1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. BAHÇELİ ÇOK KIZDI AĞZINI BOZDU
BAHÇELİ ÇOK KIZDI AĞZINI BOZDU

BAHÇELİ ÇOK KIZDI AĞZINI BOZDU

Ağzı olan konuşmuş! Bu sefil yalancılar korosu MHP’yi edepsiz dedikodularla karıştırıyor. Sabah sütlerini içsinler, yetmezse kumda oynasınlar!

A+A-

Partisinin grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, parti içi muhalefete çok sert sözler söyledi. Bahçeli, MHP’deki muhalefete yönelik, “Bugünkü yönetim kalırsa baraj altı, yönetim giderse yüzde 25 garanti… Ağzı olan konuşmuş! Bu sefil yalancılar korosu MHP’yi edepsiz dedikodularla karıştırıyor. Sabah sütlerini içsinler, yetmezse kumda oynasınlar!” dedi.

İŞTE AÇIKLAMALAR

Allah'ın izniyle kanlı örgüt döktüğü kanda boğulacaktır. Terör destekçileri, iblis taşeronları açtıkları nifak çukurlarına bir daha çıkmamak üzere gömülecektir. Türkiye Cumhuriyeti bunu başaracak güç, azim ve inançtadır. Millet devletiyle bir ve bütündür. Heyecan ve hedefler aynı geleceğe sabitlenmiştir. Bu kutlu vatan üç beş soysuzun avucuna düşmeyecek kadar köklü, kudretlidir.
Türkiye bağımsızlığın bedelini asırlar içinde sayısız kez ödemiştir. Bunun aksini iddia eden kokuşmuşlar evvela bu bedeli ödemeyi göze alacak, sonra takatleri yeterse bu aziz milletle boy ölçüşmeyi deneyeceklerdir. Hiçbir sefil zihniyet Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel yürüyüşünü durduramayacaktır. Türkiye'nin fıtratında ne ümitsizlik, ne de korkuya teslim olmak vardır.
Yok öyle karamsarlığa tamah emek, kötümserliğe geçit vermek. MHP devletin bekasına, milletin asli ve ebedi çıkarlarına baş koymuştur. Destekse istenen şartsızdır, katkıysa istenen aracılıksızdır. Yeter ki terörizm kuşatmasını hep birlikte yaralım, feleğin çemberini kıralım. Bir vatan, bir millet kaybetmeden derlenip toparlanalım. Alçaklığın üstüne hep birlikte gidelim.
Bir vatan, bir millet kaybetmeden derlenip, toparlanalım. Kahramanlar Nusaybin başta olmak üzere ülkemin değişik yerlerinde mücadele verirken, Ankara’da post mücadelesine kapılmayalım. Titreyelim, kendimize gelelim, ihanete mızrak gibi, kurşun gibi saplanalım.
Türk milleti kendi hayat alanını çizip korurken vesveseci anlayışa takılmadı. Teslimiyetçi lobilere aldırış etmedi. Oluyor, başaramayacağız diyenlere kulak asmadı, kaale almadı. Mustafa Kemal’in Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma yaşananların özünü anlatmıştır.
“TARTIŞMALAR 93 YIL ÖNCE KAPANMIŞTIR”
“İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyormuş. Ben kimseyi milli meclise zorla davet edilmedim. Kararlarında özgürdürler. Ben buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini alır, Elmadağı'na çıkar tek kurşunu kalana kadar vatanını savunur. Ben buna ant içtim.”
Kuruluş ruhu hiçbir şekilde darbelenemez. Bilelim ki Türkiye'nin var olma gayesi her makamın önündedir. Ne yeni bir sisteme, ne de yeni bir rejime gerek yoktur. Sonu macera olan arayışlara ihtiyaç yoktur. Yeni bir sisteme gerek varsa, devletin yeniden tanımında milletin tamamı “Tamam” diyorsa ancak o zaman ne konuşulacaksa konuşulur. Bunun dışında her teşebbüs yeni bir cepheleşme kaynağı olacaktır.
Pelesenk olmuş bahsekonu tartışmalar 93 yıl önce kapanmış, millet hükmünü Ankara'da vermiştir. Biz ne yapacaksak mevcut sistem içinde düşünmeliyiz. Başkanlık gelince işsizlik bitecek midir? Türkiye bölgesinde ve küresel anlamda yıldız gibi parlayacak, tüm sorunlarından kurtulacak mıdır? Muhataplarımız söyler mi, hangi mucize, hangi muhteşem başarılar sükun edecektir? Çok başlılıktan şikayet edenler, kaç başın olduğunu, hangi başların uçurulduğunu söyleyebilecek midir? Sistemi inşa eden insandır.
“BU BİR PATİNAJ HALİDİR”
Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde yükseldiği ana dinamikler değiştirilmeden geçmişten keskin bir kopuş ve ayrılış yaşanmadan başkanlık nasıl kurulacaktır? Başka hedeflere yönelmeyecek siyaset ve devlet adamlarının bugünden olmayacağını kim garanti edecektir? “Başkanlık ihtiyaçtır” diyenler başka talep ve ihtiyaçlarla milletin karşısına çıkarsa buna nasıl mani olacağız? Başkanlık sisteminin milli bir beklentinin doğal yansıması olduğu tezi bize göre afakidir. Milletimizin en tabii ve haklı beklentisi refah ve reformdur. İş, aş ve yoksulluk sorununun kökten çözümüdür. Bu milli özlemlerin başkanlıkla anında gerçekleşeceğini bırakın söylemeyi iması bile akla, izana sığmayacaktır.
Bu bir patinaj halidir ve geleceğimiz açısından oldukça mahsurludur. Konjonktürel gelişmelerle güçler ayrılığını silip tek elde toplamak milletimizi buhrandan buhrana sürükleyecektir. Pusuda bekleyen Türkiye düşmanları fırsat kollamakta, zemin yoklamaktadır. Bölücüler uluslararası destek için ülkeler arasında mekik dokumaktadır. Riskler yoğunlaşmıştır. Biz Türk milletinin her kararına saygı duyarız fakat düşünce, tespit ve çekincelerimizi de açık yüreklilikle paylaşır, mücadelemizi mutlaka yaparız. Dürüstçe, açıkça söylemeliyim ki bugünlere hiç kolay gelmedik. 93 yıllık kazanımları kolayca, mirasyedi gibi elden çıkaramayız.

