1. HABERLER

  2. YURT HABERLERİ

  3. ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ DEDİ KENDİSİ NASIL ÖLDÜ
ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ DEDİ KENDİSİ NASIL ÖLDÜ

ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ DEDİ KENDİSİ NASIL ÖLDÜ

Tanrı bana elim ayağım tutarken bir ölüm nasip etsin. Şöyle çalışırken, yürürken öleyim istiyorum. Hiç kimseye sıkıntı vermeden öleyim" demişti, astırdığı 3 devrimciden sadece 3 gün fazla yaşadı.

A+A-

KENAN Evren Evren, 9 Kasım 1989'da Cumhurbaşkanlığı görevini Turgut Özal'a devretti ve ardından Marmaris'in Armutalan beldesindeki havuzlu villasında yaşamaya başladı. Haberciler,12 Eylül darbesinin lideri Evren'i Cumhurbaşkanlığı döneminde olduğu gibi emekliliğinin ilk günlerinde de yakından takip etmeyi sürdürdü. Ben o habercilerden biriydim. Yüzlerce, hatta binlerce kare fotoğraf çektim. Onlardan bazıları gazete sayfalarında yer buldu. Ama büyük bölümü de arşive ayrıldı.

BOĞAZDA BALIK TUTMAYI SEVERDİ

Evren'i emekli olmadan önce, Cumhurbaşkanlığı döneminde de, İstanbul ziyaretleri sırasında yakından izledim. Bir gün, Sarıyer açıklarında balık tutmaya çıktığını öğrendim. Bir Cumhurbaşkanı'nın "o anlarını" görüntüleyebilmek için tekne kiralayıp denize açıldım ama dönüşüne yetişebildim sadece.. Cumhurbaşkanı Evren'in balık tutmak için denize açıldığı bir başka gün ise aynı teknede ona eşlik ettim. Bu konudaki çabamın karşılığı için mi bilmem ama bunu sağlayan, yaver Albay Yekta Numanoğlu oldu. Bana balığa gelebileceğimi bildirdi... O gün bol bol fotoğraf çekme imkanı buldum. Kenan Evren'in oltasına da bol bol istavrit balığı takıldı.

HER ANINI İZLEMEK İÇİN EVİNİN YAKININDA EV TUTTUK

Kenan Evren'in emeklilik günleri başladı. O emekli olup Marmaris Armutalan'da havuzlu "Beyaz Ev" yerleşti. Haberciler yine takipteydi. Evren'in "o günlerini" ben de Günaydın Gazetesi muhabiri olarak diğer meslektaşlarımla birlikte izledim. Takip günün her saati, ve her yerdeydi. Bir, bir buçuk yıl kadar aralıksız sürdü bu takip. Günaydın, diğer basın yayın organlarından farklı olarak Evren'in 'beyaz ev ' olarak bilen havuzlu villasının hemen yakınında bir villa kiraladı. Aslında küçük bir haber merkezi gibiydi bi ev. Evren'in bizzat ziyaret ettiği bu evin bir odasını, fakstan renkli telefotoya kadar tüm haberleşme imkanlarıyla donattık..

İLK GÜNLER AŞIRI HAREKETLİYDİ. BİR EMEKLİ DEĞİL, AKTİF BİR SİYASİ FİGÜRÜN EVİ GİBİYDİ BEYAZ EV

Marmaris'teki ilk günleri de Evren'in çok hareketli geçiyordu. İlçeye gelen giden eksik olmuyordu. "Beyaz Ev'"i görmek, kendisiyle konuşmak, elini öpmek, fotoğraf çektirmek isteyenlerin ardı arkası kesilmiyordu. Fotoğraflı evlenme teklifleri de alıyor, eşinin hatırasına saygı nedeniyle hepsini kibarca reddediyordu. Bu ilk günlerde çarşı pazar geziyor, çeşitli açılış ve toplantılara katılıyor, bu toplantılarda bazı kadınların dans teklifleriyle karşılaşıyor, onları kırmamaya özen gösteriyordu.

ÖLÜME DAİR KONUŞTU : TANRI BANA ELİM AYAĞIM TUTARKEN BİR ÖLÜM NASİP ETSİN.

Emekliliğe adım attığında birkaç ay siyasi demeç vermeyeceğini söylemişti. Sıkı bir güvenlik çemberi içindeydi. Zaman zaman yaptığı sohbetlerde ölüme dair de konuşmuştu, ölümden korkmadığını söylüyordu.

Hatta Hürriyet Gazetesi'nde Celalettin Çetin'e verdiği bir röportajında bunu, "12 Eylül'den beri korunmam için hiçbir talepte bulunmadım. 12 Eylül'de çok ölüm tehditleri aldım ama hiç korkmadan halkın karşısına çıktım. Tanrı bana elim ayağım tutarken bir ölüm nasip etsin. Şöyle çalışırken, yürürken öleyim istiyorum. Hiç kimseye sıkıntı vermeden öleyim" diyerek ifade etmişti.

