1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. BARZANİ’NİN PETROLÜ DE İSRAİL’E GİTMİŞ
BARZANİ’NİN PETROLÜ DE İSRAİL’E GİTMİŞ

BARZANİ’NİN PETROLÜ DE İSRAİL’E GİTMİŞ

Üstelik Türkiye’den gitmiş…

A+A-

The Wall Street Journal’ın haberine göre; Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) yeni döşediği boru hattıyla Türkiye üzerinden dünyaya gönderdiği petrol, Iraklı 6.5 milyon Kürt için kendi ülkelerini kurmak yolunda önemli bir adım. Özellikle de Irak'ın halifelik ilan eden İslam Devleti'ne karşı ülkenin kuzeyini savunmaya çalıştığı bir dönemde.

Ancak Irak Hükümeti, ABD'nin de desteğiyle, Kürtlerin pazarladığı bu petrolü milli kaynaklarının çalınması ve ülkenin egemenliğine bir saldırı olarak görüyor. Iraklı yetkililer bir yandan Kürtleri ihanetle suçlarken, diğer yandan ise Kürt bölgesinden çıkarılan petrolü almayı düşünen herkese karşı dava açma tehdidinde bulunuyor.

İLK TANKER FAS'A DEMİR ATTI

Tüm bunlar yaşanırken, Kürt petrolüyle dolu ilk tanker United Leadership Akdeniz'de iki hafta zigzag çizdikten sonra, kargosuyla birlikte Fas kıyılarına demir attı. Haziran'dan bu yana birer milyon varil Kürt ham petrolünü taşıyan 3 tanker daha Türkiye'den ayrılırken, sadece bir kargonun satışı gerçekleştirildi. Satışın ardından 'büyük petrol geliri' olasılığıyla cesaretlenen IKBY Başkanı Mesut Barzani, bu ay bağımsızlık için referandum sözü verdi ve en üst düzey danışmanlarını Beyaz Saray'a gönderdi.

Ancak Irak Kürdistanı'nın petrol satış yöntemine bakıldığında, IKBY'nin uluslararası enerji piyasalarında önemli bir oyuncu olma konusunda önündeki engeller de ortaya çıkıyor.

Örneğin dünyanın önde gelen petrol şirketleri ve rafinerileri, Irak hükümetinin Devlet Petrol Pazarlama Organizasyonu (SOMO) ile mevcut bağlarını koparmamak için IKBY ile ticaret konusunda çekimserler.

Günlük 2,5 milyon varillik petrol ihracatıyla dünya petrol arzının yüzde 4'ünü sağlayan SOMO, halen Kürdistan ham petrolünü satın alanları açıkca kara listeye almakla tehdit ediyor.

SOMO'nun baskılarının yanında ABD de Kürtlerin petrol hamlelerinin Irak'ta dengeleri bozabileceğini ve bunun daha sonra ülkenin parçalanmasına sebep olabileceğini düşünüyor. Öyle ki, Batılı, Kürt ve Türk yetkililere göre, Washington perde arkasında petrol satışlarını engellemek için diplomatik baskı dahi yaptı.

Aslında İran, Suriye ve Türkiye, sınırları içerisinde yaşayan yaklaşık 31 milyon Kürt nüfus nedeniyle Kürtlerin devlet kurmasına uzun süredir karşı çıkıyor. Her üç devlet de, bu durumun sınırları içerisindeki Kürtlerde ayrılıkçı duygular uyandıracağını düşünüyor.

Nitekim İranlı liderler Kürdistan'ın Irak'tan ayrılması durumunda bunun ciddi sonuçları olacağı uyarılarında bulunuyor. Ayrıca Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi, bağımsızlığın oylanmasının Irak'ın feci bir şekilde bölünmesine ve cihatçı militanların eline daha fazla güç geçmesine sebep olacağını söylüyor.

ENDİŞELER ANKARA'YA MANİ OLMADI

Fakat bu endişeler Türkiye'de de 30 yıllık çatışmaları sona erdirmek için Kürtlerle çözüm süreci başlatan Ankara'ya mani olmadı. Atılan adımların arkasında ise Türkiye'nin enerjiye aç ekonomisi için petrol ve doğal gaz kaynaklarını güvence altına almak yatmakta.

Tüm bu gelişmeler esnasında, Kürt petrolünün ilk sevkiyatı bağımsız bir devlet kurmak isteyen IKBY liderlerinde umutların doğmasına yol açtı. Kuzey Irak yönetimi'nin kontrolündeki bölgede 45 milyar varillik petrol, 6 trilyon metre küplük de doğal gaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor.

