1. YAZARLAR

  2. Cuma Hikmet

  3. Ahmet Kaya Zerdüşt müydü?
Cuma Hikmet

Cuma Hikmet

Yazar Yönetmen
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahmet Kaya Zerdüşt müydü?

A+A-
 
 
Erdoğan'ın gündem yaratma merakı başına olmadık işler açmaya devam ediyor.

Son gurup toplantısında, "Ulan hepiniz oradaydınız" şeklinde sarfettiği veciz cümlesi ile yine tv lerin "kavga çıkaralım reyting kapalım" programlarında baş köşelerdeydi. İşin içerisine "kabadayı jönümüz" de sokulunca halkın magazin şehveti kabardı, başbakan'ın Rusya macerası bile gündemde yankı yapmadı.

Erdoğan'ın Rusya'da Suriye politikasından geri adım attığı, "Şam'da namaz hevesinin, kursağında kaldığı" hiç bir yerde yazılıp çizilmedi.

 
Kalanı bildikti gündemde ki gelişmelerin. Öğretmenler günü arefesinde Ankara'da, yasal protesto, gösteri haklarını kullanan öğretmenlere bir araba sopa çekip, kafalarını, gözlerini yardı ödüllü polisimiz. Gezi günlerine geri döner gibi olduk.

Başbakan tam o sırada, Rusya'da eski can dostu Esad üzerinden demokrasi dersleri vermeye kalktı, yattığı kısa süreli hapis cezası günlerine geri dönüp "özgürlüğün tadını bilirim" dedi. Türkiye'nin artık ezberlediği, bildik Erdoğan, dünyayı yine şaşırttı. Şaşırtmayan sonuç ise Büyükelçimizin Mısır'dan skandal kovulması olayıydı. Bir ülke daha Erdoğan'a çok net dirseğini gösterdi, Türk Elçisini kapı dışarı etti. Düşünün savaşdan önce son adımda yapılan bir şey bu. Mısır'la "savaşa mı gireceğiz" bilemiyoruz. Başbakan biliyor yeter.
 
Biz şu "ulan" olayına dönelim gündemin hakkını yemeden.

Diyarbakır'da yaptığı show ile Kürt seçmenlerin türibinine seslenmek isteyen Erdoğan, tam iki kez "Kürdistan" diyerek, tek komşu dostu Barzani'yi bağrına bastı. Devlet başkanı statüsünde ağırlandı Kürt komşu. Yakışır gündeme.Daha önce "dostum" diyerek bağrına bastıklarının başlarına gelenleri çok iyi bilen Barzani ise, mesafeliydi biraz. Bir Kürt din büyüğünü ziyaret etti, uzak akrabalarına bir bavul altın dağıtmakla yetindi aşiret cumhurbaşkanı.Sonuçda bu sevdanın "para ilişkisi" olduğunu yazdı dış basın, olay anlaşıldı. Büyüksün ticaret. 

Yardımcı oyunculara'da roller verilmişti gösteride. Kürt Müziğinin ünlü ismi Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses'te sahne alarak, AKP'nin Kürt ilizyonuna destek attılar. Davutoğlu'nun, Şivan Perverle el ele fotoğrafları yayınlandı. BDP ise bu gösteriden ciddi rahatsız oldu ama Diyarbakır Belediye başkanı ile sihir gösterisine ev sahipliği yapmayı ihmal etmedi.

 "Kürdistan" demesi ile ağızları tatlanan Kürt tarafının, Erdoğan'ın Ankara'ya dönünce çark etmesi, neşesini kaçırıverdi. "Ya gösteri iyiydi hoştu ama başka Kürtlerin Kürdistan'ından söz etmiş, bizimkinden değil" diye kızdılar. Hemen BDP'li milletvekili Üçer, ağzını bozarak yanlış anlamalara açıklık getirdi. Şivan Perver'e yüklendi. "Şivan Erdoğan ve AKP'nin çobanı olmuştur" Bu açıklamayı duyan milyonlarca Kürt Vatandaşımız, anında Şivan Perver'den soğudu. Ne cd'lerini alacaklar nede konserlerine gidecekler artık.
 
Öyle günler yaşanıyor ki memlekette, kimin eli kimin cebinde iyice karışmış durumda.Erdoğan'ın amacı belli. Batıda kaybettiği oyları Doğudan takviye etmek istiyor. BDP ve doğal liderleri Öcalan ile bir yandan "demokrasi ve özgürlük" süreci yürütüp, Kürt vatandaşın kahramanını oynarken,Ankara'ya döner dönmez "Kürdistan" konusunu başka şeye döndürüyor.Protesto gösterisi yapan öğretmenlerin ağzını burnunu polisi Ankara'da kırarken, kendisi Rusya'da, Suriye halkına demokratik davranmayan Esad'a destek verdi diye, Putin'i eleştiriyor. O kadar hızlı fikir değiştiriyor ki, hangi fikri ne, kimle dostuz, kimle düşmanız çözemiyoruz.
 
