1. YAZARLAR

  2. Mustafa Yıldırım

  3. BAŞIMIZA GELENLERİN KÖKÜ DEĞİŞMEDİ
Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

BAŞIMIZA GELENLERİN KÖKÜ DEĞİŞMEDİ

A+A-
 
Her seçimden sonra şaşkınlık! İyi de, koşullar değişmemiş, hatta daha da ağırlaşmışsa sonuçlara şaşırmak gereksiz!
Öyleyse, sızlanmak yerine her yurttaş, o koşulları değiştirmek için uğraşmamalı mı? 
Uğraşmazsan, sana dayatılanı değiştirmezsen ezilip gitmen de olağan! 
O lider bu ekran yıldızı, şu bilmem ne başkanının hoşa giden sözleriyle keyiflenmekle yetinirsen sonu da işte öyle olur.
Yine sabrınıza sığınarak, bir seçim öncesinde yazdıklarımı aşağıya alıyorum. Tarihini kaldırdım;. Okur dilediği tarihi, dönemi düşünmekte özgür.

"Yeniden düşünmek için, operasyonların temelini sıkıcı olsa da yinelemekte yarar var. Biraz özenle düşünülürse canlı örneklerin, olayların içinde yaşamakta olunduğu kolayca anlaşılabilecektir.

Ulusal devletin yıkım koalisyonu içinde yer alanların düşünmesi de dirimsel önemdedir:

Son elli yıldır, ülkelerin içişlerine, ittifak anlaşmalarıyla yön veren egemen devlet yönetimi, kendisine rakip gördüğü sosyalist düzenler yıkılmaya yüz tutunca, artık kimliği ve yapısı ne olursa olsun devletlerin egemenlik alanı içinde, açıktan paralel egemenlikler yaratmakta bir sakınca görmemektedir.

Bu tutum, halkın şu ya da bu demokratik ve bağımsız örgütlenmesiyle ya da demokratik örgütlere verilen uluslararası destekle karıştırılmamalı.

 

Yabancı devletin, bir ülkenin içinde örgütler kurmasının, eski örgütleri, sendikaları, odaları yönlendirmesinin, onlardan raporlar almasının, bu raporlara göre o ülkeye yön vermesinin bir tek anlamı olabilir: O ülkede var olan devlete paralel, merkezi dışarıda bir yönetim oluşturmak...

 

Uygulamada ülkeden ülkeye küçük değişiklikler gösterse de, ana program değişmiyor:

 

İçine sızılan devletin, bürokratlarının da yardımıyla, yaygın bir 'medyatik' ve 'entelektüel' yedek güç operasyonuyla, Amerikalıların ' manufacturing public perception' dedikleri, 'kamuoyunun algılama dizgesini üretme' sürecinde, aşamalar bir bir geçiliyor. 'Algılama dizgesi üretimi' sonucunda, o ülke insanları, aslında kendilerine benimsetilmiş olan düşünceleri, ya da eylem planlarını, bizzat kendi kurumlarının, kendi beyinlerinin ürünüymüş gibi algılayıp, eyleme geçiyorlar.

 

1) Kamuoyu oluşturucuları ­bizdeki adlandırmayla- aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına yönelik, içerde ve dışarıda, masrafları karşılayarak, konferanslara çekmek. Katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve 'düşünce ve örgütlenme' özgürlüğü başlığı altında yeniden yapılanma düşüncesini benimsetmek.

 

2) ... uzaktan yönlendirilebilecek bir ilişkiler ağı altında insan hakları dernekleri ve benzeri örgütlenmelerin kurulması,

 

3) Yeni propaganda aygıtlarının (radyo, gazete, dergi, televizyon, video yayını) devreye sokulması.

 

4) Casuslar yerine yayın muhabirleriyle yerinden bilgi elde etmek için yaygın bir yayıncı eğitim programının gerçekleştirilmesi,

 

5) ...konferansların çoğaltılması. Yerel vakıf ve 'think tank' derneklerinin kurulması,

 

6) İşadamları derneklerinin, sendikaların kurulması, var olanların içine bilim danışmanlarıyla sızılması. Siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak kadroların yönlendirilmesi, gençliğin 'düşünce özgürlüğü' ve 'siyasi katılımcılık' propagandasıyla örgütlenmesi,

 

7) Etnik ayrılıkları güçlendirmek... ulusal ve bölgesel tarihin bütünleştirici özelliklerinin azımsanılarak, yerel tarih, yerel kültür araştırması adı altında en eskiye özlem yaratılması,

 

8) Kitlelerin akıl denetimlerini ele geçirmek üzere yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirmeyle tarihsel devlet kurumlarının ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumların yıpratılması, toplumsal kimliği karıştırmak için tarihsel ve toplumsal gelişim gerçeklerini tahrif ederek, yeni kimlikli topluluklar yaratılması

 

Şimdilik burada bırakıyorum. Geri kalan 11 maddeye ve ayrıntılara kitaplardan (Sivil Örümceğin Ağında - Ortağın Çocukları, The General) bakılabilir.

Şimdi bu çalışmalara, CIA, BND, MI6, MOSSAD, EOKA-ATİNA, SAWAMA, VEVAK vb. operasyonel kurumların içerde (devlet içinde ve halk arasında) kurdukları şebekeyi eklersek şu sorulara ve benzerlerine yanıtları daha kolay bulabiliriz:

 

Şu parti birlikteliği niçin oluşmadı?

 

Şimdi nasıl oldu da böyle bir muhalefet çıktı?

 

Bu medya organı birdenbire nasıl düşünce değiştirdi?

 

Durup dururken ulusal güçleri zayıflatacak bu cinayet neden işlendi?

 

Şu iş adamının önü nasıl da açıldı?

 

Şu bizim genel başkanın kararlarını, seçim propaganda tekniklerini kim etkiliyor?

 

Ve hepsinden daha önemlisi halkın düşüncesi ulusallık temelinden nasıl koptu?

 

Vs. vs"

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.