"Kürtler bahsi ikiye katlayan bir kumarcı gibi," diyen Londra merkezli araştırma danışmanlık şirketi Energy Aspects'in analisti Richard Mallinson konuyla ilgili olarak, "Ya büyük kazanacaklar ya da büyük kaybedecekler," ifadesini kullandı.

Irak'ın kaosundan yeni bir enerji üreticisinin doğma ihtimali aynı zamanda diplomatik bir değişime de ışık tuttu. Iraklı Kürtler, ABD müttefikleri Türkiye ve İsrail ile bağlarını giderek kuvvetlendiriyordu.

Bu değişim Washington'un bazı Orta Doğu politikalarını tehdit ediyor. Bölgedeki diplomatlar ABD'nin politikasının Başbakan Nuri el Maliki'nin hükümetini ön planda tutarak Irak'ın bütünlüğünü korumak olduğunu ifade ediyor. Bu konuda ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Edgar Vasquez, "Irak'ın enerji kaynakları tüm Iraklı insanlara ait ve bu yüzden bu kaynakların idaresi konusunda Irak'taki federal hükümet ve bölgesel yönetimlerden bir anlaşmaya varmalarını istedik," açıklamasını yaptı. Ayrıca Vasquez ABD'nin federal hükümetin onayı olmadan yapılan tüm petrol satışlarında alıcıları potansiyel hukuki risklere karşı uyarmaya devam edeceklerinin de altını çizdi.

Kürtlerin uluslararası petrol satışlarının mimarı IKBY Doğal Kaynaklar Bakanı Aşti Hawrami, "ABD bizim petrol tankerimiz yerine güvenliğe odaklanmalı. Karar verdiğimiz politikayı uygulamaya devam edeceğiz ve en iyi seçenek herkesin bu gerçeği kabul etmesidir," açıklamasında bulundu.

Konuya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre, aslında United Leadership'in denize açılmasından aylar önce IKBY ve Bağdat yönetimi arasında ABD aracılığıyla gerçekleştirilen görüşmelerde anlaşmaya çok yaklaşılmıştı.

Masadaki anlaşma, 2009'da yürürlüğe giren ve IKBY'ye devlet bütçesinin yüzde 17'sini devreden bir yasaya ek olarak uygulanacaktı. Irak hükümeti Kürtlerin artan bağımsızlık çabalarını protesto için bu katkı payını Ocak'tan bu yana ödemeyi reddediyordu.

5 MİLYAR DOLARI AŞAN DONDURULMUŞ ÖDEMELER

Yine anlaşmaya göre, Kürtler kendi petrol satışlarında daha fazla söz sahibi olacak ve 5 milyar doları aşan dondurulmuş ödemelerin gerçekleştirilmesi sağlanacaktı. Ancak görüşmeler 30 Nisan'daki Irak genel seçiminden haftalar önce son buldu.

Irak yönetimi ile anlaşma sağlanamaması üzerine Kürt yetkililer, artan ekonomik baskıların etkisiyle ve Türkiye'nin de desteğiyle kendi petrollerini ihraç için hazırlıklara başladı. Görüşmelerle ilgili bilgi sahibi bir Batılı diplomat Kürt yetkililerin bu kararını "Paraya ihtiyaçları vardı ve ellerine petrolü satma fırsatı geçti," şeklinde yorumladı.

Irak hükümeti ile anlaşamayan IKBY'nin kendi petrolünü ihraç etme kararı ilk meyvesini 22 Mayıs'ta verdi. O gün 1,048,000 varil ham petrol taşıyan United Leadership adlı tanker Ceyhan'dan ABD'nin güney sahiline doğru yola çıktı. Fakat tankerin son durağı ve alıcısı konusunda hiçbir açıklama yapılmadı. Nitekim tanker yola çıktıktan günler sonra Cebelitarık Boğazı'nı geçince, kaptan rotayı değiştirdi.

Kürt Bölgesi'nin petrol satışlarının yasadışı olduğunu iddia eden ve sevkiyatı durdurmaya kararlı olan Bağdat hükümeti, tanker Ceyhan limanını terk ettikten kısa bir süre sonra harekete geçti. Irak hükümeti Paris'teki Uluslararası Ticaret Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine tahkime gidilmesi için başvuruda bulundu. Irak, Türkiye'nin ülkeyi 250 milyon dolar zarara uğrattığını iddia ediyordu. Bu meblağ tankerin yükünün değerinin iki katından da fazlasına denk geliyordu.

