsanız, yoktur demem" diyen Beki, tutuklu bulunan bazı gazetecilerin durumunun sahiden tartışılması gerektiğini dile getiriyor.

  5. RAPOR NASIL HAZIRLANIYOR?

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) yayımladığı yıllık Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülkeyi mercek altına alıyor.

    Bu değerlendirme esas olarak, dünyanın dört köşesindeki sivil toplum örgütlerine, gazetecilere, araştırmacılara, insan hakları savunucularına ve 150 RSF temsilcisine gönderilen bir anket formuna dayanıyor.

    Sorularla öncelikle o ülkede öldürme, tutuklama, sürgün vb. yollarla susturulmak istenen gazetecilerin sayısı belirleniyor. Uzmanlara gönderilen sorularla da, söz konusu ülkedeki yasal düzenlemelerin basın özgürlüğü üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılıyor.

    Anket sonucunda ülkelere şu 6 kriter üzerinden, 0-100 aralığında puanlar veriliyor:

    • Çoğulculuk,
    • Medya bağımsızlığı,
    • Çalışma ortamı ve otosansür,
    • Yasal çerçeve,
    • Şeffaflık,
    • Altyapı.

    Bu 6 kriterin yanı sıra, RSF o ülkede bir yıl içinde gazetecilerin karşılaştığı şiddet olaylarını derleyerek, 0-100 arasında bir puan veriyor.

    En sonunda, elde edilen 6 kriter puanına ve şiddet değerlendirmesine ilişkin puana çeşitli ağırlıklar verilerek ülke puanı hesaplanıyor.

    RSF internet sitesinde, hesaplama formülü şöyle aktarılıyor:

  6. Türkiye uluslararası insan hakları örgütleri tarafından ifade ve basın özgürlüğü konularında sıklıkla eleştirilen ülkeler arasında.

    Ancak özellikle Gezi olayları sırasında hem alandaki gazeteciler hem de basın kuruluşları baskılara hedef olmuşlardı.

    Gezi olaylarını izlerken kendisi de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçektarafından hedef gösterilen BBC Türkçe'den Selin Girit, Türk basınını ve basın özgürlüğünü mercek altına alan bir belgesel hazırladı.

  7. Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi: Türk medyası baskı altında

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye'nin 154. sırada olmasını "hazin" olarak nitelendirdi.

    BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Önderoğlu, Türk medyasının militarist bir düzlemden daha politik bir düzleme kaydığını söyledi. Sansür ve oto sansürün Türk medyasında yaygın bir uygulama olduğunu dile getiren Önderoğlu şöyle konuştu:

    "Türk medyası siyasi ve hükümetin desteklediği finansal bir gücün hegemonyası altına girdi. Yoğun editoryal müdahale var. Gazeteciler kamu makamlarının fiziki ve sözlü saldırısı altında. Gazetecilerin tutuklanmaları yoğun bir tartışma konusu. Editoryal bağımsızlığı ve araştırmacı gazeteciliği sıfırda tutan bir yapı söz konusu. Bu sorunlar olduğu sürece Türkiye'de basın özgürlüğünden bahsedilemez."

    Önderoğlu, yazı işlerinin dış etkilerden kurtarılması için örgütsel bir yapıya ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Önderoğlu, "gazetecilerin korunması için yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Bunun dışında başta yargı gücü olmak üzere kamu makamları gazetecinin rolünü, gazeteciliğin işlevini ve halkın haber alma hakkını içine sindirmesi gerekir" dedi.

  8. Altaylı: Medyaya baskıyı herkes biliyor

    Geçtiğimiz haftalarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı gazete ve televizyon kanallarına doğrudan arayarak müdahale ettiğine yönelik ses kayıtları internete düştü.

    Müdahale edildiği iddia edilen gazetelerden Habertürk Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, herkesin medyaya baskı yapıldığını bildiğini söyledi.

    Altaylı, “Ses kayıtlarının ortaya çıkmasıyla medyaya yönelik baskı somut olarak herkes tarafından görüldü” dedi.

  9. Çandar: Alo Fatih dönemi, 28 Şubat’tan daha beter

    Radikal gazetesi yazarı Cengiz Çandar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Habertürk yetkilisi arasında geçtiği iddia edilen konuşmalara atıf yaparak, ‘Alo Fatih’ damgasının Türkiye’nin bir döneminin üzerinden silinmeyeceğini belirtti. Çandar, Radikal Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde şöyle yazdı:

    “Adaletsizliğin, zulmün, haksızlığın, hukuksuzluğun, Roboski’lerin, yolsuzlukların, rüşvetin örtülmesi için ‘Alo Fatih’ döneminden başka çare yoktu. 28 Şubat’ı ‘hedefte’ yaşamış ve önce ‘sansürlenmiş’ ve sonra işini kaybetmiş birisi olarak bunun böyle olduğunun gayet iyi farkındayım. Fakat hiçbir dönem, böylesine rezil bir ‘Alo Fatih’ dönemi olmamıştı. “28 Şubat’tan beter bir dönem yaşadın mı bu ülkede” diye bana sorsalar, tereddütsüz, “Bu dönem” derim, ‘Alo Fatih’ dönemi...”