DAVUTOĞLU'NA MUTLULUKLAR DİLEDİ

Başbakan Davutoğlu'nun neler olduğu henüz açıklanmamış zaruri nedenlerden dolayı bırakma kararını sistem tartışmasından bağımsız düşünmek mantıksızdır.
Birbirimize karşı iyi kötü sözlerimiz siyasetin doğası gereği olmuştur. Sayın Davutoğlu'na bundan sonraki hayat serüveninde başarı ve mutluluklar diliyorum. AKP Türkiye'yi 14 yıldır tek başına yönetmektedir. Doğaldır ki bu partide her belirsizlik, her çatlak ülkemizi az ya da çok etkileyecek önemdedir.

ASIL SORUMLU KİM

Bizim amacımız AKP'nin zor günlerinde siyasal rant devşirmek değildir. Ne var ki şu sorgulamayı yapmak isteriz. Sayın Davutoğlu yoldan önce yol arkadaşına vurgu yapıyorsa bu refikliğin hilafına ilk hareketi kim başlatmıştır? Sayın Davutoğlu genel başkanlıktan ayrılma tercihinin kendisine ait olmadığını söylemektedir. Sandıktan çıkmış başbakanı görevden alma yetkisi AKP'nin saygıdeğer mensuplarına ve millete aittir. Asıl sorumlu kimdir, bunu niçin gerekli görmüştür. 1 Kasım'da yüzde 49 oy almış milletvekili 29 Nisan'da yetkilerinin tırpanlanmasına, 4 Mayıs'ta olağanüstü kurultay kararına nasıl varmıştır? Pelikan dosyasında kimlerin olduğu bizim meselemiz değildir.

HÜKUMET BUNALIMI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la fikir ayrılıklarının derinine inmek bizim açımızdan faydasızdır. Konuşmak taraflara düşecektir. Bizim araya girmeye, taraf tutmaya niyetimiz yoktur. Fakat ortada bir sorun vardır. İktidar kansız ve silahsız tasfiye edilmiştir. AKP siyasi rakibimiz olsa da bir hükümet bunalımı çok büyük sakıncalar doğuracaktır. Davutoğlu'nu çok eleştirdik, hatta demediğimizi bırakmadık. Yine de millet iradesini alarak başbakan olmuş bir parti genel başkanının buruşturulup atılmasını da hazmetmemiz zordur. Davutoğlu kendisine oy verenlere büyük haksızlık yapmıştır. Vesayet altında olduğunu belgelemiştir. Başbakanlığının sanal olduğunu, gerçek gücün kendi dışında toplandığını teyit etmiştir.
Davutoğlu'nun pes etmesine yol açan gerekçeler medyada fazlasıyla yazılıp çizilmekte, uzman görünümlü siyasi spekülatörler iddialarını aktarmaktadır. Meselemiz şu anda bunlar değildir. Bizim için önemli olan Türkiye'nin ne olacağıdır? AKP'nin olağanüstü kurultayından çıkacak ismi Beştepe'de saklı müstakbel Başbakan ülkeyi nasıl yönetecektir?

MÜSTAKBEL BAŞBAKAN ÜLKEYİ NASIL YÖNETECEKTİR?