Irak hükümeti bununla da kalmadı, petrolün alıcılarına Irak'ın güneyindeki daha büyük petrol stoklarından bir daha faydalanamama tehditleri yaptı.

IKBY'nin petrol ihracatlarına doğrudan bağlantılı bir kaynak o günlerde yaşananları, "En çok şampanya patlatacak olan bizdik ama yapmadık. Nerede ne olacak, para nasıl gelecek, bir sonraki adım ne, diye düşünüp duruyorsun," diyerek anlattı.

United Leadership geriye dönmeye başladığı sıralarda Irak bir hamle daha yaptı ve ABD'nin de içinde bulunduğu bazı ülkelerden petrolün alıcıya ulaşmasını önlemek için yardım talep etti.

Bu sırada denizde geçirdiği iki haftadan sonra güneye yönelen United Leadership 3 Haziran'da Fas'ın Muhammediye Limanı'na ulaştı. Konuyla ilgili kaynaklara göre tankerin kaptanı Fas'ta ham petrolü boşaltmak istedi. Ancak bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Fas'lı yetkilileri arayarak buna izin vermenin ciddi yasal yükümlülükler doğuracağı uyarısında bulundu.

Bu uyarıların ardından yükünü boşaltamayan tanker Fas açıklarına demirledi. Bir petrol traderı uluslararası sulardaki gemiyle ilgili, "Buna kimse dokunmaz, ama bir yandan da herkes takip etmek istiyor" ifadesini kullandı.

Yaşanan gelişmeler üzerine Kürtler taktik değiştirdi. 9 Haziran'da, IŞİD Irak'ın en büyük ikinci şehri Musul'u ele geçirirken ikinci bir tanker Türkiye'nin Ceyhan Limanı'nı terk etti. United Emblem isimli tanker batıda Malta'ya doğru yola çıktı. Konuyla ilgili kaynaklara göre uluslararası sularda bekleyen gemi bir hafta sonra yükünü SCF Altai adlı gemiye devretti. Böylelikle, Kürtlerin ilk petrol satışı da gerçekleşmiş oldu.

Bu satışın ardından hiçbir yetkili henüz alıcının kimliğini doğrulamadı. United Amblem'den Kürt petrolünü alan Altai isimli tanker daha sonra doğuya giderek İsrail'in Aşkelon Limanı'na demirledi. Burada Kürt petrolü bir depoya boşaltıldı. Kürt Enerji Bakanlığı bu süreci "Bağdat'ın yaklaşık üç haftalık tacizlerine ve yersiz müdahalelerine rağmen" elde edilmiş bir diplomatik ve siyasi başarı olarak nitelendirdi.

Kürt petrolünün boşaltılmasından iki gün sonra IKBY'nin Türkiye Halk Bankası hesabına 93 milyon dolar yatırıldı. Türk ve IKBY yetkilileri ödemenin Fas açıklarında bekleyen United Leadership tankeri için yapıldığını açıkladılar. Ödemeyle ilgili bilgi sahibi bazı kaynaklar ise paranın İsrail'de boşaltılan petrol karşılığında yapıldığını söyledi.

İsrail ile diplomatik ilişkileri olmayan Irak hükümeti bu konuda bir adım atamadı. ABD ise sessiz kaldı.

"İlk teslimatın İsrail'e yapılmış olması manidar, çünkü İsraillilerin uzmanlık alanı olayları oldu bittiye getirip, ABD'yi yarattıkları gerçekler çerçevesinde hareket etmeye zorlamak," diyor Brookings Institution'dan Gregory Gause, ve ekliyor, "Son zamanlarda gördüğümüz üzere, IKBY de olayları oldu bittiye getiriyor."

IKBY yetkilileri satışın oynadıkları kumarın işe yaradığını gösterdiğini belirtti. "'Petrolünüzün olduğunu biliyoruz ama bunu ihraç edebilecek misiniz?' Bu, herkesin sorduğu önemli sorulardan biriydi" diyen IKBY sözcüsü Sefin Dizayi "İşte şimdi bunu gerçekleştirdik," ifadesini kullandı.

Ancak 1 milyon varil ham petrol satabilmek için harcanan bu kadar çaba bu işin ne kadar zor olduğunu da ortaya koydu. IKBY yetkilileri yönetimin bölgenin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için günde 400,000 varil ham petrol ihraç etmesi gerektiğini belirtiyor.