ANILARDAKİ EVREN

Evren'in anılarına gelince. Bunları saymakla bitmez, bazıları başlı başına haber oldu, bazıları o haberlerin detayında yer alabildi, bazıları da hiç duyulmadı. İşten onlardan hafızama çakılıp kalan, silinmeyenlerden bazıları ;

"ŞİMDİ GAZETECİLER EVREN'İ MAFYA KARŞILADI, YAZARLAR"

Evren'in Marmaris'teki en yakın dostu, Lidya Oteli'nin sahibi merhum AP Eski Senatörü Mustafa Deliveli'ydi. Evren yakın dostunun oteline gider onunla yemek yer, sohbet eder, şakalaşırdı. Kendisiyle ilgili çıkan haberleri, gazeteleri incelerdi. Lidya Oteli'ne ilk gelişinde, girişte 7.5 kilo ağırlığında bir kedi vardı. Korumalar geçerken de yerinden kalkmadı. Evren "Bu hep böyle mi " dedi ve adını sordu. "Mafya" yanıtı üzerine kahkahalar atarak, "Şimdi gazeteciler Evren'i mafya karşıladı, yazarlar" dedi.

YÖK BAŞKANI DOĞRAMACI'NIN GELİP GELMEDİĞİNİ SORDUM, "KAPIYI ONARDI GİTTİ" YANITINI ALDIM

Bulgaristan göçmeni bir karı-koca ; Latif ve Fatma Evren'e yaşadığı evde yardımcı oluyordu. Evren'e hemen her gün ziyaretçi geliyordu. Ben de olan biteni haber merkezine ulaştırıyor, bir sonraki günü etkinliklerini de bildiriyordum. YÖK Başkanı Prof. İhsan Doğramacı ertesi gün gelecek ziyaretçiler arasındaydı. Sabah saat 10.00 gibi meslektaşlarımla villanın önde beklemeye başladık. Dakikalar geçti ama ne gelen vardı ne giden ? Sıkılmaya başladık. Tam o anda kapı açıldı ve Latif çıktı. Biraz şaşkın “Ne beklersiniz hepiniz burada?" dedi. YÖK Başkanı'nı kastederek “Doğramacı'yı bekliyoruz" dedik. “Ha o mu , geldi kapıyı onardı gitti" dedi. İşte o an haber merkezlerine ne diyeceğimizi düşünmeye başladık.

12 EYLÜL'DE EVLENDİĞİMİ SÖYLEYİNCE "ŞİMDİ SANA DA ÇATARLAR" DEDİ. YANITI, VALİ DAHİL HERKESİ GÜLÜMSETTİ

Sağlığına dikkat eder, öğle uykularını ihmal etmez, villasındaki havuza girer ve güneşlenirdi. Bir süre sonra gazeteciler Evren'i izlemeyi oradaki yerel muhabirlere bıraktı. Evren, İstanbul'a bir gelişinde 1991'de İstanbul Valiliği'ne de ziyarette bulunmuştu. Bir tesadüf 1991 yılı 12 Eylül'ünde evlenmiştim. Diğer gazeteciler arasında beni de görünce hatır sordu. Evlendiğimi söyleyince de “Bana davetiyen gelmedi. Ne zaman evlendin?" dedi. “12 Eylül'de" yanıtım üzerine gülerek “Şimdi sana da çatarlar" demişti.

YEDİĞİM YEMEĞİN PARASINI ÖDEYİP ÖDEMEDİĞİMİ SORDU. "EVET" YANITINI ALINCA "ŞİMDİ OLDU" DEDİ

Adana'ya Çalışan Gazeteciler Bayramı Balosu için, Marmaris'ten karayolu ile Adana'ya gidiyoruz. Konvoydaki tek gazeteci benim. Yolda bir astsubay orduevinde mola verdik. Çıkarken bana "Yemek paranı verdin mi?" dedi. "Evet" yanıtım üzerine " hah tamam şimdi oldu" dedi.

DOĞAÜSTÜ GÜÇ İNANCI

Dörtyol'daki Yılancı Hacı Macit'i ziyaret etti. Bunun nedeni Yılancı Hacı Macit'in onu yılan ve akrep sokmalarına karşı efsunlayarak koruduğuna inanışıydı. Yaşadığı Beyaz Ev'i de efsunlatmak istiyordu. Macit ve onun yaptığı için " Bu doğaüstü bir şey. İnanmayan gitsin görsün. Ben ayrıca inanıyorum. Bu adam ayrıca din adamı değil. Ayrıca hacca gitmişliği de yok. Sadece ismi hacı. Ancak doğaüstü bir gücü var" demişti.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.