Başbakan Davutoğlu'nun neler olduğu henüz açıklanmamış zaruri nedenlerden dolayı bırakma kararını sistem tartışmasından bağımsız düşünmek mantıksızdır.
Birbirimize karşı iyi kötü sözlerimiz siyasetin doğası gereği olmuştur. Sayın Davutoğlu'na bundan sonraki hayat serüveninde başarı ve mutluluklar diliyorum. AKP Türkiye'yi 14 yıldır tek başına yönetmektedir. Doğaldır ki bu partide her belirsizlik, her çatlak ülkemizi az ya da çok etkileyecek önemdedir. Bizim amacımız AKP'nin zor günlerinde siyasal rant devşirmek değildir. Ne var ki şu sorgulamayı yapmak isteriz. Sayın Davutoğlu yoldan önce yol arkadaşına vurgu yapıyorsa bu refikliğin hilafına ilk hareketi kim başlatmıştır? Sayın Davutoğlu genel başkanlıktan ayrılma tercihinin kendisine ait olmadığını söylemektedir. Sandıktan çıkmış başbakanı görevden alma yetkisi AKP'nin saygıdeğer mensuplarına ve millete aittir. Asıl sorumlu kimdir, bunu niçin gerekli görmüştür. 1 Kasım'da yüzde 49 oy almış milletvekili 29 Nisan'da yetkilerinin tırpanlanmasına, 4 Mayıs'ta olağanüstü kurultay kararına nasıl varmıştır? Pelikan dosyasında kimlerin olduğu bizim meselemiz değildir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la fikir ayrılıklarının derinine inmek bizim açımızdan faydasızdır. Konuşmak taraflara düşecektir. Bizim araya girmeye, taraf tutmaya niyetimiz yoktur. Fakat ortada bir sorun vardır. İktidar kansız ve silahsız tasfiye edilmiştir. AKP siyasi rakibimiz olsa da bir hükümet bunalımı çok büyük sakıncalar doğuracaktır. Davutoğlu'nu çok eleştirdik, hatta demediğimizi bırakmadık. Yine de millet iradesini alarak başbakan olmuş bir parti genel başkanının buruşturulup atılmasını da hazmetmemiz zordur. Davutoğlu kendisine oy verenlere büyük haksızlık yapmıştır. Vesayet altında olduğunu belgelemiştir. Başbakanlığının sanal olduğunu, gerçek gücün kendi dışında toplandığını teyit etmiştir.
Davutoğlu'nun pes etmesine yol açan gerekçeler medyada fazlasıyla yazılıp çizilmekte, uzman görünümlü siyasi spekülatörler iddialarını aktarmaktadır. Meselemiz şu anda bunlar değildir. Bizim için önemli olan Türkiye'nin ne olacağıdır? AKP'nin olağanüstü kurultayından çıkacak ismi Beştepe'de saklı müstakbel Başbakan ülkeyi nasıl yönetecektir?

“GİDİP KUMDA OYNASINLAR”

Davutoğlu sanki yüksekmiş gibi düşük profilli koordinatör başbakan sözleri dillerden düşmemektedir. Lobiler çalışmakta, pazarlıklar sürmektedir. Bizim üzerinde durmak istediğimiz başka bir husustur. Türkiye doğu ve güneydoğuda şiddetli bir mücadelenin içindedir. Milli bekamız ağır bir komployla sınanmakta, aralarında yerli ve yabancı işbirlikçilerinin bulunduğu sıcak bir sürecin içinden geçilmektedir. “Biz gidersek beyaz Toroslar gelir” diyen Davutoğlu koltuğunu bir çırpıda terk edip gitmiştir. Sanki Torosların ahı tutmuştur. Erken seçimi konuşanlar ise istikrarsızlık ve mahvoluşa hizmet etmektedir. Yeni bir seçim havası oluşturmak bu ülkeye ihanettir. Demokrasi cinayetidir. Bayağı söylentilere dikkat ediniz. Erken seçim için MHP bekleniyormuş. MHP'deki olağanüstü kurultayla ilgili gelişmeler bundan sonrası için tayin edici olacakmış. Mevcut yönetim kalırsa baraj altı, giderse yüzde 25'e çıkarmış. Ağzı olan konuşmuştur. Bu sefil ve yalancılar korosu algı ve aldatma düzeneklerini patlayıcı gibi partimizin etrafına döşemeye kalkmıştır. Korktuğumuzu iddia edenler bizden görünüp aslında geceyle gündüz gibi farklı olan zavallılardır. MHP değil barajdan, Allah'tan başkasına kulluk etmez, hiçbir şeyden korkmamıştır. MHP gazete köşelerinden, televizyondan, internet medyasından üretilmiş edepsiz dedikodularla yönetilemez, yönlendirilemez.
Sabahları kameralar karşısına geçip sırayla sütünü içmeden ya da içtikten sonra konuşanlar ciddiye alınmamaktadır. Bu tipler isterse sütlerini içip yorumlarını yapsınlar, sonra da gidip kumda oynasınlar. Kendi kazdıkları kuyuya kendilerinin düştüklerini göremiyorlar. Zeka fukarası kafalarına göre MHP'nin yutulmasını konuşuyorlar. MHP sırtını ona buna değil, egemenliğin yegane ve asil sahibi büyük Türk milletine dayanmıştır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.