İlk satışın ardından ve United Leadership Fas'ın Atlantik kıyısına yakın bir yerde halen 5 haftalık bekleyişini sürdürürken, Kürt petrolü taşıyan üçüncü tanker Ceyhan'dan yola çıktı. Üçüncü tanker Malta'ya, Malta'dan Kıbrıs'a, oradan da Süveyş Kanalı'nı geçerek Sri Lanka'ya yöneldi. Dördüncü tanker ise bir hafta Malta kıyılarında demir attı, şimdi ise Bahamalar'a yaklaşmakta.

Kürt yetkililer günde 400,000 varil petrol ihraç etmeyi hedeflerken, Enerji Bakanı Taner Yıldız, perşembe günü Kürtlerin Ceyhan'daki petrol depolarının tamamen dolduğunu ve petrol pompalanmasına geçici olarak ara verildiğini açıkladı. Ceyhan'a sevkiyat durmadan once günde 120,000 varil Kürt ham petrolü pompalanıyordu. Kürt liderler bunu Aralık itibariyla 4 katına, 2015 sonuna kadar da 1 milyon varile çıkarmak istiyor. Yıldız bugüne kadar IKBY'nin Türkiye'ye 6.2 milyon varil petrol pompaladığını da açıkladı. Mevcut kapasitenin yanında Kürtler, IŞİD Haziran'da Musul'u aldıktan sonra Kerkük'ü ele geçirerek ellerindeki petrol sahalarına büyük bir yenisini daha ekleme ihtimalini de artırdı.

IKBY'nin boru hattına bağlı petrol sahalarından birini kontrol eden ve İngiltere'de işlem gören Türk şirketi Genel Energy bu ay bu bölgedeki sahalardaki üretimini günlük 84,000 varile çıkardığını açıkladı. Böylece, BP'nin eski CEO'su Tony Hayward tarafından yönetilen şirket üretimde bu yılın ilk yarısına kıyasla yüzde 33'lük bir artış gerçekleştirilmiş oldu. Karadan çıkartılan petrolde son kolay lokma olarak görülen bölgedeki petrol sahalarından Exxon Mobil Corp., Chevron Corp, Fransız Total SA  ve Rus Gazprom gibi devler de pay almak istiyor.

Verdiği bir röpörtajda "Son olaylar birçok şeyi değiştirdi." diyen Hayward, "Yolumuzda bazı engeller tabi ki oldu. Ancak bu tamamen yeni bir süreç ve bu sürecin fevkalade geçmesini bekleyemeyiz," şeklinde konuşarak bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Kürt yetkililer petrol ihracında yol alırken, Irak hükümeti de savunmasının dozunu artırdı. "Tankerin yüküne dokunan hiçbir şirketle anlaşma yapmayacağız," diyen bir Iraklı yetkili, "Kim Kürdistan'dan gelen petrole federal hükümetin izni olmadan dokunursa, petrol bakanlığımız bu kişilere karşı harekete geçecektir," diyerek hükümetin tavrını net olarak ortaya koydu.

Iraklı yetklilerin açıklamalarıyla birlikte SOMO da harekete geçti. United Leadership yola çıktıktan bir ay sonra, 29 Haziran'da, SOMO, müşterilerine ABD şirketi Core Laboratories NV'nin Hollanda merkezli birimi Saybolt International BV'yi kara listeye aldığını duyurdu. Saybolt, Kürt petrolleriyle yüklü United Leadership ve United Emblem adlı gemileri yola çıkmadan önce teftiş etmişti. Saybolt, bunun şirketin işlerine nasıl yansıyacağı konusunda bir açıklama yapmayı reddetti. Sektör analistleri yasağın önleyici olarak uygulandığını belirtiyor.

SOMO'nun Saybolt'u kara listeyi almasını değerlendiren Avrupalı bir petrol şirketinin üst düzey yöneticisi "Saybolt, SOMO gibi bir müşteriyi tamamen kaybediyor. Bu oldukça agresif bir hamleye benziyor. Son gelişmelerden sonra insanlar çok dikkatli olacak," şeklinde konuştu.

Tüm bu gelişmeler sonunda birçok Kürt, tankerlerin gelecekteki bağımsızlıkların sembolü olacağını umut ediyor.

"Petrolümüzü satmanın kolay olacağını hiçbir zaman söylemedik. Büyük sorunlar var ama üstesinden geleceğiz," diyen IKBY milletvekili Goran Azad Muhammed, "Bizim sondaj yapamayacağımızı, petrol kuyuları inşa edemeyeceğimizi, boru hattıyla sevkiyat yapamayacağımızı da söylemişlerdi. Ancak bunları başardık." açıklamasını yaptı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.