1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. AKP’nin hedefindeki adamdan, AKP'ye şok yanıt
AKP’nin hedefindeki adamdan, AKP'ye şok yanıt

AKP’nin hedefindeki adamdan, AKP'ye şok yanıt

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin Mısır’daki darbeye ve kanlı müdahalelelere tepki göstermediği için hedef aldığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu sessizliğini bozdu. İslamoğlu, AKP Hükümeti’nin Mısır’daki katliamı kınamak için İİT’yi olağanüstü toplantıya bile çağırmadığını açıkladı. İhsanoğlu, AKP’nin kendisine yönelttiği eleştirilere şaşırdığını söyledi.

AKP’DEN ÜÇ KOLDAN SALVO

Erdoğan, önceki gün Bursa’da “kentsel dönüşüm” projesinin başlatıldığı törende yaptığı konuşmada, batılı devletler uluslararası kuruluşları Mısır’daki katliama sessiz kalmakla suçlamıştı. Erdoğan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, ve İİT’ye de ekleyerek “Aynaya bakacak yüzleri kalmadı”dedi.

Başbakan’ın sözlerinin ardından hükümetten Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Kanal 24’te soruları yanıtlarken, AKP Hükümeti döneminde İİT Genel Sekreteri olan İhsanoğlu’nu onursuzlukla suçladı ve “Burası, kralların çıkarlarının değil, İslam’ın teşkilatı. Ben İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olsam, çıkardım derdim ki; ‘Bu zulüm karşısında İslam ülkelerini işbirliğine davet ediyorum.’ Eğer işbirliğine yanaşmazlarsa çıkar derdim ki; ‘Ben İslam adına böylesi bir işbirliği teşkilatının böylesi zulüm karşısında sessiz kalmasının onursuzluğunu taşıyamam.’ İstifamı basardım oradan ayrılırdım” diye konuştu.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise “İslam İşbirliği Teşkilatı böyle günlerde sesini yükseltmeyecek de ne zaman yükseltecek? İhsanoğlu’nun ne iş yaptığını bilen var mı?” diyerek, İslamoğlu’nu eleştirdi.

“MISIR’DA DOĞMUŞ, BÜYÜMÜŞ BİRİYİM”

İhsanoğlu, hükümetin ve AKP’nin kendisine ateş püskürmesi üzerine yaptığı açıklamada, 17 Ağustos tarihinde NTV televizyonuna özel bir demeç verdiğini ve eleştrileri yanıtladığını duyurdu. Açıklamasında demeçten kısa notlar veren İhsanoğlu şunları söyledi:

Mısır’da yaşananlar vahşettir. Böylesi bir kıyımın karşısında insanı kalbi dağlanıyor ve tüm vicdanınızla reddediyorsunuz. Mısır’da doğmuş ve büyümüş biri olarak benim hislerim ortalama bir Türk vatandaşının hissiyatının çok ötesindedir. Zira ben bu Mısır'ı çok yakından tanıdım ve sevdim. İki ülkenin tarihi bağlarını bilen birisi olarak benim üzüntülerim daha fazladır.

Teşkilatımız Tunus’ta başlayan olaylardan bu yana kitlelerin demokratik taleplerinden yana tavır koymuştur. Hatta Libya’da kimsenin ağzının açılmadığı günlerde Kaddafi’ye karşı ilk açıklamayı ben yaptım. Ne BM ne AB ne de Afrika Birliği yaptı. BM Güvenlik Konseyi Libya kararını alırken benim bu açıklamama atıf yapmıştı.

“TÜRKİYE, İİT’Yİ TOPLANTIYA ÇAĞIRMADI”

Göreve geldiğimiz günden beri sicilimizin ne olduğu çok meydandadır. Bunu takip etme imkanı olmayanlar farklı kanaatler ifade ediyorlar.

Mısır’da olayların 2011 senesinde başladığı günlerde yine teşkilatımız herkesin önünde beyanatlar vermiştir.

Dün Fransa İngiltere ve Avustralya'nın talebi üzerine BM Güvenlik Konseyi toplanıp bir açıklama yapmıştır. Olayların başlamasından bir gün sonra bizim yaptığımız açıklama BM güvenlik konseyinin dün yaptığı açıklamanın gerisinde değildir.

Bazı vatandaşlarımız ve dostlarımız bunun ötesinde ifadelerde bulunmamızı istiyorlar. Şahsen herkesin söylediğinden daha fazlasını söylemeye hakkı olan ama bu pozisyonda bulunan biri olarak müşterek bir karar olmadığı sürece açıklama yapmak için devletlerin konsensusunu ve mekanizmaların harekete geçirilmesini beklemem lazımdır.

Dün BM güvenlik konseyi 3 üyesi istediği için toplanmıştır. Teşkilatımızda şu ana kadar hiç bir devlet resmen bir talepte bulunmamıştır.

“BİZİ NASIL BÖYLE ELEŞTİRİYORLAR ŞAŞIRIYORUM”

Talep üzerine toplandığımız zaman mutabakat hasıl olduğunda o mutabakatın ulaştığı nokta neyse onu ifade etmekten aciz kalmayacağız. 

Ancak her şeyden öte şunu ifade etmek isterim: Bu olanlar bir vahşettir, orantısız güç kullanmaktır, meşru talepleri kurşunla karşılamaktır ve insan haklarının en büyük ihlalidir. 

Ben darbenin yapıldığı 3 Ağustos'dan bir gün sonra 4’ünde Cumhurbaşkanı Sayın Mursi’nin serbest bırakılmasını talep ettim. Bu süreçte Mısır idarecilerine İİT olarak arabuluculuk teklif ettim. Ancak onlar kendi kararları olarak AB’yi tercih ettiler. Yeni hükümet kurulunca yeni bakana Cumhurbaşkanı Mursi’nin serbest bırakılması yönünde taleplerimizi bir açıklama ile ifade ettik.

Bütün bu olaylar ve açıklamalar ele alınmadan insanlar bizi nasıl böyle eleştirebilirler ve kolay hüküm verebilirler ona şaşırıyorum.

Tekrar açıklamakta fayda vardır ki 57 ülkenin üyesi olduğu İİT yapısı gereği sadece Genel Sekreter demek değildir. Her şeyden önce üye devletlerin ortaklaşa belirdikleri politikaların sonucu olarak İİT’nin tavrı ortaya çıkar. 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.