  10. TGC: Başbakan gazeteci azarlama alışkanlığından vazgeçmeli

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Zaman gazetesi muhabirini hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. TGC yaptığı yazılı açıklamasında gazetecilerin nasıl soru sorması gerektiği konusunda uyarılmasının çağdaş demokrasi ile bağdaşır bir tutum olmadığını belirtti. Açıklamada şöyle denildi:

    “İktidarın gazetecilere yönelik hedef gösterme, itibarsızlaştırma, soru sordurmama alışkanlığını endişeyle izliyoruz. İktidarı eleştiren yayın organlarına akreditasyon uygulanmasının, haber almalarının engellenmesinin her gün bir yeni örneğiyle karşılaşıyoruz. Başbakanın hoşlanmadığı her haber için medya kuruluşlarının aranıp haberin yayından kaldırtılması, açıkça ‘Bu tür şeyleri de öğretmek zorundayız’ denilmesi demokrasi adına vahim bir durumdur.”

  11. Türk ve İspanyol başbakanlarının dün Ankara'daki ortak basın toplantısında dikkatleri toplayan isim, Zaman gazetesi Başbakanlık muhabiri Ahmet Dönmez oldu.

    Dönmez, soru sorarken her iki ülkedeki yolsuzluk iddialarını hatırlattı. Ayrıca, Başbakan Tayyip Erdoğan'a, Fas'ta bulunduğu sırada Habertürk televizyon kanalı yetkilisini arayarak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sözlerini aktaran altyazının kaldırılmasını istemesine ilişkin telefon görüşmesi kaydını sordu.

    Erdoğan, Urla villası ve Sabah-ATV satışı iddialarının kendisiyle değil, işadamlarıyla ilgili olduğunu söyledi.

    Gazeteciye bakarak sert bir ses tonu kullanan Erdoğan, Habertürk yetkilisine "hatırlatmada" bulunduğunu belirterek şöyle dedi: "Hatırlatmayı yaptığım şahıslar da altyazı ile alakalı olarak bize yapılan hakaretlerle ilgili, yurtdışında olan bir başbakana karşı bu tür hakaretlerin yapıldığı bir konuşmayı kalkıp kendilerine söyledim. Kendileri de gerekli uygulamayı yaptılar."

    Başbakan, yanıtının sonunda Dönmez'e ''Bunları patronlarına, söyleyecek irade sende yok” dedi.

    Dönmez'in sorusu ve Erdoğan'ın karşılığı, sosyal medyada yaygınca tartışıldı.

  12. Gazeteci örgütlerinden ‘mesleğe sahip çık’ çağrısı

    Türkiye’deki gazeteci örgütleri basına yönelik iddiaları ve Fatih Altaylı’nın itiraflarını kınamak için toplantı çağrısı yaptı. İçinde Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası dâhil 9 gazeteci örgütünün bulunduğu Gazeteci Meslek Örgütleri Platformu (G-9), Cumartesi günü toplantı çağrısı yaptı. G-9 platformu dönem sözcüsü Doğan Tılıç, “Mesleğimize sahip çıkacağız. Meslektaşlarımızı, basın ve ifade özgürlüğünden yana olan dostlarımızı dayanışma için çağırıyoruz" dedi.

  13. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Zaman gazetesi muhabirini hedef alan açıklamaları Türkiye'de basın özgürlüğü kapsamında tartışıldı. Erdoğan, geçtiğimiz aylarda Finlandiya ziyareti sırasında düzenlenen basın toplantısında, öğrenci evleri konusunda yaptığı açıklamalarla ilgili bir soru soran Finlandiyalı gazeteciye, "Değerli arkadaşımı birileri herhalde özel olarak görevlendirmiş" diyerek tepki göstermişti.

  14. AKP Genel Başkan Yardımcısı Türel: Gazeteci aramak baskı değil, kanaattir

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel, siyasilerin gazete yöneticisine 'Bunu yazın, bunu yazmayın” demesinin baskı olmadığını söyledi. CHP ve MHP yöneticilerinin de benzer şekilde basın yöneticileri ile temasta olduğunu iddia eden Türel, “Bu baskı mıdır? Gazeteci dinler dinlemez, kendi takdiri. Bu kanaattir, bu kanaat belirtilir” dedi.

  15. Geçtiğimiz hafta TBMM’de onaylanan yeni internet yasasının Türkiye’de ifade özgürlüğünü ve interneti sınırlandıracağı yönünde kaygılar var.

    Yeni düzenlemeyle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı doğrudan internet içeriğine erişim engellemesi yapabilecek.

    Birçok kuruluş Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yeni internet yasasını veto etmesi çağrısı yapıyor. Vagus.tv internet sitesinin kurucu Serdar Akinan de hükümetin interneti kontrol altına almaya çalıştığını düşünüyor.

  16. Böylece Sosyal Meydan'ın sonuna geldik.

    Katkıda bulunan bütün okurlarımıza teşekkür ediyoruz.

    Bir sonraki tartışmamızda buluşmak üzere, hoşçakalın.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.