Erdoğan bu gün ne söylüyorsa aksini Google yazan herkes, tam tersini söylediği bir video buluyor. İnsanın fikirlerinin değişmesi normaldir ama bir yıl içinde 180 derece değişmesini, ne kendi vatandaşımız nede dünya anlayamıyor. Irakta savaşan Amerikan askerine dua eden başbakan, Rusya'ya gidip "Bizi  de Şangay anlaşmasına dahil edin" deyiveriyor.

Diplomasi, dış ilişkiler etiği,devlet politkası teamülleri herşey altüst. Mecliste "ulan" , halkına "lan" diyen bir başbakan, vatandaşa" Gavat" diye hitap eden valisi. Kahveye döndü ülke.

İş böyle olunca, başka ülkelerde bizim başbakana alışılmamış bir dille hitap edebiliyorlar haliyle. Putin daha dün skandal bir espiri yapıp herkesin içinde Erdoğan'a gazetecileri güldürdü. Gazeteciler soruyor Rusya'da, "Greenpeace eylemcisi Gizem'i dönerken götürecek misiniz?" diye, Putin lafa giriyor, "Ne biçim soru o buraya eşi Emine Hanımla geldi". Düştüğümüz duruma bak. Amerika'dan Mısır'dan yapılan açıklamaları saymıyorum bile. Okey masasında söylenmeyecek sözler. "Aklından şüpemiz var" cinsinden bile açıklamalar var.
 
Bu karmaşada bir çok şeyi anlayamıyoruz haliyle. Şu iktidara ilk geldiğinde "hızlandıralım şu trenleri", deyip bir çok vatandaş hayatını kaybettikten sonra, tek bir sorumlusunun bile bulunamadığı kazayı nasıl unuttuğumuzu anlayamadığımız gibi.
 
Ama sorular dönüp duruyor kafamızda.

Terörist dediklerimizle anlaşma yaparsak, bundan sonra terör ile sorun çözmek isteyenlerin hepsi bize "anlaşma yoksa asarız, yakarız, keseriz" demezler mi? Misal, El Kaide Türkiye de örgütlense, bombalar patlatsa, korksak epeyce bir ve "şeriat isterük" dese,bizim vatandaşın adına , yaksa yıksa. " Gel masaya şeriatın şartlarını görüşelim" mi diyeceğiz, yakalayıp hapse tıktığımız liderine? İlk bu soru var kafamız da?
 
Ardından,kocaman bir ülke halkını "kana boğarım" diye tehdit ederek, "aman dağdan insin" diye anlaşıp, istediklerini verdikten sonra, doğuda ki özgür vatandaşlarımızın arasına, eline Türk bayrağını alıp batıda ki vatandaşlarımız gidebilecek mi? diye merak ediyor, sosyal medyada adlarının başına TC. koyanlar.
 
Birde şu var; demokratik sistemlerde seçilmişlik esas diyoruz. Mantıklı. Biz Kürt halkının istekleri için İmralı'da ki "Sayın Kişi" ile görüşüp pazarlık ediyoruz. Peki o sayın kişi hangi seçim sandığından çıktı? diye soruyor millet, Başbakan her "sandıktan çıktım, demokrasi bu" dediğinde.
 
Yıllarca terörü yöntem etmiş, onbinlerce yaşamın yok olmasına neden olmuş bir örgütün, hapiste ki liderleri ile müzakere ederken ve bunlarında,Erdoğan'ın dediğine göre, Allah tanımaz "ZERDÜŞTLER !" olduğunu bilirken, her fırsatta seslendiğimiz dini bütün müslüman diğer Kürt halkın özgürlük taleplerini, nasıl oluyorda o Zerdüştlerle görüşebiliyoruz? Buda gündemin yarattığı soru.
 
Biz sunni olarak komşumuzda cereyan eden her türlü mezhep çatışmalarında nasıl sunnileri destekliyorsak, Zerdüşt PKK'nın destekçilerinin de Zerdüşt olmaları normal değilmidir? Din kardeşiyiz destekleriz, mezhepciyiz arkasındayız mantığının sorusu da bu işte.
 
Bunlar vatandaşın soruları.Bitmez bu gidişle sorular, sürer gider.  Ama benimde özel bir merakım var.

Geçmişte PKK'yı desteklediği için vatandaşlıktan çıkarılan Şivan Perver, PKK'ya destek konserleri verdiği ve hala hapiste tuttuğumuz PKK öcüsüne, "Önderim" dediği için, bir kısım vatandaşın tepkisine maruz kalan Ahmet Kaya, yani şu anda Sayın Başbakanımızın her fırsatta bağrına bastığı bu sanatçılarımızda, ya "Zerdüşt'seler? Öyle ya Erdoğan'ın geçen yıl Zerdüşt ilan ettiği PKK'lı Kürtler'in destekçileri ne olurlar ki?
 
Sahi Şivan Perver ve Ahmet Kaya Zerdüşt müydü, bilen var mı?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.